Avı bulur ve getirir.Полювання і збирання.
İşte bu bilimsel devrimlerde paradigma değişimini gerekli hale getirir.Наукова революція — формування нової парадигми.
En ufak bir duraksama, bir tereddüt hayvanın tamamını murdar hale getirir.На відміну від дрібноголових плезіозаврів, він міг запросто розірвати на шматки будь-яку велику тварину.
1657 yılında Parlamento Cromwell'e kral olması önerisini getirir.Новий парламент (вересень 1657 року) запропонував Кромвелю титул короля.
(Bu atlayışlar 0.1 daha fazla puan getirir.)(Загальний тираж більше 1 млн прим.)
Margaret White (Julianne Moore) yalnız yaşadığı evde tek başına bir kız dünyaya getirir.Перебуваючи одна в своєму будинку, Маргарет Вайт народжує дівчинку.
Bu sırada Griletta, bir diğer maiyetle diğer bir Turk paşasını getirir.Невдовзі на аукціоні викрадають ще одну роботу Греко.
Onun her isteğini yerine getirir.Виконує всі свої вимоги.
Bu terimi kullananlar, bu alanda olanı değil, olması gerekeni dile getirirler.Той, кого представляють, говорити цього в момент подання не повинен.
Dilim oluşturma pazarlama operasyonlarını en karlı alıcılara yönlendirmeyi olanaklı hale getirir.Автоматичне введення резерву застосоване для найбільш відповідальних споживачів.
Gidip ailelerini de getirirler ve yerleşirler.Нехай вони залишаться тут живуть і дихають.
Mutsuzluk getirir.Перешкоди щастю.
Peki çocuklar takıntılarını nasıl dile getirirler?Як відреагують хлопці на обман?
O her zaman sözlerini yerine getirir.Він завжди виконує свої обіцянки.
O her zaman sözlerini yerine getirir.Вона завжди виконує свої обіцянки.
Bunun aksine onun iki gemi tarafından kıstırıldığını dile getirir.Навпаки, він заявляє, що потрапив у пастку двох кораблів.
Newtonsal durumda olduğu gibi bu daha fazla genel bir geometriyi akıla getirir.Stejně jako v Newtonovském případu to naznačuje obecnější geometrii.
11. yaş gününde bir baykuş Harry'e yeşil renkte yazılmış bir mektup getirir.Pár dní, před Harryho jedenáctými narozeninami, mu přijde podivný dopis v zelené obálce.
Peki çocuklar takıntılarını nasıl dile getirirler?Jak chybují rodiče při zvládání vzdoru?
Nükleer patlamalar büyük miktarlarda radyasyon ve radyoaktif enkazlar meydana getirir.Nukleární výbuch produkuje značnou radiaci a množství radioaktivního odpadu.
Eksikliği sonucu megaloblastik anemi meydana getirir.Nedostatek kyseliny listové způsobuje megaloblastickou anémii.
Tanrı'nın varlığı konusunu tartışmak, birçok felsefi problemi beraberinde getirir.Čerpáno z knihy Bytí Jeho filosofie Bytí zahrnuje širokou škálu filozoficko-náboženských jevů.
Bu soyadı, onu bir kuş haline getirir.Její otec ji potrestal tím, že ji proměnit v ptáka.
Eğer gereken yerden gereken elması (Kraliçenin Elması) çalıp getirirlerse yüklüce para alacaklardır.Jestliže však při nich byli chyceni, byli trestáni bitím, případně jim byla odpírána strava.
İnsanların başına zorluklar getirir.Zbytečná facka vlastním lidem.
İşte, havanın bu ani genleşmesi sonik ses dalgası yaratır, ki bu da gök gürültüsünü meydana getirir.Chmýr reaguje na vzdušnou vlhkost, za vlhka je stažený, zatímco při suchém počasí se rozevírá.
Ama tam bu sırada bir muhafız örtülü bir kadının içeri girmeyi başardığı haberini getirir.Zjišťuje, že se někdo s klíčem dostal dovnitř.
Tenten okuyuculara göz kırpar ve yanıldıklarını dile getirir.Podněcovala čtenáře k zamyšlení nad přehlíženými úkazy a tajemnem.
Kilometrekare'ye 2.8 insan düşmesi nüfus yoğunluğu bakımından onu son sıraya getirir.Když se dostane pod napětí 2,8 V, je velmi těžké ji znovu „oživit“.
İyi hasatları ve kârı o getirirdi.Výnosné miesta a výnosné inscenácie.
Değilleme eklemi: Olumlu bir ifadeyi olumsuz hale, olumsuz bir ifadeyi ise olumlu hale getirir.Při pozitivním se dějí věci kladné, zatímco při záporném věci nepotěšující a komplikující.
Onun her isteğini yerine getirir.Její matka jí splnila každé přání.
( Devam etmek şans getirir. )(Následuje smuteční pochod.)
Hukuk başlıca iki işlevi yerine getirir: 1. Düzeni sağlar, 2. Adaleti tesis eder.Operace Specifikuje operaci, kterou odesílatel provádí: 1 pro žádost, 2 pro odpověď.
“Central Archive” topluluğun basılı ya da dijital olan tüm dokümanları bir araya getirir.Archiválie v archivu vytváří archivní fond nebo sbírku.
Bilim adamları onu çocuk haline getirir ve Afacanların hapisanesine atar.Přítele zarazil jeho stav a zavedl jej do vězeňské ordinace.
Nirodha - Sebeplerin ortadan kalkması, acıların ortadan kalkmasını getirir.Vadžra ničí všechnu nevědomost, příčinu našeho utrpení.
Tet, Jack'e Julia'yı kendisine getirirse bir şey yapmayacağını söyler.Jack se zmíní Julii, že by to samé rád podnikl s ní.
Michelle'yi de yakalayıp eve getirir.Pojmenuje ho Thomas a odnese si ho domů.
Bu iki festival her yıl toplamda 35.000'in üzerinde katılımcıyı bir araya getirir.Tyto tři organizace byly vybrány proto, že řeší nejvíce podnětů, až 35 tisíc za rok.
Newtonsal durumda olduğu gibi bu daha fazla genel bir geometriyi akıla getirir.Ca și în cazul newtonian, aceasta sugerează o geometrie mai generală.
Sihizm'in kutsal kitabı "Sri Guru Granth Sahib"de (SGGS) çeşitli ilahiler bu inanışı dile getirir.Diferite imnuri sunt cântate din cartea sacră "Sri Guru Granth Sahib" (SGGS) ce sugerează această credință.
Romalılar filleri diğer hayvanlarla ve insanlarla gladyatör gösterilerinde karşı karşıya getirirdi.În special, romanii i-au pus la luptă împotriva oamenilor și a altor animale în luptele de gladiatori.
( İçten neşe şans getirir. )(Sperăm că v-ați bucurat de vizita voastră...)
Bu melekler de kendilerine Allah tarafından ulaştırılan emirleri yerine getirirler.Dumnezeu poate folosi puterea îngerilor săi (cum ar fi Satana) pentru a testa oamenii.
Finlandiya'nın iklimi ve toprakları, büyüyen bitkileri belirli bir zorlama haline getirir.Clima și solurile Finlandei fac dificilă creșterea oricăror recolte.
Karakter itibarıyla emirleri harfi harfine yerine getirir ve beklenen hareketleri yapar.Pacea aduce generalului noi ordine pe care trebuie să le îndeplinească.
Rick onun isteğini yerine getirir ve oradan ayrılır.Jerry râde de el și pleacă.
Bu kuzgunlar ona dünyadan haberler getirir.Revista relatează știri din întreaga lume.
Bu başarı ona Büyükusta unvanını getirir.Credea că aceasta îl aduce aproape de măreție.
Bu iki nehir Kuznetsk Havzasını meydana getirirler.Aceste două râuri fertilizau solurile aride.
Anka Kuşu'nu akla getirir.El încearcă să prindă Păsărica Sweetie.
Bu durum ölçümü bazen uygunsuz hale getirir.Uneori curiozitatea mă face să greșesc.
Her gelen, ateşini Dünyadan getirir» cevabını verdi.”Inima îl trăgea mai curând spre lumea care „va să vină".
Adet üzere delikanlılar kızlara çeşitli hediyeler getirirler, kızlar da onlara ten ten helvası verirlerdi.Fiecare băiat a trimis cadou câte o dedicație de dragoste către fetele care le-au atras atenția.
6. Evin tavanındaki üzerlik bereket getirir.Edificiul are un acoperiș înalt din tablă.
Genelde bir dişi senede iki kez gebe kalabilir ve 1-6 yavru dünyaya getirir.De regulă, un adult poate răci de 2-3 ori într-un an, iar un copil de 6-12 ori.
Günah insana ölüm getirir ve herkes bu ölümü hak etmektedir.Iisus, Viața, Gustând moartea acum, Pe toți oamenii de moarte i-a izbăvit Și viața tuturor le-a dăruit.
Her gün 60-100 gr lık 3-1 balık getirir.Femelele depun 1000-1500 icre la 1 kg de pește.
Figaro'ya sipariş ettiği her şeyi getirir.Susanna îi spune lui Figaro cât de mult îl iubește.