İki tutkuyu bir araya getiriyordum.Отже, бачите, дві пристрасті поєднались.
İki tutkuyu bir araya getiriyordum.Слях двете страсти.
İki tutkuyu bir araya getiriyordum.אז, אתם יודעים, מיזוג שתי התשוקות האלו.
İki tutkuyu bir araya getiriyordum.وهكذا كما ترون .. دمجت هذين الشغفين
İki tutkuyu bir araya getiriyordum.「アビス」では面白い収穫がありました
"İlaç firmaları hepimize düşman, doğal maddeler dururken bizi ilaçlara bağımlı hale getiriyorlar."Pharmafirmen sind der Feind Sie fördern die Medikamentensucht Auf Kosten natürlicher Heilmittel
"İlaç firmaları hepimize düşman, doğal maddeler dururken bizi ilaçlara bağımlı hale getiriyorlar."חברות התרופות הן האויב הן מקדמות התמכרות לסמים על חשבון מוצרים מן הטבע
Ile PRINCE glooming barış bu sabah getiriyor; üzüntü için güneş başını göstermez.그것 왕자 glooming 평화를 오늘 아침 가져다, 슬픔의 태양이 그의 머리를 표시하지 않습니다.
Ile PRINCE glooming barış bu sabah getiriyor; üzüntü için güneş başını göstermez.PRINCE A glooming békét ma reggel hoz, a nap a szomorúság nem fog megjelenni a fejét.
Ile PRINCE glooming barış bu sabah getiriyor; üzüntü için güneş başını göstermez.Prince A glooming fred her til morgen med den bringer, solen for sorg vil ikke vise hans hoved.
Ile PRINCE glooming barış bu sabah getiriyor; üzüntü için güneş başını göstermez.PRINCE A glooming Frieden an diesem Morgen mit sich bringt, die Sonne für Trauer nicht zeigen den Kopf.
Ile PRINCE glooming barış bu sabah getiriyor; üzüntü için güneş başını göstermez.PRINCE A paz glooming esta manhã com ele traz; O sol de tristeza não vai mostrar a sua cabeça.
Ile PRINCE glooming barış bu sabah getiriyor; üzüntü için güneş başını göstermez.PRINCE Een glooming vrede vanmorgen met zich meebrengt, de zon voor verdriet niet tonen zijn hoofd.
Ile PRINCE glooming barış bu sabah getiriyor; üzüntü için güneş başını göstermez.PRINCE Ett glooming fred i morse med det medför, solen för sorgen kommer inte att visas huvudet.
Ile PRINCE glooming barış bu sabah getiriyor; üzüntü için güneş başını göstermez.Prince glooming rauhaa tänä aamuna se tuo, auringon suru ei näytä päätään.
Ile PRINCE glooming barış bu sabah getiriyor; üzüntü için güneş başını göstermez.PRINCE mieru glooming dnes ráno sa to prináša, slnko smútku sa nezobrazí hlavu.
Ile PRINCE glooming barış bu sabah getiriyor; üzüntü için güneş başını göstermez.PRINCE miru glooming danes zjutraj z njim prinaša, ne na žalost ne bo prikazal svojo glavo.
Ile PRINCE glooming barış bu sabah getiriyor; üzüntü için güneş başını göstermez.PRINCE míru glooming dnes ráno se to přináší, slunce smutku se nezobrazí hlavu.
Ile PRINCE glooming barış bu sabah getiriyor; üzüntü için güneş başını göstermez.PRINCE Một hòa bình glooming sáng nay với nó mang lại, mặt trời nỗi buồn sẽ không hiển thị đầu.
Ile PRINCE glooming barış bu sabah getiriyor; üzüntü için güneş başını göstermez.PRINCE O pace glooming în această dimineaţă cu el ne aduce; soare pentru durerea nu vor fi afişate capul.
Ile PRINCE glooming barış bu sabah getiriyor; üzüntü için güneş başını göstermez.PRINCE pokoju glooming dziś rano przynosi, słońce smutek nie pokaże głową.
Ile PRINCE glooming barış bu sabah getiriyor; üzüntü için güneş başını göstermez.PRINCE Una pace glooming questa mattina con porta; Il sole per il dolore non mostrerà la sua testa.
Ile PRINCE glooming barış bu sabah getiriyor; üzüntü için güneş başını göstermez.PRINCE Une paix baignant ce matin avec elle apporte; Le soleil de tristesse ne sera pas montrer sa tête.
Ile PRINCE glooming barış bu sabah getiriyor; üzüntü için güneş başını göstermez.PRINCE Μια ειρήνη glooming σήμερα το πρωί με φέρνει? Ο ήλιος για τη θλίψη που δεν θα δείξει το κεφάλι του.
Ile PRINCE glooming barış bu sabah getiriyor; üzüntü için güneş başını göstermez.PRINCE мир glooming тази сутрин с него води; Слънцето за скръб не ще покаже главата му.
Ile PRINCE glooming barış bu sabah getiriyor; üzüntü için güneş başını göstermez.PRINCIPE Una paz glooming esta mañana con el que trae, y el sol por el dolor no se mostrará la cabeza.
Ile PRINCE glooming barış bu sabah getiriyor; üzüntü için güneş başını göstermez.ПРИНЦ мира омрачающий сегодня с утра она приносит; ВС для печали не покажет голову.
Ile PRINCE glooming barış bu sabah getiriyor; üzüntü için güneş başını göstermez.הנסיך שלום והקדירה את הבוקר עם זה מביא; השמש עבור צער לא יראה את ראשו.
Ile PRINCE glooming barış bu sabah getiriyor; üzüntü için güneş başını göstermez.الأمير سلام glooming هذا الصباح مع ان يجلب ؛ الشمس عن حزن لن تظهر رأسه.
Ile PRINCE glooming barış bu sabah getiriyor; üzüntü için güneş başını göstermez.これらの悲しい事のより多くの話を持っている、従って行く;一部はpardon'd、そしていくつかは、罰する。
İleriye götürüyorsunuz veya geriye getiriyorsunuz.Bạn chỉ việc quy khoản tiền về tương lai hay chiết khấu về quá khứ.
İleriye götürüyorsunuz veya geriye getiriyorsunuz.Jen jdete dopředu nebo dozadu.
İleriye götürüyorsunuz veya geriye getiriyorsunuz.Po prostu idziesz "do przodu" lub "do tyłu".
İleriye götürüyorsunuz veya geriye getiriyorsunuz.Sinä vain menet ajassa eteenpäin tai taaksepäin.
İleriye götürüyorsunuz veya geriye getiriyorsunuz.Solo estás yendo hacia adelante o hacia atrás.
İleriye götürüyorsunuz veya geriye getiriyorsunuz.Stai solo andando avanti o indietro.
İleriye götürüyorsunuz veya geriye getiriyorsunuz.Você só vai avança ou recua no tempo.
İleriye götürüyorsunuz veya geriye getiriyorsunuz.Απλά πηγαίνουμε μπροστά ή πίσω στον χρόνο.
İleriye götürüyorsunuz veya geriye getiriyorsunuz.進む時は掛ける。戻る時は割る事。
İlk bebeğimizi dünyaya getiriyorduk.AV: Nós, ou eu?
İlk bebeğimizi dünyaya getiriyorduk.Az első gyerekünk szülésével voltunk éppen elfoglalva.
İlk bebeğimizi dünyaya getiriyorduk.Boli sme v procese pôrodu nášho prvého dieťaťa.
İlk bebeğimizi dünyaya getiriyorduk.Chúng tôi đang trong quá trình sinh đứa con đầu lòng.
İlk bebeğimizi dünyaya getiriyorduk.Eram pe punctul de a da naştere primului nostru copil.
İlk bebeğimizi dünyaya getiriyorduk.Kami sedang dalam proses kelahiran anak pertama kami.
İlk bebeğimizi dünyaya getiriyorduk.우리는 우리의 첫 아기를 낳는 중이었습니다.
İlk bebeğimizi dünyaya getiriyorduk.Noi stavamo dando la vita al nostro primo figlio.
İlk bebeğimizi dünyaya getiriyorduk.Nosotros estábamos por dar a luz a nuestro primer hijo.
İlk bebeğimizi dünyaya getiriyorduk.Nous étions en train de mettre au monde notre premier fils.
İlk bebeğimizi dünyaya getiriyorduk.Přiváděli jsme na svět našeho prvního potomka.
İlk bebeğimizi dünyaya getiriyorduk.We waren ons eerste kind aan het baren.
İlk bebeğimizi dünyaya getiriyorduk.Wir brachten gerade unser erstes Kind auf die Welt.
İlk bebeğimizi dünyaya getiriyorduk.Właśnie rodziliśmy nasze pierwsze dziecko.
İlk bebeğimizi dünyaya getiriyorduk.Ήμασταν στη διαδικασία να γεννήσουμε το πρώτο μας παιδί.
İlk bebeğimizi dünyaya getiriyorduk.Ми були в процесі народження нашого первістка.
İlk bebeğimizi dünyaya getiriyorduk.Мы были в процессе рождения нашего первенца.
İlk bebeğimizi dünyaya getiriyorduk.Ние бяхме в процес на раждане на първото ни дете.
İlk bebeğimizi dünyaya getiriyorduk.אנחנו במהלך הלידה של בננו הראשון.
İlk bebeğimizi dünyaya getiriyorduk.عندما كنا في عملية الإنجاب لطفلنا الأول ..
İlk bebeğimizi dünyaya getiriyorduk.「私たち」?「私」でしょ?