Rinucchio noteri getirmek için ayrılır.Rinuccio corre a buscar al notario.
Birlikte bir anlam ifade etmeyen birçok fikri çorba gibi bir araya getirmek çok kolay.Porque es fácil tirar una sopa de ideas combinadas que juntas no tienen sentido.
Bir gün, kral ölmek üzereyken oğullarını çağırmış ve oklarını getirmelerini istemiş.Un día, cuando sintió que su muerte estaba próxima, llamó a sus hijos y les pidió que trajeran flechas.
Diyoritleri bölmek, parçalamak ve kullanılır hale getirmek çok zordur.Somos lo que somos, sólo malgastamos y arruinamos y corrompemos y destruimos.
Fusûl-ül-Bedâyi' fî Usûl-iş-Şerâyi:Şeriat usulünde yenilikler meydana getirme. .«Emin Əhmədov» en IAT.uni-leipzig.de (en inglés).
Bu kararı yerine getirmek için özel bir komisyon kuruldu.Se estableció una comisión especial para dicho propósito.
Bu ateşkes anlaşması İngiltere için çok ağır şartlar getirmekte idi.El ataque tuvo consecuencias graves para Inglaterra.
Burada bozulmuş olan asayişi geri getirmeyi başardı.Ella vino a la isla para reparar un corazón quebrado.
Çok işlemcili sistemler bu sorunu daha da beter hale getirmektedir.Los sistemas de multiprocesamiento hacen que el problema sea peor.
Hindistan, Asya'yla çarpışmaya devam ederek Himalaya Dağları'nı meydana getirmeye devam etti.La India continuó chocando con Asia, aumentando el Himalaya.
1217 başlarında Prens Louis takviye güçler getirmek için Fransa'ya gitmeye karar verdi.A principios de 1217, Luis decidió regresar a Francia en busca de refuerzos.
Bitkiler rizom meydana getirmektedir.La isla produce verduras.
Ricalarını yerine getirmelerini adamlarıma söyledim.Imponía respeto a sus rivales.
(Örneğin: Getirmek= Getümek, Getirdim= Getüdüm; Götürmek= Götümek, Götürdüm= Götüdüm).Ejemplos: la me dóna (me la da), el se menja (se lo come).
Bileşeni arızaya-dayanıklı hale getirmek ne kadar maliyetli?¿Cuál es el coste para hacer el componente tolerante a fallos?
Böyle bir önermenin belli koşulları yerine getirmesi gerekmektedir.Una conjetura de esta naturaleza debe estar sujeta a ciertas condiciones necesarias.
Onları da getirmeliyim.Deberías llevartelo también.
Cenazesini de bize getirmesinler, yaksınlar, çöpe atsınlar." demiştir.Y no nos dejes caer en tentación: oculta o manifiesta, imprevista o insistente.
Bir kimseyi, nesneyi, varlığı ya da olguyu anlatmaya, akla getirmeye yarayan kelimedir.Quizá sea un error creer en la existencia de cosas, personas o sujetos.
Oyunda amaç, tır şoförlüğü yapıp kargo görevini yerine getirmektir.Esto hacía que el conductor hiciera la tarea de conducir y cobrar el valor del pasaje.
İlk eserlerini meydana getirmeye başladı.Comienza a producir sus primeros sonidos.
Kate, rüyasında Claire'i görür ve Claire Kate'e Aaron'ı geri getirmemesini söyler.Más adelante, Kate sueña con Claire que le dice que no debe llevar a Aaron de regreso a la isla.
İkinci albümü ilk albümünden daha çok getirmeyi başardı ve daha fazla sattı.Vendió más que su primer álbum y fue muy aclamado.
Rusya'ya romantizmi getirmesiyle bilinir.Se le atribuye haber introducido el Romanticismo en la literatura rusa.
Ancak 1920`li yıllardan itibaren Lazcayı yazılı bir dil haline getirme çabaları görülmeye başlandı.Pero a principios de 1920 surgió la propuesta de adoptar el esperanto como lengua de trabajo.
Sonra cadı evinin içerisine girip Hansel'i palazlandırmak için kuru üzüm ve kuru badem getirmeye gider.Luego entra en la casa para traer las pasas y almendras con las que engordará a Hansel.
Cicero'nun Sezar'ın kayınpederini mahkemeye getirmekten korkmuş olması muhtemeldir.Cicerón, sin embargo, no se atrevió a llevar a juicio al suegro de César.
Rahibin, şansölye veya diğer bakanlıkların görevlerini aynı anda yerine getirmesi gittikçe yaygınlaştı.Viajaba frecuentemente lejos del monasterio en cumplimiento de estos y otros deberes.
Alfio Lucia'dan en iyi özel eski şarabından getirmesini ister.Le pide a Mamma Lucía algo de su mejor vino añejo.
Sonunda Tina'yı oturur konuma getirmeyi başarabilmişlerdir ancak Tina'nın cansız bedeni yine yere düşmüştür.Lograron hacer que Tina se siente, pero su cuerpo ya estaba sin vida y cayó al suelo nuevamente.
Son altı yıldır da kitap haline getirmeyi düşünüyordum.Me gustaría darles las gracias por su presencia a través de estos seis años.
Claudius, senatoyu daha etkin, temsilî bir yapı hâline getirme işine koyulmuştu.Claudio comenzó una reforma del Senado para que fuese un cuerpo más eficiente y representativo.
Bilgisayar Bilimleri (verileri toplamak, analiz etmeye uygun hale getirmek ve analizlerini yapmak).Ordenada (los datos deben estar organizados de manera que se facilite su análisis).
Dini kişisel bir mesele haline getirmek toplumsal yozlaşmayı beraberinde getirir.Verla convertirse en prostituta le produce un dilema moral.
Ayrıca Trump'ı işkenceyi öneren ve Müslüman göçmenlere yasak getirmeyi içeren düşüncelerini ise eleştirdi.Se opone y ha criticado el llamado de Trump de prohibir a los musulmanes en los Estados Unidos.
Bu sayede tüm dünya insanlarını kendi zombileri haline getirmeye başlamıştır.Ahora quiere dominar el mundo con sus mutantes.
Not : Kadınların kâmet getirmesine gerek yoktur.Las flores femeninas carecen de perianto.
Dolayısıyla ses getirmesi beklenemezdi.Y no se me permitían hacer ruido ...
Eğitimin amacının çocuğun kendi kabiliyetlerini anlayacak duruma getirmektir.Otro objectivo del proyecto es el de enseñarle a los niños a ser responsables.
Ancak sürekli gelişen teknoloji sürekli bir değişimide beraberinde getirmektedir.Pero el rápido cambio en estas tecnologías requiere en verdad una revisión constante del mismo.
Başka bir gün Davud kendisine koyunun en kötü yerinden iki parça et getirmesini söyler.Se dice que ordenó que le trajeran la carne en medio de dos pedazos de pan.
Ama bu da ülkede durumu daha karmaşık hale getirmekten öteye gitmeyecektir.Esto no debe hacerlo más complejo.
Gelin getirme ve uğurlama törenleri görülmeye değerdir.Se está evaluando la posibilidad de hacer una gira o un show de despedida.
Bunun üzerine konsey onu Fett’i sorgulamak için Coruscant’a getirmekle görevlendirir.Y éste lo comisiona para explorar Surinam.
Umuma açık meydan çeşmelerinden su alıp getirmek köleler ve bazen kadınlar için günlük işlerden biriydi.Ir a buscar agua era la faena cotidiana de las mujeres.
Bu plak o yıllarda fazla ses getirmedi.No hay grabaciones en este año.
Adeta kişinin kendi kendini uyur konuma getirmesidir.Que muchas personas le han visto durmiendo frente a ella.
Tom'u seninle getirmemeliydin.Non avresti dovuto portare con te Tom.
Onu buraya getirmek istiyorum.Voglio portarla qui.
Bütün kütüphane kitaplarını yıl sonundan önce getirmelisin.Devi restituire tutti i libri della biblioteca entro la fine dell'anno.
Sen bana bugün yağmur yağmayacağını söyledin, bu yüzden bir şemsiye getirmedim.Mi hai detto che oggi non sarebbe piovuto, per questo non ho portato l'ombrello.
Ne Marx, ne de ben, hiçbir zaman daha fazlasını dile getirmedik.Di più né io né Marx abbiamo mai affermato.
Konsey Batı Ukrayna topraklarını tek bir devlet haline getirmeyi amaçladığını açıkladı.Il Consiglio annunciò la propria intenzione di unirsi le terre ucraine occidentali in un unico stato.
Hindistan, Asya'yla çarpışmaya devam ederek Himalaya Dağları'nı meydana getirmeye devam etti.L'India continuò la sua collisione con l'Asia, provocando la crescita delle catene montuose Himalayane.
İbâdet Allah'ın emirlerini yerine getirmek, yasakladığı bütün haramlardan uzaklaşmak mânâsındadır.Quindi esso trasgredisce i limiti impostigli da Allah e disobbedisce ai Suoi comandamenti.
Europa'nın kolonizasyonu çeşitli zorlukları beraberinde getirmektedir.La colonizzazione di Europa presenterebbe numerose difficoltà.
Satō Mançurya'nın statüsünü ve "Rusların getirmek istediği herhangi bir meseleyi" tartışabileceğini söyledi.Sato doveva discutere sulla situazione in Manciuria e su "ogni cosa i russi volessero fare."
Ama onlar böyle bir şerefsiz işi yerine getirmeyi reddederler.Il principe, però, si rifiuta di compiere un atto così vile.
Kendisini doğru yola getirmek isteyen Ebülfazl'ı öldürttü.Chi vuoi che lo conduca in Rai (tranne la Ventura)?
Michaels ve Kevin Nash, Triple H'i gruplarına almak için onu Raw'a getirmeyi planlamıştı.Michaels e Kevin Nash progettarono un piano per riportare Triple H a Raw in modo da inserirlo nel gruppo.