Ana içeriğe geç
Sözlük

getirme ile cümle

getirme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Hindistan, Asya'yla çarpışmaya devam ederek Himalaya Dağları'nı meydana getirmeye devam etti.Indien fortsatte sin kollision med Asien och skapade därmed fler bergskedjor.
Claudius, senatoyu daha etkin, temsilî bir yapı hâline getirme işine koyulmuştu.Claudius föresatte sig att göra senaten mera effektiv och representativ.
Sisteme üye bankalar belli likidite ve rezerv şartları yerine getirmek zorundadırlar.Till exempel måste banker enligt lag upprätthålla en viss soliditet och likviditet.
Bu durum, ikili yıldız sistemi içinde yüksek sıcaklıkta bir yığılma diski varlığını akla getirmektedir.Det kanske tyder på närvaron av en ackretionsskiva med hög temperatur inuti ett dubbelstjärnesystem.
Bu kararı yerine getirmek için özel bir komisyon kuruldu.En kommitté tillsattes för att följa upp beslutet.
Bir gün, kral ölmek üzereyken oğullarını çağırmış ve oklarını getirmelerini istemiş.En dag, när han kände döden komma närmare, kallade han på sina söner och bad dem att ta med sig pilar.
Burada bozulmuş olan asayişi geri getirmeyi başardı.Här har den fullbildade sländan kommit fram.
Uruk halkı Gılgamış'ı yola getirmesi için Aruru'ya yalvarmış.Folket i Uruk bad till gudarna om hjälp.
Çok işlemcili sistemler bu sorunu daha da beter hale getirmektedir.Vissa läkemedel kan förvärra tillståndet.
İlk eserlerini meydana getirmeye başladı.Han antas ha skapat de första riktiga operorna.
Bunun akut kısmı ters inebilir ve tedavinin amacı hastanın böbrek işlevini olağan düzeyine geri getirmektir.Behandlingen är kirurgisk och inriktas på att återställa körteln till sin normala plats.
Bu kültürel organizasyon Kuzey Kafkas kültürünü bir araya getirmeyi amaçlamaktadır.Förhoppningen är att detta ska bidra till att stärka den nordiska kulturgemenskapen.
İl yönetim kurulunun amacı millî siyasette, meclisle ortak çalışarak çeşitli amaçları yerine getirmektir.Kyrkoherdens uppgift är sedan att leda arbetet i församlingen i enlighet med målen.
Ama o kitap beladan başka bir şey getirmemiştir.Detta för att han inte skulle orsaka fler problem.
İki manastır hizmetlisi manastırın dışında erzak getirmek için gelmişlerdir.Endast två nunnor fick kvarstanna i själva klostret.
İngiltere, iş başına kendi çıkarlarını koruyacak bir hükümeti getirmeyi planlıyordu.Då ingrep England för att skydda sina hotade intressen.
Bu kurul fabrikasının politik ve ekonomik hayatın yerine getirme vazifesi alıyor.Föreningen arbetar för regionens ekonomiska och politiska framtid."
Bu koşulları yerine getirme olanağı da, ilgili yerel mahkemelerce sağlanmaktadır.Så är till exempel fallet när rätten avgör mål om kommunalbesvär.
Europa'nın kolonizasyonu çeşitli zorlukları beraberinde getirmektedir.Kolonisation av Mars stöds av en rad organisationer med varierande inriktning.
Calais Antlaşması, her iki ülkeye de huzur getirmedi.Flo vill dock att de båda fienderna ska sluta fred.
Amanda Waller'ın emirlerini yerine getirmek için görevlendirilmiştir.Hon följer blint alla order Hilt ger.
Buna karşın, yine bazı antik kaynaklar Sappho'nun erkeklerle de aşk ilişkisi yaşadığını dile getirmektedir.Однак деякі стародавні джерела згадують і про зв'язки Сапфо з чоловіками.
Antlaşma ayrıca Bulgaristan ordusunun 20 bin kişiyi aşamayacağı hükmü getirmektedir.Болгарії заборонялось тримати в армії більше як 20 000 вояків.
Son olarak da Tommy'den bir grup çete üyesi tarafından çalınan motosikletini geri getirmesini ister.Наостанок Мітч просить Томмі повернути йому мотоцикл, який в нього вкрала банда "Акули".
Hükümetin bunun gereğini yerine getirmesi gerekir.”«Влада дуже хоче, щоб що-небудь відбулося».
Bu oyuncak bebekler cinsel davranışları yerine getirmek için farklı pozlamalar yapabilirler.Такі ляльки можуть приймати різні пози для вчинення статевих актів.
Sonny, Tommy'ye parayı ve malı getirmesi için fırsat verir.Сонні вимагає, щоб Томмі повернув «товар» і гроші.
Bu sırada Elena Serano'dan babasını arayıp yanına getirmesini ister.Тим часом Форман телефонує своєму батьку і просить його приїхати.
SpaceX açıkça ilk birkaç 'güç-verilen iniş' testinde başarılı geri getirme beklemediklerini belirtmiştir.У SpaceX не очікують успішного відновлення першого ступеня після перших декількох тестових запусків.
İlk eserlerini meydana getirmeye başladı.Почали з'являтись і перші власні твори.
Ancak bir ilişkinin "de facto evlilik" olabilmesi için belirli şartları yerine getirmesi gerekir.Доречнішим терміном щодо подібних стосунків є «фактичний шлюб».
Hastalara yemek getirmek yasaktır.Забороняється годувати тварин.
Bu gruplar farklı insan hakları hareketlerini bir araya getirmeyi başardı.Вони досягли успіху в об'єднанні різних галузей Правозахисного руху.
Ancak, kızın babası evlenmeleri için Âşık'ın yüklü bir miktar para getirmesini ister.Графиня неодноразово просила у свого батька гроші, щоб покрити борги коханця.
Buna karşın, bu durum Escher'in ekonomik ve politik görevleri yerine getirmesine engel olmuyordu.Однак це каліцтво не завадило зробити військову та політичну кар'єру.
27:33 Günahları için herkes Tapınağa günah sunusu getirmeli Lev.7, 3. чинить гріх усіма своїми діями.
Babasının amacını yerine getirmek için çalışıyordur ve Go Gur Yeo adında yeni bir ülke kurar.Вона готується зустріти Новий рік зі своїм нареченим Іпполітом.
Ancak görevini tam anlamıyla yerine getirmez.Втім, він навряд чи збирався серйозно дотримуватися своєї обіцянки.
İlk amacımız restoranımızın gereksinimlerini yerine getirmektir.Обов'язково потрібно задовольняти перші потреби відвідувачів.
Calais Antlaşması, her iki ülkeye de huzur getirmedi.Катувеллауни не дали спокою й королівству атребатів.
UEFA Şampiyonlar Ligini Ekranlara Getirmektedir . ^ Lider TV HakkımızdaЯк великі лідери надихають нас на дії. — відеодоповідь на конференції TED.
Başlangıçta yapmanız gereken en önemli şey görevleri yerine getirmektir.Я вважаю, що єдине, що має сенс — до кінця виконувати свій обов'язок.
Petro, Prut Antlaşması’nı imzaladıktan sonra anlaşma hükümlerini yerine getirmemişti.Петро не відразу зважився привести у виконання постанову Прутського договору.
Görünmez olabilme yetenekleri, onları iyice tehlikeli bir hale getirmektedir.Має здатність ставати невидимою, що робить її надзвичайно корисною для розвідки.
Luftwaffe bu görevi yerine getirmekte başarısız oldu.Італійським військам не вдалось виконати поставлені завдання.
Ama onlar böyle bir şerefsiz işi yerine getirmeyi reddederler.Проте імператор намагався позбавитись такого ганебного становища.
Tencere ve tabak getirmemizi istiyorlar.Приправити до смаку сіллю і перцем.
Bu kararı yerine getirmek için özel bir komisyon kuruldu.Для з'ясування причин була створена спеціальна комісія.
Kol bandı ve silikon kılıflar iPod'a renk getirmek ve çiziklerden korumak amacıyla satışa sunuldu.Так, його ідеєю було заготовляння шкір котовцями та обмін їх в Іваново на тканини, які йшли на обмундирування.
Karşımıza kim çıkarsa çıksın tesirsiz hale getirmek şarttır.Якщо ж хтось визначене нами порушить, нехай буде відлучений.
Bu tür emirleri astların yerine getirme mecburiyetleri yoktur.Для встановлення таких застосунків не вимагається адміністраторських прав.
Macarların şafak Tanrıçası Hajnal Anyácska’yı akla getirmektedir.Для послідовників Шактизма Верховною сутністю Ішвари виступає Богиня-мати Деві.
Sürekli bu elementleri bir araya getirmeye çalışıyordum.Він постійно підтримує баланс між елементами.
Belirli bir ortamda (örneğin ofis) insanları bir araya getirmek ve bağlamak için eşanlamlıdır.Правовий статус конкретної особи — складне поєднання і переплетіння правомочностей.
Söz konusu eyaletler bugün Pakistan'ı meydana getirmektedir.Зараз ці країни ведуть переговори з Хорватією .
Şarkının kısa süre sonra büyük ses getirmesiyle beraber, sanatçı ilk albümünü yayımladı.Незабаром молода співачка випустила свій перший альбом.
Onun bana bir açıklama getirmesini isterdim.Я би хотів, щоб вона надала мені пояснення.
Çok Fransızca kelime biliyorum ama cümle içinde bir araya getirmekte zorlanıyorum.Я знаю багато французьких слів, але мені складно створювати з них речення.
Sonunda Tina'yı oturur konuma getirmeyi başarabilmişlerdir ancak Tina'nın cansız bedeni yine yere düşmüştür.Podařilo se jim dostat Tinu do sedící pozice, ale její tělo se znovu svalilo na zem.
Peygamberler din getirmemiş, İslamiyet üzere gelmişler, şeriat getirmişlerdir.Avšak Izraelité proroky neposlouchali, zakazovali jim prorokovat, bili je a zabíjeli.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
getirme ile cümle - Sayfa 29 - getirme kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App