Apaosa: Kuraklık getiren iblis.Eril : démon qui change de visage.
İnsanların her tür isteklerini yerine getiren kötücül ruhlara da bu ad verilir.C'est cette paix à laquelle chaque âme aspire.
Ta ki kader onları bir gün tekrar bir araya getirene dek.Le sort, inévitablement, finit par les réunir à nouveau.
75: 1622-1634 Geviş Getiren Hayvanların İç Hastalıkları.1624-1632 Épidémies de peste.
Almanlar bunu standart hale getiren ilk ülke oldu.L'Allemagne a été un des premiers pays à avoir autorisé cette pratique.
Yepyeni görüşler getiren ünlü "Sanat" şiiri, memleketçi şiirin ilk bilinçli bildirisi kabul edilir.Le Premier Narrateur reçoit, comme on l'a dit, les confidences du groupe des vieillards.
Tanrı, buyruklarını yerine getirenlere armağan verir ve getirmeyenleri cezalandırır.Remettez-nous nos dettes, comme nous remettons les leurs à ceux qui nous doivent.
Jürilerinin hepsinin Hristiyan olduğu ses getiren bu davada 1913'te beraat etti.Il est acquitté en 1913 par un jury entièrement composé de chrétiens, après un procès à sensation.
Modern tankları daha doğru atış yapar hale getiren bir dizi gelişmiş atış kontrol sistemi vardır.Les chars modernes ont une panoplie de systèmes pour rendre leurs tirs plus précis.
Zira onu o göreve getiren benim.Elle charge Lisa de cette mission.
Malezya'yı meydana getiren 14 federe devletlerden biridir.La Malaisie est un des 17 pays mégadivers.
Kötü haberleri getiren tanrıdır.Dieu lui en avait fait connaître le néant.
Orgu meydana getiren öğelerin büyük bölümü dışarıdan görülmez.La maturité du fruit n'est pas visible de l'extérieur.
Bu maçta golle tanışan futbolcu, takımına galibiyeti getiren isim oldu.Commando Capitale était le nom qu'ils avaient donné à leur équipe de foot.
Seni buraya getiren nedir?¿Qué te trae hasta aquí?
Sure ahitlerini yerine getirenlerin kıyamet gününde alacakları ödüllerle bitirilir.Se puede coronar a ellos en el día que el rebaño de los justos sean recompensados.
Augsburg'un dönüm noktasına getiren bir mimar ve inşaatçıydı: Augsburg Belediye Binası.Fue el arquitecto y constructor de un monumento de Augsburgo: el Ayuntamiento de Augsburgo.
Legatus görevini yerine getiren kişiler Roma'nın senatoryal sınıfından seçilirdi.Los hombres que desempeñaban el cargo de legado se escogían entre la clase senatorial de Roma.
I. Dünya Savaşının sonunu getiren ateşkes 11 Kasım 1918 tarihinde imzalanır.El armisticio que puso fin a la guerra fue firmado el 11 de noviembre de 1918.
Mesajın kapanışında da bu yüzden “Tanrı’nın buyruklarını yerine getiren” kutsallardan söz edilmektedir.Por lo tanto el cierre del mensaje, "aquí están los que guardan los mandamientos de Dios."
Daha sonra, faturayı getiren adamı sözünde görünce aklı yerine gelir.Y luego de verla, que emita sus juicios de valor.
Mısır'da Kleopatra Antonius'un yeni evliliğini öğrenir ve bu haberi getiren ulaktan azgınca bir intikam alır.En Egipto, Cleopatra conoce el matrimonio de Antonio, y se venga en el mensajero que le trae la noticia.
Satıcının sorumluluğu malları belirtilen varış limanına getirene kadardır.El vendedor entrega la mercancía en el muelle del puerto.
Kötü, pis, kirletici, kötülük getiren anlamları vardır.En cambio lo malo, vergonzoso y feo hace que se consuman y perezcan.
Hollanda Krallığı'nı meydana getiren dört ülkeden biridir.Los cuatro países juntos constituyen el Reino de los Países Bajos.
Ayrık önermeler ancak bunları meydana getiren bileşenlerin hepsinin birden yanlış oldugu halde yanlış sayılır.Posteriormente, siguen las pistas que les ofrece Rompetechos, todas ellas erróneas.
Bunlardan biri Giresunspor'u 1-0 yendikleri maçta galibiyet getiren goldü.Y lo bien que le salió: una corrida de él de arranque sirvió para poner el 1:0.
Seni buraya getiren nedir?Che cosa ti porta qui?
Telekino elektromanyetik dalgalarla iletilen komutları yerine getiren bir robottu.Il Telekino è un robot che esegue comandi trasmessi da onde elettromagnetiche.
Bu kıstası en iyi yerine getiren biçim küreydi.Compito che egli risolse nel migliore dei modi.
Anlamının "birleştiren", "halk ile devleti bir araya getiren" olduğu düşünülmektedir.Il suo slogan è "Unire le città per unire le nazioni".
Orgu meydana getiren öğelerin büyük bölümü dışarıdan görülmez.Eventuali parti del corpo in aria fuori dal campo non sono considerate fuori.
Shalanen Kılıcı getiren Tanrı'nın bildirdiğine göre sen sonunda yenileceksin! "“Chi ti diede la spada ha decretato oggi la tua fine!”
Ancak konusu "suç" olan hiçbir emir yerine getirilemez, getirenler de sorumluluktan kurtulamaz.Chi rispetta la Legge non patirà nessuna punizione (che spetta solamente ai colpevoli).
Batı uygarlığında Ay hakkında bilimsel açıklama getiren ilk kişi Yunan filozof Anaxagoras olmuştur.Una delle prime "spiegazioni scientifiche" sul Sole venne fornita dal filosofo greco Anassagora.
Zira onu o göreve getiren benim.Naturalmente, fu lei ad accompagnarmi all'appuntamento.
"İmkansızı mümkün hale getiren adam" olarak bilinir.Ted.: "Un uomo impossibile" ^ Trad.
Kuponu getiren müşteriye bir bardak Cola parasız veriliyordu.Il giocatore che commetteva un errore veniva costretto a bere un altro bicchiere.
Doktor, koloni öncesi ekibi gezegene getiren gemiyi bulur.Artie crea per il team una nave spaziale che li trasporterà al pianeta carcere.
Ta ki kader onları bir gün tekrar bir araya getirene dek.Ma lui dice che, forse, un giorno si riuniranno.
Bunlar suda çözündükleri zaman kendilerini meydana getiren iyonlara ayrışır.Когда они находили источники воды, то говорили об этом едущим за ними людям.
Bunu mümkün kılan şey ise, insan ruhunu meydana getiren akıl ve irade güçleri ya da melekeleridir.По своему положению человек — промежуточное существо между тварями (животными) и ангелами.
Stack Exchange, çeşitli konularda soru-cevap sitelerini bir araya getiren site ağı.Stack Exchange — сеть вебсайтов для работы с вопросами и ответами в различных областях.
Ta ki kader onları bir gün tekrar bir araya getirene dek.Через некоторое время судьба снова сводит их вместе.
Tekbir getiren saldırganlar, göstericileri şiddetli bir biçimde dövdü.Тех, кто пытался встать, жестоко избивали.
2008 yılında bu konudaki pişmanlığını dile getiren Frota bir daha porno film çevirmeyeceğini açıklamıştır.В 2008 году она сообщила, что более не будет появляться в порно в любом его виде.
Muhbir, haber getiren kişi.Независимо от того, кто писал повесть.
Futbolu Finlandiya'ya getirenler 1890'larda ülkeye ayak basan İngiliz denizcilerdir.Футбол появился в Финляндии в 1890-х годах благодаря английским морякам.
Bu takımda Theaceae familyasından bulunan çay (Camellia sinensis) en çok ticari getiri getiren bitkidir.Бесспорно, самым хозяйственно важным растением в порядке является чай (Camelia sinensis) семейства Theaceae.
Silindir yüzeyini meydana getiren doğrulardan her birine ana doğru denir.У каждой из свар был свидетель появления на свет: тот, кто увидел свару первым, нарек её именем.
Bunlar suda çözündükleri zaman kendini meydana getiren tuzların iyonlarına ayrışmazlar.Они не ныряли, и их спины постоянно высовывались из воды.
I. Dünya Savaşının sonunu getiren ateşkes 11 Kasım 1918 tarihinde imzalanır.День перемирия, посвящённый концу Первой мировой войны 11 ноября 1918 года.
Geviş getiren hayvanlardır.Завтра люди придут с вилами.
Türkiye'de bu görevi en uzun süreyle yerine getiren bürokrattır.На Руси именно эта функция пуговицы долгое время оставалась основной.
Böylece Vikram, vampiri büyücünün huzuruna getirene dek pek çok zorlukla karşılaşır.Как много зрителей будут переживать за вампира в готическом замке?
Satıcının sorumluluğu malları belirtilen varış limanına getirene kadardır.Означает, что продавец несёт расходы по доставке в порт отправления.
Birleşik Krallık'ı meydana getiren her ülkenin birer millî takımı vardır.Все страны, входящие в состав Соединённого Королевства, имеют разный статус.
Kendi belirsizliğini itiraf eden Joker, şehre şiddeti getiren acımasız bir komedyendir.إن الجوكر الذى اعترف بغموضه هو مُهرج قاسي يشيع العنف في المدينة.
İspanyollara destek getiren nakliye gemileri, Osmanlı savaş gemilerince dağıtıldı.استقل الرهبان زورق مع اثنين من الجنود الإسبانيين كحماية لهم.
1998 yılında albümün en ses getiren şarkısı "Erkekler"in teklisi yayımlandı.وفي عام 1998 نشر أحد الرجال الأغنية التي حققت أعلى صوت بالألبوم.