Kurban Güneş'e adanır ve bereket getirmesi dileğinde bulunulurdu.Poi, lentamente, il risveglio, e con esso il desiderio del sole e della sua luce (L'Alba).
Artık gizli bir topluluk olmadıkları için ilkelerini kamuya açık hale getirmek istediler.欲修齊身者,先正其心 Desiderando correggere i loro cuori, essi prima si impegnarono ad avere una mente sincera.
Fakat bu taktikler her iki tarafa da kesin bir zafer getirmedi.Ma queste tattiche non consentirono a nessuna delle due parti in causa di giungere ad una vittoria decisiva.
Üniversitenin kurulma amacı araştırma ve öğretim sistemine yeni bir yaklaşım getirmekti.L'idea era di creare un'università con un nuovo approccio sia nella ricerca che nell'insegnamento.
Farkındalık yaratmak ve toplum hizmetinde sosyal görevi yerine getirmek için Yönetişim Merkezi.Centre of Governance per incentivare la conoscenza e l'esercizio del ruolo sociale nel servire la società.
Bobin Tezgâhı (F175) iplikleri dokuma tezgâhı için bobin hâline getirmek için kullanılır.In Avvolgitore per bobine (F175) sono rappresentati filati avvolti su un rocchetto per la tessitura.
Benedict rahipleri hala kilisede resmi görevlerini yerine getirmektedirler.Tuttora i monaci benedettini officiano la chiesa.
Bu emri yerine getirmek için her türlü silahı kullanmak zorundadırlar.Tutte queste armi ebbero necessità di essere impiegate.
Bu kararı yerine getirmek için özel bir komisyon kuruldu.A questo scopo è stata creata una commissione speciale.
Şimdi belki de Buffy the Vampire Slayer'ı geri getirmek hakkında düşünebiliriz" demiştir.Disambiguazione – "Buffy the Vampire Slayer" rimanda qui.
Artık evli bir adam olduğunda evine ekmek getirmek için iş aramak zorunda kalmış.Una volta sposato, dovette cercare un lavoro.
Hatun, çobana sen neden davarı suya getirmedin?CALIN- Perché 'n té sta' d'là da l'acqua, in ti to campi?
Bir gün bile yalan söyleyebileceğini düşünmemişti, aldatılacağını aklına getirmemişti.Incredulo lui stesso, pensò addirittura che non sarebbe stato creduto se l'avesse raccontato.
Umuma açık meydan çeşmelerinden su alıp getirmek köleler ve bazen kadınlar için günlük işlerden biriydi.Andare a prendere l'acqua era un compito quotidiano delle donne.
Yapımcı Dino De Laurentiis, Barbarella'yı bir film haline getirme haklarını satın aldı.Già prima dell'uscita del libro, Dino De Laurentiis ne aveva acquistato i diritti per realizzare un film.
Bu maçın bir diğer ilginç yönü ise son iki sezonun finalde kaybedenlerini karşı karşıya getirmesidir.A causa di un lieve infortunio è poi costretto a saltare le ultime due partite della stagione.
1965 yılından başlayarak King ABD'nin Vietnam Savaşındaki rolü hakkındaki şüphelerini dile getirmeye başladı.Fin dal 1965 King espresse la sua opposizione al coinvolgimento degli Stati Uniti nella guerra del Vietnam.
Fakat bebeğini kendi başına dünyaya getirmek zorunda kaldığını söyler.Lei poi gli dice che sta portando in grembo il suo bambino.
Mısırlı ebeler, bu emri yerine getirmekten korkarlar.La Chiesa egiziana ritenne di seguire tale insegnamento.
Görünmez olabilme yetenekleri, onları iyice tehlikeli bir hale getirmektedir.Sono anche in grado di occultarsi, e ciò li rende tremendamente pericolosi.
Oyunu itibarsızlığa getirme görevi de akabinde başarısız olmuştur.La mancanza di un servizio efficace comprometteva anche il suo gioco in battuta.
Ancak Marie Antoinette onu geri getirme konusunda pek başarılı olamadı.La giovane Maria Antonietta, allora, decise di non rivolgergli più la parola.
2. sezonda ölen Sam'i geri getirmesi karşılığında ruhunu şeytana satar.In un episodio, Julie vende la sua anima al diavolo.
Yeni İspanya'nın çeşitli yerlerinden eğitimcileri Kaliforniya'ya getirmek için birçok çaba gösterildi.Intanto, dalla Spagna sono arrivati due alti funzionari incaricati di riscuotere le tasse della California.
Söz konusu eyaletler bugün Pakistan'ı meydana getirmektedir.Oggi questo territorio è parte del Pakistan.
Hafızasını geri getirmesi için ondan yardım ister.Suvvia, ti aiuterò io a ricordarle.
Murat ve Halit, Kahraman'ın her isteğini yerine getirmeye çalışırlar.Semir e Paul vogliono fermare il killer a tutti i costi.
Bu ikilem, zaman zaman tartışmaları beraberinde getirmektedir.Memore di quel periodo, di tanto in tanto, porta loro del cibo.
Eğer bomba kurulmuşsa, defans yapanlar bombayı etkisiz hale getirmek zorundadırlar.Una volta rotta la formazione, i bombardieri dispersi sarebbero stati colpiti uno per uno.
Amacı Djinnjago'yu geri getirmek için ninjaları Djinn Kılıcı'na hapsetmektir.Il suo scopo è distruggere Ninjago e dai suoi resti ricreare Djinjago.
Para size mutluluk getirmeyecek.Деньги не принесут вам счастья.
Sonra ona yiyecek bir şeyler getirmesi için benim evimden birini çağırdım.Тогда я звонила кому-нибудь из своего дома чтобы привезли чего-нибудь поесть.
Ziyâdesiyle ilgilenip bize lâf getirmeyin.Не расточай Свой правый гнев ответный, Меня за прегрешенья не карай!
Mussolini'nin dış politikada amacı ise pasifist anti-emperyalizmin yerine agresif milliyetçilik getirmekti.Во внешней политике Муссолини переходил от пацифистского антиимпериализма к агрессивному национализму.
Bu kararı yerine getirmek için özel bir komisyon kuruldu.Для проведения в жизнь этого постановления создали специальную комиссию.
Hafızasını geri getirmesi için ondan yardım ister.Именно он должен помочь ей вернуть воспоминания.
Europa'nın kolonizasyonu çeşitli zorlukları beraberinde getirmektedir.Колонизация Европы сопряжена с целым рядом проблем.
Bu nikahın uğur getirmeyeceğine inanılır.Большого счастья ему эта свадьба не принесла.
Buna karşın, yine bazı antik kaynaklar Sappho'nun erkeklerle de aşk ilişkisi yaşadığını dile getirmektedir.Однако некоторые древние источники упоминают и о связях Сапфо с мужчинами.
Farkındalık yaratmak ve toplum hizmetinde sosyal görevi yerine getirmek için Yönetişim Merkezi.Центр управления для повышения уровня осведомленности и осуществления социальной роли в служении обществу.
Madde 24, Cumhuriyetlerin anayasalarını antlaşmaya uygun hale getirmelerini talep eder.Пункт 24 предусматривал приведение республиканских Конституций в соответствие с Договором.
Mana olarak; yakınlaştırma, yakına getirme olarak anlamına gelir.Однако он сделал это с расчётом на то, что затем Алёша ближе сойдётся с Катей.
Bu oyuncak bebekler cinsel davranışları yerine getirmek için farklı pozlamalar yapabilirler.Такие куклы могут принимать различные позы для совершения половых актов.
Birleştirme (B): İki parçayı bir araya getirmek.M (1 бит): Будут ли ещё фрагменты.
Bu durum, ikili yıldız sistemi içinde yüksek sıcaklıkta bir yığılma diski varlığını akla getirmektedir.Это может свидетельствовать о наличии высокой температуры аккреционного диска в двойной звездной системе.
İmamlık görevini yerine getirmeye ise 'imamet' denmektedir.Долг исполняет тот, кто поступает в соответствии со своим положением.
Antlaşma ayrıca Bulgaristan ordusunun 20 bin kişiyi aşamayacağı hükmü getirmektedir.Численность болгарской армии не должна была превышать 20 000 человек.
SpaceX açıkça ilk birkaç 'güç-verilen iniş' testinde başarılı geri getirme beklemediklerini belirtmiştir.SpaceX не ожидает успешного восстановления первой ступени в первые несколько тестовых запусков.
Sonny, Tommy'ye parayı ve malı getirmesi için fırsat verir.Сонни взбешён и требует от Томми вернуть деньги и товар.
Adeta kişinin kendi kendini uyur konuma getirmesidir.Дать время спящему прийти в себя.
Ancak, kızın babası evlenmeleri için Âşık'ın yüklü bir miktar para getirmesini ister.Графиня неоднократно просила у своего отца деньги, чтобы покрыть долги любовника.
Cenazesini de bize getirmesinler, yaksınlar, çöpe atsınlar." demiştir.Пусть они придут к нам и работают».
Bunları alıp yapboz gibi bir araya getirmek harikaydı." dedi.Было забавно получать эти маленькие кусочки и складывать их вместе как головоломку».
Bileşeni arızaya-dayanıklı hale getirmek ne kadar maliyetli?Насколько дорогим будет обеспечение отказостойкости компонента?
Cebrail'in görevi vahiy getirmektir, yani Allah'tan peygamberlere haber ve bilgi taşır.Знание ал-гайб — привилегия Бога; ниспосылается пророкам; частично ал-гайб раскрывается в Коране.
Albüm, eski ve yeni jenerasyon sanatçıları bir araya getirmektedir.Архитекторы пытаются соединить старое и новое.
Kendisini doğru yola getirmek isteyen Ebülfazl'ı öldürttü.Грабитель, скончавшийся от остановки сердца после того, как владелец украденного имущества пожелал ему смерти.
Ne Marx, ne de ben, hiçbir zaman daha fazlasını dile getirmedik.Я знал, что ни Роджер, ни Дэйв никогда не сделают этого.
Kadınlar, eş ve çocuklarına yiyecek getirmek için ancak qargiye uğrarlar.Они учинили расправу над мирными жителями, угнали в плен женщин и детей.
Sonunda Tina'yı oturur konuma getirmeyi başarabilmişlerdir ancak Tina'nın cansız bedeni yine yere düşmüştür.Им удалось поднять Тину в сидячее положение, но её тело уже было безжизненным и снова упало на землю.