Ana içeriğe geç
Sözlük

getirme ile cümle

getirme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Tavşanlı'yı bir “numune köy” haline getirmek istiyorlardı.وكان يطلق على أبناء الريف في المعسكر "وصف الطلاينة".
Hindistan, Asya'yla çarpışmaya devam ederek Himalaya Dağları'nı meydana getirmeye devam etti.واصلت شبه القارة الهندية لتصطدم بآسيا والتي شكلت جبال الهيمالايا.
Okula kedini getirmen yasaktır.غير مسموح لك أن تحضر قطك إلى المدرسة.
Konsey Batı Ukrayna topraklarını tek bir devlet haline getirmeyi amaçladığını açıkladı.O Conselho anunciou a intenção de unir as terras da Ucrânia Ocidental em um único estado.
Geleneksel olarak, düğün pastası tüm konuklara ve çifte iyi şanslar getirmek için yapılmıştır.Tradicionalmente, o bolo de casamento era servido para trazer boa sorte ao casal e seus convidados.
Europa'nın kolonizasyonu çeşitli zorlukları beraberinde getirmektedir.A colonização de Europa apresenta inúmeras dificuldades.
Michaels ve Kevin Nash, Triple H'i gruplarına almak için onu Raw'a getirmeyi planlamıştı.Michaels e Kevin Nash planejaram transferir Triple H para o Raw para adicioná-lo ao grupo.
Bunun için sıkı eleştiriler getirmekte ve bu eleştirilerini ise hiciv biçimiminde ifade etmektedir.Cícero, em suas obras, critica-o fortemente.
Claudius, senatoyu daha etkin, temsilî bir yapı hâline getirme işine koyulmuştu.Cláudio começou uma reforma do senado para que fosse um corpo mais eficiente e representativo.
Hükümetin bunun gereğini yerine getirmesi gerekir.”O Governo acredita que deve continuar assim."
1973'te Chapecó şehrine futbolu geri getirmek amacıyla kuruldu.Foi fundado em 10 de maio de 1973, com o objetivo de restaurar o futebol na cidade de Chapecó.
Muhtarımız tarafsız olarak görevini yerine getirmektedir.Exerce as suas funções com total independência.
Bu kayıtları en iyi şekilde yararlanılabilecek hale getirmek gerekir.É necessário fazer bom uso dos dados que eventualmente estejam disponíveis.
Richard, gaz maskesini çıkarır ve Ben'e şunu sorar; "Onun cesedini buraya getirmemizi ister misin?".Então Gabriel, com a cabeça coberta de pó, apareceu-lhe dizendo: "Poisaste as armas!
Toprak sahipliliği hakları yeni kurulmuştu ve gelir getirmemekte idi.Havíamos perdido a posse do bem, era preciso no-la restituir.
Pişmanlık bir eylemi yerine getirmekten dolayı ortaya çıktığı gibi, eylemsizlikten dolayı da ortaya çıkabilir.Ou ainda, pela consequência do ato, poderá haver tristeza.
Gruplararası İşbirliği: Her iki grup da hedefleri yerine getirmek için işbirliği halinde çalışmalıdır.Parceiros de trabalho, os dois têm em comum o desejo de salvar vidas.
Avı getirme güdüsü güçlüydü ve fazlasıyla eğitilebilir bir ırktı.Era uma raça selvagem, muito difícil de capturar.
Sürekli bu elementleri bir araya getirmeye çalışıyordum.Com isto, sempre participava de reuniões com os mesmos.
Hastalara yemek getirmek yasaktır.É proibida a entrada com animais.
Bu büyülü yapraklar, ölüyü, hayata geri getirme gücüne sahiptir.Dizia-se que estas cinzas tinham o poder de ressuscitar um morto.
Başka bir görevde ise, Roran yeni kumandanın görevlerini yerine getirmez.Mas, mesmo contrariado, Brandon cumpre seu dever.
Kişinin gündelik işlevlerini yerine getirmesi zorlaşır.Ele deve ser capaz de realizar tarefas simples do quotidiano.
Bu, sistem karmaşasını artırmakta ve gelişimi, önemli ölçüde zor hale getirmektedir.Isto aumenta a complexidade do sistema e torna a manutenção do sistema muito mais difícil.
En önemli katkısı, Singapur Havayolları'nı dünya çapında bir taşıyıcı haline getirmek olmuştur.Tem como principal função transportar os Guianenses para o mundo.
Harmanlanmış öğrenme metodunun kullanılması beraberinde birtakım zorlukları da getirmektedir.Necessariamente, nas dificuldades de aprendizagem que apresenta um sujeito, está envolvido também o ensinante.
Eğitimin amacının çocuğun kendi kabiliyetlerini anlayacak duruma getirmektir.Numéria dá à criança a capacidade de contar.
Ancak Marie Antoinette onu geri getirme konusunda pek başarılı olamadı.Pouco faltou para que Maria Antonieta não fosse estrangulada.
Bazen sorumluluğunu yerine getirmek yerine durumu daha da kötü hâle getirecek ürünler satın alır.Em contra-partida, há aqueles que assumem mais do que sua parcela de culpa.
NEP döneminde de taleplerini dile getirmeye devam etse de siyasi olarak etkili olamayacaklardır.Mesmo presa, ela não deixaria de fazer política.
Ancak bu taarruz bir sonuç getirmemiştir.A aliança, porém, não parece ter produzido quaisquer frutos.
Siyasi görüşünde sosyal ve ekonomik olarak liberalleşme dile getirmektedir.Defende a liberalização económica e social.
Yeni yapılan su getirme yapıları ile bu soruna çözüm bulunmaya çalışılmaktadır .Estão sendo construídas novas avenidas para tentar amenizar essa situação.
1965 yılından başlayarak King ABD'nin Vietnam Savaşındaki rolü hakkındaki şüphelerini dile getirmeye başladı.A partir de 1965, o líder negro passou a duvidar das intenções estadunidenses na Guerra do Vietnã.
Sigorta nedeniyle bazı firmalar asgari ve/veya maksimum yaş sınırı getirmektedir.Muitos dão descontos, ou não cobram taxa, para consumidores idosos e/ou com deficiência.
Ostalji, Almanca'da Doğu Almanya'daki hayata duyulan özlemi dile getirmek için kullanılan bir terim.Ostalgie é uma palavra alemã que se refere à nostalgia pela vida na antiga Alemanha Oriental.
Bu da mağarayı, Avrupa'nın Orinyasiyen faunalarından en zengini haline getirmektedir.Compõe o essencial da fauna de vermes de terra européia.
Daima Voldemort'un emirlerini yerine getirmek üzere hareket eder.Sempre reclama quando Janete a chama de Waldemar.
H.P. Lovecraft'tan çok etkilendiğini kendisi de dile getirmektedir.Foi baseado no conto The Outsider, escrito por H.P. Lovecraft.
Bu durum ülkelerin daha iyi tanıtılabilmesi için kamu diplomasisini zorunlu hale getirmektedir.Na Quinta vai dar oportunidade às pessoas de a conhecerem melhor.
Savaş, barış getirmez. Tam tersine, o iki tarafa da acı ve keder getirir.As guerras não trazem paz; ao contrário, trazem dores e tristezas para ambos os lados.
Savaş, barış getirmez. Tam tersine, o acı ve keder getirir.As guerras não trazem paz; ao contrário, trazem dores e tristezas para ambos os lados.
Fikir iyi ama yerine getirmek zor.A ideia é boa, mas é difícil de implementar.
Tanrı, buyruklarını yerine getirenlere armağan verir ve getirmeyenleri cezalandırır.God zal alleen diegenen belonen die zijn geboden nakomen, en hen straffen die ze overtreden hebben.
Benedict rahipleri hala kilisede resmi görevlerini yerine getirmektedirler.De Benedictijner-monniken houden nog godsdienstoefeningen in de kerk.
Rinucchio noteri getirmek için ayrılır.Rinuccio gaat de notaris halen.
Mana olarak; yakınlaştırma, yakına getirme olarak anlamına gelir.Hij is nauw verwant aan de hertmuis, waarvan hij moeilijk te onderscheiden is.
Saydamlık: görüntünün bir kısmını görünmez hale getirme.Invisibility: maakt de speler deels onzichtbaar.
Bu sırada Varbel de gelir ve gayet kötü bir haber getirmektedir.Op dat moment komt de wachter op, die een onheilspellend bericht met zich meebrengt.
Tıbbi önlemler, vücudu bireyin hissettiği cinsiyete olabildiğince uygun hale getirmeye çalışmaktadır.Deze medewerkers zorgen ervoor dat het lichaam van de patiënt het orgaan zo goed mogelijk accepteert.
21 yüzyılda gizemli nesneler bilinen tüm Dünya uygarlığının sonunu getirmekteydi.In de 21e eeuw slaat een mysterieus object in op Aarde wat de gehele beschaafde wereld vernietigd.
Ancak yine o yıllarda William Caxton'un İngiltere'ye baskı makinesini getirmesiyle bu çok sürmedi.Het zou nog bijna een eeuw duren voordat William Caxton de eerste Engelse drukpers in gebruik nam.
Mayın bünyesinde etkisiz hale getirmeyi önlemek amacıyla tuzaklama düzeneyi bulunmaktaydı. .Er werden maatregelen getroffen ter voorkoming van mijnschade.
Ancak kongre önemli sonuçlar getirmedi.De club behaalde geen noemenswaardige resultaten.
Bu nikahın uğur getirmeyeceğine inanılır.Deze dramatische gebeurtenis deed het huwelijk geen goed.
Bu, IŞİD’i Dünya'nın en zengin örgütlerden biri haline getirmektedir.Dit zou de organisatie de rijkste terreurgroep in de wereld maken.
Amaçları Kanun-i Esasi’yi yeniden yürürlüğe koyup meşrutiyeti getirmektir.Zij ontlenen die rechten dan van rechtswege aan hem/haar.
Dört meleğin her biri belli bir görevi yerine getirmektedir.Iedere aartsengel heeft een specifieke taak.
Ailedeki herkes, dini görevlerimizi aksatmadan yerine getirmeye çalışır.Ze wagen zich alleen buiten het familiale domein voor de vervulling van hun religieuze plichten.
Bununla beraber, sonsuz kümelerin limit değerlerini kural haline getirme işlemlerini ihtiva ederler.Die wenst eens en voor altijd de grenzen van zijn bezittingen vastgesteld te zien.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod