Sudaki baldı, onu tatlı hale getiren, petroldü hasta eden.물 안의 꿀은 그것을 달콤하게 만들었고 기름은 그것을 메스껍게 만들었습니다.
Sudaki baldı, onu tatlı hale getiren, petroldü hasta eden.Miód w wodzie ją osładzał, olej sprawiał, że chorowała.
Sudaki baldı, onu tatlı hale getiren, petroldü hasta eden.Η ζάχαρη κάνει το νερό γλυκό, το πετρέλαιο το κάνει ανθυγιεινό.
Sudaki baldı, onu tatlı hale getiren, petroldü hasta eden.Мед, добавленный в воду, делал ее сладкой, как нефть, которая обогащает землю.
Sudaki baldı, onu tatlı hale getiren, petroldü hasta eden.Медът във водата, е този който я прави сладка, петрола е този който я разболя.
Sudaki baldı, onu tatlı hale getiren, petroldü hasta eden.Мід, доданий до води, робив її солодкою, нафта робила її брудною.
Sudaki baldı, onu tatlı hale getiren, petroldü hasta eden.היה זה הדבש במים שעשו אותם מתוקים, היה זה הנפט שעשה אותם חולים.
Sudaki baldı, onu tatlı hale getiren, petroldü hasta eden.كان هناك عسل في المياه مما جعله حلو كان هناك زيت مما جعله مريض
Sudaki baldı, onu tatlı hale getiren, petroldü hasta eden.石油が水を病ませたのです 私の頭には髪がなく-
Sudaki baldı, onu tatlı hale getiren, petroldü hasta eden.系水入邊嘅蜂蜜令佢變得甜, 系果地油污令佢生病。
Tahmin edebildiğiniz gibi Isaac Newton elmayı Dünya'ya getiren şeyinNhư vậy, như bạn tưởng tượng điều mà Isaac Newton tin rằng đã kéo quả táo xuống mặt đất
Tahmin edebildiğiniz gibi Isaac Newton elmayı Dünya'ya getiren şeyin "yerçekimi" olduğunu düşündü.Jak asi tušíte, ta věc, která podle Newtona nutí jablko spadnout na Zem, je gravitace.
Ta ki bir arkadaşı Hindistan'dan ilacın markasız versiyonunu getirene kadar.Hasta ese momento, él tenía un amigo que viajaba a la India y él solía traerle una versión genérica
Ta ki bir arkadaşı Hindistan'dan ilacın markasız versiyonunu getirene kadar.그때까지는 아버지께 가끔 인디아를 여행하는 친구가 계셔서 그분께서 종종 그 약의 제네릭 버전을 구해주셨습니다.
Ta ki bir arkadaşı Hindistan'dan ilacın markasız versiyonunu getirene kadar.Miał przyjaciela, który często jeździł do Indii, przywoził mu stamtąd generyczną wersję tego leku.
Ta ki bir arkadaşı Hindistan'dan ilacın markasız versiyonunu getirene kadar.И до этого у него был друг, который ездил в Индию, и он привозил отцу непатентованный эквивалент.
Ta ki bir arkadaşı Hindistan'dan ilacın markasız versiyonunu getirene kadar.ועד אז היה לו חבר שהיה נוסע להודו, והוא היה מביא לו גרסה גנרית של התרופה.
Ta ki bir arkadaşı Hindistan'dan ilacın markasız versiyonunu getirene kadar.و في ذلك الوقت كان له صديق يسافر إلى الهند ، وكان ياتي له من هناك بأنواع بديلة من الدواء.
Ta ki bir arkadaşı Hindistan'dan ilacın markasız versiyonunu getirene kadar.安い後発製品を手に入れてもらい それを飲むことで 何とか生きながらえていましたが
Ta ki, New York'taki bir arabayı bu hale getirene kadar.자동차에 충돌할 때까지요.
Ta ki, New York'taki bir arabayı bu hale getirene kadar.מעל וירג'יניה המערבית, מרילנד, פנסילבניה
Ta ki, New York'taki bir arabayı bu hale getirene kadar.لسيارة في نيويورك.
Ta ki, New York'taki bir arabayı bu hale getirene kadar.一部係紐約嘅車
Ta ki, New York'taki bir arabayı bu hale getirene kadar.(笑)
Tanrısal esinden yoksun olan halk Sınır tanımaz olur. Ne mutlu Kutsal Yasayı yerine getirene!Als het volk Gods boodschap niet meer hoort, raakt het uit de koers; gelukkig is hij, die naar Gods wet leeft.
Tanrısal esinden yoksun olan halk Sınır tanımaz olur. Ne mutlu Kutsal Yasayı yerine getirene!Där profetia icke finnes, där bliver folket tygellöst; men säll är den som håller lagen.
Tanrısal esinden yoksun olan halk Sınır tanımaz olur. Ne mutlu Kutsal Yasayı yerine getirene!Ðâu thiếu sự mặc thị , dân_sự bèn phóng tứ ; Nhưng ai giữ_gìn luật_pháp lấy_làm có phước thay !
Tanrısal esinden yoksun olan halk Sınır tanımaz olur. Ne mutlu Kutsal Yasayı yerine getirene!Ðâu thiếu sự mặc thị, dân sự bèn phóng tứ; Nhưng ai giữ gìn luật pháp lấy làm có phước thay!
Tanrısal esinden yoksun olan halk Sınır tanımaz olur. Ne mutlu Kutsal Yasayı yerine getirene!Donde no hay visión, el pueblo se desenfrena; pero el que guarda la ley es bienaventurado
Tanrısal esinden yoksun olan halk Sınır tanımaz olur. Ne mutlu Kutsal Yasayı yerine getirene!Gdy proroctwo ustaje, lud bywa rozproszony; ale kto strzeże zakonu, błogosławiony jest.
Tanrısal esinden yoksun olan halk Sınır tanımaz olur. Ne mutlu Kutsal Yasayı yerine getirene!Když nebývá vidění, rozptýlen bývá lid; kdož pak ostříhá zákona, blahoslavený jest.
Tanrısal esinden yoksun olan halk Sınır tanımaz olur. Ne mutlu Kutsal Yasayı yerine getirene!Keď nieto videnia, je ľud rozpustilý; ale ten, kto ostríha zákon, je blahoslavený.
Tanrısal esinden yoksun olan halk Sınır tanımaz olur. Ne mutlu Kutsal Yasayı yerine getirene!묵시가 없으면 백성이 방자히 행하거니와 율법을 지키는 자는 복이 있느니라
Tanrısal esinden yoksun olan halk Sınır tanımaz olur. Ne mutlu Kutsal Yasayı yerine getirene!Ko ni razodetja, se ljudstvo razuzda; kdor pa se drži postave, o blagor mu!
Tanrısal esinden yoksun olan halk Sınır tanımaz olur. Ne mutlu Kutsal Yasayı yerine getirene!kor nincs [mennyei] látás, a nép elvadul; ha pedig megtartja a törvényt, oh mely igen boldog!
Tanrısal esinden yoksun olan halk Sınır tanımaz olur. Ne mutlu Kutsal Yasayı yerine getirene!Missä ilmoitus puuttuu, siinä kansa käy kurittomaksi; autuas se, joka noudattaa lakia.
Tanrısal esinden yoksun olan halk Sınır tanımaz olur. Ne mutlu Kutsal Yasayı yerine getirene!Onde não há profecia, o povo se corrompe; mas o que guarda a lei esse é bem-aventurado.
Tanrısal esinden yoksun olan halk Sınır tanımaz olur. Ne mutlu Kutsal Yasayı yerine getirene!Quand il n`y a pas de révélation, le peuple est sans frein; Heureux s`il observe la loi!
Tanrısal esinden yoksun olan halk Sınır tanımaz olur. Ne mutlu Kutsal Yasayı yerine getirene!Senza la rivelazione il popolo diventa sfrenato; beato chi osserva la legge
Tanrısal esinden yoksun olan halk Sınır tanımaz olur. Ne mutlu Kutsal Yasayı yerine getirene!Uden Syner forvildes et Folk; salig den, der vogter på Loven.
Tanrısal esinden yoksun olan halk Sınır tanımaz olur. Ne mutlu Kutsal Yasayı yerine getirene!Uten åpenbaring blir folket tøilesløst; men lykkelig er den som holder loven.
Tanrısal esinden yoksun olan halk Sınır tanımaz olur. Ne mutlu Kutsal Yasayı yerine getirene!Wo keine Weissagung ist, wird das Volk wild und wüst; wohl aber dem, der das Gesetz handhabt!
Tanrısal esinden yoksun olan halk Sınır tanımaz olur. Ne mutlu Kutsal Yasayı yerine getirene!Οπου δεν υπαρχει ορασις, ο λαος διαφθειρεται ειναι δε μακαριος ο φυλαττων τον νομον.
Tanrısal esinden yoksun olan halk Sınır tanımaz olur. Ne mutlu Kutsal Yasayı yerine getirene!Без откровения свыше народ необуздан, а соблюдающий закон блажен.
Tanrısal esinden yoksun olan halk Sınır tanımaz olur. Ne mutlu Kutsal Yasayı yerine getirene!Дето няма пророческо видение людете се разюздават, А който пази закона е блажен.
Tanrısal esinden yoksun olan halk Sınır tanımaz olur. Ne mutlu Kutsal Yasayı yerine getirene!באין חזון יפרע עם ושמר תורה אשרהו׃
Tanrısal esinden yoksun olan halk Sınır tanımaz olur. Ne mutlu Kutsal Yasayı yerine getirene!بلا رؤية يجمح الشعب. اما حافظ الشريعة فطوباه.
Tanrısal esinden yoksun olan halk Sınır tanımaz olur. Ne mutlu Kutsal Yasayı yerine getirene!沒 有 異 象 、 〔 或 作 默 示 〕 民 就 放 肆 . 惟 遵 守 律 法 的 、 便 為 有 福
Tanrısal esinden yoksun olan halk Sınır tanımaz olur. Ne mutlu Kutsal Yasayı yerine getirene!沒有異象 、 〔 或 作默示 〕 民 就 放肆 . 惟 遵守 律法 的 、 便為 有福
Tohumlarımızı yasa dışı hale getiren yasalara karşı çıkabiliriz:Lahko kršimo zakone, ki delajo naša semena nelagalna:
Tohumlarımızı yasa dışı hale getiren yasalara karşı çıkabiliriz:Wir können dieser Art Gesetze übertreten, die unser Saatgut illegal machen:
Tohumlarımızı yasa dışı hale getiren yasalara karşı çıkabiliriz:نستطيع أن نخرق كافة القوانين التي تجعل بذورنا غير شرعية
Tohumlarımızı yasa dışı hale getiren yasalara karşı çıkabiliriz:私たちの種子を不法にしている法律には背いてよいのです。 それは世界各国で試みられてきたのですが、その法律により
Üçüncü ve en güçlü teşvik edici olan karar almayı insandan alıp silahlara veren maddeye getiren şey:3つ目の 最も強力に意思決定を 人から兵器へ移すように 促す要因が出てきます それは 「まことしやかな関与否定」です
Üçüncü ve en güçlü teşvik edici olan karar almayı insandan alıp silahlara veren maddeye getiren şey:Điều này dẫn ta tới tác nhân thứ ba tác động mạnh nhất, đẩy quyền quyết định từ con người lên vũ khí:
Üçüncü ve en güçlü teşvik edici olan karar almayı insandan alıp silahlara veren maddeye getiren şey:이것은 곧 세번째 요인을 초래하게 되는데 이는 인간의 의사 결정권을 무기로 옮기는 가장 강력한 요인입니다.
Üçüncü ve en güçlü teşvik edici olan karar almayı insandan alıp silahlara veren maddeye getiren şey:מה שמביא אותנו, למעשה, לתמריץ השלישי והחזק ביותר שדוחק את קבלת ההחלטות מידי בני האדם ולעבר כלי הנשק:
Üçüncü ve en güçlü teşvik edici olan karar almayı insandan alıp silahlara veren maddeye getiren şey:والذي يقودنا إلى العامل الثالث وهو أقوى عامل لدفع عملية اتخاذ القرار بعيداً عن البشر وعن الأسلحة:
Ulusları yola getiren yargılamaz mı? İnsanı eğiten bilmez mi?(93:10) Вразумляющий народы неужели не обличит, – Тот, Кто учит человека разумению?
Ulusları yola getiren yargılamaz mı? İnsanı eğiten bilmez mi?A ki megfeddi a népeket, avagy nem fenyít-é meg? Õ, a ki az embert tudományra tanítja: