Ana içeriğe geç
Sözlük

getiriyor ile cümle

getiriyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
11
ORT. KELİME
Ama bu güvercinleri bir şekilde tekrar bir araya getiriyor.하지만 그럼으로 비둘기들은 한 자리에 다시 모일 수 있습니다.
Ama bu güvercinleri bir şekilde tekrar bir araya getiriyor.Maar dat brengt duiven wel nader tot elkaar.
Ama bu güvercinleri bir şekilde tekrar bir araya getiriyor.Ma ha l'effetto di mettere di nuovo assieme i piccioni.
Ama bu güvercinleri bir şekilde tekrar bir araya getiriyor.Pero hace que las palomas se reúnan de nuevo.
Ama bu güvercinleri bir şekilde tekrar bir araya getiriyor.Но някак отново събира гълъбите.
Ama bu güvercinleri bir şekilde tekrar bir araya getiriyor.Но так голуби и возвращаются к семейным ценностям.
Ama bu güvercinleri bir şekilde tekrar bir araya getiriyor.אבל זה מה שגורם ליונים לשוב ולהיות יחד.
Ama bu güvercinleri bir şekilde tekrar bir araya getiriyor.لكنه أمر يجمع الحمام معا مرة أخرى.
Ama bu güvercinleri bir şekilde tekrar bir araya getiriyor.それはおもしろいかな とも考えました
Ama bunlar senin varlığını öyle bir değiştiriyor ki, senin deneyimine bilgelik getiriyor, anlıyor musun?A one zmieniają waszą istotę w taki sposób, który wnosi mądrość do waszego doświadczenia, rozumiecie?
Ama bunlar senin varlığını öyle bir değiştiriyor ki, senin deneyimine bilgelik getiriyor, anlıyor musun?De ezek úgy alakítják át a lényedet, hogy az bölcsességet hoz a tapasztalatodba, tudod?
Ama bunlar senin varlığını öyle bir değiştiriyor ki, senin deneyimine bilgelik getiriyor, anlıyor musun?Îți schimbă ființa într-un așa mod încât îți aduce înțelepciune în experiența ta.
Ama bunlar senin varlığını öyle bir değiştiriyor ki, senin deneyimine bilgelik getiriyor, anlıyor musun?Mais elles transforment votre être de telle manière qu'elles apportent de la sagesse dans votre expérience.
Ama bunlar senin varlığını öyle bir değiştiriyor ki, senin deneyimine bilgelik getiriyor, anlıyor musun?Mas elas alteram o seu ser de tal forma que trazem sabedoria à sua experiência, você vê?
Ama bunlar senin varlığını öyle bir değiştiriyor ki, senin deneyimine bilgelik getiriyor, anlıyor musun?Men de kommer in i ditt varande på ett sådant sätt att det ger visdom till din erfarenhete, du ser?
Ama bunlar senin varlığını öyle bir değiştiriyor ki, senin deneyimine bilgelik getiriyor, anlıyor musun?Pero ellas cambian tu ser de tal modo que traen sabiduría a tu experiencia, ¿ves?
Ama bunlar senin varlığını öyle bir değiştiriyor ki, senin deneyimine bilgelik getiriyor, anlıyor musun?Toda spremenijo tvoje bitje na način, da prinesejo modrost v tvojo izkušnjo, a vidiš?
Ama bunlar senin varlığını öyle bir değiştiriyor ki, senin deneyimine bilgelik getiriyor, anlıyor musun?Но они меняют твое существование таким образом, что это привносит мудрость твоему опыту, понимаешь?
Ama bunlar senin varlığını öyle bir değiştiriyor ki, senin deneyimine bilgelik getiriyor, anlıyor musun?אך רגעים אלו משנים אותנו באופן כזה שמביא לנו חוכמה לחיים,
Ama bunlar senin varlığını öyle bir değiştiriyor ki, senin deneyimine bilgelik getiriyor, anlıyor musun?و لكنها تغير كيانك بطريقة ما تجلب الحكمة إلى تجاربك، رأيتي،
Ama bu ön-hücreler canlı sistemlerin genel şartlarını yerine getiriyorlar.Aber diese Protozellen erfüllen die allgemeinen Voraussetzungen lebender Systeme.
Ama bu ön-hücreler canlı sistemlerin genel şartlarını yerine getiriyorlar.Ale te protokomórki spełniają ogólne wymagania dla żywych organizmów.
Ama bu ön-hücreler canlı sistemlerin genel şartlarını yerine getiriyorlar.Ale tieto protobunky spĺňajú hlavné požiadavky na živé systémy.
Ama bu ön-hücreler canlı sistemlerin genel şartlarını yerine getiriyorlar.Hlavní totiž je, že splňují obecná kritéria živého systému.
Ama bu ön-hücreler canlı sistemlerin genel şartlarını yerine getiriyorlar.Însă aceste protocelule satisfac aceste cerinţe generale ale sistemelor animate.
Ama bu ön-hücreler canlı sistemlerin genel şartlarını yerine getiriyorlar.하지만 이 프로토셀들은 생물계의 일반적인 필요조건을 충족시킵니다
Ama bu ön-hücreler canlı sistemlerin genel şartlarını yerine getiriyorlar.Maar deze protocellen voldoen aan de algemene voorwaarden van levende systemen.
Ama bu ön-hücreler canlı sistemlerin genel şartlarını yerine getiriyorlar.Mais ces protocellules remplissent ces exigences générales des systèmes vivants.
Ama bu ön-hücreler canlı sistemlerin genel şartlarını yerine getiriyorlar.Ma queste protocelle soddisfano quei requisiti generali per i sistemi viventi.
Ama bu ön-hücreler canlı sistemlerin genel şartlarını yerine getiriyorlar.Nhưng những tế bào nguyên mẫu thỏa mãn những điều kiện chung này của cơ thể sống.
Ama bu ön-hücreler canlı sistemlerin genel şartlarını yerine getiriyorlar.Pero estas protocélulas satisfacen estos requisitos generales de los sistemas vivos.
Ama bu ön-hücreler canlı sistemlerin genel şartlarını yerine getiriyorlar.Tapi sel-sel proto ini memenuhi persyaratan umum ini dari sistem yang hidup.
Ama bu ön-hücreler canlı sistemlerin genel şartlarını yerine getiriyorlar.Αυτά τα πρωτοκύτταρα ικανοποιούν τις βασικές απαιτήσεις των έμβιων συστημάτων.
Ama bu ön-hücreler canlı sistemlerin genel şartlarını yerine getiriyorlar.Но тези протоклетки отговарят на тези общи изисквания за живи системи.
Ama bu ön-hücreler canlı sistemlerin genel şartlarını yerine getiriyorlar.Но эти протоклетки удовлетворяют общих требованиям к живым системам.
Ama bu ön-hücreler canlı sistemlerin genel şartlarını yerine getiriyorlar.Проте усі ці протоклітини відповідають загальним вимогам живих систем.
Ama bu ön-hücreler canlı sistemlerin genel şartlarını yerine getiriyorlar.אבל הפרוטו-תאים הללו עונים על הדרישות הכלליות של מערכות חיות.
Ama bu ön-hücreler canlı sistemlerin genel şartlarını yerine getiriyorlar.لكن هذه الخلايا الأولية تفي بالشرائط العامة للأنظمة الحية،
Ama bu ön-hücreler canlı sistemlerin genel şartlarını yerine getiriyorlar.一般的な条件を満たします こんな化学的な人工生命の実験を通して
Ama bu orantısızlıkla beraber kurumlarla ilgili herşey kendisini tatsız hale getiriyor.Aber alles an Institutionen stimmt sie unbehaglich mit dieser Unverhältnismäßigkeit
Ama bu orantısızlıkla beraber kurumlarla ilgili herşey kendisini tatsız hale getiriyor.Ale všetko okolo inštitúcií ich znepokojuje s touto neúmerou.
Ama bu orantısızlıkla beraber kurumlarla ilgili herşey kendisini tatsız hale getiriyor.Aunque todo lo relacionado con las instituciones les produce incomodidad con esa desproporcionalidad.
Ama bu orantısızlıkla beraber kurumlarla ilgili herşey kendisini tatsız hale getiriyor.Dar totul despre instituţii le face să nu fie mulţumite de această disproporţie.
Ama bu orantısızlıkla beraber kurumlarla ilgili herşey kendisini tatsız hale getiriyor.Instituten hebben iets in zich waardoor ze zich ongemakkelijk voelen met die tegengestelde proporties
Ama bu orantısızlıkla beraber kurumlarla ilgili herşey kendisini tatsız hale getiriyor.Jenže všechno kolem institucí lidi znepokojuje právě touto neúměrou.
Ama bu orantısızlıkla beraber kurumlarla ilgili herşey kendisini tatsız hale getiriyor.하지만 기관들의 특성상 이러한 불균형은 그들을 불편하게 만듭니다.
Ama bu orantısızlıkla beraber kurumlarla ilgili herşey kendisini tatsız hale getiriyor.Mais toutes les caractéristiques des institutions les mettent mal à l'aise avec cette disproportion.
Ama bu orantısızlıkla beraber kurumlarla ilgili herşey kendisini tatsız hale getiriyor.Ma la struttura stessa delle istituzioni le rende incompatibili con questa sproporzione.
Ama bu orantısızlıkla beraber kurumlarla ilgili herşey kendisini tatsız hale getiriyor.Mas toda a essência das instituições faz com que se sintam desconfortáveis com essa desproporção.
Ama bu orantısızlıkla beraber kurumlarla ilgili herşey kendisini tatsız hale getiriyor.Men alt omkring organisationer gør dem ukomfortable med det skæve forhold.
Ama bu orantısızlıkla beraber kurumlarla ilgili herşey kendisini tatsız hale getiriyor.Men det är inbyggt i institutioner att de blir obekväma med den bristen på proportionalitet.
Ama bu orantısızlıkla beraber kurumlarla ilgili herşey kendisini tatsız hale getiriyor.Nhưng mọi vấn đề trong các tổ chức khiến họ không thoải mái với sự trái ngược đó.
Ama bu orantısızlıkla beraber kurumlarla ilgili herşey kendisini tatsız hale getiriyor.Αλλά πάντα οι οργανισμοί νιώθουν άβολα μ' αυτήν τη δυσαναλογία.
Ama bu orantısızlıkla beraber kurumlarla ilgili herşey kendisini tatsız hale getiriyor.Всичко по отношение на институциите ги прави неудобни с този дисбаланс.
Ama bu orantısızlıkla beraber kurumlarla ilgili herşey kendisini tatsız hale getiriyor.Но институты и организации всеми силами противодействуют тому, чтобы признать такую непропорциональность.
Ama bu orantısızlıkla beraber kurumlarla ilgili herşey kendisini tatsız hale getiriyor.لكن كل شئ حول المؤسسات يجعلها غير مريحة مع عدم التناسب ذلك.
Ama bu orantısızlıkla beraber kurumlarla ilgili herşey kendisini tatsız hale getiriyor.この不均等に納得できない 形態になっているのです だから組織の中で何が起きるかというと
Ama kanatların ufacık. Baksana ağzın da küçücük. Her seferinde bir damlacık su ancak getiriyorsun.Túl kicsik a szárnyaid, és a csőröd olyan kicsi, hogy csak egy kis csepp vizet tudsz egyszerre vinni.
Ama kanatların ufacık. Baksana ağzın da küçücük. Her seferinde bir damlacık su ancak getiriyorsun.Twoje skrzydła są za małe i twój dziób jest za mały, możesz przenieść tylko kroplę wody za jednym razem!
Amerika Birleşik Devletleri'ne çarpan 727 hakkında bir metafor dile getiriyordu.727기(비행기)가 미국에 추락하는 은유에 대해 말했지만
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod