Hukuk başlıca iki işlevi yerine getirir: 1. Düzeni sağlar, 2. Adaleti tesis eder.II. Составить два уложения весьма нужные: 1) судебное, 2) уголовное.
İason postu bir ağaç dalına asar ve bu post topraklara bereket getirir.Он садится на то, что осталось от Дерева, и Дерево счастливо от этого.
Bu da onu korkulan ve düşmanlarına karşı güçlü bir adam haline getirir.Всё это делает его серьёзным и опасным противником.
Hagen bu görevi yerine getirir.Хэм выполнил своё задание.
Jon ve Sam yeminlerini yürek ağacının yanında ederken Jon'un ulukurdu, kopmuş bir el getirir.Когда Джон и Сэм дают клятвы у сердце-дерева, лютоволк Джона приносит ему оторванную руку.
Gezi onu kuzeye Darcy’nin ikametgâhı olan Pemberley’nin yakınlarına getirir.Тетя уговаривает её наведаться в Пемберли, поместье мистера Дарси.
Takip etmekte olduğu iş onu saçmalığın eşiğine getirir.Тот по глупости оставляет его себе.
Aynı zamanda şakak kısmının ön tarafını meydana getirir.Далее начинается собственно розыгрыш.
İnsandır ki, bir şeyi meydana getirirken, önceden var olan maddeyi kullanır.Человек внезапно, без каких-либо предварительных предвестников (ауры), перестаёт двигаться, как бы каменеет.
Peki çocuklar takıntılarını nasıl dile getirirler?Как это объяснить нашим детям?
İşte bu bilimsel devrimlerde paradigma değişimini gerekli hale getirir.Исследование этих аномалий приводит к научной революции и смене парадигм.
Bu başarı ona Büyükusta unvanını getirir.Этот успех принёс ему звание мастера.
Isırığı kurbanını kuduz hale getirir.Убийца задушил жертву её же шалью.
Adele İmogen'e Gualtiero'nun oradan ayrılmadan kendiyle buluşmak istediği haberini getirir.Аделе передаёт Имоджене просьбу Гуальтьеро о свидании перед отъездом.
Ona göre kötü planlanmış iş tanımları çalışmayı sıkıcı hale getirir ve içindeki keyfi yok eder.Она расстроена своей работой, так как она считает свою профессию скучной и хочет быть заметной.
360 - 440 gün süren bir gebelikten sonra dünyaya tek bir yavru getirirler.Беременность длится 300—340 дней, после чего самка приносит лишь одного телёнка.
Bu durumu daha da vahim bir hale getirir.Это ещё больше его напугает.
Aksine, açıklık uysallığı getirir."Соблюдайте чистоту линии!»
Daha sonrasında çıkılan bir geyik avında Mike vurduğu geyiği Cadillac'ına koyarak kasabaya getirir.Майк вот уже полгода как находится в коме после того, как таинственный незнакомец сбивает его на машине.
Heimdall'i etkisiz hale getirir.Это заставляет Гомера чувствовать себя лишним.
Fakat kadın padişaha bir bardak ayran getirir.Жена подносит мужу бокал с вином.
( Devam etmek şans getirir. )Успех питает надежду).
Muson sezonu sert rüzgarlar ve yüksek denizleri getirir.Для сезона муссонов типичны сильный ветер и высокие волны.
Irene annesini de yanına alıp geri getirir.Ирина просит его увезти её.
Ekibin diğer üyeleriyle olan ukalâ davranışları diziye renk getirir.Более благожелательна по отношению к другим членам команды, когда они совершают ошибки.
Bir şarkıyı, sanatçıyı veya albümü tıklamak, Sosyal web sitesinde ilgili sayfayı getirir.Нажав на песню, исполнителя или альбом, вас направляло на соответствующую страницу сайта Zune Social.
İyi hasatları ve kârı o getirirdi.Это принесло дополнительную популярность и прибыль.
Sokrates, buna da bir çözüm getirir ve o ikisinden bu bilginin özünü göstermelerini ister.Сократ спрашивает у них, что является целью, которую они хотят достичь этим обучением.
Işık etkisi yün elyafı kırılgan ve gevşek hale getirir, boya affinitesini azaltır.Оранжевые линзы увеличивают контраст и ощущение глубины, но искажают цвета.
Yumurtadan yavrular çıktıktan sonra her iki ebeveyn, gence yiyeceği getirir.После вылупления молодняка пищу им ищут оба родителя.
Margaret White (Julianne Moore) yalnız yaşadığı evde tek başına bir kız dünyaya getirir.Находясь одна в своем доме, Маргарет Уайт рожает девочку.
Güneşli havalarda eriyen kısımlar yüzeyde gölcükler meydana getirir.Во время частичного солнечного затмения на поверхности земли наблюдаются серповидные тени.
Ancak Jack, nükleer bomba düzeneğini hemen aktif hale getirir.Вскоре на строящуюся станцию пробирается Джек с водородной бомбой.
Küçük partiler de muhalefet görevlerini serbestçe yerine getirirler (hegemonyacı sistemin aksine).捕手腰の廻 (小具足組討)), не выделяясь в самостоятельное «дзюцу».
Genelde bir dişi senede iki kez gebe kalabilir ve 1-6 yavru dünyaya getirir.Самки могут беременеть два раза в год и рождают соответственно одного детёныша.
Bu da iyileştirmeyi beraberinde getirir.Именно это и приводит к излечению.
Tanrı'nın varlığı konusunu tartışmak, birçok felsefi problemi beraberinde getirir.يثير النقاش حول وجود الله قضايا فلسفية عديدة.
İlk nesil orada emekliye ayrılır veya belki onları geri getiririz."الحميرية: وهي خط أهل اليمن قوم نبي الله هود ، وهم عاد الأولى، وكانت كتابتهم تسمى المسند الحميري.
Yurduna ihanet edenlere hastalık ve bela getirir."وأزْهر «زهْر» نابل…فكان دواء وشفاء".
Fazla üretim en kötü muda kabul edilir çünkü tüm diğerlerini gizler ve/veya meydana getirir.ويعتبر هذا الإفراط أسوأ أنواع المودا لأنه يخفي و/أو يولد جميع الأنواع الآخرى.
1498 yılı Nisan ayında Caterina son oğlu Giovanni'yi dünyaya getirir.وفي عام 1498 في شهر ابريل فقد انجبت كاترينا لجيوفانى اخر ابن لها.
Tablonun teması, ortaçağdaki Ölüm Dansı'nı akla getirir.نشأ الرمز مع رمزية رقصة الموت في العصور الوسطى.
Galante, Selçuk hükümdarlarından birinin vezirinin Yahudi olduğunu dile getirir.ولقد ذكر جالانتيه أن وزير أحد الحكام السلاجقة كان يهوديًا.
Bu süreç devlet seviyesine hızlıca ulaşarak devleti sermayedarların gücü haline getirir.يصل ذلك إلى مستوى الدولة بسرعة مما يجعل الدولة في خدمة الممولين.
Kaoru, umutlarını her gece tren istasyonunda şarkı yazarak ve söyleyerek dile getirir.وكانت تحتفظ بآمالها أو بمواهبها بكتابة الأغاني والغناء كل ليلة في محطة قطار.
Hagen bu görevi yerine getirir.جيدي، سيحاول القيام بهذه المهمة.
Skippy ayrıca Exposé'ye benzer işlevleri yerine getirir.وذلك الأمر يساعد روبونوت علي أداء الأعمال مثلنا.
Anka Kuşu'nu akla getirir.أعرف لماذا يغرد الطائر الحبيس.
Emme sonucu kök ve yapraklarda urlar (şişkinlikler) meydana getirirler."ويجعلون في طعامي علقمًا، وفي عطشي يسقونني خلاً". - مزمور 69: 21.
Onun kendi uzay programları, bazıları askeri nitelikte olan çeşitli işlevleri yerine getirir.البرامج الفضائية الخاصة بها لها طابع عسكري، وتؤدي وظائف مختلفة.
Kuru mevsimlerde yapraklarını susuzluğa dayanıklı hale getirir, diğer mevsimlerde her daim yeşildir.في المناطق التي تتعرض للموسم الجاف تسقط أوراقها خلال الجفاف، لكنها في المناطق الأخرى دائمة الخضرة.
Araştırma verileri internet üzerinden ulaşılabilir hale getirir.ومن السهل إيجاد الأمثلة عن طريق البحث على شبكة الإنترنت.
Genellikle siyasi görüşlerini dile getirirdi.ليكون في كثير من الأحيان المتحدث الرسمي الخاص بها.
Bu özellik tablet bilgisayarları etkileşim için daha uygun hale getirir.بل إنه من الأصعب ربط تسجيلات أخرى بهذا الوباء.
Bu kapasitede bakan; silahlı kuvvetler üzerinde günlük idari ve operasyonel yetkileri yerine getirir.ويمارس وزير الدفاع بحكم منصبه السلطة العملياتية والإدارية اليومية على القوات المسلحة.
Bu kuzgunlar ona dünyadan haberler getirir.اشتهرت حكاياته حول العالم.
Katolikler, Roma Katolik Kilisesi Mensubu olup, Hristiyan dünyasının en yaygın mezhebini meydana getirirler.ينتشر الروم الملكيين الكاثوليك حاليًا في جميع أنحاء العالم بسبب الهجرة المسيحية.
Michelle'yi de yakalayıp eve getirir.بعد ذلك يلتقي مع "بيتسي" من جديد ويوصلها إلى بيتها.
Mike onu Paula'nın yanına getirir.يلفظها البعض (سان باولو).
İyi hasatları ve kârı o getirirdi.أما الصالحات والنافعات فارزقنا إياها.