‹‹Kardeşinize para, yiyecek ya da faiz getiren başka bir şey ödünç verdiğinizde, ondan faiz almayacaksınız.Не отдавай в рост брату твоему ни серебра, ни хлеба,ни чего-либо другого, что можно отдавать в рост;
‹‹Kardeşinize para, yiyecek ya da faiz getiren başka bir şey ödünç verdiğinizde, ondan faiz almayacaksınız.לא תשיך לאחיך נשך כסף נשך אכל נשך כל דבר אשר ישך׃
‹‹Kardeşinize para, yiyecek ya da faiz getiren başka bir şey ödünç verdiğinizde, ondan faiz almayacaksınız.لا تقرض اخاك بربا ربا فضة او ربا طعام او ربا شيء ما مما يقرض بربا.
‹‹Kardeşinize para, yiyecek ya da faiz getiren başka bir şey ödünç verdiğinizde, ondan faiz almayacaksınız.你 借 給 你 弟 兄 的 、 或 是 錢 財 、 或 是 糧 食 、 無 論 甚 麼 可 生 利 的 物 、 都 不 可 取 利
‹‹Kardeşinize para, yiyecek ya da faiz getiren başka bir şey ödünç verdiğinizde, ondan faiz almayacaksınız.你 借給 你 弟兄 的 、 或是 錢財 、 或是 糧食 、 無論 甚 麼 可生 利 的 物 、 都 不 可取 利
Kendi ülkem Uganda örneğini vermek istiyorum, ve buraya yardımları getiren teşvik yapısını.저의 조국 우간다가 원조를 받아온 이윤의 구조를 예로 들도록 하죠.
Kendi ülkem Uganda örneğini vermek istiyorum, ve buraya yardımları getiren teşvik yapısını.Posłużę się przykładem mojego własnego kraju, Ugandy i rodzaju motywacji jaką ta pomoc ze sobą tam przyniosła.
Kendi ülkem Uganda örneğini vermek istiyorum, ve buraya yardımları getiren teşvik yapısını.Quero usar como exemplo o meu país, o Uganda e o tipo de incentivos de ajuda que chegou até lá.
Kendi ülkem Uganda örneğini vermek istiyorum, ve buraya yardımları getiren teşvik yapısını.אני מעוניין להשתמש בדוגמה של המדינה שלי הנקראת אוגנדה ואת מבנה התמריצים שהסיוע הביא.
Kendi ülkem Uganda örneğini vermek istiyorum, ve buraya yardımları getiren teşvik yapısını.أريد أن أستخدم مثالاُ من موطني يوغندا وهذا نوع هيكل الحوافز الذي جلب المعونة هناك.
Kendi ülkem Uganda örneğini vermek istiyorum, ve buraya yardımları getiren teşvik yapısını.援助がもたらした動機の仕組みを説明しましょう。 2006‐2007年の予算では2.5兆シリングの収入が予想されていました。
Kimblee'yi buraya getiren araba.- Det er den, som Kimblee kom i.
Kimblee'yi buraya getiren araba.È quella con cui è venuto Kimblee.
Kimblee'yi buraya getiren araba.-Det är den som Kimbly kom i.
Kimblee'yi buraya getiren araba.Es con el que vino Kimblee.
Kimblee'yi buraya getiren araba.Foi neste que o Kimblee veio.
Kimblee'yi buraya getiren araba.Kimblee nim tu przyjechał.
Kimblee'yi buraya getiren araba.-Kimblee tuli sillä tänne.
Kimblee'yi buraya getiren araba.Με αυτό ήρθε ο Κίμπλι.
Kimblee'yi buraya getiren araba.Это та, на которой сюда приехал Кимбли.
Koşullar yol almamı iyice tehlikeli hale getirene kadar Kanada'ya olabildiğince yakınlaşmak istiyordum.Ich wollte so nah an Kanada ran wie möglich, bevor die Umstände zu gefährlich würden um weiterzumachen.
Koşullar yol almamı iyice tehlikeli hale getirene kadar Kanada'ya olabildiğince yakınlaşmak istiyordum.Ik wilde zo dicht bij Canada komen als ik kon voordat de omstandigheden te gevaarlijk werden om door te gaan.
Koşullar yol almamı iyice tehlikeli hale getirene kadar Kanada'ya olabildiğince yakınlaşmak istiyordum.Je voulais me rapprocher autant que possible du Canada, avant que les conditions ne soient trop dangereuses.
Koşullar yol almamı iyice tehlikeli hale getirene kadar Kanada'ya olabildiğince yakınlaşmak istiyordum.저는 얼음 상태가 너무 위험해 지기 전에 - 제가 갈 수 있는데 까지 카나다 쪽으로 가고 싶었지요.
Koşullar yol almamı iyice tehlikeli hale getirene kadar Kanada'ya olabildiğince yakınlaşmak istiyordum.Queria chegar o mais perto possível do Canadá antes de ser demasiado perigoso continuar.
Koşullar yol almamı iyice tehlikeli hale getirene kadar Kanada'ya olabildiğince yakınlaşmak istiyordum.Quería llegar lo más cerca que podía de Canadá antes de que las condiciones se volvieran demasiado peligrosas.
Koşullar yol almamı iyice tehlikeli hale getirene kadar Kanada'ya olabildiğince yakınlaşmak istiyordum.Tôi muốn tới càng gần Canada càng tốt trước khi điều kiện khí hậu ở đây trở nên quá nguy hiểm để đi tiếp.
Koşullar yol almamı iyice tehlikeli hale getirene kadar Kanada'ya olabildiğince yakınlaşmak istiyordum.Я хотел подойти как можно ближе к Канаде, пока не станет слишком опасно идти дальше.
Koşullar yol almamı iyice tehlikeli hale getirene kadar Kanada'ya olabildiğince yakınlaşmak istiyordum.Я хотів добратися до Канади якомога ближче до того, як умови стануть надто небезпечними, щоб продовжувати.
Koşullar yol almamı iyice tehlikeli hale getirene kadar Kanada'ya olabildiğince yakınlaşmak istiyordum.רציתי להגיע הכי קרוב לקנדה שיכולתי לפני שהתנאים יהיו מסוכנים מדי בכדי להמשיך.
Koşullar yol almamı iyice tehlikeli hale getirene kadar Kanada'ya olabildiğince yakınlaşmak istiyordum.أريد أن أقترب قدر الإمكان إلى كندا قبل أن تزداد الظروف خطورة مما حال دون الاستمرار.
Koşullar yol almamı iyice tehlikeli hale getirene kadar Kanada'ya olabildiğince yakınlaşmak istiyordum.できる限りカナダに近づきたかったのです これが氷上での最後の日です
Kralın yüzü gülüyorsa, yaşam demektir. Lütfu son yağmuru getiren bulut gibidir.A királynak vidám orczájában élet van; jóakaratja olyan, mint a tavaszi esõ fellege.
Kralın yüzü gülüyorsa, yaşam demektir. Lütfu son yağmuru getiren bulut gibidir.De vriendelijkheid van de koning geeft leven, zijn gunst is als een langverwachte regen.
Kralın yüzü gülüyorsa, yaşam demektir. Lütfu son yağmuru getiren bulut gibidir.En la alegría del rostro del rey está la vida; su favor es como nube de lluvia tardía
Kralın yüzü gülüyorsa, yaşam demektir. Lütfu son yağmuru getiren bulut gibidir.I Kongens Åsyns Lys er der Liv, som Vårregnens Sky er hans Yndest.
Kralın yüzü gülüyorsa, yaşam demektir. Lütfu son yağmuru getiren bulut gibidir.I lyset fra kongens åsyn er det liv, og hans nåde er som en sky med vårregn.
Kralın yüzü gülüyorsa, yaşam demektir. Lütfu son yağmuru getiren bulut gibidir.Kebaikan hati raja mendatangkan hidup sejahtera, seperti awan menurunkan hujan di musim kemarau
Kralın yüzü gülüyorsa, yaşam demektir. Lütfu son yağmuru getiren bulut gibidir.왕의 희색에 생명이 있나니 그 은택이 늦은 비를 내리는 구름과 같으니라
Kralın yüzü gülüyorsa, yaşam demektir. Lütfu son yağmuru getiren bulut gibidir.Kuninkaan kasvojen valo on elämäksi, ja hänen suosionsa on kuin keväinen sadepilvi.
Kralın yüzü gülüyorsa, yaşam demektir. Lütfu son yağmuru getiren bulut gibidir.La sérénité du visage du roi donne la vie, Et sa faveur est comme une pluie du printemps.
Kralın yüzü gülüyorsa, yaşam demektir. Lütfu son yağmuru getiren bulut gibidir.Na luz do semblante do rei está a vida; e o seu favor é como a nuvem de chuva serôdia.
Kralın yüzü gülüyorsa, yaşam demektir. Lütfu son yağmuru getiren bulut gibidir.När konungen låter sitt ansikte lysa, är där liv, och hans välbehag är såsom ett moln med vårregn.
Kralın yüzü gülüyorsa, yaşam demektir. Lütfu son yağmuru getiren bulut gibidir.Nello splendore del volto del re è la vita, il suo favore è come nube di primavera
Kralın yüzü gülüyorsa, yaşam demektir. Lütfu son yağmuru getiren bulut gibidir.Nhờ sắc mặt vua sáng sủa bèn được sự sống; Aân điển người khác nào áng mây dẫn mưa muộn.
Kralın yüzü gülüyorsa, yaşam demektir. Lütfu son yağmuru getiren bulut gibidir.Nhờ sắc mặt vua sáng_sủa bèn được sự sống ; Aân điển người khác_nào áng mây dẫn mưa muộn .
Kralın yüzü gülüyorsa, yaşam demektir. Lütfu son yağmuru getiren bulut gibidir.Seninătatea feţei împăratului este viaţa, şi bunăvoinţa lui este ca o ploaie de primăvară. -
Kralın yüzü gülüyorsa, yaşam demektir. Lütfu son yağmuru getiren bulut gibidir.V jasné tváři královské jest život, a přívětivost jeho jako oblak s deštěm jarním.
Kralın yüzü gülüyorsa, yaşam demektir. Lütfu son yağmuru getiren bulut gibidir.Vo svetle tvári kráľovej je život, a jeho láskavosť je ako oblak jarného dažďa.
Kralın yüzü gülüyorsa, yaşam demektir. Lütfu son yağmuru getiren bulut gibidir.V svetlosti obličja kraljevega je življenje in blagovoljnost njegova je kakor oblak poznega dežja.
Kralın yüzü gülüyorsa, yaşam demektir. Lütfu son yağmuru getiren bulut gibidir.Wenn des Königs Angesicht freundlich ist, das ist Leben, und seine Gnade ist wie ein Spätregen.
Kralın yüzü gülüyorsa, yaşam demektir. Lütfu son yağmuru getiren bulut gibidir.W jasności twarzy królewskiej jest żywot, a łaska jego jest jako obłok z deszczem późnym.
Kralın yüzü gülüyorsa, yaşam demektir. Lütfu son yağmuru getiren bulut gibidir.Εις το φως του προσωπου του βασιλεως ειναι ζωη και η ευνοια αυτου ειναι ως νεφος οψιμου βροχης.
Kralın yüzü gülüyorsa, yaşam demektir. Lütfu son yağmuru getiren bulut gibidir.В светенето пред лицето на царя има живот, И неговото благоволение е като облак с пролетен дъжд.
Kralın yüzü gülüyorsa, yaşam demektir. Lütfu son yağmuru getiren bulut gibidir.В светлом взоре царя – жизнь, и благоволение его – как облако с поздним дождем.
Kralın yüzü gülüyorsa, yaşam demektir. Lütfu son yağmuru getiren bulut gibidir.באור פני מלך חיים ורצונו כעב מלקוש׃
Kralın yüzü gülüyorsa, yaşam demektir. Lütfu son yağmuru getiren bulut gibidir.في نور وجه الملك حياة ورضاه كسحاب المطر المتأخر.
Kralın yüzü gülüyorsa, yaşam demektir. Lütfu son yağmuru getiren bulut gibidir.王 的 臉 光 、 使 人 有 生 命 . 王 的 恩 典 、 好 像 春 雲 時 雨
Kralın yüzü gülüyorsa, yaşam demektir. Lütfu son yağmuru getiren bulut gibidir.王 的 臉光 、 使 人 有 生命 . 王 的 恩典 、 好像 春 雲時雨
Kral sağduyulu kulunu beğenir, Utanç getirene öfkelenir.A királynak jóakaratja van az eszes szolgához; haragja pedig a megszégyenítõhöz.