İnsanları sevimsiz hale getirenin ne olduğunu sorun yaşamadan göremiyoruz.Nu putem vedea ce dă viață oamenilor, cel puțin nu fără dificultate.
İnsanları sevimsiz hale getirenin ne olduğunu sorun yaşamadan göremiyoruz.On ne peut voir ce qui fait tourner les gens, en tout cas pas sans difficulté.
İnsanları sevimsiz hale getirenin ne olduğunu sorun yaşamadan göremiyoruz.Ta không biết được điều gì làm họ tức giận mà không trải qua một vài khó khăn.
İnsanları sevimsiz hale getirenin ne olduğunu sorun yaşamadan göremiyoruz.We kunnen niet zien wat mensen aan de gang houdt, althans niet zonder moeite.
İnsanları sevimsiz hale getirenin ne olduğunu sorun yaşamadan göremiyoruz.Wir können nicht sehen, was Menschen bewegt, zumindest nicht ohne Schwierigkeiten.
İnsanları sevimsiz hale getirenin ne olduğunu sorun yaşamadan göremiyoruz.Δε μπορούμε να δούμε την κινητήρια δύναμη των ανθρώπων, τουλάχιστον όχι χωρίς δυσκολία.
İnsanları sevimsiz hale getirenin ne olduğunu sorun yaşamadan göremiyoruz.Мы не можем видеть внутренний механизм человека, ну, по крайней мере, не без затруднений.
İnsanları sevimsiz hale getirenin ne olduğunu sorun yaşamadan göremiyoruz.Не виждаме какво движи хората, поне не без известни трудности.
İnsanları sevimsiz hale getirenin ne olduğunu sorun yaşamadan göremiyoruz.אנו לא רואים מה מפעיל אנשים, לפחות לא בלי קושי.
İnsanları sevimsiz hale getirenin ne olduğunu sorun yaşamadan göremiyoruz.لا نستطيع رؤية ما يحرك الناس، علي الأقل بسهولة.
İnsanları sevimsiz hale getirenin ne olduğunu sorun yaşamadan göremiyoruz.どんな物でも 近づけば近づくほど消えてしまいます
Instellingsbestuurtarafýndan belirlenen görevleri yerine getiren tüzel haklarý yoktur.Die genauen Aufgaben dieses Organs legt der Instellingsbestuur der Hochschule fest.
Instellingsbestuurtarafýndan belirlenen görevleri yerine getiren tüzel haklarý yoktur.Ses fonctions sont définies par l’Instellingsbestuur de l’établissement.
Isaac Newton elmayı Dünya'ya getiren şeyin아이작 뉴튼이 생각했던, 사과를 지구로 끌어당기는 것은 바로
Isaac Newton elmayı Dünya'ya getiren şeyin "yerçekimi" olduğunu düşündü.La cosa que Isaac Newton creía que atrajo la manzana hacia la Tierra es la gravedad...la gravedad.
Isaac Newton elmayı Dünya'ya getiren şeyinהדבר המאמינה אייזק ניוטון הביא את התפוח לכדור הארץ
Isaac Newton elmayı Dünya'ya getiren şeyinأن الشيء الذي تعتقد إسحاق نيوتن جلبت أبل إلى الأرض
İşte bu, bizi meydana getiren şeydir.Daarvan zijn wij gemaakt.
İşte bu, bizi meydana getiren şeydir.Daraus sind wir gemacht.
İşte bu, bizi meydana getiren şeydir.Din asta suntem făcuți.
İşte bu, bizi meydana getiren şeydir.Đó là sự kết cấu của chúng ta.
İşte bu, bizi meydana getiren şeydir.É disso que somos feitos.
İşte bu, bizi meydana getiren şeydir.Eso es de lo que estamos hechos.
İşte bu, bizi meydana getiren şeydir.Ez amiből fel vagyunk építve.
İşte bu, bizi meydana getiren şeydir.Itu adalah penyusun tubuh kita.
İşte bu, bizi meydana getiren şeydir.Iz tega smo narejeni.
İşte bu, bizi meydana getiren şeydir.우리는 세포로 만들어졌습니다.
İşte bu, bizi meydana getiren şeydir.Questo è quello di cui siamo fatti.
İşte bu, bizi meydana getiren şeydir.Siitä me koostumme.
İşte bu, bizi meydana getiren şeydir.To je to, z čeho jsme vyrobeni.
İşte bu, bizi meydana getiren şeydir.Voilà de quoi l'on est fait.
İşte bu, bizi meydana getiren şeydir.Z tego jesteśmy zrobieni.
İşte bu, bizi meydana getiren şeydir.Απ' αυτά είμαστε φτιαγμένοι.
İşte bu, bizi meydana getiren şeydir.От това сме направени.
İşte bu, bizi meydana getiren şeydir.Это то, из чего мы сделаны.
İşte bu, bizi meydana getiren şeydir.הוא כ-100 טריליון רובוטים תאיים קטנים. מזה אנו עשויים.
İşte bu, bizi meydana getiren şeydir.هذا ما نحن منه
İşte bu, bizi meydana getiren şeydir.他の成分など何もなく 100兆の小さな細胞から出来ているに過ぎません
İşte Doğu Timor'da geçirdiğim iki seneden sonra, beni Portekiz'e getiren de bu oldu.Y fue este estudio que pasados dos años en Timor Oriental, me llevó a Portugal.
İşte sıradaki projelerde gündeme getiren sorular bunlardı.Acestea sunt întrebările la care vom lucra în proiectele următoare.
İşte sıradaki projelerde gündeme getiren sorular bunlardı.Das sind also die Fragen, mit denen sich die nächsten Projekte auseinandersetzen.
İşte sıradaki projelerde gündeme getiren sorular bunlardı.Dit zijn dus vragen die meespelen bij de volgende projecten.
İşte sıradaki projelerde gündeme getiren sorular bunlardı.Esas son las preguntas que están surgiendo en los próximos proyectos.
İşte sıradaki projelerde gündeme getiren sorular bunlardı.이러한 질문들을 이제 보여드릴 프로젝트에서 해봤습니다.
İşte sıradaki projelerde gündeme getiren sorular bunlardı.Odpowiedzi na te pytania próbowałem znaleźć w projektach które teraz przedstawię.
İşte sıradaki projelerde gündeme getiren sorular bunlardı.Queste sono quindi le domande che mi sono posto nei progetti successivi.
İşte sıradaki projelerde gündeme getiren sorular bunlardı.Và đó là những câu hỏi đang diễn ra trong các dự án tiếp theo.
İşte sıradaki projelerde gündeme getiren sorular bunlardı.Voici les questions auxquelles nous avons répondu dans les projets suivants.
İşte sıradaki projelerde gündeme getiren sorular bunlardı.Αυτά είναι λοιπόν τα ερωτήματα που σημειώνονται στα επόμενα έργα.
İşte sıradaki projelerde gündeme getiren sorular bunlardı.Все эти вопросы возникают в следующих проектах.
İşte sıradaki projelerde gündeme getiren sorular bunlardı.Тези са въпросите, които се случват в следващите проекти.
İşte sıradaki projelerde gündeme getiren sorular bunlardı.ואלה הם השאלות שקורות בפרוייקטים הבאים,
İşte sıradaki projelerde gündeme getiren sorular bunlardı.وادن هؤلاء هم الأسئلة التي تحدث في المشاريع المقبلة.
İşte sıradaki projelerde gündeme getiren sorular bunlardı.最初にお見せするのは Eyecode という
‹‹Kardeşinize para, yiyecek ya da faiz getiren başka bir şey ödünç verdiğinizde, ondan faiz almayacaksınız.Älä pane veljeäsi maksamaan korkoa rahasta tai elintarpeista tai muusta, mitä korkoa vastaan lainataan.
‹‹Kardeşinize para, yiyecek ya da faiz getiren başka bir şey ödünç verdiğinizde, ondan faiz almayacaksınız.Du må ikke tage Rente af din Broder, hverken af Penge, Fødevarer eller andet, som man kan tage Rente af.
‹‹Kardeşinize para, yiyecek ya da faiz getiren başka bir şey ödünç verdiğinizde, ondan faiz almayacaksınız."네가 형제에게 꾸이거든 이식을 취하지 말지니 곧 돈의 이식, 식물의 이식, 무릇 이식을 낼 만한 것의 이식을 취하지 말 것이라"
‹‹Kardeşinize para, yiyecek ya da faiz getiren başka bir şey ödünç verdiğinizde, ondan faiz almayacaksınız.Nedáš na lichvu bratru svému ani peněz, ani pokrmu, ani jakékoli věci, kteráž se dává na lichvu.
‹‹Kardeşinize para, yiyecek ya da faiz getiren başka bir şey ödünç verdiğinizde, ondan faiz almayacaksınız.Ne jemlji obresti od brata svojega ne za denar, ne za hrano, ne za karkoli, kar se posoja na obresti.
‹‹Kardeşinize para, yiyecek ya da faiz getiren başka bir şey ödünç verdiğinizde, ondan faiz almayacaksınız.Δεν θελεις δανειζει εις τον αδελφον σου χρηματα επι τοκω, τροφας επι τοκω, ουδεν πραγμα δανειζομενον επι τοκω.