Ana içeriğe geç
Sözlük

getirir ile cümle

getirir kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Isırığı kurbanını kuduz hale getirir.Maakt het slachtoffer in de war.
Bu süreç 54. hükümetin sonunu getirir.Hiermee eindigde Argentinië op de 54e plaats.
Kendilerine verilen emirleri yerine getirirler.Daarom beschouwden zij hun afgelegde eed als ongeldig.
İşte bu bilimsel devrimlerde paradigma değişimini gerekli hale getirir.Dit in tegenstelling tot revolutionaire wetenschap die een paradigmaverschuiving teweeg kan brengen.
Çünkü en azından bir adet durum geçişi meydana gelir, bu da onu daha güvenilir hale getirir.Daardoor werd de snaar als het ware verkort, wat een hogere toon geeft.
Ajan Phil Coulson S.H.I.E.L.D. için küçük bir ekibi bir araya getirir.Agent Phil Coulson gebruikt een van deze wapens om Loki mee te bevechten.
( Devam etmek şans getirir. )(Een bewijs dat het wel past.)
Gebelik süresi 8,5-9 ay olup tek yavru dünyaya getirirler.De moeder heeft een draagtijd van 8,5 tot 9 maanden en baart telkens maar één jong.
Peki çocuklar takıntılarını nasıl dile getirirler?Hoe vertel ik het mijn ouders?
Ayrıca toprağın yapısını bitki gelişimi için uygun hale getirirler.Die zou de Kolegemse grond enkel geschikt hebben gevonden om kolen op te laten groeien...
Böylelikle iki Amy'yi aynı zaman akışına geçici olarak getirir.Dit gaat zover dat beide dames hun eigen aria gelijktijdig zingen.
Yumurtadan yavrular çıktıktan sonra her iki ebeveyn, gence yiyeceği getirir.Nadat de eieren zijn uitgekomen, zorgen beide ouders voor de jongen.
Lokman yine yüreğini ve dilini getirir.Arceus valt opnieuw Dialga en Palkia aan.
Onun her isteğini yerine getirir.Zij vervullen al zijn wensen.
Cumartesi akşamı oğlan evi tüm misafirlerini çalgılar eşliğinde kız evine getirir.Zijn vrouw moet zoals elke donderdagmiddag naar haar tante op bezoek.
En yüksek noktasını 747 metre ile Hohe Acht meydana getirir.Het hoogste punt is de Hohe Acht met 747 meter.
Ancak her gün bisiklet sürerek bu davranışı alışkanlık haline getiririz.Tot op hoge leeftijd bleef hij dagelijks fietstochten maken.
Yol onu arktika’ ya getirir.Ik zal haar naar het altaar dragen.”
Keseli porsuğumsuların 6 - 10 memesi olur ve 2 ila 5 yavru dünyaya getirirler.Alle soorten zijn eierlevendbarend en brengen vijf tot twaalf levende jongen ter wereld.
6. Evin tavanındaki üzerlik bereket getirir.Hij komt terecht op het dak van het gezin.
İş kesme geldikten sonra uygun fonksiyona sahip iş kesme kotarıcı seçilir ve kotarıcı görevini yerine getirir.Na deze opdracht wordt het bediende Joost allemaal te veel en hij neemt ontslag.
Örneğin, binlerce aktin molekülü bir araya gelerek mikrofilamanları meydana getirir.Zo worden met vele duizenden actinemoleculen een microfilament gevormd.
Bu atları kendilerine Pura Han getirir.Deze paarden worden daar selectief voor gefokt.
Güneş ve Ay onun vücudu etrafında dolaşarak, gündüz ve geceyi meydana getirirlerdi.De zon en de maan staan voor de dag en de nacht, maar ook voor de eerste dag van de schepping.
Bu sırada Angel, Tina'yı evine getirir.Fredrik brengt Anne dus naar huis.
Haşhaş yağı, tohumların %40-45'ini meydana getirir.Het koolzaad bevat 40 tot 45% olie.
Ana sayfa düğmesi, kullanıcıyı giriş ekranına getirir.“SCHRIJF”: zet iets op het scherm van de gebruiker.
Atalaya şehrindeki Urubamba Nehri ile birleşerek Ucayali Nehri'ni meydana getirir.Bij de samenvloeiing van de Urubamba met de Tambo vormen zij de Ucayali.
Özellikle Avustralya adalarında büyük koloniler meydana getirirler.Het bedient voornamelijk Australische bestemmingen.
Bu kuzgunlar ona dünyadan haberler getirir.Vanwege zijn leeftijd haalde hij het nieuws over de hele wereld.
Michelle'yi de yakalayıp eve getirir.Michele neemt haar mee naar huis.
Yeterince dezenfekte olmamış aletler iltihaplanmalar meydana getirir.Niet gemotoriseerde aanhangrijtuigen komen weinig meer voor.
Yeni bir yıl hep umut getirir.Een nieuw jaar brengt altijd hoop.
Fazla açgözlülük zarar getirir.Die het onderste uit de kan wil hebben, krijgt het lid op de neus.
Gelecek ne getirir, kim bilir?Wie weet wat de toekomst brengt?
Fakat kadın padişaha bir bardak ayran getirir.Hrabina posyła mu więc butelkę szampana.
Kurum görevlerini yerine getirirken bağımsızdır.W zakresie wykonywania swoich obowiązków jest niezależny.
Süleyman'ın bilgili adamlarından biri de "Gözünü açıp kapamadan ben onu sana getiririm" der.Przypisywał jej cuda, które inni przypisywali jemu: "Ja cudów nie czynię!
Çoğalan bakteriler gaz meydana getirirler.Ta bakteria robi złoto!
Proteobakteriler (Proteobacteria) bakterilerin ana gruplarından birini meydana getirirler.Proteobakterie (łac. Proteobacteria) – jedna z największych grup (typ) bakterii.
İnanılır ki herhangi bir topografik gruplaşma görülemez kötü (gi) veya iyi kuvvetleri meydana getirir.Wierzy się, że różne konfiguracje topograficzne powodują powstawanie niewidzialnych sił zła i dobra (gi).
Avrupa folkloruna göre leylekler yenidoğanları ebeveynlerine getirir.Według europejskiego folkloru bocian jest odpowiedzialny za przynoszenie dzieci do nowych rodziców.
İnsandır ki, bir şeyi meydana getirirken, önceden var olan maddeyi kullanır.Dotyczyło to czasu przed tym, jak stał się człowiekiem (Wcielenie).
Kardeşini kaybetmiş olması da onu saldırgan bir hale getirir.Uznając go jednak za brata czyni z niego swego niewolnika.
Mike onu Paula'nın yanına getirir.Ana Paula biegnie do niego.
Sefanya kitabı, bu dönemin ahlaksız bir dönem olduğunu dile getirir.Jedynie detal zdradza, że to już inna epoka.
( Olgun kişi, meziyetlerini parıldar hale getirir. )(Anglia jest pewna że każdy człowiek wypełni swój obowiązek.).
Nişana gelen davetliler, beraberlerinde nişan sahibine "nişan hediyesi" getirirler.Gospodarz zaprosił ich na „kolację z morderstwem”.
Mutsuzluk getirir.Przynosi szczęście.
Onun her isteğini yerine getirir.Z radością spełnia każde jej życzenie.
Bu homozigot ebeveylerin çaprazlanması, AaBb genotipli bir F1 nesli meydana getirir.Pomysł taki odrzucono, ponieważ dorosłe traszki obu płci mają genotyp 1A1B.
İnsan vücudunu saran kötü ruhlar, orada ağrı ve sızı meydana getirirler.Dusze ludzi bogobojnych są pozostawione w spokoju i mogą oczekiwać na Sąd Ostateczny.
Büyük sürüler meydana getirirler.Przyciągają liczne owady.
İyi hasatları ve kârı o getirirdi.Rosły przychody i zyski.
Alice yarı insan yarı vampir olan 150 yaşlarındaki Nahuel'i bulur ve ona getirir.Nagle pojawia się Alice z Jasperem oraz 150-letni półwampir-półczłowiek, Nahuel.
Hürrem Sultan, ilk oğlu Şehzade Mehmed'i dünyaya getirir ve sarayda yükselmeye başlar.Z kolei Szarusia porzuca ostatniego syna we młynie i rusza w świat.
Gastrula aşamasında, zigot artık kendi genlerini aktif hale getirir.Pod wpływem Spiro, Gino zaczyna odkrywać w sobie inną tożsamość.
Eğer zamanda yolculuk saati mümkün hale getirirse, zamanda yolculuğun kendisi imkânsız olur.Z punktu widzenia podróżującego taka podróż byłaby natychmiastowa.
Bu durum, firmayı bu pazarda tekel durumuna getirir.Firma wypuszcza na rynek serię Vizuss.
Aynı zamanda şakak kısmının ön tarafını meydana getirir.Powstał również pierwszy murowany odcinek chodnika głównego.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod