Diyor "gibi: 'Bir kadın olarak getirir oniki çocuk onu AB C dışında bir şey öğrenir"Je to jako když říká:" Žena je vychová dvanáct dětí se učí něco jiného než její AB C.
Diyor "gibi: 'Bir kadın olarak getirir oniki çocuk onu AB C dışında bir şey öğrenir"Nó giống như cô nói:" Một người phụ nữ sẽ trả về mười hai trẻ em học một cái gì đó bên cạnh AB C. cô
Diyor "gibi: 'Bir kadın olarak getirir oniki çocuk onu AB C dışında bir şey öğrenir"Olyan ez, mint mondja:" A nő mint vet fel tizenkét gyermek tanul valamit mellett ő AB C.
Diyor "gibi: 'Bir kadın olarak getirir oniki çocuk onu AB C dışında bir şey öğrenir"Se on kuin hän sanoo:" nainen tuo kaksitoista lasta oppii jotain lisäksi hänen AB C.
Diyor "gibi: 'Bir kadın olarak getirir oniki çocuk onu AB C dışında bir şey öğrenir"To je, kot pravi:" Ženska kot vzgaja dvanajst otrok nauči kaj drugega ji AB C.
Diyor "gibi: 'Bir kadın olarak getirir oniki çocuk onu AB C dışında bir şey öğrenir"To jest jak mówi:" Kobieta jako Pojawi się dwunastu dzieci uczy się czegoś poza jej AB C.
Diyor "gibi: 'Bir kadın olarak getirir oniki çocuk onu AB C dışında bir şey öğrenir"Είναι σαν να λέει:" Μια γυναίκα φέρνει το πάνω δώδεκα παιδιά μαθαίνει κάτι, εκτός από την AB C.
Diyor "gibi: 'Bir kadın olarak getirir oniki çocuk onu AB C dışında bir şey öğrenir"Това е като тя казва:" Една жена, води до дванадесет деца научава нещо друго, освен нея AB C.
Diyor "gibi: 'Bir kadın olarak getirir oniki çocuk onu AB C dışında bir şey öğrenir"Це все одно, вона каже:" Жінка, як виховує дванадцятеро дітей дізнається щось крім неї AB C.
Dışarıdan besin getirir ve proteinleri oluşturur ve ne yaparsa yapsın, biraz daha büyür.Ini membawa nutrisi dari luar dan membangun protein dan melakukan apa saja, sehingga ia sedikit bertumbuh.
Dışarıdan besin getirir ve proteinleri oluşturur ve ne yaparsa yapsın, biraz daha büyür.바깥으로 부터 영양분을 가지고 오고 단백질 만들고 무엇이든 수행합니다. 그렇게 해서 조금 씩 자라납니다.
Dışarıdan besin getirir ve proteinleri oluşturur ve ne yaparsa yapsın, biraz daha büyür.Nährstoffe werden aufgenommen und Proteine werden gebildet usw, die Zelle wächst also
Dışarıdan besin getirir ve proteinleri oluşturur ve ne yaparsa yapsın, biraz daha büyür.Pobiera składniki z zewnątrz i buduje proteiny i inne związki chemiczne wzrastając troszkę.
Dışarıdan besin getirir ve proteinleri oluşturur ve ne yaparsa yapsın, biraz daha büyür.Prende nutrienti dall'esterno e costruisce proteine e altre cose, e così cresce un po'.
Dışarıdan besin getirir ve proteinleri oluşturur ve ne yaparsa yapsın, biraz daha büyür.Primeşte nutrimente din afara şi sintetizează proteine astfel încât să crească.
Dışarıdan besin getirir ve proteinleri oluşturur ve ne yaparsa yapsın, biraz daha büyür.Trae nutrientes de afuera y construye proteinas y hace de todo, y bueno, crece un poco.
Dışarıdan besin getirir ve proteinleri oluşturur ve ne yaparsa yapsın, biraz daha büyür.Získává živiny z okolí, kumuluje proteiny, a dělá další věci a při tom tak trochu roste.
Dışarıdan besin getirir ve proteinleri oluşturur ve ne yaparsa yapsın, biraz daha büyür.זה הגרעין שלו יש לו 2N כרומוזומים, והוא גדל.
Dışarıdan besin getirir ve proteinleri oluşturur ve ne yaparsa yapsın, biraz daha büyür.و تأتى بالمواد الغذائية من الخارج و تبنى البروتينات و تفعل ما تريد . و بالتالى فهى تنمو قليلا.
Dışarıdan besin getirir ve proteinleri oluşturur ve ne yaparsa yapsın, biraz daha büyür.タンパク質を作ったり、いろいろやって 少し成長する 今のところ、染色体は一揃いある
Dışarı giderler, besin getirirler, yuva kazarlar... ...ve kraliçe bir daha asla dışarı çıkmaz.De kommer ud, de finder mad, de graver boet, og dronningen kommer aldrig ud igen.
Dışarı giderler, besin getirirler, yuva kazarlar... ...ve kraliçe bir daha asla dışarı çıkmaz.Elles sortent, trouvent la nourriture, creusent le nid, et la reine ne sort plus jamais.
Dışarı giderler, besin getirirler, yuva kazarlar... ...ve kraliçe bir daha asla dışarı çıkmaz.Ies afară, iau mâncarea, sapă muşuroiul, iar regina nu mai iese niciodată.
Dışarı giderler, besin getirirler, yuva kazarlar... ...ve kraliçe bir daha asla dışarı çıkmaz.성충이 된 개미는 밖으로 나가서 음식을 구하고 혹은 땅을 팝니다. 여왕개미가 다시 밖으로 나가는 일은 이제 없습니다.
Dışarı giderler, besin getirirler, yuva kazarlar... ...ve kraliçe bir daha asla dışarı çıkmaz.Luego como hormigas adultas salen, buscan comida, y cavan su nido, y la reina nunca vuelve a salir.
Dışarı giderler, besin getirirler, yuva kazarlar... ...ve kraliçe bir daha asla dışarı çıkmaz.Sie gehen aus dem Bau, sie sammeln Essen, sie bauen am Nest und die Königin kommt nie mehr heraus.
Dışarı giderler, besin getirirler, yuva kazarlar... ...ve kraliçe bir daha asla dışarı çıkmaz.Wychodzą by zdobyć pokarm i powiększyć gniazdo, którego królowa nigdy nie opuści.
Dışarı giderler, besin getirirler, yuva kazarlar... ...ve kraliçe bir daha asla dışarı çıkmaz.Ze gaan naar buiten, halen voedsel, graven het nest, en de koningin komt nooit meer buiten.
Dışarı giderler, besin getirirler, yuva kazarlar... ...ve kraliçe bir daha asla dışarı çıkmaz.Излизат, вземат храната, изкопават гнездото, и царицата повече никога не излиза.
Dışarı giderler, besin getirirler, yuva kazarlar... ...ve kraliçe bir daha asla dışarı çıkmaz.Они выходят из гнезда, добывают пищу, роют гнездо, а королева уже больше никогда не выходит на поверхность.
Dışarı giderler, besin getirirler, yuva kazarlar... ...ve kraliçe bir daha asla dışarı çıkmaz.הן יוצאות החוצה, משיגות את האוכל, חופרות את הקן, והמלכה לעולם לא יוצאת עוד החוצה.
Dışarı giderler, besin getirirler, yuva kazarlar... ...ve kraliçe bir daha asla dışarı çıkmaz.يخرجون، ثم يقومون بإحضار الطعام، ومن ثم يحفرون العش، والملكة لا تخرج مرة أخرى على الإطلاق.
Dışarı giderler, besin getirirler, yuva kazarlar... ...ve kraliçe bir daha asla dışarı çıkmaz.女王は2度と地上に上がりません これは出来てから1年経つコロニー536番です
Dolayısıyla ne yapacaksam sabahları yapmalıydım, çünkü sabah iyi haberler getirir.Also musste ich meine Strategie auf den Morgen verlagern, weil es am Morgen gute Neuigkeiten gibt.
Dolayısıyla ne yapacaksam sabahları yapmalıydım, çünkü sabah iyi haberler getirir.Así que tuve que inventar algo que tuviese que ver con la mañana, porque hay buenas noticias en la mañana.
Dolayısıyla ne yapacaksam sabahları yapmalıydım, çünkü sabah iyi haberler getirir.Daarom moest ik een verband met de ochtend zoeken, want 's ochtends is er goed nieuws.
Dolayısıyla ne yapacaksam sabahları yapmalıydım, çünkü sabah iyi haberler getirir.Então, eu tinha que fazer algo de manhã, porque há boas notícias de manhã.
Dolayısıyla ne yapacaksam sabahları yapmalıydım, çünkü sabah iyi haberler getirir.Jadi saya merencanakan sesuatu di pagi hari, karena itu artinya kabar baik.
Dolayısıyla ne yapacaksam sabahları yapmalıydım, çünkü sabah iyi haberler getirir.그래서 전 뭔가 아침과 관련된 계획을 세워야 했어요. 아침은 좋은 소식을 가져오니까요.
Dolayısıyla ne yapacaksam sabahları yapmalıydım, çünkü sabah iyi haberler getirir.Musiałam więc coś wymyślić, by ranek przyniósł dobrą wiadomość.
Dolayısıyla ne yapacaksam sabahları yapmalıydım, çünkü sabah iyi haberler getirir.Så jag var tvungen att komma på något att göra med morgonen, för bra saker händer på morgonen.
Dolayısıyla ne yapacaksam sabahları yapmalıydım, çünkü sabah iyi haberler getirir.Tak jsem musela vymyslet, co ráno udělám, když tedy mají přijít dobré zprávy.
Dolayısıyla ne yapacaksam sabahları yapmalıydım, çünkü sabah iyi haberler getirir.Takže som s niečím musela prísť ráno, pretože ráno prináša dobré správy.
Dolayısıyla ne yapacaksam sabahları yapmalıydım, çünkü sabah iyi haberler getirir.Thế là tôi phải nghĩ ra chuyện có thể làm khi trời sáng bởi lúc trời sáng mọi chuyện sẽ tốt đẹp.
Dolayısıyla ne yapacaksam sabahları yapmalıydım, çünkü sabah iyi haberler getirir.Trebuia să mă gândesc la ceva cu care să încep dimineața, pentru că dimineața aduce vești bune.
Dolayısıyla ne yapacaksam sabahları yapmalıydım, çünkü sabah iyi haberler getirir.Έτσι έπρεπε να σκεφτώ κάτι το οποίο είχε σχέση με το πρωί, επειδή τα καλά νέα έρχονται το πρωί.
Dolayısıyla ne yapacaksam sabahları yapmalıydım, çünkü sabah iyi haberler getirir.Поэтому я должна была что-то придумать с утром, ведь утром приходят хорошие новости.
Dolayısıyla ne yapacaksam sabahları yapmalıydım, çünkü sabah iyi haberler getirir.Така че трябваше да измисля нещо на сутринта, за да се сбъдне поверието.
Dolayısıyla ne yapacaksam sabahları yapmalıydım, çünkü sabah iyi haberler getirir.Тому вранці я мусила придумати якийсь план, адже все хороше стається зранку.
Dolayısıyla ne yapacaksam sabahları yapmalıydım, çünkü sabah iyi haberler getirir.שהבוקר מביא בשורות טובות. אז היה עלי להמציא משהו שקשור בבוקר.
Dolayısıyla ne yapacaksam sabahları yapmalıydım, çünkü sabah iyi haberler getirir.لذا اضطررت إلى الخروج لفعل شيئا مع الصباح، لأن هناك أخبار جيدة في الصباح.
Dolayısıyla ne yapacaksam sabahları yapmalıydım, çünkü sabah iyi haberler getirir.いい知らせは朝にやってくるからです 村にはみんなのリーダーである年長者がいて
Dönüştürürüz, geliştiririz ve daha iyi bir hale getiririz.Będziemy je recyklingować, unowocześniać i ulepszać.
Dönüştürürüz, geliştiririz ve daha iyi bir hale getiririz.Le vom recicla, actualiza și le vom face mai bune.
Dönüştürürüz, geliştiririz ve daha iyi bir hale getiririz.Li ricicliamo, li aggiorniamo e li miglioriamo.
Dönüştürürüz, geliştiririz ve daha iyi bir hale getiririz.Me kierrätämme ja päivitämme ne paremmaksi.
Dönüştürürüz, geliştiririz ve daha iyi bir hale getiririz.Mindent újrahasznosítunk, felújítunk, jobbá teszünk.
Dönüştürürüz, geliştiririz ve daha iyi bir hale getiririz.On recycle, on met à jour, on améliore.
Dönüştürürüz, geliştiririz ve daha iyi bir hale getiririz.Recikliramo jih, nadgradimo in izboljšamo.
Dönüştürürüz, geliştiririz ve daha iyi bir hale getiririz.Vi återvinner det, uppdaterar det och gör det bättre.