Biliyor musunuz, dünyadaki birçok yerde suyun zehirlediği küçük bebekler dünyaya getiriyoruz.Er I klar over, at vi opfostrer små babyer i en verden hvor, mange steder, vandet forgifter dem?
Biliyor musunuz, dünyadaki birçok yerde suyun zehirlediği küçük bebekler dünyaya getiriyoruz.Estamos a trazer bebés a um mundo em que, em muitos lugares, são envenenados pela água.
Biliyor musunuz, dünyadaki birçok yerde suyun zehirlediği küçük bebekler dünyaya getiriyoruz.아세요? 우리는 아주 작은 아이들을 이 세상에 내보냅니다. 그 세상의 많은 곳에서 물이 그들을 중독시키고
Biliyor musunuz, dünyadaki birçok yerde suyun zehirlediği küçük bebekler dünyaya getiriyoruz.Přivádíme své děti do světa, v němž je voda na mnoha místech jedovatá.
Biliyor musunuz, dünyadaki birçok yerde suyun zehirlediği küçük bebekler dünyaya getiriyoruz.Saben, estamos trayendo bebés a un mundo donde, en muchos lugares, el agua los está matando.
Biliyor musunuz, dünyadaki birçok yerde suyun zehirlediği küçük bebekler dünyaya getiriyoruz.Savez-vous que nous accueillons nos nouveaux-nés dans un monde, dans des endroits où l'eau les empoisonnent?
Biliyor musunuz, dünyadaki birçok yerde suyun zehirlediği küçük bebekler dünyaya getiriyoruz.Stiamo crescendo i nostri bambini in un mondo in cui, in molti posti, l'acqua li avvelena.
Biliyor musunuz, dünyadaki birçok yerde suyun zehirlediği küçük bebekler dünyaya getiriyoruz.Tiesittekö, että synnytämme maailmaan vauvoja moniin paikkoihin, joissa vesi myrkyttää heidät?
Biliyor musunuz, dünyadaki birçok yerde suyun zehirlediği küçük bebekler dünyaya getiriyoruz.Tudják-e, hogy a világ olyan részeire szülünk babákat, ahol a víz mérgezett?
Biliyor musunuz, dünyadaki birçok yerde suyun zehirlediği küçük bebekler dünyaya getiriyoruz.Vedeți, dăm naștere copiilor într-o lume unde, în multe locuri, apa îi otrăvește.
Biliyor musunuz, dünyadaki birçok yerde suyun zehirlediği küçük bebekler dünyaya getiriyoruz.Vet ni, vi sätter små barn till en värld där vattnet på många ställen förgiftar dem.
Biliyor musunuz, dünyadaki birçok yerde suyun zehirlediği küçük bebekler dünyaya getiriyoruz.Weet je dat we baby'tjes op de wereld zetten een wereld waar, op veel plekken, het water hen vergiftigt.
Biliyor musunuz, dünyadaki birçok yerde suyun zehirlediği küçük bebekler dünyaya getiriyoruz.Ξέρετε, φέρνουμε μωράκια σε έναν κόσμο όπου, σε πολλά μέρη, το νερό τα δηλητηριάζει.
Biliyor musunuz, dünyadaki birçok yerde suyun zehirlediği küçük bebekler dünyaya getiriyoruz.Вы знаете, что малыши, рожденные в нашем мире, во многих его уголках пьют отравленную воду.
Biliyor musunuz, dünyadaki birçok yerde suyun zehirlediği küçük bebekler dünyaya getiriyoruz.Знаете ли, че се раждат бебета в свят, където водата ги убива.
Biliyor musunuz, dünyadaki birçok yerde suyun zehirlediği küçük bebekler dünyaya getiriyoruz.Розумієте, ми приводимо дітей у цей світ, де в багатьох місцях вода отруює їх.
Biliyor musunuz, dünyadaki birçok yerde suyun zehirlediği küçük bebekler dünyaya getiriyoruz.אתם יודעים, אנחנו מביאים תינוקות קטנים לתוך עולם שבו, בהרבה מקומות, המים מרעילים אותם.
Biliyor musunuz, dünyadaki birçok yerde suyun zehirlediği küçük bebekler dünyaya getiriyoruz.هل تعرف، نحن ننجب أطفالا صغارا في هذا العالم الذي، في الكثير من المناطق، حيث تسممهم المياه.
Biliyor musunuz, dünyadaki birçok yerde suyun zehirlediği küçük bebekler dünyaya getiriyoruz.きれいな水がない場所が世界には多く 空気や汚染された土壌から取れた食べ物で
Bir anlaşma aşağıdaki koşulları yerine getiriyorsa geçersizdir:Acordul sa încheiat între intrprinderi
Bir anlaşma aşağıdaki koşulları yerine getiriyorsa geçersizdir:Deze overeenkomsten zijn nietig wanneer aan de volgendevoorwaarden wordt voldaan:
Bir anlaşma aşağıdaki koşulları yerine getiriyorsa geçersizdir:Dohoda je neplatná, ak obsahuje nasledujúce prvky:
Bir anlaşma aşağıdaki koşulları yerine getiriyorsa geçersizdir:Ha egymegállapodás megfelel a következő két feltételnek, akkor semmis:
Bir anlaşma aşağıdaki koşulları yerine getiriyorsa geçersizdir:Hvis enaftale opfylder følgende betingelser, er den ulovlig:
Bir anlaşma aşağıdaki koşulları yerine getiriyorsa geçersizdir:L’accord est conclu entre des entreprises.
Bir anlaşma aşağıdaki koşulları yerine getiriyorsa geçersizdir:Porozumienie spełniające następujące przesłanki jestnieważne gdy:
Bir anlaşma aşağıdaki koşulları yerine getiriyorsa geçersizdir:Sådanaavtal är ogiltiga om följande villkor samtidigt är uppfyllda:
Bir anlaşma aşağıdaki koşulları yerine getiriyorsa geçersizdir:Si cumplen las condiciones siguientes, estos acuerdos son nulos depleno derecho:
Bir anlaşma aşağıdaki koşulları yerine getiriyorsa geçersizdir:Siesind nichtig, wenn auf sie folgende Voraussetzungen zutreffen:
Bir anlaşma aşağıdaki koşulları yerine getiriyorsa geçersizdir:Tällaiset sopimukset ovat mitättömiä täyttäessään seuraavat edellytykset:
Birbirlerine karşı oyun oynayabilmek için bilgisayarlarını getiriyorlar.Họ đang mang máy tính lại để chơi game và đấu với nhau
Birbirlerine karşı oyun oynayabilmek için bilgisayarlarını getiriyorlar.Hozzák a saját gépeiket, hogy játszhassanak egymással.
Birbirlerine karşı oyun oynayabilmek için bilgisayarlarını getiriyorlar.Ils ont amené leur ordinateur afin de pouvoir jouer les uns contre les autres.
Birbirlerine karşı oyun oynayabilmek için bilgisayarlarını getiriyorlar.Îşi aduc propriile computere ca să poată se poată juca unul împotriva celuilalt.
Birbirlerine karşı oyun oynayabilmek için bilgisayarlarını getiriyorlar.이들은 각자 자기 컴퓨터를 들고 나와서 다른 사람들과 서로서로 게임을 하는 겁니다.
Birbirlerine karşı oyun oynayabilmek için bilgisayarlarını getiriyorlar.Mereka membawa komputer mereka, sehingga mereka dapat bermain game melawan satu sama lain.
Birbirlerine karşı oyun oynayabilmek için bilgisayarlarını getiriyorlar.Portano il loro computer per giocare a videogiochi uno contro l'altro.
Birbirlerine karşı oyun oynayabilmek için bilgisayarlarını getiriyorlar.Přinesli si svoje počítače, aby mohli hrát hry proti sobě navzájem.
Birbirlerine karşı oyun oynayabilmek için bilgisayarlarını getiriyorlar.Przynoszą swoje komputery w jedno miejsce, by grać w gry przeciwko sobie.
Birbirlerine karşı oyun oynayabilmek için bilgisayarlarını getiriyorlar.Sie bringen alle ihre Computer mit, damit sie Spiele gegeneinander spielen können.
Birbirlerine karşı oyun oynayabilmek için bilgisayarlarını getiriyorlar. Ve bu dünyadaki her şehirde oluyor.Llevan sus computadoras asi pueden jugar unos contra otros y esto pasa en cada ciudad del mundo.
Birbirlerine karşı oyun oynayabilmek için bilgisayarlarını getiriyorlar.Ze zetten hun computers bij elkaar zodat ze kunnen spelen tegen elkaar.
Birbirlerine karşı oyun oynayabilmek için bilgisayarlarını getiriyorlar.Έφεραν τους υπολογιστές τους για να παίξουν παιχνίδια ο ένας εναντίον του άλλου.
Birbirlerine karşı oyun oynayabilmek için bilgisayarlarını getiriyorlar.Вони приносять сюди свої комп'ютери, щоб грати одне з одним.
Birbirlerine karşı oyun oynayabilmek için bilgisayarlarını getiriyorlar.Носят компютрите си със себе си, за да играят видеоигри един срещу друг.
Birbirlerine karşı oyun oynayabilmek için bilgisayarlarını getiriyorlar.Они принесли свои компьютеры, чтобы поиграть в игры друг с другом.
Birbirlerine karşı oyun oynayabilmek için bilgisayarlarını getiriyorlar.הם למעשה מביאים את המחשבים שלהם על מנת לשחק משחקים אחד נגד השני.
Birbirlerine karşı oyun oynayabilmek için bilgisayarlarını getiriyorlar.إنهم في الواقع يحضرون حاسباتهم ليتمكنوا من اللعب ضد بعضهم البعض
Birbirlerine karşı oyun oynayabilmek için bilgisayarlarını getiriyorlar.ゲームで対戦しています 世界中で見られる光景です
Bir de yanında Winry'yi getiriyor, ve onun ellerinde olduğunu vurguluyor.Además, trajo a Winry para hacernos ver que está "en nuestras manos".
Bir de yanında Winry'yi getiriyor, ve onun ellerinde olduğunu vurguluyor.Hän toi Winryn näyttääkseen, että tyttö on heidän käsissään.
Bir de yanında Winry'yi getiriyor, ve onun ellerinde olduğunu vurguluyor.Já para não falar de ter trazido a Winry para nos mostrar que "ela está nas nossas mãos".
Bir de yanında Winry'yi getiriyor, ve onun ellerinde olduğunu vurguluyor.Nie mówiąc o sprowadzeniu Winry, żebyśmy nie zapomnieli, że możemy ją mieć na sumieniu.
Bir de yanında Winry'yi getiriyor, ve onun ellerinde olduğunu vurguluyor.Per non parlare del fatto che ha portato Winry, come a sottolineare: "lei è in mano nostra".
Bir de yanında Winry'yi getiriyor, ve onun ellerinde olduğunu vurguluyor.Så fik han Winry hertil - - for at markere, at hun er i deres hænder.
Bir de yanında Winry'yi getiriyor, ve onun ellerinde olduğunu vurguluyor.Sen tar han hit Winry- -för att markera att hon är i deras händer.
Bir de yanında Winry'yi getiriyor, ve onun ellerinde olduğunu vurguluyor.Χώρια που έφερε μαζί του και τη Γουίνρι, για να τονίσει ότι "είναι στα χέρια μας".
Bir de yanında Winry'yi getiriyor, ve onun ellerinde olduğunu vurguluyor.Не говоря о том, чтобы привести сюда Винри, чтобы подчеркнуть, что "она в наших руках".
Bir grup protein ve başka molekül birleşip çok spesifik bir görevi yerine getiriyor. .단백질 덩어리, 여러 분자 덩어리가 다 섞여 있습니다 매우 까다로운 작용을 수행하면서요
Bir grup protein ve başka molekül birleşip çok spesifik bir görevi yerine getiriyor. .To jest kilka białek, kilka cząsteczek wymieszanych, aby spełniać określoną funkcję.