Evet çözünüyor ve okyanusu daha asidik hale getiriyor.És ezáltal savasabbá válik az óceán.
Evet çözünüyor ve okyanusu daha asidik hale getiriyor.Et pendant cette phase, l'océan devient plus acide.
Evet çözünüyor ve okyanusu daha asidik hale getiriyor.그리고 그렇게 됨으로써 해양을 더 산성화되도록 만들고 있습니다.
Evet çözünüyor ve okyanusu daha asidik hale getiriyor.Rozpuszczając się, zwiększa zakwaszenie oceanu.
Evet çözünüyor ve okyanusu daha asidik hale getiriyor.Saat itulah karbon dioksida membuat samudera menjadi semakin asam.
Evet çözünüyor ve okyanusu daha asidik hale getiriyor.Și odată cu acest proces, oceanul devine mai acid.
Evet çözünüyor ve okyanusu daha asidik hale getiriyor.Und dadurch werden die Meere saurer.
Evet çözünüyor ve okyanusu daha asidik hale getiriyor.Và như thế nó làm cho đại dương có tính axít hơn
Evet çözünüyor ve okyanusu daha asidik hale getiriyor.Y al hacerlo hace que el océano sea más ácido.
Evet çözünüyor ve okyanusu daha asidik hale getiriyor.Και καθώς το κάνει αυτό, κάνει τον ωκεανό πιο όξινο.
Evet çözünüyor ve okyanusu daha asidik hale getiriyor.За счет этого кислотность океана повышается.
Evet çözünüyor ve okyanusu daha asidik hale getiriyor.И докато се случва, това прави океана по-киселинен.
Evet çözünüyor ve okyanusu daha asidik hale getiriyor.ובעודו עושה כך, הוא הופך את האוקיינוס לחומצי יותר.
Evet çözünüyor ve okyanusu daha asidik hale getiriyor.وكما يفعل ذلك، أنه يجعل المحيطات أكثر حامضية.
Evet çözünüyor ve okyanusu daha asidik hale getiriyor.海洋を酸性化させます これは確かなのです
Evrim şeyleri nasıl biraraya getiriyor ve onları bütünleştiriyor?Ako evolúcia robí toto hromadenie, túto kombinatoriku?
Evrim şeyleri nasıl biraraya getiriyor ve onları bütünleştiriyor?Bagaimana evolusi berakumulasi, hal-hal saling bergabung?
Evrim şeyleri nasıl biraraya getiriyor ve onları bütünleştiriyor?Come fa l'evoluzione ad accumulare e combinare cose?
Evrim şeyleri nasıl biraraya getiriyor ve onları bütünleştiriyor?Comment l'évolution fait-elle des choses cumulatives, combinatoires?
Evrim şeyleri nasıl biraraya getiriyor ve onları bütünleştiriyor?Como é que a evolução produz coisas cumulativas, que se combinam?
Evrim şeyleri nasıl biraraya getiriyor ve onları bütünleştiriyor?¿Cómo puede la evolución hacer cosas acumuladas, combinatorias?
Evrim şeyleri nasıl biraraya getiriyor ve onları bütünleştiriyor?Cum de face evoluția astfel de lucruri cumulative, combinative?
Evrim şeyleri nasıl biraraya getiriyor ve onları bütünleştiriyor?Hoe werkt de evolutie met cumulatieve, combinatorische dingen?
Evrim şeyleri nasıl biraraya getiriyor ve onları bütünleştiriyor?Hogy csinál az evolúció halmozódó, kombinálódó dolgokat?
Evrim şeyleri nasıl biraraya getiriyor ve onları bütünleştiriyor?Hvordan laver evolutionen kumulative kombinerede ting?
Evrim şeyleri nasıl biraraya getiriyor ve onları bütünleştiriyor?그렇다면 진화는 어떻게 집적되고, 조합되는 것일까요?
Evrim şeyleri nasıl biraraya getiriyor ve onları bütünleştiriyor?Làm thế nào mà sự tiến hóa làm được điều này?
Evrim şeyleri nasıl biraraya getiriyor ve onları bütünleştiriyor?Spojily se. Jak evoluce spojuje a kombinuje věci?
Evrim şeyleri nasıl biraraya getiriyor ve onları bütünleştiriyor?Wie schafft die Evolution diese Kumulation, diese Kombination von Dingen?
Evrim şeyleri nasıl biraraya getiriyor ve onları bütünleştiriyor?W jaki sposób ewolucja wytwarza tak złożone istnienia?
Evrim şeyleri nasıl biraraya getiriyor ve onları bütünleştiriyor?Πώς η εξέλιξη κάνει συσσωρευτικά, συνδυαστικά πράγματα;
Evrim şeyleri nasıl biraraya getiriyor ve onları bütünleştiriyor?Как еволюцията върши тези кумулативни, комбинаторни неща?
Evrim şeyleri nasıl biraraya getiriyor ve onları bütünleştiriyor?Как эволюция создаёт взаимодополняющие, комбинаторные объекты?
Evrim şeyleri nasıl biraraya getiriyor ve onları bütünleştiriyor?כיצד אבולוציה עושה דברים שיתופיים, מצטברים?
Evrim şeyleri nasıl biraraya getiriyor ve onları bütünleştiriyor?كيف يعمل التطور على مزيد من الإبتكار في الأشياء المتحدة معاً ؟
Evrim şeyleri nasıl biraraya getiriyor ve onları bütünleştiriyor?それは 有性生殖によってなされるのです
Fakat bu akla başka bir soru getiriyor.A to vedlo ke zřejmé otázce.
Fakat bu akla başka bir soru getiriyor.Mas o que levou a pergunta óbvia.
Fakat bu akla başka bir soru getiriyor.Pero eso lleva a la obvia pregunta.
Fakat bu akla başka bir soru getiriyor.To nasuwa oczywiste pytanie.
Fakat bu akla başka bir soru getiriyor.Αυτό οδήγησε στην προφανή ερώτηση.
Fakat bu akla başka bir soru getiriyor.З цього випливає очевидне питання.
Fakat bu akla başka bir soru getiriyor.なぜ人々は融資をすごく簡単に受けれたのでしょうか?
Fakat bu durum, kodun çalışır halde olması için baş edilmesi gereken bir kaosu beraberinde getiriyor.De nyílván, ez pont annak a káosznak a veszélyét hordozza, amit meg kell előzni, ahhoz, hogy bármi működjön.
Fakat bu durum, kodun çalışır halde olması için baş edilmesi gereken bir kaosu beraberinde getiriyor.Het gevolg is natuurlijk precies het soort chaos dat je moet afwenden om iets gedaan te krijgen.
Fakat bu durum, kodun çalışır halde olması için baş edilmesi gereken bir kaosu beraberinde getiriyor.굉장한 혼란의 위험을 방지해야하는 상황을 만들게 됩니다.
Fakat bu durum, kodun çalışır halde olması için baş edilmesi gereken bir kaosu beraberinde getiriyor.la amenaza del caos que hay que evitar para conseguir que algo funcione.
Fakat bu durum, kodun çalışır halde olması için baş edilmesi gereken bir kaosu beraberinde getiriyor.la menace même du chaos qu'il faut prévenir pour faire que ça marche.
Fakat bu durum, kodun çalışır halde olması için baş edilmesi gereken bir kaosu beraberinde getiriyor.Ma naturalmente, questo crea una minaccia di caos che va anticipata in modo che tutto funzioni.
Fakat bu durum, kodun çalışır halde olması için baş edilmesi gereken bir kaosu beraberinde getiriyor.To niesie oczywiście groźbę chaosu, do którego nie można dopuścić, jeśli coś ma zadziałać.
Fakat bu durum, kodun çalışır halde olması için baş edilmesi gereken bir kaosu beraberinde getiriyor.איום של כאוס שצריך להסדיר על מנת לקבל משהו שיעבוד.
Fakat bu durum, kodun çalışır halde olması için baş edilmesi gereken bir kaosu beraberinde getiriyor.التهديد من الفوضى لهذا الاجراء من أجل الحصول على أي شيء يعمل.
Fakat bu durum, kodun çalışır halde olması için baş edilmesi gereken bir kaosu beraberinde getiriyor.防ぐ必要があります だからオープンソース プロジェクトの多くは
Fakat bu yeni malzemeler inanılmaz yenilikler getiriyor.하지만 신소재가 주는 혁신은 놀라워서
Fakat bu yeni malzemeler inanılmaz yenilikler getiriyor.וחומרים חדשים אלה מביאים לחידושים מדהימים
Fakat bu yeni malzemeler inanılmaz yenilikler getiriyor.لكن هذه المواد الجديدة تجلب معها ابتكارات لا تكاد تصدق
Fakat bu yeni malzemeler inanılmaz yenilikler getiriyor.これらの新素材が
Fakat sayısal indirgenmezlik gibi yeni sorunları da getiriyor.Cependant, cela soulève aussi de nouveaux problèmes, comme l'irréductibilité computationnelle.
Fakat sayısal indirgenmezlik gibi yeni sorunları da getiriyor.Es schafft jedoch auch neue Probleme, wie die rechnerische Nichtreduzierbarkeit.
Fakat sayısal indirgenmezlik gibi yeni sorunları da getiriyor.Het zorgt ook voor nieuwe kwesties, zoals de onherleidbaarheid van berekeningen.