Ana içeriğe geç
Sözlük

getirme ile cümle

getirme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Söz konusu eyaletler bugün Pakistan'ı meydana getirmektedir.Die Auswirkungen dessen machen Birma noch heute zu schaffen.
Geviş getirmezler.Keine Angst vor Schafen.
İki manastır hizmetlisi manastırın dışında erzak getirmek için gelmişlerdir.Die beiden Geistlichen wohnten außerhalb des Klosters.
M.Ö. 600'lerde dışarıdan köle getirme âdeti başladı.Etwa ab 600 begann die Einwanderung der Slawen.
Kasırga kara üzerinde hiçbir etki meydaha getirmedi ve herhangi bir hasara yol açmadı.Der Sturm war nicht auf Land getroffen und richtete keine bekannten Schäden an.
Sorulara sistemli bir açıklama getirmek de önemlidir.Eine Antwort auf naheliegende Fragen.
Ama o kitap beladan başka bir şey getirmemiştir.Mit mir kriegen Sie nichts als Ärger.
Lehler yeni ve daha büyük bir ordu meydana getirme çabasındaydılar.Die Geschäftsleitung bemühte sich um ein neues und größeres Bankgebäude.
Bunlar değiştirilmemiş tubulinden daha kararlı yapılar meydana getirmek için oluşturulmuşlardır.Sie wurde mit unverändertem Grundriss wieder aufgebaut.
Sonny, Tommy'ye parayı ve malı getirmesi için fırsat verir.Sonny verlangt nun von Tommy, ihm seine Drogen zurückzuholen.
Toronto’daki sözleşmeleri yerine getirmek için geri dönmüştür, bu yaklaşık 18 ay sürmüştür.In Toronto unterzog er sich einer achtzehn Monate dauernden Behandlung.
Hükümetin bunun gereğini yerine getirmesi gerekir.”Schade, deine Regierung hätte ihn verhindern können."
Muhtarımız tarafsız olarak görevini yerine getirmektedir.Die Stiftung hat ihre Aufgaben unabhängig wahrzunehmen.
IV. Aleksios, vaatlerini yerine getirmek için finans kaynaklarına ihtiyaç duyuyordu.Kepler hatte Schwierigkeiten, seine Geldforderungen einzutreiben.
Bir başkasına göre ise, Ea ve Belet-İli Nünurta'yı tabletleri getirmek için görevlendirirler.Sag mir wer es glaubt, dass du den Eyeliner grad für deine Perle kaufst.
Elektronik materyallere yeni bakış açıları ve kullanım alanları getirmektedir.Aus konstruktivistischer Perspektive ergeben sich neue Möglichkeiten und Einsatzgebiete für das Lernen.
İdari makamların sadece acil durumlarda sınırlama getirmeye yetkili olduğu belirtilmektedir.Traditionell kann Selbstlob nur in existenziellen Notsituationen gerechtfertigt sein.
Başlangıçta yapmanız gereken en önemli şey görevleri yerine getirmektir.Er ist zuerst mit seinen Aufgaben überfordert.
O, ’Benim okulum, benim arkadaşlarım’ diyerek beni getirmezdi.Er nannte es 'meinen Klassenraum, mein Arbeitszimmer'.
Bu devlet geliri pek etkin değildi ve yaklaşık yılda £100.000 getirmekte idi.Sie ist auch nicht sehr erfolgreich und verdient kaum 1.000 Dollar im Monat.
Bu bileşik canlı organizma üzerinde olumsuz etkiler meydana getirmektedir.Darauf beruht die schädigende Wirkung auf den infizierten Organismus.
Seattle'ı NBA'e geri getirme çalışmaları içerisinde olduğunu belirtmiştir.Nach seinem Karriereende setzt er sich nach eigener Aussage dafür ein, die NBA zurück nach Seattle zu holen.
Karşımıza kim çıkarsa çıksın tesirsiz hale getirmek şarttır.Wer zu uns kommt, muss das akzeptieren.
Ayrıca annesinin, torunlarıyla görüşmemesinden duyduğu üzüntüyü dile getirmektedir.Auch bedaure er es, dass sie ihre Enkelkinder nicht kenne.
Bu ona Almanya'yı bir bütün haline getirme fikrini verdi.Er verabscheute daher alles, was irgendwie mit Deutschland zu tun hatte.
Ancak Marie Antoinette onu geri getirme konusunda pek başarılı olamadı.Doch Marie Antoinette weigert sich, die Kinder zurückzulassen.
Bu takdirde bir şamanın bu ruhu tekrar yola getirmesi gerekir.In diesem Fall müssen sie von einem Schamanen auf ihren Weg gebracht werden.
Fakat bebeğini kendi başına dünyaya getirmek zorunda kaldığını söyler.Doch schließlich schafft sie es aber, das Kind auf die Welt zu bringen.
Amacı yepyeni bir canlı meydana getirmektir.Ein neuer lebendiger Zweckbau.
Türkiye, yükümlülüklerini yerine getirme hakkı olan garantör devletlerden biridir.Sie benötigen einen Vertreter in der EU zur Abdeckung ihrer Rechtspflichten.
Polis arabası, polisler tarafından resmi görevlerini yerine getirmek amacıyla kullanılan taşıttır.Militärfahrzeuge sind alle Fahrzeuge, die von Streitkräften zur Erfüllung ihrer Aufgaben verwendet werden.
Mu insanları her nevi hayvanı muti bir hale getirmenin yolunu biliyorlardı.Um meine Tiere zu trainieren, benutzte ich Worte.
Ancak elli öğrenciyi bir araya getirmeyi başardık; bu koşullarda çok bile.An den fünf Studienorten gab es insgesamt neun Fachbereiche, die wiederum rund 70 Studiengänge beinhalteten.
İzleyen üç yıl boyunca Önasya'daki Pers askeri harekatları kesin bir sonuç getirmemiştir.Der Schock saß so tief, dass drei Jahre lang überhaupt keine Autorennen auf der AVUS ausgetragen wurden.
Güzelgöz, kütüphaneyi sosyalleşme merkezi olarak köy kahvesine bir seçenek haline getirmek istemektedir.Die Bibliothek wurde als Volkseigentum eine öffentliche Bezirksbibliothek.
İki ya da daha çok kümenin elemanlarını bir araya getirme işlemidir.Es kann eine Verzweigung zu zwei oder auch mehr Verknüpfungsstellen geben.
Bünyesindeki denetim mekanizması ile ülkelerin taahhütlerini yerine getirmesini kontrol etmektedir.Die Organisation überprüft nach eigenen Angaben die Einhaltung ihrer Bedingungen vor Ort.
Örneğin birinin herhangi bir aileye mensup olarak doğması kişiye doğrudan bir hak getirmezdi.Vor allem aber hatte er als Waisenkind keine Familie vorzuweisen.
Bir gün bile yalan söyleyebileceğini düşünmemişti, aldatılacağını aklına getirmemişti.Nicht ohne darüber nachdenken zu müssen, dass er sie betrügen würde.
O halde, konuşmak meydana getirmektir.Das Thema ist die Abfassung von Reden.
Arazinin çoğu dağlık olup cüzi bir kısmını yaylalar meydana getirmektedir.In den Bergen gibt es häufige Niederschläge, die eine Vielzahl von Bächen entspringen lassen.
Mısırlı ebeler, bu emri yerine getirmekten korkarlar.Die Ägypter haben Angst davor, ihre Meinung zu sagen.
Şimdi, Büyük Britanya'nın bir haritasını gözünüzün önüne getirmenizi istiyorum.Maintenant, je voudrais que vous vous imaginiez une carte de la Grande-Bretagne.
Şimdi, Büyük Britanya'nın bir haritasını gözünün önüne getirmeni istiyorum.Maintenant, je voudrais que tu t'imagines une carte de la Grande-Bretagne.
Köpeğini getirme.N'amène pas ton chien avec toi.
Ancak elli öğrenciyi bir araya getirmeyi başardık; bu koşullarda çok bile.Nous avons réussi à rassembler à peine une cinquantaine d’élèves; dans ces circonstances, c’est déjà beaucoup.
Peygamberler din getirmemiş, İslamiyet üzere gelmişler, şeriat getirmişlerdir.Un messager n’avait-il pas été envoyé en avant de lui, qui fit part aux Reinafé de son arrivée prochaine ?
Aynı yıl Naniwa Japonyaya geri getirmek için Birleşik Krallık'a yolculuk yaptı.La même année, il se rend au Royaume-Uni pour ramener le Naniwa (en) au Japon.
Sonra ona yiyecek bir şeyler getirmesi için benim evimden birini çağırdım.Alors j'ai appelé quelqu'un chez moi pour lui rapporter à manger.
Satō Mançurya'nın statüsünü ve "Rusların getirmek istediği herhangi bir meseleyi" tartışabileceğini söyledi.Satō doit discuter le statut de la Mandchourie et de « toute question que les Russes voudraient aborder ».
Jacob, Siyahlı Adam'ı yanıltmak için insanları adaya getirmektedir.Jacob amène les gens sur l'île afin qu'ils puissent prouver à l'homme en noir qu'il a tort.
Birlikte bir anlam ifade etmeyen birçok fikri çorba gibi bir araya getirmek çok kolay.Parce qu'il est très facile de jeter une soupe de beaucoup d'idées qui n'ont pas de sens ensemble.
Konsey Batı Ukrayna topraklarını tek bir devlet haline getirmeyi amaçladığını açıkladı.Ce conseil annonce l'intention d'unir les terres de l'Ouest ukrainien dans un seul état.
Bu takımları New York'a geri getirmeyi çalışmak için bir komisyon düzenledi.Il organisa donc une commission pour voir si ces équipes pourraient revenir à New York.
Hagen ise Nibelungen hazinesini getirmeyi düşlemektedir.Elle réclame à Hagen la restitution du trésor des Nibelungen.
Bu savaşlar insanlığa daima yükselen bir ölçekte ölüm ve yıkımdan başka hiçbir şey getirmemiştir.Ces guerres n’apportent à l’humanité que la mort et la destruction à une échelle toujours plus vaste.
Bu düzenlemenin nedeni, Mart ekinoksunu 21 Mart tarihine mümkün olduğunca yakın denk getirmektir.Le calendrier grégorien a pour but de conserver l'équinoxe de mars le plus près possible du 21 mars.
Ayrıca annesinin, torunlarıyla görüşmemesinden duyduğu üzüntüyü dile getirmektedir.Je me dis que c'est dommage qu'elle ne soit pas là pour voir ses petits-enfants.
Albüm ses getirmemiştir.Le réveil n'a pas sonné.
Dört meleğin her biri belli bir görevi yerine getirmektedir.Enfin, quatre anges portent chacun un Evangile.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod