Marge, ev kadını rolünden memnun olmadığını dile getirmese de, bundan sıkılmaya başlamaktadır.Selv om Marge aldrig har udtrykt utilfredshed med sin rolle som husmor, er hun blevet træt af den.
H.P. Lovecraft'tan çok etkilendiğini kendisi de dile getirmektedir.Mange tekster er desuden inspiret af forfatteren H.P. Lovecrafs værker.
Bu kayıtları en iyi şekilde yararlanılabilecek hale getirmek gerekir.Data skal vedligeholdes, hvor det gøres mest effektivt.
Kişi bu durumda yerine getirmesi gereken toplumsal bir görevle karşı karşıyadır.Tilsvarende bruges borgerpligter om de forpligtelser, som en person skal leve op til som samfundsborger.
Başlangıçta yapmanız gereken en önemli şey görevleri yerine getirmektir.Det afgørende er, om vi har gjort vor pligt.
Michaels ve Kevin Nash, Triple H'i gruplarına almak için onu Raw'a getirmeyi planlamıştı.Michaels og Nash forsøgte at få Triple H til at slutte sig til dem.
Aslen avda vurulan kuşları bulup getirmek için kullanılırlar.Hvilket betyder du skal skyde aberne ned.
Fakat bebeğini kendi başına dünyaya getirmek zorunda kaldığını söyler.Der er blevet sagt om hende, at hun beholdt barnet i sig hele livet.
100'den fazla gemiyle 100,000 Yahudiyi Filistin'e getirmeyi başardı.Cirka 100.000 jøder blev bragt til Palæstina med 100-vis af skibe.
Swan'ın rolü Savaşçıları Coney Adası'na geri getirmektir.I Heimskringla fortæller Snorre om angrebet på Konghelle.
Bunu sağlayabilmek için arpa çimlendirilir ve buna malt hale getirme denir.Sårbehandling er sminke og skal betragtets som sådan.
Onları da getirmeliyim.Dem kommer jeg til at savne.
Ritmi geri getirmek için kalp masajı uygulanmaya başlanır.Her giver man hjertet et stød, for at få det tilbage i rytme igen.
Polis arabası, polisler tarafından resmi görevlerini yerine getirmek amacıyla kullanılan taşıttır.En politibil er et køretøj som er speciel tilpasset for politiets gøremål.
İnfazın sözlük anlamı "yerine getirme"dir.Bemærk at verbet er "at røge" og ikke "at ryge".
Ardından fırtınalı bir havada gemisini Marsilya’ya getirmeyi başarır.Herefter tager han flugten med flyvebåd til Sverige.
Mana olarak; yakınlaştırma, yakına getirme olarak anlamına gelir.Proksimal (lat.) betegner noe som er nær i avstand.
1965 yılından başlayarak King ABD'nin Vietnam Savaşındaki rolü hakkındaki şüphelerini dile getirmeye başladı.I 1965 begynte King offentlig å uttrykk tvil om Vietnamkrigen.
Bu kararı yerine getirmek için özel bir komisyon kuruldu.Det ble opprettet en særdomstol for å gjøre dette.
Claudius, senatoyu daha etkin, temsilî bir yapı hâline getirme işine koyulmuştu.Claudius omorganiserte senatet, slik at det skulle bli et mere effektivt og representativt organ.
İslam’a göre peygamberlere vahiy getirmek, Allah'ın emir ve yasaklarını bildirmekle vazîfeli melektir.Johansen så på seg selv som et sendebud fra Herren, og mente at synene han fikk var fra Gud.
Ayrıca uzunluk ölçümünü, yüksek bir doğruluk derecesinde standart hale getirmeye çalıştılar.Tvert imot, vi har alltid vært villig for å normalisere forholdene på et likeverdig nivå.
Tıbbi önlemler, vücudu bireyin hissettiği cinsiyete olabildiğince uygun hale getirmeye çalışmaktadır.Moderne behandling består av å gjøre kroppen mest mulig i samsvar med deres mentale kjønn.
Bu gruplar farklı insan hakları hareketlerini bir araya getirmeyi başardı.Disse skriftene har påvirket ulike aktivister og politiske bevegelser.
Bu büyülü yapraklar, ölüyü, hayata geri getirme gücüne sahiptir.Han bruker også denne magien til å få tilbake de døde til livet.
O halde, konuşmak meydana getirmektir.Dermed får begivenhetene tale for seg.
İşçileri çalışmaz, yerel işadamları onunla ticaret yapmaz hatta postacı bile postalarını getirmez olmuştu.Lokale forretningsmenn sluttet å handle med ham, og den lokale postmannen nektet å avlevere post.
100'den fazla gemiyle 100,000 Yahudiyi Filistin'e getirmeyi başardı.Cirka 100 000 jøder ble brakt til Palestina med 100-vis av skip.
Ama onlar böyle bir şerefsiz işi yerine getirmeyi reddederler.Han nektet å avtjene verneplikt på grunn av dette.
Çalışanların yarısını hukukçu ve iktisatçılar meydana getirmektedir.Halvparten av de øvrige medlemmene skal være utdannet jurist.
Birliğe üye olan belediyeler yine birliğin belirlediği dokuz kriteri yerine getirmek zorundadırlar.Klubbens styre har ni medlemmer som forestår foreninges løpende drift.
Ama bu da ülkede durumu daha karmaşık hale getirmekten öteye gitmeyecektir.Med andre ord, gjør det ikke vanskeligere enn det er.
Etrafta gezinen diğer erkekler dişiyi tekrar çiftleşebilir hale getirmek için yavruları öldürebilirler.Kan hundene overleve lenge nok til at Jerry kan komme tilbake og hente dem?
Bunun üzerine halka yönelerek, onları siyasi alanda etkili bir güç haline getirmeye çalıştı.Av den grunn forsøkte de å benytte sin innflytelse politisk.
Her politik görüşün negatif sonuçlar getirmesinden korkuluyordu.Alle regioner står i fare for å oppleve negative virkninger.
Apollo projesi: Bir insanı Ay'a indirip dünyaya geri getirme projesi.Målet med programmet var å sende en mann til månen og bringe ham trygt tilbake til Jorden.
Fusûl-ül-Bedâyi' fî Usûl-iş-Şerâyi:Şeriat usulünde yenilikler meydana getirme. .«Nå vil jeg ikke leke med teitinger mer» (Kjøtt) «Nei nei nei» (Et nytt og bedre liv!)
Devletler, daimi barış adına gönüllü bir birlik meydana getirmeliydiler.FN opprettet en fredsbevarende styrke for å holde fred i området.
Albüm ses getirmemiştir.Albumet oppnådde ingen listeplasseringer.
Albüm, eski ve yeni jenerasyon sanatçıları bir araya getirmektedir.Albumet inneholder både gamle og nye julesanger.
Sigorta nedeniyle bazı firmalar asgari ve/veya maksimum yaş sınırı getirmektedir.Untuk alasan asuransi, beberapa perusahaan menetapkan usia sewa minimum dan/atau maksimum.
Satō Mançurya'nın statüsünü ve "Rusların getirmek istediği herhangi bir meseleyi" tartışabileceğini söyledi.Satō bermaksud membicarakan status Manchuria dan "masalah apa saja yang akan diangkat Rusia."
Bunu ilahe Ayıhıt insanlara getirmektedir (ulaştırmaktadır).Hal ini, menurut dia, dibuktikan dengan jiwa manusia yang bersifat kekal (immortal).
Adli makamların sınırlama getirmesi asıl, idari makamların ise istisnadır.Memotong (ta’liq) rangkaian sanad, kecuali pada tingkat sahabat dan mukharrij.
Fusûl-ül-Bedâyi' fî Usûl-iş-Şerâyi:Şeriat usulünde yenilikler meydana getirme. .Tembung Wilangan / ꦠꦼꦩ꧀ꦧꦸꦁꦮꦶꦭꦔꦤ꧀ (kata bilangan).
Bu ise, çok ince bir planlamayı ve yine de birçok güçlüğü beraberinde getirmekteydi.Melakoni usaha ini juga ada juga yang berhasil dan banyak pula yang bangkrut.
Arazinin çoğu dağlık olup cüzi bir kısmını yaylalar meydana getirmektedir.Kebanyakan tanahnya rendah dengan perbukitan yang condong landai.
Mardonius, Makedonya'yı Pers İmparatorluğu'na bağlı bir ülke haline getirmeyi başarmıştır.Mardonios berhasil memaksa Makedonia untuk menjadi kerajaan klien Persia.
İbadetlerini yerine getirmelerine izin verilmedi.Mereka tidak membolehkan untuk diistimewakan.
Ayrıca uzunluk ölçümünü, yüksek bir doğruluk derecesinde standart hale getirmeye çalıştılar.Mereka juga berusaha untuk membakukan pengukuran panjang sampai pada tingkat akurasi yang tinggi.
Büronun direktörlüğünü Michael J. Sullivan, yardımcı direktörlüğünü Ronnie A. Carter yerine getirmektedir.Saat ini ATF dipimpin oleh Michael J. Sullivan dan wakilnya Ronnie A. Carter.
Adeta kişinin kendi kendini uyur konuma getirmesidir.Melepaskan pikiran yang mengganggu tidurnya.
Başlangıçta yapmanız gereken en önemli şey görevleri yerine getirmektir.Menurutnya, yang penting adalah mengerjakan tugas yang diberikan sebaik-baiknya.
Warner Brothers'ın finanse ettiği film gişede başarı getirmedi.Sayangnya, film yang dibiayai oleh Warner Bors., ini kurang menuai kesuksesan.
Muhtarımız tarafsız olarak görevini yerine getirmektedir.Mahkamah ini melakukan tugasnya secara independen.
Ancak görevini tam anlamıyla yerine getirmez.Tapi hal itu tidak menghalanginya untuk menyelesaikan tugas-tugasnya kapan pun ia bisa.
Görünmez olabilme yetenekleri, onları iyice tehlikeli bir hale getirmektedir.Karena sifatnya yang tak terduga, membuatnya sangat berbahaya bagi manusia.
Ziyâdesiyle ilgilenip bize lâf getirmeyin.Ladangmu janganlah kautaburi dan kebun anggurmu janganlah kaurantingi.
Bu çabalar da köye bir girdi meydana getirmemektedir.Di desa ini juga tidak ada PDAM yang masuk desa ini.
Sonra da Midia ikizlerin annesin getirmek bahanesi ile oradan ayrılır.Akibatnya, pemerintah akan menyediakan pertolongan untuk ibu kembar tiga.