Ana içeriğe geç
Sözlük

getirme ile cümle

getirme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Europa'nın kolonizasyonu çeşitli zorlukları beraberinde getirmektedir.S kolonizací Europy jsou však spojené některé obtíže.
Bunu ilahe Ayıhıt insanlara getirmektedir (ulaştırmaktadır).Zpřístupní je lidem (idnes.cz).
Bu kararı yerine getirmek için özel bir komisyon kuruldu.K tomuto účelu byla ustanovena zvláštní komise.
En bütük arzusu son dönem İtalyan mimari akımları ile Moskova Baroğu stillerinin bir araya getirmek idi.Ve svých stavbách kombinoval poslední trendy italského baroka s tradičním moskevským stylem.
Endüstri 4.0 temel olarak Bilişim Teknolojileri ile Endüstriyi bir araya getirmeyi hedefliyor.Rozvoj Průmyslu 4.0 velmi úzce souvisí i se vzděláváním.
İmparatorluktan Cumhuriyete geçişin sancılarını dile getirmesi sıklıkla değinilen başka bir yönüdür.O její říši se bojí mluvit i ostatní Věční.
Bazı ziyaretçilerin ise bezi bereket getirmesi inancıyla aldıkları belirtilmektedir.Některá etnika věří, že její vlastnictví může obecně přinést štěstí.
İlk eserlerini meydana getirmeye başladı.Začal malovat své první krajiny.
Geleceğe yönelik en önemli proje ise, beldeyi turizm merkezi haline getirme projesidir.Noví majitelé z něj plánují učinit centrum turistického ruchu.
Başlangıçta yapmanız gereken en önemli şey görevleri yerine getirmektir.Určit si priority – nejdůležitější úkol splnit hned jako první.
Hindistan, Asya'yla çarpışmaya devam ederek Himalaya Dağları'nı meydana getirmeye devam etti.V Asii došlo ke kolizi s Indickým subkontinentem, přičemž byla započata tvorba Himálaje.
Apollo projesi: Bir insanı Ay'a indirip dünyaya geri getirme projesi.Cílem amerického programu Apollo bylo uskutečnit přistání lidí na Měsíci a bezpečný návrat na Zemi.
Bütünleme, eksik bir şeyi tam hale getirme demektir.Mít pravdu neznamená vystihnout věc dokonale.
Sonra ona yiyecek bir şeyler getirmesi için benim evimden birini çağırdım.Jedna místní žena ho zde pozvala k jídlu.
Bu bileşik canlı organizma üzerinde olumsuz etkiler meydana getirmektedir.Tyto látky mají mít příznivé účinky na organismus.
Yönetimi merkezîleştirme, özel yetkileri kısıtlama ve vergiyi yeniden getirmesi ile itibar kazanmıştır.Zasloužil se o centralizaci správy, omezil různé výsady, a zrevidoval výjimky z pozemkové daně.
Bu da kimi trafik sıkışıklığı sorunlarını da beraberinde getirmektedir.Varují také před dopravními komplikacemi.
Amacı yepyeni bir canlı meydana getirmektir.Jeho plánem je vytvoření nové civilizace.
Devletler, daimi barış adına gönüllü bir birlik meydana getirmeliydiler.Znepřátelené strany se v nich dobrovolně zavazovaly udržovat vzájemný mír.
Antlaşma ayrıca Bulgaristan ordusunun 20 bin kişiyi aşamayacağı hükmü getirmektedir.Bulharská armáda nesměla mít dále více než 20 000 mužů, kteří nesměli být vyzbrojeni těžkými zbraněmi.
Bu kurul fabrikasının politik ve ekonomik hayatın yerine getirme vazifesi alıyor.Jádrem této práce byla myšlenka, že politická a finanční správa celé monarchie musejí tvořit jediný celek.
Ay'a insan indirme ve geri getirme hedefine ulaşmak için başlatılan projeye Apollo adı verildi.V 60. letech 20. století se rozběhl projekt Apollo, který měl za úkol dopravit na Měsíc a zpět člověka.
Tabi bu tarz bir yaklaşım, aynı zamanda büyük eleştirileri de getirmektedir.Jedná se o návrh, které vzbudil velkou pozornost, ale zároveň i rozsáhlou kritiku.
Bu durumda da orucun arkasındaki amaç, zevk düşkünü ve bağımlısı olmamak ve zevki olağan hale getirmemektir.Aby člověka v novém roce nepotkalo nic zlého, je zvykem vyhýbat se hořkým a kyselým jídlům a pochutinám.
100'den fazla gemiyle 100,000 Yahudiyi Filistin'e getirmeyi başardı.Na více než stu lodí jich připlulo více než 70 tisíc.
Hafızasını geri getirmesi için ondan yardım ister.Dostane nápad, jak mu vrátit ruku.
İşçileri çalışmaz, yerel işadamları onunla ticaret yapmaz hatta postacı bile postalarını getirmez olmuştu.Místní podnikatelé s ním odmítli obchodovat, pošťák mu odmítl doručovat poštu.
Shepherd'in amacı Task Force 141'i ortadan kaldırarak kendisini bir savaş kahramanı haline getirmektir.Po SAS se přidal ke Task Force 141 která sloužila jako utajovaná jednotka pro zabránění válce.
Her Microsoft Office paketinde bir BASIC türevi var olup makro programlamada büyük kolaylıklar getirmektedir.Každá maticová hra má Nashovo rovnovážné řešení ve smíšených strategiích.
Ancak elli öğrenciyi bir araya getirmeyi başardık; bu koşullarda çok bile.Těchto konferencí se zúčastnilo přes padesát středních škol, což znamená zhruba pět set studentů.
Europa'nın kolonizasyonu çeşitli zorlukları beraberinde getirmektedir.Colonizarea Europei este asociată cu o serie de probleme.
Sonra ona yiyecek bir şeyler getirmesi için benim evimden birini çağırdım.Apoi sunam pe cineva de acasă la mine să-i aducă niște mâncare.”
Yeryüzündeki doğal karbonun yaklaşık 1.1%'ini meydana getirmektedir.Acesta reprezintă aproximativ 1,1% din totalul de carbon natural de pe Pământ. ^ Carbon Carbon
Bunun sebebi Kabila'nın erzak, yardım ve destek getirmek için bazen günlerce geç kalmasına atfedilir.Din acest motiv, credea Guevara, Kabila întârzia ajutorul, întăririle și proviziile cu zilele.
Hükümetin bunun gereğini yerine getirmesi gerekir.”Dai guvernului exact ceea ce oferă”.
Tabii yanında gitarını getirmemişti.În demersul său este ajutat de nelipsita-i chitară.
Kam'ın en önemli görevleri bozulan dengeyi tekrar yerine getirmek ve hastaları iyileştirmektir.Cea mai importantă sarcină a șamanului era să vindece bolnavii.
"O halde niye getirmedin?!" diyen herkese: "Nasıl getirseydim, yunusun sırtındaydı.Toți cei ce le auzeau, le păstrau în inima lor, și ziceau: „Oare ce va fi pruncul acesta?”.
R2-D2 prensesten aldığı görevi yerine getirmek istemesi ile Yaşlı Obi-Wan Kenobi'yi aramaya başlar.Însă R2-D2 pleacă în căutarea celui căruia trebuie să îi predea planurile stației, Obi-Wan Kenobi.
Bu ona Almanya'yı bir bütün haline getirme fikrini verdi.În acest fel vei face Germaniei un mare serviciu.
Bunları alıp puzzle gibi bir araya getirmek harikaydı." dedi.A fost uimitor, luând toate aceste bucăți mici de aici și de acolo și punându-le cap la cap, ca pe un puzzle”.
Ancak Pasolini, kardeşinin hatırasını lekelememek için bu olayı gündeme getirmekten kaçınıyordu.Aceasta era o minciună pentru a-l opri pe Memnon să profite de ea.
Türkiye'nin Avrupa standartlarıyla uyumlu olan terör yasalarını yerine getirmesi gerekmektedir.Asigurarea autonomiei autorităților publice locale în conformitatea cu standardele europene.
Sharpless Pinkerton'dan bir mektup getirmektedir.Mr.Sharpless, consulul american, vine să-i citească o scrisoare pe care a primit-o de la Pinkerton.
Ancak görevini tam anlamıyla yerine getirmez.Din păcate, nu izbutit să o realizeze complet.
Geleneksel olarak, düğün pastası tüm konuklara ve çifte iyi şanslar getirmek için yapılmıştır.În mod tradițional, invitațiile de nuntă sunt trimise prin poștă în plicuri duble.
Hem İngilizcesinin çok yeterli olmayışı, hem de sakarlığı partinin altını üstüne getirmesine yetecektir.Nu cunoaște prea bine limba engleza.Vrea sa fie bogat si de aceea face orice pentru bani.
Bu komite üye ülkelerin sözleşmede düzenlenen taahhütleri yerine getirip getirmediklerini belirler.Curtea de justiție verifică întâi dacă acel stat a încălcat sau nu obligațiile ce-i revin prin Tratatul UE.
Chuck Billy Kızılderili kökenlidir ve bunu şarkı sözlerinde de dile getirmektedir.Cash a admirat întotdeauna americanii nativi, exprimând acest sentiment chiar și în cântecele sale.
Bu nikahın uğur getirmeyeceğine inanılır.Nimic nu a reușit să o facă favorabilă acestei căsătorii.
Daha sonra, operayı halktan herkesin sevdiği bir müzik hâline getirmek istediğini söyledi.Apoi am intrat în industria muzicală și toți credeau că e un nume de scenă.
Jericho, daha sonra hakaret ettiği ve aşağıladığı Malenko'nun bir portresini yanında getirmeye başladı.După acel meci, Jericho aducea de fiecare dată în ring o poză cu Malenko pe care o insultă.
Japonya Çin'i tam bir sömürge haline getirmek için harekete geçmişti.Acesta a promis că China va deveni o superputere.
Şemsiyeni getirmene gerek yoktu.Nu era nevoie să îţi aduci umbrela.
Pop müziği seviyorum ve onu geri getirmek istiyorum.Szeretem a popzenét, és vissza akarom hozni.
Satō Mançurya'nın statüsünü ve "Rusların getirmek istediği herhangi bir meseleyi" tartışabileceğini söyledi.Megvitatták Mandzsúria helyzetét és "minden ügyet, amit az oroszok felhozhatnak".
O halde, konuşmak meydana getirmektir.Ez pedig mellébeszélésre adhat lehetőséget.
1965 yılından başlayarak King ABD'nin Vietnam Savaşındaki rolü hakkındaki şüphelerini dile getirmeye başladı.1965-től kezdődően King kritizálni kezdte az Egyesült Államok szerepét a vietnámi háborúban.
SATA-IO 6.0 GB/s oranını standart hale getirmeyi planlamaktadır.A SATA tervezetben szerepel egy 6,0 Gbit/s-os szabvány.
Sürekli bu elementleri bir araya getirmeye çalışıyordum.Ezeket folyamatosan igyekezett egységesíteni.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
getirme ile cümle - Sayfa 30 - getirme kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App