Ana içeriğe geç
Sözlük

getiren ile cümle

getiren kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Şimdi, misel inanılmaz bir madde, çünkü kendini bir araya getiren bir madde.Toto mycélium je úžasný materiál, pretože sa sám zostavuje.
Şimdi, misel inanılmaz bir madde, çünkü kendini bir araya getiren bir madde.Và đây, sợi nấm micelium là một loại vật liệu tuyệt vời, vì nó là loại vật liệu tự kết hợp.
Şimdi, misel inanılmaz bir madde, çünkü kendini bir araya getiren bir madde.Τώρα, το μυκήλιο είναι ένα εκπληκτικό υλικό, διότι είναι ένα αυτο-συναρμολογούμενο υλικό.
Şimdi, misel inanılmaz bir madde, çünkü kendini bir araya getiren bir madde.Мицела е невероятен материал, защото е самосглобяващ се материал.
Şimdi, misel inanılmaz bir madde, çünkü kendini bir araya getiren bir madde.Мицелий удивительный материал, потому что он материал самосборки.
Şimdi, misel inanılmaz bir madde, çünkü kendini bir araya getiren bir madde.התפטיר הוא חומר מדהים מכיוון שיש לו יכולת הרכבה עצמית.
Şimdi, misel inanılmaz bir madde, çünkü kendini bir araya getiren bir madde.الآن ، الأفطورة هي مادة مذهلة ، لأنها مادة ذاتيّة التجميع.
Şimdi, misel inanılmaz bir madde, çünkü kendini bir araya getiren bir madde.自己集合性があるからです 私達が廃棄物と見なすような
Simyayı ülkemize getiren sanatçı hakkında bir masal.Det är sagan om den som tog alkemikonsten till vårt land.
Simyayı ülkemize getiren sanatçı hakkında bir masal.Det er eventyret om personen, der bragte alkymien til vores land.
Simyayı ülkemize getiren sanatçı hakkında bir masal.Es un cuento sobre el artista que trajo la alquimia a nuestra tierra.
Simyayı ülkemize getiren sanatçı hakkında bir masal.É um conto de fadas sobre o artista que levou a alquimia à nossa terra.
Simyayı ülkemize getiren sanatçı hakkında bir masal.È una leggenda sull'artista che portò l'alchimia nella nostra terra.
Simyayı ülkemize getiren sanatçı hakkında bir masal.Satu taitavasta miehestä, joka toi alkemian maahamme.
Simyayı ülkemize getiren sanatçı hakkında bir masal.To przypowieść o artyście, który zaszczepił alchemię na tej ziemi.
Simyayı ülkemize getiren sanatçı hakkında bir masal.Παραμύθι για τον καλλιτέχνη που μας έφερε την αλχημεία.
Simyayı ülkemize getiren sanatçı hakkında bir masal.Это сказка о художнике, принесшем на нашу землю алхимию.
Sizi buraya getiren ne?Τι σας φέρνει εδώ;
Sizi buraya getiren ne?ماذا جاء بكم؟
Sırf elektronik ile her gün kullanılan eşyaları bir araya getiren bu fikrin egzersizini yapmak istiyorlardı.Einfach um die Idee zu praktizieren, elektronische Bauteile und Alltagsgegenstände miteinander zu vereinen.
Sırf elektronik ile her gün kullanılan eşyaları bir araya getiren bu fikrin egzersizini yapmak istiyorlardı.이 피아노 서킷을 전기가 통하는 일상 소품들에 붙여, 소리를 만들어보곤 했죠.
Sırf elektronik ile her gün kullanılan eşyaları bir araya getiren bu fikrin egzersizini yapmak istiyorlardı.Puur om te experimenteren met het idee om elektronica te verbinden met alledaagse voorwerpen.
Sırf elektronik ile her gün kullanılan eşyaları bir araya getiren bu fikrin egzersizini yapmak istiyorlardı.רק בשביל לתרגל את הרעיון הזה של חיבור חפצים אלקטרונים וחפצים שבשימוש יומיומי אחד לשני.
Sırf elektronik ile her gün kullanılan eşyaları bir araya getiren bu fikrin egzersizini yapmak istiyorlardı.فقط لتدريب فكرة خلط الالكترونيات بالأغراض اليومية
Sırf elektronik ile her gün kullanılan eşyaları bir araya getiren bu fikrin egzersizini yapmak istiyorlardı.その考え方を練習するためだけにです そして 僕たちは思ったのです
Son olarak kanun yapma işlevini yerine getiren hükümettir.Adalah pemerintah yang pada akhirnya membuat hukum berfungsi.
Son olarak kanun yapma işlevini yerine getiren hükümettir.Bola to vláda, v ktorej konečne fungoval právny systém.
Son olarak kanun yapma işlevini yerine getiren hükümettir.Byla to vláda, která nakonec zavedla fungující zákon.
Son olarak kanun yapma işlevini yerine getiren hükümettir.C'est le gouvernement qui a finalement fait fonctionner la loi.
Son olarak kanun yapma işlevini yerine getiren hükümettir.Det var den regeringen som till slut fick lag och ordning att råda.
Son olarak kanun yapma işlevini yerine getiren hükümettir.Es war die Regierung, die den Rechtsstaat arbeitsfähig machte.
Son olarak kanun yapma işlevini yerine getiren hükümettir.Ez a kormány volt az, amely végre működésbe hozta a jogot.
Son olarak kanun yapma işlevini yerine getiren hükümettir.Foi o governo que fez a lei funcionar.
Son olarak kanun yapma işlevini yerine getiren hükümettir.Fue el gobierno el que hizo que la ley funcionara finalmente.
Son olarak kanun yapma işlevini yerine getiren hükümettir.Fu il governo che fece applicare la legge.
Son olarak kanun yapma işlevini yerine getiren hükümettir.Guvernul a fost cel care a facut legea sa functioneze, in final.
Son olarak kanun yapma işlevini yerine getiren hükümettir.Het was de overheid die eindelijk de wet liet functioneren.
Son olarak kanun yapma işlevini yerine getiren hükümettir.정부가 결국 법을 작동하게 만들거든요.
Son olarak kanun yapma işlevini yerine getiren hükümettir.Suy cho cùng chính phủ là những người thực thi luật pháp.
Son olarak kanun yapma işlevini yerine getiren hükümettir.To rząd sprawił, że prawo zaczęło funkcjonować.
Son olarak kanun yapma işlevini yerine getiren hükümettir.Ήταν η κυβέρνηση που έκανε τους νόμους επιτέλους να λειτουργούν.
Son olarak kanun yapma işlevini yerine getiren hükümettir.Правителството направи законодателството да функционира.
Son olarak kanun yapma işlevini yerine getiren hükümettir.Правительство в конечном итоге обеспечило исполнение законов.
Son olarak kanun yapma işlevini yerine getiren hükümettir.Саме органи влади остаточно затвердили дію закону.
Son olarak kanun yapma işlevini yerine getiren hükümettir.זו הייתה הממשלה שגרמה לחוק לתפקד סופית
Son olarak kanun yapma işlevini yerine getiren hükümettir.كانت الحكومة التي طبقت القانون أخيرا.
Son olarak kanun yapma işlevini yerine getiren hükümettir.教育、人的資源は重要です。
Sudaki baldı, onu tatlı hale getiren, petroldü hasta eden.Benne volt a méz, amitől édes lett, és benne volt az olaj, amitől megbetegedett.
Sudaki baldı, onu tatlı hale getiren, petroldü hasta eden.Bol medom vo vode, ktorú osladil, bol ropou, ktorá ju otrávila.
Sudaki baldı, onu tatlı hale getiren, petroldü hasta eden.Byl to med, který osladil vodu, byl to olej, který ji zničil.
Sudaki baldı, onu tatlı hale getiren, petroldü hasta eden.C"était le miel dans l'eau qui la rendait douce, c"était le pétrole qui la rendait malade.
Sudaki baldı, onu tatlı hale getiren, petroldü hasta eden.Chính mật ong ở trong nước đã làm cho nó trở nên ngọt ngào, chính dầu đã làm cho nó ốm.
Sudaki baldı, onu tatlı hale getiren, petroldü hasta eden.Det var honungen i vattnet som gjorde det sött, det var oljan som gjorde det sjukt.
Sudaki baldı, onu tatlı hale getiren, petroldü hasta eden.Era il miele nell'acqua a renderlo dolce, ed il petrolio a renderlo malato.
Sudaki baldı, onu tatlı hale getiren, petroldü hasta eden.Era la miel en el agua lo que lo hacía dulce, era el petroleo lo que lo enfermaba.
Sudaki baldı, onu tatlı hale getiren, petroldü hasta eden.Era mierea din apă, care o făcea dulce, era ţiţeiul care o îmbolnăvea.
Sudaki baldı, onu tatlı hale getiren, petroldü hasta eden.Era o mel na água que a tornava doce, era o petróleo que me tinha posto doente.
Sudaki baldı, onu tatlı hale getiren, petroldü hasta eden.Es war der Honig im Wasser, der es süss machte, es war das Öl, das es krank machte.
Sudaki baldı, onu tatlı hale getiren, petroldü hasta eden.Het was de honing in het water die het zoet maakte, het was de olie die het ziek maakte.
Sudaki baldı, onu tatlı hale getiren, petroldü hasta eden.Itu adalah madu di dalam air yang membuatnya manis. Itu adalah minyak yang membuatnya rusak.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod