Amerika Birleşik Devletleri'ne çarpan 727 hakkında bir metafor dile getiriyordu.Dziś rano Paul Levy użył metafory boeinga 727 rozbijającego się w USA.
Amerika Birleşik Devletleri'ne çarpan 727 hakkında bir metafor dile getiriyordu.Esta manhã, Paul Levy falou sobre a metáfora dos 727 se despenharem sobre os Estados Unidos.
Amerika Birleşik Devletleri'ne çarpan 727 hakkında bir metafor dile getiriyordu.Paul Levy ma reggel az Egyesült Államokba csapódó Boeing 727 hasonlatát használta.
Amerika Birleşik Devletleri'ne çarpan 727 hakkında bir metafor dile getiriyordu.Vanochtend zei Paul Levy, hij had het over de metafoor van een 727 die op de Verenigde Staten crasht.
Amerika Birleşik Devletleri'ne çarpan 727 hakkında bir metafor dile getiriyordu.Сегодня утром Пол Леви употребил метафору про Boeing 727, который разбился в США.
Amerika Birleşik Devletleri'ne çarpan 727 hakkında bir metafor dile getiriyordu.הציג את הדימוי של מטוס 727 שמתרסק בארצות הברית.
Amerika Birleşik Devletleri'ne çarpan 727 hakkında bir metafor dile getiriyordu.كان يتحدث بمجاز عن طائرة 727 تحطمت بالولايات المتحدة .
Amerika Birleşik Devletleri'ne çarpan 727 hakkında bir metafor dile getiriyordu.アフリカの一日あたりの マラリア犠牲者数は
Ancak genel olarak, modern toplumun sorunu şu ki, tüm dünyayı bir okul haline getiriyor.Ale problém moderní společnosti je, obecně, že mění celý svět ve školu. Každý nosí džíny, všichni jsou stejní.
Ancak genel olarak, modern toplumun sorunu şu ki, tüm dünyayı bir okul haline getiriyor.Ale problémom modernej spoločnosti je, že mení celý svet na školu. Každý nosí džíny, každý je rovnaký.
Ancak genel olarak, modern toplumun sorunu şu ki, tüm dünyayı bir okul haline getiriyor.De általánosságban az a modern társadalom problémája, hogy az egész világot egyetlen iskolává változtatja.
Ancak genel olarak, modern toplumun sorunu şu ki, tüm dünyayı bir okul haline getiriyor.-desto större är risken för avundsjuka.
Ancak genel olarak, modern toplumun sorunu şu ki, tüm dünyayı bir okul haline getiriyor.Doch das allgemeine Problem der modernen Gesellschaft ist, dass es die ganze Welt in eine Schule verwandelt.
Ancak genel olarak, modern toplumun sorunu şu ki, tüm dünyayı bir okul haline getiriyor.하지만 현대 사회의 문제는 세상 전체를 학교로 만들어버린다는 겁니다. 모두 청바지를 입고, 모두가 똑같습니다.
Ancak genel olarak, modern toplumun sorunu şu ki, tüm dünyayı bir okul haline getiriyor.Nhưng vấn đề, nói chung, của xã hội hiện đại, là nó đã thu nhỏ cả thế giới vào trong một trường học.
Ancak genel olarak, modern toplumun sorunu şu ki, tüm dünyayı bir okul haline getiriyor.O problema da sociedade atual é que transforma toda a gente numa escola.
Ancak genel olarak, modern toplumun sorunu şu ki, tüm dünyayı bir okul haline getiriyor.Pero el problema es que, en general, la sociedad moderna ha convertido al mundo entero en una escuela.
Ancak genel olarak, modern toplumun sorunu şu ki, tüm dünyayı bir okul haline getiriyor.Problemem nowoczesnego społeczeństwa jest to, że cały świat zmienił się w szkołę.
Ancak genel olarak, modern toplumun sorunu şu ki, tüm dünyayı bir okul haline getiriyor.Problem moderne družbe je, da spreminja cel svet v šolo. Vsi nosijo kavbojke, vsi so enaki.
Ancak genel olarak, modern toplumun sorunu şu ki, tüm dünyayı bir okul haline getiriyor.皆がジーンズを穿いて 同じだけど 実は 同じではない
Anlatıcı: Bu ortam Kanzi ve Panbanisha için hiç beklenmedik bir potansiyeli beraberinde getiriyor.Acest mediu scoate la iveală un potenţial neaşteptat în Kanzi şi Panbanisha.
Anlatıcı: Bu ortam Kanzi ve Panbanisha için hiç beklenmedik bir potansiyeli beraberinde getiriyor.Cet environnement fait ressortir un potentiel inattendu chez Kanzi et Panbanisha.
Anlatıcı: Bu ortam Kanzi ve Panbanisha için hiç beklenmedik bir potansiyeli beraberinde getiriyor.Dieses Umfeld bringt unerwartetes Potential zu Tage in Kanzi und Panbanisha.
Anlatıcı: Bu ortam Kanzi ve Panbanisha için hiç beklenmedik bir potansiyeli beraberinde getiriyor.Este ambiente revela el potencial inesperado de Kanzi y Panbanisha.
Anlatıcı: Bu ortam Kanzi ve Panbanisha için hiç beklenmedik bir potansiyeli beraberinde getiriyor.Lingkungan ini mengeluarkan potensi yang tak terduga dari Kanzi dan Panbanisha.
Anlatıcı: Bu ortam Kanzi ve Panbanisha için hiç beklenmedik bir potansiyeli beraberinde getiriyor.Miljøet viser uforventede potentialer hos Kanzi og Panbanisha.
Anlatıcı: Bu ortam Kanzi ve Panbanisha için hiç beklenmedik bir potansiyeli beraberinde getiriyor.Questo ambiente tira fuori potenziali inattesi in Kanzi e Panbanisha.
Anlatıcı: Bu ortam Kanzi ve Panbanisha için hiç beklenmedik bir potansiyeli beraberinde getiriyor.Takie otoczenie wydobywa niespodziewany potencjał z Kanziego i Panbanishy.
Anlatıcı: Bu ortam Kanzi ve Panbanisha için hiç beklenmedik bir potansiyeli beraberinde getiriyor.Zo'n omgeving brengt onvermoede capaciteiten naar boven bij Kanzi en Panbanisha.
Anlatıcı: Bu ortam Kanzi ve Panbanisha için hiç beklenmedik bir potansiyeli beraberinde getiriyor.Тази среда носи неочакван потенциал за Канзи и Панбаниша.
Anlatıcı: Bu ortam Kanzi ve Panbanisha için hiç beklenmedik bir potansiyeli beraberinde getiriyor.Такая среда даёт неожиданные результаты у Канзи и Панбаниши.
Apple iPhone'u Çin'e getiriyor ve Dalai Lama ile siyasetten etkilenebilecek birkaç uygulamayı애플은 중국에서 아이폰 판매를 시작했고, 달라이라마 앱(App)을 금지시켰죠. 그 외에도 정치적으로 민감한 몇몇 프로그램들을
Apple iPhone'u Çin'e getiriyor ve Dalai Lama ile siyasetten etkilenebilecek birkaç uygulamayıApple lansează iPhone-ul în China cenzurându-l pe Dalai Lama şi alte aplicaţii cu conotaţii politice
Apple iPhone'u Çin'e getiriyor ve Dalai Lama ile siyasetten etkilenebilecek birkaç uygulamayı"אפל" משיקה את ה"אייפון" בסין ומצנזרת ממנו את הדלאי-למה, ועימו עוד כמה יישומים בעלי רגישות פוליטית,
Apple iPhone'u Çin'e getiriyor ve Dalai Lama ile siyasetten etkilenebilecek birkaç uygulamayıآبل تطلق الآيفون في الصين وتحجب تطبيق الدالاي لاما إضافة إلى عدد آخر من التطبيقات ذات الحساسية السياسية
Apple iPhone'u Çin'e getiriyor ve Dalai Lama ile siyasetten etkilenebilecek birkaç uygulamayıダライ・ラマをはじめとする 多くの政治的に物議を醸すアプリを 中国政府の要請で
Artık yeni veriler getiriyorlar.새로운 데이터를 갖고 왔으니까요
Artık yeni veriler getiriyorlar.Se trata de que están incorporando nuevos datos.
Artık yeni veriler getiriyorlar.To oni dostarczają wam teraz wszelkich informacji.
Artık yeni veriler getiriyorlar.Фактично, вони приносять нові дані.
Artık yeni veriler getiriyorlar.هم الآن يجلبون بيانات جديدة بالفعل.
Artık yeni veriler getiriyorlar.データの解釈が間違っていたり 不適切な場所で不適切な人の話を聞いてきたという
Aşağıdaki bütün koşulları yerine getiriyorsanız, hiç bir varlık intikal vergisi ödemeniz gerekmez:Du behöver ändå inte betala överlåtelseskatt om alla följande villkor uppfylls:
Aşağıdaki bütün koşulları yerine getiriyorsanız, hiç bir varlık intikal vergisi ödemeniz gerekmez:Sinun ei kuitenkaan tarvitse maksaa varainsiirtoveroa, jos kaikki seuraavat ehdot täyttyvät:
Aşağıdaki bütün koşulları yerine getiriyorsanız, hiç bir varlık intikal vergisi ödemeniz gerekmez:Однако при выполнении всех следующих критериев вы не обязаны платить налог на переход собственности:
Aşağıdaki bütün koşulları yerine getiriyorsanız, hiç bir varlık intikal vergisi ödemeniz gerekmez:وعلى كل حال لا يجب عليك دفع ضريبة تحويل الأموال إذا وافيت كل الشروط التالية:
Aşağıdaki bütün koşulları yerine getiriyorsanız, hiç bir varlık intikal vergisi ödemeniz gerekmez:满足下列条件时,免征资产转让税。
Asıl düşündükleri -- evlere elektrik getirmiyorlardı; evlere ışıklandırma getiriyorlardı.Egyáltalán nem gondoltak rájuk -- nem elektromosságot vezettek az otthonokba, hanem világítást.
Asıl düşündükleri -- evlere elektrik getirmiyorlardı; evlere ışıklandırma getiriyorlardı.En lo que realmente estaban pensando -- no era en llevar la electricidad al hogar. Era llevar la luz al hogar.
Asıl düşündükleri -- evlere elektrik getirmiyorlardı; evlere ışıklandırma getiriyorlardı.Într-adevăr, ei s-au gândit cum să-- nu au pus electricitate in casă. Ei au introdus iluminatul în casă.
Asıl düşündükleri -- evlere elektrik getirmiyorlardı; evlere ışıklandırma getiriyorlardı.그들이 정말 생각했던 것은 -- 그들은 집에 전기를 넣는다고 생각했던 것이 아니라, 집에 불빛을 공급한다고 생각하면서 전기를 설치했던 것입니다.
Asıl düşündükleri -- evlere elektrik getirmiyorlardı; evlere ışıklandırma getiriyorlardı.Men bracht geen elektriciteit naar de huizen, men bracht licht naar de huizen.
Asıl düşündükleri -- evlere elektrik getirmiyorlardı; evlere ışıklandırma getiriyorlardı.Myślano o -- wcale nie myślano o umieszczaniu elektryczności w domach. Umieszczano oświetlenie w domach.
Asıl düşündükleri -- evlere elektrik getirmiyorlardı; evlere ışıklandırma getiriyorlardı.Nepřemýšleli o tom jako o přívodu elektřiny do domu, ale jako o přívodu světla do domu.
Asıl düşündükleri -- evlere elektrik getirmiyorlardı; evlere ışıklandırma getiriyorlardı.Всъщност мислели за... не прокарвали електричество в дома. Прокарвали осветление в дома.
Asıl düşündükleri -- evlere elektrik getirmiyorlardı; evlere ışıklandırma getiriyorlardı.Люди думали лишь о... они не проводили электричество в дом; они проводили в дом только освещение.
Asıl düşündükleri -- evlere elektrik getirmiyorlardı; evlere ışıklandırma getiriyorlardı.הם באמת חשבו על-- הם לא התקינו חשמל בתוך הבית. הם התקינו תאורה בתוך הבית.
Asıl düşündükleri -- evlere elektrik getirmiyorlardı; evlere ışıklandırma getiriyorlardı.كانوا - حقيقةً - يفكرون في . . . لم يكونوا يفكرون بإمداد البيوت بالكهرباء. بل كانوا يفكرون بإمدادها بالضوء.
Asıl düşündükleri -- evlere elektrik getirmiyorlardı; evlere ışıklandırma getiriyorlardı.電力を家庭に普及させるというより 電球がメインだったのです ですからご想像どおり
Asıl harikası iki farklı koordinat sistemini tamamen örtüşecek şekilde bir araya getiriyor.2つはぴったりと合致します 可動式なリートには 太陽・月・惑星の位置が示してあります