Konunun ne kadar hassas olduğunun farkındayım ve bu konuyu bir politik konu haline getirmemeliyiz.Я многого не знаю об истории этого движения, и поэтому я не являюсь компетентным в этом вопросе человеком.
Chris, babalık görevini sevgi ve özenle yerine getirmeye devam eder.Мэри верно и преданно служит своему делу.
Muhafızlara onu kendi huzuruna getirmeleri emrini verir.Опекуны приказали ему немедленно вернуться домой.
Taştir, bir gazelde her beytin iki mısrasının arasına iki veya üç mısra ekleyerek manzume meydana getirmektir.Подвижный пролёт (он может быть либо один, либо два на разных берегах) поднимается вокруг поперечной оси.
Fakat bu taktikler her iki tarafa da kesin bir zafer getirmedi.Битва не принесла однозначной победы ни одной из сторон.
Bunun üzerine zeus bir heykeli Kratos'u geri getirmek için canlandırır.Ямато действительно оживляет статую.
Vaktinde kılınmayan namazı veya tutulmayan orucu sonradan dini kurallara uygun olarak yerine getirme.Нежелательно (макрух) откладывать раздачу милостыни на время после совершения праздничного намаза.
Dört meleğin her biri belli bir görevi yerine getirmektedir.У каждого из пяти духов в услужении ангелы.
Türkiye, yükümlülüklerini yerine getirme hakkı olan garantör devletlerden biridir.У нас, корейцев есть право, наказывающее вас.
Siyasi görüşünde sosyal ve ekonomik olarak liberalleşme dile getirmektedir.В социально-экономических вопросах выступает с критикой приватизации.
Bu ona Almanya'yı bir bütün haline getirme fikrini verdi.Вот и вся наша связь с Германией, о которой вы спрашивали.
Amacı Güneydoğu Asya'yı başta Çin olmak üzere komünizme karşı güçlü hale getirmektir.Он был убеждён, что доминирующей силой в Юго-Восточной Азии в будущем окажется Китай.
Şarkının kısa süre sonra büyük ses getirmesiyle beraber, sanatçı ilk albümünü yayımladı.Вскоре молодая певица выпустила свой первый альбом.
Sürekli bu elementleri bir araya getirmeye çalışıyordum.Мы давно хотели попробовать потворить вместе.
Tıbbi önlemler, vücudu bireyin hissettiği cinsiyete olabildiğince uygun hale getirmeye çalışmaktadır.Брат и сестра пытаются сделать его жизнь там как можно более комфортабельной.
Bu da, müttefiklerin menfaatlerini karşı karşıya getirmekteydi.Также он был вынужден сражаться против своих союзников.
Bunu ilahe Ayıhıt insanlara getirmektedir (ulaştırmaktadır).На деле же он является разжигателем распри среди людей.
Bu gemileri etkisiz hale getirmek neredeyse imkansızdır.Этот тип кораблей почти неуязвим.
Uruk halkı Gılgamış'ı yola getirmesi için Aruru'ya yalvarmış.Де Грие умоляет Манон бежать с ним.
Kişi bu durumda yerine getirmesi gereken toplumsal bir görevle karşı karşıyadır.Социальная роль — это совокупность действий, которые должен выполнить человек, занимающий данный статус.
Malaki bunun ardından hemen halkın sadık olmadığını dile getirmektedir.Таким образом он настаивает на том, что после такого народ не спасён от греха.
Başlangıçta yapmanız gereken en önemli şey görevleri yerine getirmektir.Ваша главная задача — выполнить его.
Çatal tırnaklı olan ama geviş getirmeyen domuz da yasaktır.Виноградное вино, приготовленное неевреями, также запрещено.
Burada bozulmuş olan asayişi geri getirmeyi başardı.Ему удалось восстановить разоренную страну.
Açık cezaevleri tutuklulara aşırı kısıtlama getirmeyen cezaevleridir.Поэтому тюремная система не должна причинять заключённым дополнительные страдания.
Mevcut e-posta mesajlarını alıp grup tarzı bir sohbet haline getirmek için tasarlanmıştır.Отбросить формальные обороты и выбрать более разговорный стиль общения.
Kadrocular, Atatürkçülüğü bir sistem haline getirmek için çalıştılar.Товарищи хотели дать респиратор.
Bu manada bu muharebenin kazanılması Ruslara pratik anlamda bir kazanç getirmemiştir. ^ Баиов А.Так и в этой позиции выигрыш коня белыми в действительности не даёт им преимущества: 28.
Gürültüyü kontrol etmenin bir yolu, gürültü kaynağını daha sessiz hale getirmektir.Простейший способ записать шумовой эффект — воспользоваться тем же источником звука.
Herkül'ün 12 görevinden biri de Hesperidlerin altın elmalarını getirmektir.Одиннадцатый подвиг Геракла состоял в том, чтобы тот принес Еврисфею три золотых яблока.
Menendez Harper'ın uçağını düşürür ve onu meydana getirmelerini söyler.Менендес сбивает самолёт и схватывает Харпера.
Yemenli gençlere güvenle bilgi aşılayarak topluluklarında olumlu değişim meydana getirmek.غرس الثقة في الشباب اليمني لإحداث تغيير إيجابي في مجتمعهم.
Trüfün tadını daha baskın hâle getirmek isteyenler, trüf yağı da kullanabilirler.فمن شاء منهم قعد وعليه مثل ما على أهل إيلياء من الجزية.
Abu Dabi'nin Louvre Müzesi'ni ülkelerine getirmek istemelerinden dolayı son derece gururluyuz.نحن فخورين للغاية؛ لأنهم يرغبون بإحضار متحف اللوفر أبوظبي لدولتهم.
Donanma, Sovyet Rusya'dan silah getirmekte idi.عمل الأسطول علي احضار الاسلحة من الأتحاد السوفيتى.
Görevi onun bencilce isteklerini yerine getirmektir.سلوك الآخر هو بسبب رغباته الأنانية.
Gruplararası İşbirliği: Her iki grup da hedefleri yerine getirmek için işbirliği halinde çalışmalıdır.التضافر (بالإنجليزية: collaboration) هوالعمل معا لتحقيق هدف ما.
Gelirleri olabildiğince eşit hale getirmek için çabalamalıyız.ولماذا نريد الحصول على معادلة مختزلة قدر الإمكان?
Ancak görevini tam anlamıyla yerine getirmez.ومع ذلك، فإنها لا تندرج بالضبط ضمن مهامها.
Polis ayrıca otobüsün tekerlerini de etkisiz hale getirmek için ateş etti.فأطلق الجيش النار على العجلات موقفين الباص.
Bu kararı yerine getirmek için özel bir komisyon kuruldu.وتم تأسيس لجنة خاصة لمعالجة هذه القضايا.
Geviş getirmezler.خروف نيام نيام .
Ama onlar böyle bir şerefsiz işi yerine getirmeyi reddederler.بسبب إعراض خنوم عن هذا العمل غير المجدي..
İçerde ki ve yurtdışındaki Yemenli gençlere ilgi çekmek ve aktivite getirmek.تسليط الضوء ولفت الانتباه إلى أنشطة الشباب داخل وخارج اليمن.
Eğer tekrar oynanmak istenirse blokları toplayıp kule haline getirme görevi bir önceki oyunu kaybedenindir.إذا بقيت تنزف لمدة طويلة سيكون عليك إعادة اللعبة من نقطة الحفظ السابقة.
Marge, ev kadını rolünden memnun olmadığını dile getirmese de, bundan sıkılmaya başlamaktadır.بينما لم تغضب مارج يوما عن كونها ربة منزل، إلا أنها تشعر بالملل.
Hükümetin bunun gereğini yerine getirmesi gerekir.”وتعمل الدولة على اتخاذ التدابير اللازمة لتحقيق ذلك."
Bu nikahın uğur getirmeyeceğine inanılır.ولكن لم ينل ما تمانه فعصف هذا بزواجه.
Yüksek Mahkeme ve alt federal mahkemelerden oluşan yargı sistemi, yargı erkini meydana getirmektedir.تقوم السلطة القضائية المتألفة من المحكمة العليا والمحاكم الاتحادية الدنيا بممارسة سلطتها القضائية.
İlk albümden daha iyi ses getirmeyi başardı.وكان هذا الألبوم هو أكثر تشاؤما من الألبوم الأول.
Ancak elli öğrenciyi bir araya getirmeyi başardık; bu koşullarda çok bile.وفي ظلِّ هذه الخمسة عشر سنةً تخرَّج على يديه عدد من الطلاب، اشتهر منهم الكثير.
Hastalara yemek getirmek yasaktır.في بعض المرضى يحظر استخدام أنبوبة التغذية.
Bu ateşkes anlaşması İngiltere için çok ağır şartlar getirmekte idi.كما هدمت هذه العاصفة الكثير من البنية التحتية لإنجلترا.
Her politik görüşün negatif sonuçlar getirmesinden korkuluyordu.وقد بُرهن أيضاً أن المزاج الإيجابي يظهر الأثار السلبية على الإدراك.
Yeni bir hükümetin işe başlarken, ofisteki hedeflerini yerine getirme listeleridir.عند بدء الحكومة الجديدة عملها، فإنها تسرد أهدافها التي يتعين عليها إنجازها أثناء فترة عملها.
"Köşk Kimseye Şans Getirmedi".فالصوفي لا ينحي باللائمة على أحد.
Fakat bebeğini kendi başına dünyaya getirmek zorunda kaldığını söyler.يعتقد أن ماما قيلا انها تعطي ولادة إلى الأرض.
Siyasi görüşünde sosyal ve ekonomik olarak liberalleşme dile getirmektedir.وقد أرتباط سياسته بي ليبرالية اقتصادية و ليبرالية اجتماعية.
İki karakter de eski hayatlarının parçalarını bir araya getirmeye uğraşır.ولإيجاد مختلف عناصرها، نجمع العنصرين السابقين.
Bu rahatsızlığın en büyük zararı arka dişlerde aşınma meydana getirmesidir.أخطر ما يقوم به هذا السم هو التسبب في إحداث إحصار أذيني بطيني.