Temel getiren lifler:The chief afferent fibers are:
Getiren sinir lifleriAfferent nerve fiber
Aldığı yüksek bahşişlerden dolayı emirleri yerine getiren Tom'a da emir yağdırmaya devam edelerThey continue to give orders to Tom, who follows along because they give him large cash tips.
O gecenin anılarını geri getiren şeylerden uzak durmaya çalışıyoruz.Things that bring back memories of that night we try to stay away from.
Tiger 131 taretini hareketsiz hale getiren hasar.The damage that immobilized the turret on Tiger 131.
Bu mikroorganizma, geviş getiren hayvanlarda yaşayan bir parazittir.This microorganism is a parasite that lives in ruminants.
Getiren elemanlarTimbers
Agresif bir stile sahip, bisiklete binmeyi bir hayranlık haline getiren iyi bir dağcıydı.He was a good climber, with an aggressive style, making cycling a spectacle, which gained him fans.
Görmenin nasıl işlediğine dair ilkel açıklama getiren iki büyük antik Yunan okulu vardı.There were two major ancient Greek schools, providing a primitive explanation of how vision works.
1803 yılında Danimarka-Norveç, köle ticaretine yasak getiren ilk Avrupa ülkesi oldu.In 1803, Denmark-Norway became the first country from Europe to implement a ban on the slave trade.
Nukai Peniamina, 1846'da Niue adasına Hıristiyanlığı getiren bir Niueli idi.[1]Nukai Peniamina was a Niuean who brought Christianity to the island of Niue in 1846.[1]
Onu tüylü hale getiren trikomlarla yoğun bir şekilde kaplıdır.It is densely covered in trichomes, making it pubescent.
Büyükelçileri bir araya getiren, sempozyumlar düzenleyen ilk sivil toplum kuruluşuyduk.We were the first non-governmental organization that gathered ambassadosand , held symposiums.
Monoliti üretenlerin ve getirenlerin kimlikleri ve hedefleri bilinmemektedir.The identity of its makers, and their objectives, are unknown.
Eski Japonya'da eczacılara benzer rolleri yerine getirenlere saygı duyulurdu.In ancient Japan, the men who fulfilled roles similar to pharmacists were respected.
Tishtrya, Zerdüştlerin hayırsever ilahiyatı, hayat getiren yağışlar ve bereketle ilişkili.Tishtrya, Zoroastrian benevolent divinity associated with life-bringing rainfall and fertility.
Hyadeler, yağmur getiren periler Zeus, yağmur, gök gürültüsü ve şimşek tanrısıHyades, nymphs that bring rain Zeus, god of rain, thunder, and lightning
Kodeksin adı, onu Doğu'dan getiren Johannes Boreel'in (1577–1629) ardından Boreelianus'tur.The codex was named Boreelianus after Johannes Boreel (1577–1629), who brought it from the East.
Bu olay, "uzak olanı geri getiren" anlamına gelen Anhur'un isminin temelidir.This event is the basis for Anhur's name, which means "bringer-back of the distant one".
Schitt's Creek'i Amerika'da vizyone getiren kanal olmasıyla ün kazanmıştır.It is a general entertainment channel, focusing primarily on programs pertaining to popular culture.
Fermat, matematiği bir meslekten çok bir hobi haline getiren eğitimli bir avukattı.Fermat was a trained lawyer making mathematics more of a hobby than a profession.
Birçok kültürde insanları bir araya getiren şey yemek kültürü olarak karşımıza çıkmaktadır.In many cultures, food is what brings people together. This carried for centuries.
Modern miğferlerin çoğu, onları havada kullanıma uygun hale getiren özelliklere sahiptir.Most modern combat helmets have features making them suitable for airborne use.
İkincil dokuları meydana getiren paralel hücre sıraları oluşturur. [1]It forms parallel rows of cells, which result in secondary tissues.[1]
Kardeşi Abdüsselam Arif'i 1963'te iktidara getiren darbeye de destek verdi.He also supported the coup that brought his brother, Abdul Salam Arif, to power in 1963.
Defiant, 326, etkisiz hale getiren gaz serbest bırakıldıktan sonra bile aramaya devam eder.Defiant, 326 continues searching, even after incapacitating gas is released.
1959'da 5.000 dolar getiren Galbraith ödülünü kazandı.In 1959 he won the Galbraith prize, which brought $5,000.
Onion Router olarak da bilinen Tor, İnternet'te gezinmeyi anonim hale getiren dağıtılmış bir ağdır.Tor, also known as The Onion Router, is a distributed network that anonymizes Internet browsing.
Hollywood ayrıca bol gelir getiren Kanada ve Avustralya pazarlarına da hakim oldu.Hollywood furthermore dominated the lucrative Canadian and Australian markets.
Farjeon, bu oyunun ona "yazmayı bir zevk haline getiren kolaylık akışını" verdiğini belirtir.[1]Farjeon credited this game with giving her "the flow of ease which makes writing a delight".[3]
Çatışma, Guelph'leri Ghibellines ile karşı karşıya getiren çatışmanın bir parçasıydı.The engagement was part of the conflict which pitted Guelphs against Ghibellines.
Beni bu güne getiren amcamdır.Was ich heute bin, verdanke ich meinem Onkel.
Tom'u iflasın eşiğine getiren nedir?Was hat Tom an den Rand des Bankrotts getrieben?
Bunlar suda çözündükleri zaman kendilerini meydana getiren iyonlara ayrışır.Als diese sich darüber beschwerten und eine andere Bemalung verlangten, tat er dies mit wasserlöslicher Farbe.
Cumaná, modern donanımıyla yükleme ve boşaltma işini yerine getiren doğal bir limana sahiptir.Cumaná verfügt über einen Naturhafen, der mit modernen Einrichtungen zum Löschen der Fracht versehen ist.
En çok ses getiren programlardan birisi de Idık ile Bıdık, Cumartesiden Cumartesiye adlı program oldu.Ich distanziere mich auf das Schärfste von dem, was dort am Freitagabend passiert ist.
Böylece annesi onu Richard Wagner'in Avrupa'da ses getiren Siegfried Operası'na dahil etmeyi başardı.So zog seine Mutter mit der Partie des Waldvögleins aus Richard Wagners Oper Siegfried durch Europa.
Taoculuk'ta ise şeytanları dize getiren güçlü bir koruyucu tanrıdır.Er ist der Herr über die Seelen der gestorbenen Dämonen, welche ihm seine Macht verleihen.
2008 yılında bu konudaki pişmanlığını dile getiren Frota bir daha porno film çevirmeyeceğini açıklamıştır.In einem Interview mit der FAZ gab er 2008 an, dass er keine weiteren Filme mehr drehen möchte.
Ona asıl ününü getiren eseri, Rehnümâ-yı Muallimîn (Öğretmenler için Kılavuz) adını taşır.Der Betende wendet seinen Kopf nach rechts und spricht as-salāmu ʿalaykum (Der Friede sei mit euch).
Bunu mümkün kılan şey ise, insan ruhunu meydana getiren akıl ve irade güçleri ya da melekeleridir.Im rechten Fenster vernunftbegabte Schöpfung werden Menschen, Heilige und Engel abgebildet.
Zira onu o göreve getiren benim.Ich bin es, der dich hierher geführt hat.
Çin film yönetmenlerini dünyanın dikkatine getiren Beşinci Kuşak hareketinin ana yapıtlarından biridir.Er ist eines der wichtigsten Werke des chinesischen Kinos der Regisseure der fünften Generation.
Yükleten: Taşınacak eşyayı gemiye getiren ya da taşıyana teslim eden kimsedir.Jemanden auf die Schippe nehmen – ihn verspotten/hänseln oder mit ihm einen Scherz treiben.
Şifa getiren bazı büyü metinleri ise Mısırca dışında başka dillerde yazılmış ve günümüze ulaşmışlardır.Einige medizinische Zaubersprüche sind nicht ägyptisch, sondern in fremden Sprachen geschrieben.
2 hafta sonra ise Boluspor karşılaşmasında galibiyeti getiren golü atmıştır.Bereits zwei Jahre später schaffte er den Durchbruch in Mit der Faust in der Tasche.
Aserinsky ve asistanı ses getiren bilimsel çalışmalarını 1953’te Science’ta yayımladılar.Kleitman und Aserinsky veröffentlichten darüber 1953 in der Zeitschrift Science.
Stack Exchange, çeşitli konularda soru-cevap sitelerini bir araya getiren site ağı.Stack Exchange ist ein Netzwerk von Frage-Webseiten, die jeweils verschiedene Fachthemen abdecken.
Hollanda Krallığı'nı meydana getiren dört ülkeden biridir.Er ist einer von nur sechs niederländischen Staatsministern bei denen das der Fall war.
Odun veya tahta, ağaçların gövdelerini ve dallarını meydana getiren sert bir maddedir.Wie diese sind sie tagaktiv und ruhen auf Ästen oder in Bäumen.
Yasa ABD başkanı Barack Obama teklifi kanun haline getiren mevzuatı imzalamıştır.Der US-Präsident Barack Obama hat angekündigt, das Gesetz abschaffen zu wollen.
Kaleler oyundaki kahramanların ordularına asker sağladığı gibi para getiren ana husustur.Er ist zutiefst entsetzt von dem, was die Soldaten in dem Lager der Heroes angerichtet haben.
Wilson sis odası, yüklü taneciklerin izlerini görünür hale getiren bir aygıttır.Das spitzbogige Westportal zeigt ein profiliertes Gewände aus Birnstabrippen.
Seni buraya getiren nedir?Qu'est-ce qui t'amène ici ?
Sure ahitlerini yerine getirenlerin kıyamet gününde alacakları ödüllerle bitirilir.Ceux-ci se briseront le jour où ses péchés lui seront pardonnés.
Buralar suyun ve/veya sıcağın (ateşin) kutsallığını bir araya getiren yerlerdir.Ils sont posés sur ou dans le sol (bacs enterrés) ou encore dans l'eau (bacs flottants).
Kutsî hadislerin kaynağı, Peygamber'e vahyi getiren Cebrâîl, sözleri Allah'tandır.«Voici ce dont sont convenus Muhammad l'Envoyé d'Allah et Suhayl b.
Kralın mektubuna geciken yanıt, mektubu getiren heyetin esir alınıp hapsedilmesiyle sonuçlandı.Une réponse tardive à la lettre du roi aboutit à l'incarcération de la députation qui la transporte.
Aşk duygularını dile getiren şen ve şakrak bir oyundur.Plaisante façon de faire une déclaration d‘amour.
Weir'a dünya çapında ün getiren eseri ilk romanı olan Marslı ile oldu.Weir est plus connu pour son premier roman Seul sur Mars.