1533'te Kral François, Paris'i, Avrupa'nın en büyük şehri haline getirmek için harekete geçti.1533年、王のフランソワ1世は、ヨーロッパでもキリスト教世界でも最も大きい都市パリにふさわしい市庁舎を設置すると決めた。
Bu nikahın uğur getirmeyeceğine inanılır.この結婚は幸福ではなかったといわれている。
İstanbul’a dönmesi bir şartla kabul edilmişti: "Çıplak tabloları getirmeyecekti".横綱が長く休んでいたら、絵にならないでしょう」と答えている。
Ailedeki herkes, dini görevlerimizi aksatmadan yerine getirmeye çalışır.お調子者で学校の宿題をちゃんとやらない。
Gelin getirme ve uğurlama törenleri görülmeye değerdir.祥子と令の卒業式を迎え、祐巳たちはお別れのときへ。
Ama o kitap beladan başka bir şey getirmemiştir.しかし、本作はヒットには至らなかった。
Herkül'ün 12 görevinden biri de Hesperidlerin altın elmalarını getirmektir.ヘーラクレースの第11番目の課題は、ヘスペリデースの黄金の林檎を獲得することであった。
Ancak görevini tam anlamıyla yerine getirmez.しかし、その機能を完全に把握できているわけではない。
İlk albümden daha iyi ses getirmeyi başardı.ベストアルバムに収録されるのは初。
Bu koşulları yerine getirme olanağı da, ilgili yerel mahkemelerce sağlanmaktadır.これらの管轄区域は地方裁判所のそれに準ずる。
Çok işlemcili sistemler bu sorunu daha da beter hale getirmektedir.4つのプロセッサを追加することはこの問題をさらに悪化させた。
Yalnızca bu koruma vazifesini yerine getirmeli, başka bir iş yapmamalıdır.これらの職能区分は厳格に守られており、他の職掌を兼務することはない。
Richard, gaz maskesini çıkarır ve Ben'e şunu sorar; "Onun cesedini buraya getirmemizi ister misin?".彼はボトルを持ってきてひざまずき、「神様、私はこのボトルを投げ捨てようと思います。
Bu sırada Varbel de gelir ve gayet kötü bir haber getirmektedir.勇次が登場して障子予告を出す。
Geviş getirmezler.ウナギなど。
Bu bileşik canlı organizma üzerinde olumsuz etkiler meydana getirmektedir.摂取したものによっては生物にとって悪影響を及ぼすことがある。
Gelirleri olabildiğince eşit hale getirmek için çabalamalıyız.出来るだけインを攻めるのがコツ。
Bu sayede tüm dünya insanlarını kendi zombileri haline getirmeye başlamıştır.そして村人達全てをゾンビに変えてしまった。
Sonunda Tina'yı oturur konuma getirmeyi başarabilmişlerdir ancak Tina'nın cansız bedeni yine yere düşmüştür.前作のラストでトミーにクリスタルレイクに沈められたが、ティナの超能力で復活して殺戮を繰り返す。
Yeni yapılan su getirme yapıları ile bu soruna çözüm bulunmaya çalışılmaktadır .これらの水にまつわる問題に対して、問題解決に向けた努力も行われている。
İngiltere, iş başına kendi çıkarlarını koruyacak bir hükümeti getirmeyi planlıyordu.イギリスなどでは、工作にかかった人間を救出する仕組みがある。
Ve çevremde beni popüler bir şişe haline getirmek için pazarlama dolapları dönüyordu.酒屋を改装してコンビニにした。
Ne Marx, ne de ben, hiçbir zaman daha fazlasını dile getirmedik.无论马克思或我都从来没有肯定过比这更多的东西。
Çünkü filozoflar bu paradoksların zamanda yolculuğu imkansız hale getirip getirmediğini sorgulamaktadırlar.哲學家因這些悖論而質疑應該不可能進行時間旅行。
Tencere ve tabak getirmemizi istiyorlar.江淮一帶吃茯苓糕和炒麵。
Mana olarak; yakınlaştırma, yakına getirme olarak anlamına gelir.行發於近,必見於遠,故謹選左右,審擇所使。
O, ’Benim okulum, benim arkadaşlarım’ diyerek beni getirmezdi.而在學校及友人面前則自稱「俺」(おれ)。
Doğrusu bilge yöneticiler bu tür parlak zihinler için bir sınırlama getirmelidir.恰恰相反,智慧的统治者应该阻止这样的轻浮之举。
Ayrıca uzunluk ölçümünü, yüksek bir doğruluk derecesinde standart hale getirmeye çalıştılar.他们也尝试以高精度标准化长度测量。
Her politik görüşün negatif sonuçlar getirmesinden korkuluyordu.其後,全部測試結果呈現陰性反應。
Polis arabası, polisler tarafından resmi görevlerini yerine getirmek amacıyla kullanılan taşıttır.巡逻警车是各国巡警执行巡逻任务所使用的车辆。
55 kurtuluş beyyinesi getirmektedir.收于《大正藏》第五十五册。
Var olan (hemen hemen) her sesi bir harfe karşılık getirmek yoluyla hazırlanmıştır.帝出御文華殿聽之,每一人行杖畢,輒以數報。
Bitkiler rizom meydana getirmektedir.郊区种植水稻。
Amaç Rumen toplumunu "çok yönlü gelişmiş bir sosyalist toplum" haline getirmekti.在此期間,羅馬尼亞經歷了快速的工業化,企圖創造一個“多邊發展的社會主義社會”。
Herkül'ün 12 görevinden biri de Hesperidlerin altın elmalarını getirmektir.在大英雄赫剌克勒斯的十二项任务中,其中有一项就是摘取赫斯珀里得斯果园里的金苹果。
Trüfün tadını daha baskın hâle getirmek isteyenler, trüf yağı da kullanabilirler.而欲得苦滅道跡聖諦無間等者。
O halde, konuşmak meydana getirmektir.今欲顯之故作斯論。
"Kızım " dedi " İhtiyarlık insana yalnız keder ve üzüntü getirmez, tecrübe de getirir.孔子說:『唯女子與小人爲難養,近之則不遜,遠之則怨。
Fakat bunun getirisi olmayıp sadece oyuna heyecan getirmek için yapılmış bir görüntüdür.本作沒有出現,只在遊戲中登場。
Görevini yerine getirmek amacıyla Amerika’ya gelir.為執行任務而來到地球。
Kısacası muharebe iki taraf açısından da kesin sonuç getirmeyen bir muharebedir.就两人心术而论,其潜蓄觊觎窥窃之谋,诚所不免。
İsrail'in, Hamas'ın şehirde kampanya yapmasına yasak getirmesine rağmen Hamas 4 ve Fatah 2 sandalye kazandı.最終哈馬斯贏得四席,法塔赫贏得兩席,即使以色列禁止哈馬斯在市內進行公開競選活動。
Ancak Marie Antoinette onu geri getirme konusunda pek başarılı olamadı.更重要的是,自己給不了安娜未來。
1739 yılında matematik ve müziği bir araya getirmek için “Tentamen novae theoriae musicae” yazdı.在1739年,欧拉写下了《音乐新理论的尝试(Tentamen novae theoriae musicae)》,书中试图把数学和音乐结合起来。
Tümleme, bir şeyin eksiğini tamamlayarak onu bir bütün haline getirmek için kullanılır.为消除误会, 她每样事都抢着做。
Bu nikahın uğur getirmeyeceğine inanılır.他曾下令舉辦婚禮時不得奢侈。
İlk amacımız restoranımızın gereksinimlerini yerine getirmektir.多数公司首先的目标是着重于满足国内市场的需要。
Toplam kalite yönetimi bir sorumluluk anlayışını da beraberinde getirmektedir.執行功能簡單來說就是一整群包含認知處理過程的集合。
Ziyâdesiyle ilgilenip bize lâf getirmeyin.我曾勸他們救人要緊,不要做傷天害理的事。
Gürültüyü kontrol etmenin bir yolu, gürültü kaynağını daha sessiz hale getirmektir.預防耳鳴的方法為避免置身噪音環境。
Ama cellatlar saklanarak emri yerine getirmez.』臣下们没有地方可以逃避命令。
İki ya da daha çok kümenin elemanlarını bir araya getirme işlemidir.指挥两个或两个以上军团的将领。
Bunun üzerine Peygamber onu geri getirmesini söyledi ve beraberinde bir maşraba da su istedi.之後那個拿的抓住齊特他,並且命令要他一起來。
Avrupa masallarındaki “Parmak Çocuk” motifini akla getirmektedir.首作品「天子傳奇」甚具聲勢。
Taşınan kum ve verimsiz toprak, üretken tarım topraklarını kaplayarak, tarım yapılamaz hale getirmektedir.透過溫室裏光和溫度的控制可使一些非耕土地變成可耕土地。
Peygamberler din getirmemiş, İslamiyet üzere gelmişler, şeriat getirmişlerdir.예언은 인간의 생각에서 나온 것이 아니라 사람들이 성령에 이끌려서 하느님께로부터 말씀을 받아 전한 것.
Yeryüzündeki doğal karbonun yaklaşık 1.1%'ini meydana getirmektedir.지구에서는 전체 탄소의 약 1.1%를 차지한다.
Ziyâdesiyle ilgilenip bize lâf getirmeyin.만사에 혹닉(惑溺)하여 순위를 보내지 말라.
Fusûl-ül-Bedâyi' fî Usûl-iş-Şerâyi:Şeriat usulünde yenilikler meydana getirme. .백운(白雲)이라 돌아갈 생각(부모를 사모하는데에 쓰는 것임) 급하니, 가는 말꼬비 붙들 길이 없구려.