Herkes ortaya teklifler getiriyor ve biz onların arasından üzerine odaklanacağımız iki tanesini seçiyoruz.Semua orang mengajukan saran dan kemudian kami memilih dua untuk menjadi fokus.
Herkes ortaya teklifler getiriyor ve biz onların arasından üzerine odaklanacağımız iki tanesini seçiyoruz.Todo el mundo tiene sugerencias y luego seleccionamos dos para centrarnos en ellas.
Herkes ortaya teklifler getiriyor ve biz onların arasından üzerine odaklanacağımız iki tanesini seçiyoruz.Tout le monde fait des suggestions puis on en choisit deux sur lesquelles on va se concentrer.
Herkes ortaya teklifler getiriyor ve biz onların arasından üzerine odaklanacağımız iki tanesini seçiyoruz.Όλοι κάνουν προτάσεις και μετά διαλέγουμε τις δύο που θα εστιάσουμε.
Herkes ortaya teklifler getiriyor ve biz onların arasından üzerine odaklanacağımız iki tanesini seçiyoruz.Всеки изказва своите предложения и след тово избираме две, върху които да се фокусираме.
Herkes ortaya teklifler getiriyor ve biz onların arasından üzerine odaklanacağımız iki tanesini seçiyoruz.Каждый вносит предложения, и потом вы выбираем два, на которых сосредоточимся.
Herkes ortaya teklifler getiriyor ve biz onların arasından üzerine odaklanacağımız iki tanesini seçiyoruz.Кожен висловлює свою думку, а тоді ми вибираємо дві пропозиції.
Herkes ortaya teklifler getiriyor ve biz onların arasından üzerine odaklanacağımız iki tanesini seçiyoruz.כולם זורקים הצעות ואז אנו בוחרים שתיים ומתמקדים בהן.
Herkes ortaya teklifler getiriyor ve biz onların arasından üzerine odaklanacağımız iki tanesini seçiyoruz.كل شخص يلقي باقتراحاته وعندها نختار اثنين و نركز عليهما.
Herkes ortaya teklifler getiriyor ve biz onların arasından üzerine odaklanacağımız iki tanesini seçiyoruz.みんなが提案をします そして その中から2つ選んで実行します ある時 驚くような言葉が 突如 娘たちから出てきたのです
Herşeyi akla uygun hale getiriyor.Bármi ésszerűnek tűnik.
Herşeyi akla uygun hale getiriyor.Czyni wszystko racjonalnym.
Herşeyi akla uygun hale getiriyor.Dělá všechno odůvodněné.
Herşeyi akla uygun hale getiriyor.En alles aannemelijk.
Herşeyi akla uygun hale getiriyor.Es lässt alles logisch erscheinen.
Herşeyi akla uygun hale getiriyor.Face totul rational.
Herşeyi akla uygun hale getiriyor.어떤 일이라도 합리화할 수 있게 됩니다.
Herşeyi akla uygun hale getiriyor.Membuat segalanya masuk akal.
Herşeyi akla uygun hale getiriyor.Nó làm mọi việc hợp lý.
Herşeyi akla uygun hale getiriyor.Rende tutto razionalizzabile.
Herşeyi akla uygun hale getiriyor.Todo lo hace racionalizable
Herşeyi akla uygun hale getiriyor.Все становится обоснованным.
Herşeyi akla uygun hale getiriyor.Всичко става рационализируемо.
Herşeyi akla uygun hale getiriyor.הופך כל דבר לניתן לרציונאליזציה.
Herşeyi akla uygun hale getiriyor.ومنطقي
Herşeyi akla uygun hale getiriyor.私が統一教会に
Her türden farklı bilgisayarları kendileriyle getiriyorlardı.Che lavoravano con ogni sorta di computer, diversi tra loro
Her türden farklı bilgisayarları kendileriyle getiriyorlardı.Ei aduceau tot felul de computere diferite cu ei.
Her türden farklı bilgisayarları kendileriyle getiriyorlardı.Họ mang theo tất cả các loại máy tính khác nhau.
Her türden farklı bilgisayarları kendileriyle getiriyorlardı.Ils apportaient chacun des ordinateurs différents.
Her türden farklı bilgisayarları kendileriyle getiriyorlardı.그런데 이사람들 출신들이 다른 만큼 쓰는 컴퓨터들도 다 다르더라구요.
Her türden farklı bilgisayarları kendileriyle getiriyorlardı.Mereka membawa segala macam komputer yang berbeda dengan mereka.
Her türden farklı bilgisayarları kendileriyle getiriyorlardı.Mindenféle különböző számítógépet hoztak magukkal.
Her türden farklı bilgisayarları kendileriyle getiriyorlardı.Przywozili ze sobą najróżniejsze komputery.
Her türden farklı bilgisayarları kendileriyle getiriyorlardı.Sie brachten die verschiedensten Arten von Computern mit sich.
Her türden farklı bilgisayarları kendileriyle getiriyorlardı.Traían todo tipo de computadoras con ellos.
Her türden farklı bilgisayarları kendileriyle getiriyorlardı.Zij brachten allerlei verschillende computers mee.
Her türden farklı bilgisayarları kendileriyle getiriyorlardı.Έφερναν όλων των ειδών τους υπολογιστές μαζί τους.
Her türden farklı bilgisayarları kendileriyle getiriyorlardı.Вони привозили з собою різноманітні комп'ютери.
Her türden farklı bilgisayarları kendileriyle getiriyorlardı.Те носиха със себе си различни компютри.
Her türden farklı bilgisayarları kendileriyle getiriyorlardı.הם הביאו עימם כל מיני סוגים של מחשבים.
Her türden farklı bilgisayarları kendileriyle getiriyorlardı.جلبوا معهم كل أنواع الحاسبات المختلفة.
Her türden farklı bilgisayarları kendileriyle getiriyorlardı.彼らは多様なデータフォーマットや
İki tutkuyu bir araya getiriyordum.Also verflochten sich quasi meine beiden Leidenschaften.
İki tutkuyu bir araya getiriyordum.Combinând astfel cele două pasiuni.
İki tutkuyu bir araya getiriyordum.Combinando las dos pasiones.
İki tutkuyu bir araya getiriyordum.Estava a fundir as duas paixões. Houve uma coisa interessante que resultou de "O Abismo".
İki tutkuyu bir araya getiriyordum.J'ai, comment dire, fusionné les deux passions.
İki tutkuyu bir araya getiriyordum.두 가지 열정을 한데 합친 거죠.
İki tutkuyu bir araya getiriyordum.Moje dwie pasje.
İki tutkuyu bir araya getiriyordum.Nên các bạn biết đấy, kết hợp hai niềm đam mê với nhau.
İki tutkuyu bir araya getiriyordum.Összevontam két szenvedélyemet.
İki tutkuyu bir araya getiriyordum.Quindi, ho fuso le due passioni.
İki tutkuyu bir araya getiriyordum.Så, du vet, förenade de två passionerna.
İki tutkuyu bir araya getiriyordum.Så, I ved, sammensætning af to passioner.
İki tutkuyu bir araya getiriyordum.Takže spojení těch dvou vášní.
İki tutkuyu bir araya getiriyordum.Yhdistin kaksi intohimoa.
İki tutkuyu bir araya getiriyordum.Zeg maar, de twee passies combinerend.
İki tutkuyu bir araya getiriyordum.Κι έτσι, καταλαβαίνετε, συνένωσα τα δύο μου πάθη.
İki tutkuyu bir araya getiriyordum.Ну, вы знаете, слились две страсти.