Ayrıca Yüksek Askeri Şûra kendisine diğer kanunlar ile verilen görevleri de yerine getirir.また、他の騎士団勲章も相応の職務を経験した軍人へ授与される。
Hatta bazen geviş getirirler.時々、キノコを出す。
Ölüm Evi'nin bekçisiydi ve ruhları bir araya getirirdi.憑依体質で、死者の魂を呼び寄せていた。
Böylece Lloyd's reasürans işlevini yerine getirir.ラハールは彼女の無事に安堵する。
( Devam etmek şans getirir. )(以後1度の防衛に成功)。
Okula silah getirir ve bazı öğrencileri rehin alır.良家の出で槍術を学んでおり、新選組では槍術師範を受け持つ。
Finlandiya'nın iklimi ve toprakları, büyüyen bitkileri belirli bir zorlama haline getirir.フィンランドの気候と土地は農業に独特の問題を課している。
Devlet-i Aliye de onları Bozüyük'e getirir.アッジ族に身を寄せディーノの側近となる。
Araştırma verileri internet üzerinden ulaşılabilir hale getirir.調査の結果はインターネットによって閲覧できる。
Yeryüzündeki huzur ve refah meydana getirir.愛と平和が地球を救う!
İnsandır ki, bir şeyi meydana getirirken, önceden var olan maddeyi kullanır.人間(ヒュムナス族)をはじめとする様々な種族が共存する世界。
Orada, jeneratörü kullanarak elektrikleri geri getirirler.サービス電源用発電機を搭載する。
Namaz dönüşü erkekler misafir getirir.ゲストのいる回ではゲストがおこなう。
Fakat çok yüksek dozu şuursuzluk (bilinç kaybı) meydana getirir.また過剰摂取は重篤となりうる。
Bebege beyaz kiyafet giydirilir, dümbelekli çalgili eğlence düzenlenir, gelenler çeşitli hediyeler getirir.ノウルーズになると人々は新しい白い服を着、特別な料理を作り、若者たちは互いに贈り物を贈り合う。
Bazı zorluklardan sonra, Cordelia'nın "Buffy'nin Sunnydale'e hiç gelmemiş olması" dileğini yerine getirir.「バフィーなんかいなくなればいい」というコーディリアの願いを真に受け、バフィーが来なかったサニーデールを創りあげてしまう。
1668'de basılan ilk altı kitabında 124 masal vardır ve bunlar birinci cildi meydana getirir.第1の大きな疑問は、1616年の判決が2種類あり、内容がまったく逆であること。
Buz sahanlığı kırılıp(buzağılama) oldukça büyük buzullar meydana getirir.上流の氷河が溶けて洪水を起こして破損。
Hayranların silah getirdiği (Fans Bring the Weapons) maçlarda, hayranlar gösteri için silah getirir.ボールが足元に吸い付くようなドリブルが武器で、そのプレーに観客たちを魅了させる。
Sallayarak onları geri getirirler.ついた餅は持ち帰ることができる。
Bana birkaç bardak getirir misin lütfen.コップをいくつか持ってきて下さい。
Kendilerine verilen emirleri yerine getirirler.主教們現在應表現出與他們的牧職相稱的行為。
( İlerleme engellemeleri, gerilemeyse övgüleri beraberinde getirir. )庾亮因而認定蘇峻必為禍患,終會叛亂。
İsviçre'de bütün kadın ve erkekler zorunluk askerlik hizmetini yerine getirirler.在韩国,所有男性公民都需要服强制兵役。
Nükleer patlamalar büyük miktarlarda radyasyon ve radyoaktif enkazlar meydana getirir.核爆炸会产生大量的放射线和放射性污染。
Bu kodlamayan RNA'lar, çeşitli önemli hücresel fonksiyonları yerine getirir.这些非编码RNA在细胞中具有多种重要的功能。
Hayranların silah getirdiği (Fans Bring the Weapons) maçlarda, hayranlar gösteri için silah getirir.在球場內,球迷不斷尋找武器。
İnsandır ki, bir şeyi meydana getirirken, önceden var olan maddeyi kullanır.緒詰前所留使人,乃盡出而歸之。
Devlet-i Aliye de onları Bozüyük'e getirir.一條達哉:DAIGO 飾(粵語配音:梁皓翔) 營業開發部人員。
Bu yeni gelişme Çin'den yeni bir göçmen dalgasını daha getirir.這第三波移民將繼續帶來更多來自中國的親屬。
İlk haberi kim getirirse ona ödül verilir.前者来源于闽语,而后者来源于官话。
Bu deformasyon zamanla yüzeye ilerleyerek yüzeyde çukurcuklar meydana getirir.这种相互作用随着时间的推移会恶化表面相。
Oyun boyunca Link sekiz yeraltı labirentini bulup gardiyan canavarları yenerek parçaları bir araya getirir.在游戏途中,林克寻找八个地下迷宫,将各个守卫者击败,拿到三角力碎片。
Misafirler de hediye olarak at ve inek getirirler.亦向使者奉茶和提供馬匹。
Mike onu Paula'nın yanına getirir.他鼓励保尔去和他们见面。
Skippy ayrıca Exposé'ye benzer işlevleri yerine getirir.Skippy也采用了类似Exposé的功能。
Bir tuzağın dışında onsuz detaylar korkunçça yanlışı getirir!"如果没有靴子,这会是一笔好得惊人的交易“。
Örneğin bir örümcek yumurtlayarak başka bir örümcek meydana getirir.比如在一种蜘蛛交配的时候,雌性会把雄性吃掉。
"Kızım " dedi " İhtiyarlık insana yalnız keder ve üzüntü getirmez, tecrübe de getirir.孔子說:『唯女子與小人爲難養,近之則不遜,遠之則怨。
Tanrı'nın varlığı konusunu tartışmak, birçok felsefi problemi beraberinde getirir.叙事的存在引起了哲学问题。
İnsan vücudunu saran kötü ruhlar, orada ağrı ve sızı meydana getirirler.濕婆為減輕眾生的痛苦,就躺在时母的腳下任其踐踏。
İsmail Efendi bir tek gül çeliğini üstünde saklayarak gizlice getirir.阿修罗中只有罗睺眼尖手快偷喝了一口。
Newtonsal durumda olduğu gibi bu daha fazla genel bir geometriyi akıla getirir.对于牛顿引力理论而言这暗示着一种更一般的几何学。
Bu serbestlik oyunu oynamak için bazı ilginç özellikleri de beraberinde getirir.會替他的打掃工具取一些奇怪的名字。
21 Kim buyruklarımı bilir ve yerine getirirse, işte beni seven odur.15 你們若愛我,就必遵守我的命令。
(Pülehse habercidir ve dünyaya müjde getirir.轉都官尚書,與諸將征討,累有功。
Düşmanı yenmek uzun sürer ancak kesin zafer getirir.基本上全滅敵方就勝利,但有時勝利條件會有不同。
Çoğu örnekte, kişi geçmişe giderek zaten yaşanmış bir olaydaki görevini yerine getirir.跟現在相反,過去所代表的都是已經發生過的人事物。
Kendilerine verilen emirleri yerine getirirler.그들은 부하들을 평등하게 대우하는 것을 최우선으로 하고 있다.
11. yaş gününde bir baykuş Harry'e yeşil renkte yazılmış bir mektup getirir.11살 생일을 며칠 앞둔 어느 날 해리에게 초록색 잉크로 쓰여진 한 통의 편지가 배달된다.
Fakat kadın padişaha bir bardak ayran getirir.낭심에는 파울컵을 착용한다.
Hastalık getirir.병이 생기게 한다.
İnsandır ki, bir şeyi meydana getirirken, önceden var olan maddeyi kullanır.인간은 일루바타로부터, 이른바 「선물」이 주어지고 있었다.
İlk haberi kim getirirse ona ödül verilir.참다운 지혜가 먼저 진여를 관조하고, 이에 권지(權智)가 일어난다.
Gelin çeyizinde; göynek, çember (başa bağlanan yazma), çul, çuval (un koymak için) heybe getirirdi.대촌면은 대지면(大支面)과 계촌면(桂村面), 칠석면(漆石面), 유등곡면(柳等谷面)의 합면이다.
Buz sahanlığı kırılıp(buzağılama) oldukça büyük buzullar meydana getirir.얼음의 융해 빙하나 영구동토가 부분적으로 융해하여 호소가 된 것(예: 보스토크 호).
Temeraire ve mürettebını, Çin'den İstanbul'a getirir.Garip bir kişiliği vardır.시베리아와 몽골을 거쳐 중국과 한국에 분포하며, 꼬리가 긴 것이 특징이다.
Aksine, açıklık uysallığı getirir."사직을 안정시키는 것은 분명히 주발이리라."라고 대답했다.
İyi hasatları ve kârı o getirirdi.합병에 따른 좋은 현금 흐름과 수익에 따른 결과였다.
Her yıl insanlar Escobar anısına fotoğraflarını getirirdi.매년 12월 24일마다 수백명의 사람들이 동상에 모여 스코글룬드에 대한 기억을 찬양한다.