Ve hala bu görevi yerine getiriyorum. Hala çıkartabileceğim her bir muhtemel sesi bulmaya çalışıyorum.Todavía sigo tratando de encontrar cada sonido que pueda hacer.
Ve hala bu görevi yerine getiriyorum.I robię to do tej pory.
Ve hala bu görevi yerine getiriyorum.그리고 저는 아직도 계속 시도하고 있지요.
Ve hala bu görevi yerine getiriyorum.Och jag gör det fortfarande.
Ve hala bu görevi yerine getiriyorum.Și încă nu s-a încheiat această misiune.
Ve hala bu görevi yerine getiriyorum.Und ich bin weiterhin auf dieser Mission.
Ve hala bu görevi yerine getiriyorum.Và bây giờ vẫn chưa thôi.
Ve hala bu görevi yerine getiriyorum.Και εξακολουθώ να έχω αυτή την αποστολή.
Ve hala bu görevi yerine getiriyorum.И до сих пор продолжаю это делать.
Ve hala bu görevi yerine getiriyorum.ואני עדיין במשימה הזאת.
Ve hala bu görevi yerine getiriyorum.وما زلت أفعل هذه المهمة
Ve hala bu görevi yerine getiriyorum.我到宜家仍然喺度試緊
Ve hala bu görevi yerine getiriyorum.私が出すことのできる
Ve içeride, gün ışığı -- her birisi bir optik ve ışığı merkeze getiriyor.A l'intérieur, la lumière du jour -- chacune est optique et apporte la lumière dans le centre.
Ve içeride, gün ışığı -- her birisi bir optik ve ışığı merkeze getiriyor.All'interno, la luce naturale -- ogni capello è una fibra ottica e attira la luce verso il centro.
Ve içeride, gün ışığı -- her birisi bir optik ve ışığı merkeze getiriyor.A vnútri, denné svetlo -- každý z nich je optický a privádza svetlo do stredu.
Ve içeride, gün ışığı -- her birisi bir optik ve ışığı merkeze getiriyor.A w środku, światło dzienne -- każdy włos jest okiem i wprowadza światło do samego środka.
Ve içeride, gün ışığı -- her birisi bir optik ve ışığı merkeze getiriyor.Còn bên trong, lúc ban ngày -- mỗi thanh thủy tinh có chức năng hứng sáng đưa vào trung tâm.
Ve içeride, gün ışığı -- her birisi bir optik ve ışığı merkeze getiriyor.Dan di dalam, cahaya matahari -- masing-masing adalah optik yang membawa cahaya ke pusat.
Ve içeride, gün ışığı -- her birisi bir optik ve ışığı merkeze getiriyor.És bent, a nappali fény -- mindegyik egy-egy optika ami fényt hoz a középpontba.
Ve içeride, gün ışığı -- her birisi bir optik ve ışığı merkeze getiriyor.Iar înăuntru, lumina zilei -- fiecare este un dispozitiv optic și aduce lumină în centru.
Ve içeride, gün ışığı -- her birisi bir optik ve ışığı merkeze getiriyor.Und innen, das Tageslicht - jedes einzelne ist eine Optik und bringt Licht ins Zentrum.
Ve içeride, gün ışığı -- her birisi bir optik ve ışığı merkeze getiriyor.Και στο εσωτερικό, το φως της ημέρας-- κάθε μία είναι μια οπτική ίνα και φέρνει φως στο κέντρο.
Ve içeride, gün ışığı -- her birisi bir optik ve ışığı merkeze getiriyor.А внутри, при дневном свете — каждое оптическое волокно несет свет в центр.
Ve içeride, gün ışığı -- her birisi bir optik ve ışığı merkeze getiriyor.А всередині, при денному світлі - кожне оптичне волокно несе світло в центр.
Ve içeride, gün ışığı -- her birisi bir optik ve ışığı merkeze getiriyor.А вътре, дневната светлина -- всеки един елемент е оптически и фокусира светлина в центъра.
Ve insanlar yeşil endüstrilerini getiriyorlar, ümitle yeşil restaurantlarını, Green School'a.E le persone stanno portando le loro industrie verdi, forse i loro ristoranti verdi, alla Green School.
Ve insanlar yeşil endüstrilerini getiriyorlar, ümitle yeşil restaurantlarını, Green School'a.En mensen brengen hun groene industrieën, hopelijk hun groene restaurants, naar de Groene School.
Ve insanlar yeşil endüstrilerini getiriyorlar, ümitle yeşil restaurantlarını, Green School'a.És az emberek idehozzák a zöld iparágaikat, remélhetőleg, a zöld éttermeket is, a Zöld Iskola környékére.
Ve insanlar yeşil endüstrilerini getiriyorlar, ümitle yeşil restaurantlarını, Green School'a.Les gens viennent avec des industries vertes, espérons aussi des restaurants verts, à l'École Verte.
Ve insanlar yeşil endüstrilerini getiriyorlar, ümitle yeşil restaurantlarını, Green School'a.Lidé přinášejí svůj zelený průmysl, doufejme, že zelené restaurace do Zelené školy.
Ve insanlar yeşil endüstrilerini getiriyorlar, ümitle yeşil restaurantlarını, Green School'a.Ľudia sem prinášajú svoje zelené pracovné odvetvia a snáď aj svoje zelené reštaurácie k Zelenej škole.
Ve insanlar yeşil endüstrilerini getiriyorlar, ümitle yeşil restaurantlarını, Green School'a.Ludzie wprowadzają zieloną produkcję, miejmy nadzieję, że i zielone restauracje, do naszej szkoły.
Ve insanlar yeşil endüstrilerini getiriyorlar, ümitle yeşil restaurantlarını, Green School'a.Люди привозят своё экологичное производство, надеюсь, привезут и экологичные рестораны, в Зеленую Школу.
Ve insanlar yeşil endüstrilerini getiriyorlar, ümitle yeşil restaurantlarını, Green School'a.Хората носят със себе си екологични индустрии, да се надяваме и еко ресторанти, в Зеленото училище.
Ve insanlar yeşil endüstrilerini getiriyorlar, ümitle yeşil restaurantlarını,Iar oamenii aduc industriile lor verzi, în mod promiţător restaurantele lor verzi,
Ve insanlar yeşil endüstrilerini getiriyorlar, ümitle yeşil restaurantlarını,그리고 사람들은 친환경 사업을 들여오고 있죠. 친환경 음식점도
Ve insanlar yeşil endüstrilerini getiriyorlar, ümitle yeşil restaurantlarını,ככה שהילדים שלהם יוכלו ללכת לבית ספר בשבילים. האנשים האלה מביאים את התעשיות הירוקות שלהם
Ve insanlar yeşil endüstrilerini getiriyorlar, ümitle yeşil restaurantlarını,ويجلب الناس مصانعهم الخضراء، ونأمل بالحصول على مطاعم خضراء،
Ve insanlar yeşil endüstrilerini getiriyorlar, ümitle yeşil restaurantlarını,できればグリーンなレストランが いいですね
Ve işte bu kıstasa göre, biz bir ulus olarak, sorumluluklarımızı yerine getiriyor muyuz?E sotto questa luce, possiamo davvero dire, come nazione, di star adempiendo ai nostri obblighi?
Ve işte bu kıstasa göre, biz bir ulus olarak, sorumluluklarımızı yerine getiriyor muyuz?Et considérant cela, peut-on vraiment dire, qu'en tant que nation nous répondons à nos obligations?
Ve işte bu kıstasa göre, biz bir ulus olarak, sorumluluklarımızı yerine getiriyor muyuz?I przez te środki, można naprawdę powiedzieć, jako naród, że spełniają nasze zobowiązania?
Ve işte bu kıstasa göre, biz bir ulus olarak, sorumluluklarımızı yerine getiriyor muyuz?Y de acuerdo con esto, ¿podemos realmente decir que como nación estamos cumpliendo con nuestras obligaciones?
Ve işte bu kıstasa göre, biz bir ulus olarak, sorumluluklarımızı yerine getiriyor muyuz?Можем ли мы сказать, что исполняем свои обязанности как нация?
Ve işte bu kıstasa göre, biz bir ulus olarak, sorumluluklarımızı yerine getiriyor muyuz?وعلى هذا المقياس، هل نستطيع القول، كأمّة، بأننا نؤدي واجباتنا؟
Ve işte bu kıstasa göre, biz bir ulus olarak, sorumluluklarımızı yerine getiriyor muyuz?全ての子供たちを危険から守るために 力を尽くしていると 本当に言えるでしょうか
Ve işte bu kıstasa göre, biz bir ulus olarak, sorumluluklarımızı yerine getiriyor muyuz?在這一個檢視下,我們能否真心的說,就個國家而言,我們是否盡了責任
Ve o haber getiriyor ve konuşur her dil Ama Romeo adı göksel belagat konuşuyor .--A ona prináša správu, a každý jazyk, ktorý hovorí, ale Romeo sa volá hovorí nebeské výrečnosť .--
Ve o haber getiriyor ve konuşur her dil Ama Romeo adı göksel belagat konuşuyor .--A ona přináší zprávu, a každý jazyk, který mluví, ale Romeo se jmenuje mluví nebeské výmluvnost .--
Ve o haber getiriyor ve konuşur her dil Ama Romeo adı göksel belagat konuşuyor .--A ona przynosi wiadomości, a każdy język, który przemawia jednak nazwę Romeo mówi niebieskich wymowę .--
Ve o haber getiriyor ve konuşur her dil Ama Romeo adı göksel belagat konuşuyor .--Dan dia membawa berita; dan setiap lidah yang berbicara Tapi nama Romeo kefasihan berbicara surgawi .--
Ve o haber getiriyor ve konuşur her dil Ama Romeo adı göksel belagat konuşuyor .--E ela traz notícias, e toda língua que fala Mas o nome de Romeu fala eloqüência celestial .--
Ve o haber getiriyor ve konuşur her dil Ama Romeo adı göksel belagat konuşuyor .--E lei porta la notizia, e ogni lingua che parla, ma il nome di Romeo parla eloquenza celeste .--
Ve o haber getiriyor ve konuşur her dil Ama Romeo adı göksel belagat konuşuyor .--En ze brengt nieuws, en alle tong, die spreekt, maar Romeo's naam spreekt hemelse welsprekendheid .--
Ve o haber getiriyor ve konuşur her dil Ama Romeo adı göksel belagat konuşuyor .--És ő hozza híreket, és minden nyelv beszél, de Romeo nevét beszél égi ékesszólással .--
Ve o haber getiriyor ve konuşur her dil Ama Romeo adı göksel belagat konuşuyor .--Et elle apporte des nouvelles, et toute langue qui parle, mais le nom de Roméo parle d'éloquence céleste .--
Ve o haber getiriyor ve konuşur her dil Ama Romeo adı göksel belagat konuşuyor .--In ona prinaša novice, in vsak jezik, ki govori pa ime Romeo govori nebeško zgovornost .--
Ve o haber getiriyor ve konuşur her dil Ama Romeo adı göksel belagat konuşuyor .--그리고 그녀는 뉴스를 제공합니다, 그리고 말할 때마다 혀를 그러나 로미오의 이름은 하늘의 웅변을 말하는 .--
Ve o haber getiriyor ve konuşur her dil Ama Romeo adı göksel belagat konuşuyor .--Och hon ger nyheter, och alla tungor som talar Men Romeo namn talar himmelska vältalighet .--