Görevliler geri dönünce, başkâhinlerle Ferisiler, ‹‹Niçin Onu getirmediniz?›› diye sordular.In služabniki pridejo k višjim duhovnikom in farizejem; in ti jim reko: Zakaj ga niste pripeljali?
Görevliler geri dönünce, başkâhinlerle Ferisiler, ‹‹Niçin Onu getirmediniz?›› diye sordular.하속들이 대제사장들과 바리새인들에게로 오니 저희가 묻되 어찌하여 잡아오지 아니하였느냐
Görevliler geri dönünce, başkâhinlerle Ferisiler, ‹‹Niçin Onu getirmediniz?›› diye sordular.Tedy přišli služebníci k předním kněžím a k farizeům, i řekli jim oni: Proč jste ho nepřivedli?
Görevliler geri dönünce, başkâhinlerle Ferisiler, ‹‹Niçin Onu getirmediniz?›› diye sordular.Tjenerne kom da til yppersteprestene og fariseerne, og disse sa til dem: Hvorfor har I ikke ført ham hit?
Görevliler geri dönünce, başkâhinlerle Ferisiler, ‹‹Niçin Onu getirmediniz?›› diye sordular.Итак служители возвратились к первосвященникам и фарисеям, и сии сказали им: для чего вы не привели Его?
Görevliler geri dönünce, başkâhinlerle Ferisiler, ‹‹Niçin Onu getirmediniz?›› diye sordular.Прийшли тодї слуги до архиєреїв та Фарисеїв, і казали їм вони: Чом не привели Його?
Görevliler geri dönünce, başkâhinlerle Ferisiler, ‹‹Niçin Onu getirmediniz?›› diye sordular.וישובו המשרתים אל הכהנים הגדולים והפרושים והמה אמרו אליהם מדוע לא הבאתם אתו׃
Görevliler geri dönünce, başkâhinlerle Ferisiler, ‹‹Niçin Onu getirmediniz?›› diye sordular.فجاء الخدام الى رؤساء الكهنة والفريسيين. فقال هؤلاء لهم لماذا لم تأتوا به.
Görevliler geri dönünce, başkâhinlerle Ferisiler, ‹‹Niçin Onu getirmediniz?›› diye sordular.差 役 回 到 祭 司 長 和 法 利 賽 人 那 裡 . 他 們 對 差 役 說 、 你 們 為 甚 麼 沒 有 帶 他 來 呢
Görevliler geri dönünce, başkâhinlerle Ferisiler, ‹‹Niçin Onu getirmediniz?›› diye sordular.差役 回到 祭司 長和 法利賽人 那裡 . 他 們對 差役 說 、 你 們為 甚 麼沒 有 帶 他 來呢
Hayır, getirmedim, neden biliyor musun?"Du får ikke brug for den vi er tilbage om en halv time."
Hayır, getirmedim, neden biliyor musun?Não, não trouxe. E queres saber porquê?
Hayır, getirmedim, neden biliyor musun?Ne. Ne, nedonesl, chceš vědět proč?
Hayır, getirmedim, neden biliyor musun?No, no lo traje, ¿y sabes por qué?
Hayır, getirmedim, neden biliyor musun?- Nu. Nu i-am luat, şi vrei să ştii de ce?
Hayır, getirmedim, neden biliyor musun?To zdaj ni niti važno. Imaš mobilni?
Hayır, getirmedim, neden biliyor musun?Οχι και θες να μάθεις γιατί;
Hayır, getirmedim, neden biliyor musun?Не. Не донесох и знаеш ли защо?
Hayır, getirmedim, neden biliyor musun??לא הבאתי, רוצה לדעת למה
Kitabı bu yıl getirmedim.사실 이번 해에는 이것을 가지고 오지 않았습니다
Kitabı bu yıl getirmedim.למעשה לא הבאתי אותו השנה
Nerede kaldınız yahu? Neyse, gece görüş dürbünü getirdin, değil mi? Hayır, getirmedim, neden biliyor musun?Thomas, wszyscy czują to samo co ty.
Neyse, gece görüş dürbünü getirdin, değil mi? Hayır, getirmedim, neden biliyor musun?Thomas, semua orang rasakan yang sama denganmu.
"O sokakta yalan olamaz. Biz, Marm O'nu getirmediniz? ""그는 거리에서 거짓말 수 없습니다. 우리는 marm 그를 안으로 가져다 드릴까요? "
"O sokakta yalan olamaz. Biz, Marm O'nu getirmediniz? ""הוא לא יכול לשכב ברחוב. מותר לנו להביא אותו, מאן? "
"O sokakta yalan olamaz. Biz, Marm O'nu getirmediniz? ""لا يستطيع أن يكذب في الشارع. ونحن قد تجلب له في ، ترأسته؟ "
"O sokakta yalan olamaz. Biz, Marm O'nu getirmediniz? ""確かに。
Paranın mutluluk getirmediğini, nasıl anladıkları hakkında konuşmaktansa, herkes bir andaA místo aby hovořili o prozření, že peníze nevedou ke štěstí, okamžitě začali psát věci jako
Paranın mutluluk getirmediğini, nasıl anladıkları hakkında konuşmaktansa, herkes bir anda댓글들은 돈이 행복을 가져다 주지 않는다는 사실에 대해 말하기 보다는, "내가 복권에 당첨됐다면 말이야..."
Paranın mutluluk getirmediğini, nasıl anladıkları hakkında konuşmaktansa, herkes bir andaЗамість того, щоб написати що вони усвідомили — гроші - не шлях до щастя, усі відразу почали писати:
Paranın mutluluk getirmediğini, nasıl anladıkları hakkında konuşmaktansa, herkes bir andaИ вместо да говорят за това как им е показало, че парите не носят щастие, всеки започна да казва,
Paranın mutluluk getirmediğini, nasıl anladıkları hakkında konuşmaktansa, herkes bir andaובמקום לדבר על כך שהמאמר הביא אותם להבנה כי כסף לא מוביל לאושר, כולם מיד החלו לכתוב,
Paranın mutluluk getirmediğini, nasıl anladıkları hakkında konuşmaktansa, herkes bir andaوعوضًا عن التحدث حول كيف جعلهم يدركون أن المال لا يؤدي إلى السعادة بدا الكل فورا يقول
Paranın mutluluk getirmediğini, nasıl anladıkları hakkında konuşmaktansa, herkes bir andaお金は幸せにつながらないということに 気づかされたということではなく "もし自分が宝くじに当たったらどうするか"という
‹Sonsuza dek kraliçe olacağım› diye düşünüyordun, Bunları aklına getirmedin, sonuçlarını düşünmedin.A říkalas: Na věky budu paní, a nikdy jsi nesložila těch věcí v srdci svém, aniž jsi pamatovala na cíl jeho.
‹Sonsuza dek kraliçe olacağım› diye düşünüyordun, Bunları aklına getirmedin, sonuçlarını düşünmedin.Du sagde: "Jeg bliver evindelig Evigheds Dronning." Du tog dig det ikke til Hjerte, brød dig ikke om Enden.
‹Sonsuza dek kraliçe olacağım› diye düşünüyordun, Bunları aklına getirmedin, sonuçlarını düşünmedin.Du tänkte: »Jag skall evinnerligen förbliva en drottning» därför ville du ej akta på och tänkte ej på änden.
‹Sonsuza dek kraliçe olacağım› diye düşünüyordun, Bunları aklına getirmedin, sonuçlarını düşünmedin.Engkau menyangka akan menjadi ratu selama-lamanya, dan tidak menyadari atau memikirkan kesudahannya
‹Sonsuza dek kraliçe olacağım› diye düşünüyordun, Bunları aklına getirmedin, sonuçlarını düşünmedin.És ezt mondád: Örökre úrnõ leszek! úgy hogy ezekre nem is gondolál, és nem emlékeztél meg annak végérõl.
‹Sonsuza dek kraliçe olacağım› diye düşünüyordun, Bunları aklına getirmedin, sonuçlarını düşünmedin.In rekla si: Večno bodem gospa! in tako nisi tega premislila v srcu, pomislila nisi konca temu.
‹Sonsuza dek kraliçe olacağım› diye düşünüyordun, Bunları aklına getirmedin, sonuçlarını düşünmedin.Ja sinä sanoit: "Iäti minä olen valtiatar", niin ettet näitä mieleesi pannut, et loppua ajatellut.
‹Sonsuza dek kraliçe olacağım› diye düşünüyordun, Bunları aklına getirmedin, sonuçlarını düşünmedin.말하기를 내가 영영히 주모가 되리라 하고 이 일을 네 마음에 두지도 아니하며 그 종말도 생각지 아니하였도다
‹Sonsuza dek kraliçe olacağım› diye düşünüyordun, Bunları aklına getirmedin, sonuçlarını düşünmedin.Ngươi nói rằng : Ta sẽ làm những sự ấy vào lòng , và chẳng nghĩ đến cuối_cùng sự đó .
‹Sonsuza dek kraliçe olacağım› diye düşünüyordun, Bunları aklına getirmedin, sonuçlarını düşünmedin.Ngươi nói rằng: Ta sẽ làm những sự ấy vào lòng, và chẳng nghĩ đến cuối cùng sự đó.
‹Sonsuza dek kraliçe olacağım› diye düşünüyordun, Bunları aklına getirmedin, sonuçlarını düşünmedin.y dijiste: 'Para siempre seré soberana.' No consideraste esto en tu corazón, ni te acordaste de su resultado
‹Sonsuza dek kraliçe olacağım› diye düşünüyordun, Bunları aklına getirmedin, sonuçlarını düşünmedin.И рекла си: До века ще бъда господарка; Та не си взела това присърце, Нито си помнила сетнината му.
‹Sonsuza dek kraliçe olacağım› diye düşünüyordun, Bunları aklına getirmedin, sonuçlarını düşünmedin.И ты говорила: „вечно буду госпожею", а не представляла того в уме твоем, не помышляла, что будет после.
‹Sonsuza dek kraliçe olacağım› diye düşünüyordun, Bunları aklına getirmedin, sonuçlarını düşünmedin.ותאמרי לעולם אהיה גברת עד לא שמת אלה על לבך לא זכרת אחריתה׃
‹Sonsuza dek kraliçe olacağım› diye düşünüyordun, Bunları aklına getirmedin, sonuçlarını düşünmedin.وقلت الى الابد اكون سيدة حتى لم تضعي هذه في قلبك لم تذكري آخرتها.
‹Sonsuza dek kraliçe olacağım› diye düşünüyordun, Bunları aklına getirmedin, sonuçlarını düşünmedin.你 自 己 說 、 我 必 永 為 主 母 、 所 以 你 不 將 這 事 放 在 心 上 、 也 不 思 想 這 事 的 結 局
‹Sonsuza dek kraliçe olacağım› diye düşünüyordun, Bunları aklına getirmedin, sonuçlarını düşünmedin.你 自己 說 、 我 必 永為 主母 、 所以 你 不 將這 事 放在 心上 、 也不 思想 這事 的 結局
Teknoloji, İran'a siyasi bir değişim getirmedi.A technológia nem hozta meg a politikai változást Iránban.
Teknoloji, İran'a siyasi bir değişim getirmedi.A tecnologia não trouxe mudanças políticas no Irão.
Teknoloji, İran'a siyasi bir değişim getirmedi.Công nghệ chẳng đưa lại thay đổi chính trị tại Iran.
Teknoloji, İran'a siyasi bir değişim getirmedi.기술은 이란 정치에 어떠한 변화도 가져오지 못했습니다.
Teknoloji, İran'a siyasi bir değişim getirmedi.La technologie n'a pas permis de changement politique en Iran.
Teknoloji, İran'a siyasi bir değişim getirmedi.La tecnología no ha logrado un cambio político en Irán.
Teknoloji, İran'a siyasi bir değişim getirmedi.La tecnologia non ha cambiato la politica in Iran.
Teknoloji, İran'a siyasi bir değişim getirmedi.Technika nie wprowadziła zmian politycznych w Iranie.
Teknoloji, İran'a siyasi bir değişim getirmedi.Technologie hat im Iran keine politische Veränderung gebracht.