Kutsal Yasayı yerine getiren çocuk akıllıdır, Oburlarla arkadaşlık edense babasını utandırır.謹 守 律 法 的 是 智 慧 之 子 . 與 貪 食 人 作 伴 的 、 卻 羞 辱 其 父
Kutsal Yasayı yerine getiren çocuk akıllıdır, Oburlarla arkadaşlık edense babasını utandırır.謹守 律法 的 是 智慧 之 子 . 與貪 食人 作伴 的 、 卻羞辱 其父
Lanet getiren acı suyu kadına içirecek. Su kadının içine girince acılık verecek.Als hij de vrouw het water laat drinken, wordt het bitter in haar lichaam (als zij schuldig is).
Lanet getiren acı suyu kadına içirecek. Su kadının içine girince acılık verecek.És itassa meg az asszonynyal az átokhozó keserû vizet, hogy bemenjen õ belé az átokhozó víz az õ keserûségére.
Lanet getiren acı suyu kadına içirecek. Su kadının içine girince acılık verecek.I da się napić niewieście wody gorzkiej przeklęstwa, i przenikną ją wody przeklęstwa, i obrócą się w gorzkość.
Lanet getiren acı suyu kadına içirecek. Su kadının içine girince acılık verecek.I dá ženě, aby pila vodu hořkou a zlořečenou; a vejdeť do ní voda zlořečená, a obrátí se v hořkosti.
Lanet getiren acı suyu kadına içirecek. Su kadının içine girince acılık verecek.Imam menyuruh wanita itu minum air pahit yang mendatangkan kutuk. Bila diminum, air itu menyebabkan rasa sakit
Lanet getiren acı suyu kadına içirecek. Su kadının içine girince acılık verecek.in daj piti ženi grenko vodo, ki povzroča prokletstvo, da gre vanjo voda prokletstva in ji napravi grenkobo.
Lanet getiren acı suyu kadına içirecek. Su kadının içine girince acılık verecek.여인으로 그 저주가 되게 하는 쓴 물을 마시게 할지니 그 저주가 되게 하는 물이 그의 속에 들어가서 쓰리라
Lanet getiren acı suyu kadına içirecek. Su kadının içine girince acılık verecek.Sitten hän juottakoon vaimolla sen katkeran kiroveden, ja menköön kirovesi häneen, tuskaksi hänelle.
Lanet getiren acı suyu kadına içirecek. Su kadının içine girince acılık verecek.und soll dem Weibe von dem bittern Wasser zu trinken geben, daß das verfluchte bittere Wasser in sie gehe.
Lanet getiren acı suyu kadına içirecek. Su kadının içine girince acılık verecek.и даст жене выпить горькую воду, наводящую проклятие, и войдет в нее вода, наводящая проклятие, ко вреду ее.
Lanet getiren acı suyu kadına içirecek. Su kadının içine girince acılık verecek.והשקה את האשה את מי המרים המאררים ובאו בה המים המאררים למרים׃
Lanet getiren acı suyu kadına içirecek. Su kadının içine girince acılık verecek.ويسقي المرأة ماء اللعنة المرّ فيدخل فيها ماء اللعنة للمرارة.
Lanet getiren acı suyu kadına içirecek. Su kadının içine girince acılık verecek.又 叫 婦 人 喝 這 致 咒 詛 的 苦 水 . 這 水 要 進 入 他 裡 面 變 苦 了
Lanet getiren acı suyu kadına içirecek. Su kadının içine girince acılık verecek.又 叫 婦人 喝 這致 咒詛 的 苦水 . 這水 要 進入 他 裡面變 苦 了
Levha tektoniğinin konusu, dünya yüzeyini meydana getiren katı levhalardır.Es ist eigentlich nur die Idee, dass die Oberfläche der Erde aus einigen starren Platten besteht.
Levha tektoniğinin konusu, dünya yüzeyini meydana getiren katı levhalardır.Tohle je Pacifická deska. Tady jsou desky Nazca a Jihoamerická... Mohl bych pokračovat.
Make adında bu insanları bir araya getiren ve onları bir topluluğa dönüştüren bir dergi var.Há uma revista chamada "Make" que fez uma reunião de todo este pessoal e construiu uma comunidade.
Make adında bu insanları bir araya getiren ve onları bir topluluğa dönüştüren bir dergi var.Het magazine 'Make' is een trefpunt voor deze mensen en bouwt een gemeenschap op.
Make adında bu insanları bir araya getiren ve onları bir topluluğa dönüştüren bir dergi var.이런 사람들을 함께 모으고 하나의 공동체로 한데 묶어주는
Make adında bu insanları bir araya getiren ve onları bir topluluğa dönüştüren bir dergi var.יש מגזין שנקרא את כל האנשים וסוג של איגד אותם יחד
Make adında bu insanları bir araya getiren ve onları bir topluluğa dönüştüren bir dergi var.هناك مجلة تسمى Make و التي نوعا ما استطاعت أن تجمع كل هؤلاء الناس ووضعهم معا
Make adında bu insanları bir araya getiren ve onları bir topluluğa dönüştüren bir dergi var.そのような人たちを集め コミュニティとして まとめています
Matbayi Osmanli Imparatorlugu'na gec de olsa, getiren adam.거의 동시대 사람들에게도 의문이 제기 되었습니다.
Matbayi Osmanli Imparatorlugu'na gec de olsa, getiren adam.שהציג את הדפוס, באיחור רב, לאימפריה העות'מאנית --
Matbayi Osmanli Imparatorlugu'na gec de olsa, getiren adam.الرجل الذى قدم الطباعة ، متأخراً جداً، إلى الإمبراطورية العثمانية --
Matbayi Osmanli Imparatorlugu'na gec de olsa, getiren adam.オスマン帝国に導入した人です 1731年に出版した著書で述べています
Media Lab'de, şehirlerde ortak kullanımı en uygun hale getiren bu küçük şehir arabasını geliştirmekteyiz.Al Media Lab abbiamo sviluppato questa piccola city car ottimizzata per l'uso condiviso in città.
Media Lab'de, şehirlerde ortak kullanımı en uygun hale getiren bu küçük şehir arabasını geliştirmekteyiz.În laboratorul Media Lab am dezvoltat această mașinuță de oraș optimizată pentru uz comun.
Media Lab'de, şehirlerde ortak kullanımı en uygun hale getiren bu küçük şehir arabasını geliştirmekteyiz.우리는 "미디어랩(Media Lab)"에서 작은 도시형 자동차를 개발하고 있습니다. 이 자동차는 도시에서 공용으로 사용하도록 최적화되었죠.
Media Lab'de, şehirlerde ortak kullanımı en uygun hale getiren bu küçük şehir arabasını geliştirmekteyiz.V Media Lab pracujeme na malom mestskom aute, ktoré je optimalizované pre mestské zdieľané využitie.
Media Lab'de, şehirlerde ortak kullanımı en uygun hale getiren bu küçük şehir arabasını geliştirmekteyiz.В лаборатории Media Lab мы разрабатываем мини-автомобиль для общего пользования.
Media Lab'de, şehirlerde ortak kullanımı en uygun hale getiren bu küçük şehir arabasını geliştirmekteyiz.Ми, у Media Lab, працюємо над маленьким міським автомобілем для спільного користування.
Media Lab'de, şehirlerde ortak kullanımı en uygun hale getiren bu küçük şehir arabasını geliştirmekteyiz.אנו מפתחים במעבדת המדיה מכונית עירונית קטנה שהיא אופטימלית לשימוש שיתופי בערים.
Media Lab'de, şehirlerde ortak kullanımı en uygun hale getiren bu küçük şehir arabasını geliştirmekteyiz.車を開発しています 都市でのシェアユース専用車です エンジンや変速機のような無駄なものは省き
Mercanı meydana getiren karbonatı ve daha bir sürü başka şeyi analiz edebiliriz.Kita dapat menganalisis karbonat yang menyusun karang ini ada banyak analisis yang dapat kita lakukan.
Mercanı meydana getiren karbonatı ve daha bir sürü başka şeyi analiz edebiliriz.우리는 산호를 구성하는 탄산염을 분석할 수 있고, 또한 우리는 굉장한 것들을 분석할 수 있습니다.
Mercanı meydana getiren karbonatı ve daha bir sürü başka şeyi analiz edebiliriz.Możemy analizować węglan który tworzy koral, jest też masa innych rzeczy, które możemy robić.
Mercanı meydana getiren karbonatı ve daha bir sürü başka şeyi analiz edebiliriz.Nous pouvons analyser le carbonate qui fait le corail, et il y a tout un tas de choses que nous pouvons faire.
Mercanı meydana getiren karbonatı ve daha bir sürü başka şeyi analiz edebiliriz.Például, vizsgálhatjuk a korall alapanyagát jelentő szenet, és még sok más hasonló dolgot.
Mercanı meydana getiren karbonatı ve daha bir sürü başka şeyi analiz edebiliriz.Podemos analisar o carbonato que constitui o coral. Há uma quantidade de coisas que podemos fazer.
Mercanı meydana getiren karbonatı ve daha bir sürü başka şeyi analiz edebiliriz.Podemos analizar el carbonato que constituye el coral y hay muchas cosas que podemos hacer.
Mercanı meydana getiren karbonatı ve daha bir sürü başka şeyi analiz edebiliriz.Possiamo analizzare il carbonato che compone il corallo, e ottenere molitissime informazioni.
Mercanı meydana getiren karbonatı ve daha bir sürü başka şeyi analiz edebiliriz.Putem analiza carbonatul care alcătuiește coralul și mai există multe lucruri pe care le putem face.
Mercanı meydana getiren karbonatı ve daha bir sürü başka şeyi analiz edebiliriz.Wij analyseren het carbonaat waaruit het koraal bestaat, en we kunnen er een hele hoop dingen uit afleiden.
Mercanı meydana getiren karbonatı ve daha bir sürü başka şeyi analiz edebiliriz.Wir können die Carbonate, aus denen die Koralle besteht analysieren, und damit können wir einiges anstellen.
Mercanı meydana getiren karbonatı ve daha bir sürü başka şeyi analiz edebiliriz.Μπορούμε να αναλύσουμε το ανθρακικό άλας που φτιάχνει το κοράλλι και μπορούμε να κάνουμε πάρα πολλά πράγματα.
Mercanı meydana getiren karbonatı ve daha bir sürü başka şeyi analiz edebiliriz.Можем да анализираме карбонатите, които съставят коралите, и има един куп неща, които можем да направим.
Mercanı meydana getiren karbonatı ve daha bir sürü başka şeyi analiz edebiliriz.Можно сделать анализ карбонатов, из которых сформированы кораллы, а также выполнить еще много исследований.
Mercanı meydana getiren karbonatı ve daha bir sürü başka şeyi analiz edebiliriz.אנחנו יכולים לעשות אנליזה לסידן הפחמתי ממנו האלמוג מורכב, ואז יש המון דברים שאפשר לעשות.
Mercanı meydana getiren karbonatı ve daha bir sürü başka şeyi analiz edebiliriz.يمكننا تحليل الكربونات التي تكون الشعب المرجانية، وهناك مجموعة كاملة من الأشياء التي يمكن القيام بها.
Mercanı meydana getiren karbonatı ve daha bir sürü başka şeyi analiz edebiliriz.炭酸塩を分析すれば たくさんのことが分かります 今回 いろいろな酸素の 同位体を測定しました
Ne olduğunu teşhis etmeyi gittikçe zor hale getiren karmaşık makine düzenlerini daha fazla buluyoruz.우리는 무슨 일이 벌어지고 있는지를 진단하기가 점점 힘들어지는 기계의 더욱 복잡한 배열을
Ne olduğunu teşhis etmeyi gittikçe zor hale getiren karmaşık makine düzenlerini daha fazla buluyoruz.Maszyny stają się coraz bardziej skomplikowane, i jest coraz trudniej zrozumieć, o co chodzi.
Ne olduğunu teşhis etmeyi gittikçe zor hale getiren karmaşık makine düzenlerini daha fazla buluyoruz.אנו מוצאים עוד ועוד סידורים מורכבים של מכונות שמקשות יותר ויותר
Ne olduğunu teşhis etmeyi gittikçe zor hale getiren karmaşık makine düzenlerini daha fazla buluyoruz.وسوف نجد اكثر فأكثر ترتيبات معقدة من الآليات والتي اصبح من الصعب اكثر فأكثر
Ne olduğunu teşhis etmeyi gittikçe zor hale getiren karmaşık makine düzenlerini daha fazla buluyoruz.組み合わせが登場して 何が起こっているかの見極めは ますます難しくなりました
Nereye dönsek karşımıza insanların gıda ve tohum bağımsızlıklarını yasadışı hale getiren yasalar çıkıyor.في جميع أنحاء العالم هناك قوانين توضع تجعل سيادة الشعوب على البذور وعلى إنتاج الغذاء أمراً غير شرعي
Nereye dönsek karşımıza insanların gıda ve tohum bağımsızlıklarını yasadışı hale getiren yasalar çıkıyor.不公平な法律が制定されています。 欧州委員会は地域で種子の栽培を禁止する法律を制定しようとしています。