Dünya da dünyasal tutkular da geçer, ama Tanrının isteğini yerine getiren sonsuza dek yaşar.Og Verden forgår og dens Lyst; men den, som gør Guds Villie, bliver til evig Tid.
Dünya da dünyasal tutkular da geçer, ama Tanrının isteğini yerine getiren sonsuza dek yaşar.Ora, o mundo passa, e a sua concupiscência; mas aquele que faz a vontade de Deus, permanece para sempre.
Dünya da dünyasal tutkular da geçer, ama Tanrının isteğini yerine getiren sonsuza dek yaşar.Şi lumea şi pofta ei trece; dar cine face voia lui Dumnezeu, rămîne în veac.
Dünya da dünyasal tutkular da geçer, ama Tanrının isteğini yerine getiren sonsuza dek yaşar.Światci przemija i pożądliwość jego; ale kto czyni wolę Bożą, trwa na wieki.
Dünya da dünyasal tutkular da geçer, ama Tanrının isteğini yerine getiren sonsuza dek yaşar.Und die Welt vergeht mit ihrer Lust; wer aber den Willen Gottes tut, der bleibt in Ewigkeit.
Dünya da dünyasal tutkular da geçer, ama Tanrının isteğini yerine getiren sonsuza dek yaşar.Vả thế gian với sự tham dục nó đều qua đi, song ai làm theo ý muốn Ðức Chúa Trời thì còn lại đời đời.
Dünya da dünyasal tutkular da geçer, ama Tanrının isteğini yerine getiren sonsuza dek yaşar.Vả thế_gian với sự tham dục nó đều qua đi , song ai làm theo ý_muốn Ðức_Chúa_Trời thì còn lại đời_đời .
Dünya da dünyasal tutkular da geçer, ama Tanrının isteğini yerine getiren sonsuza dek yaşar.Y el mundo está pasando, y sus deseos; pero el que hace la voluntad de Dios permanece para siempre
Dünya da dünyasal tutkular da geçer, ama Tanrının isteğini yerine getiren sonsuza dek yaşar.Και ο κοσμος παρερχεται και η επιθυμια αυτου οστις ομως πραττει το θελημα του Θεου μενει εις τον αιωνα.
Dünya da dünyasal tutkular da geçer, ama Tanrının isteğini yerine getiren sonsuza dek yaşar.И мир проходит, и похоть его, а исполняющий волю Божию пребывает вовек.
Dünya da dünyasal tutkular da geçer, ama Tanrının isteğini yerine getiren sonsuza dek yaşar.И обещанието, което Той ни даде е това_— вечен живот.
Dünya da dünyasal tutkular da geçer, ama Tanrının isteğini yerine getiren sonsuza dek yaşar.І сьвіт перейде, і хотїннє його; хто ж чинить волю Божу, пробуває по вік.
Dünya da dünyasal tutkular da geçer, ama Tanrının isteğini yerine getiren sonsuza dek yaşar.והחלד עבור יעבר עם תאותיו והעשה רצון אלהים יעמד לעד׃
Dünya da dünyasal tutkular da geçer, ama Tanrının isteğini yerine getiren sonsuza dek yaşar.والعالم يمضي وشهوته واما الذي يصنع مشيئة الله فيثبت الى الابد
Dünya da dünyasal tutkular da geçer, ama Tanrının isteğini yerine getiren sonsuza dek yaşar.這 世 界 、 和 其 上 的 情 慾 、 都 要 過 去 . 惟 獨 遵 行 神 旨 意 的 、 是 永 遠 常 存
Dünya da dünyasal tutkular da geçer, ama Tanrının isteğini yerine getiren sonsuza dek yaşar.這 世界 、 和 其上 的 情慾 、 都 要 過去 . 惟獨 遵行 神 旨意 的 、 是 永遠 常 存
"Ekmeği özel hale getiren nedir?""Ada apa dalam roti yang membuatnya sangat spesial?"
"Ekmeği özel hale getiren nedir?"" Bánh mỳ thì có gì mà đặc biệt thế? "
"Ekmeği özel hale getiren nedir?""Cosa c'è di così speciale nel pane?"
"Ekmeği özel hale getiren nedir?""Co sprawia, że chleb jest taki wyjątkowy?"
"Ekmeği özel hale getiren nedir?""De ce e pâinea atât de specială?"
"Ekmeği özel hale getiren nedir?" Her şey tam lezzeti ortaya çıkarma görevimi yerine getirmek için."Qu'est-ce que le pain a de si spécial ?" et d'accomplir cette mission d'extraire le plein potentiel du goût.
"Ekmeği özel hale getiren nedir?"질문의 답을 찾는 저의 모든 시도와
"Ekmeği özel hale getiren nedir?"Mi annyira különleges a kenyérben?
"Ekmeği özel hale getiren nedir?"¿qué es lo que hace al pan tan especial?
"Ekmeği özel hale getiren nedir?""Was ist so Besonders an Brot?"
"Ekmeği özel hale getiren nedir?""Какво чак толкова специално има в хляба?"
"Ekmeği özel hale getiren nedir?""Что в хлебе такого особенного?"
"Ekmeği özel hale getiren nedir?""מה הופך את הלחם למיוחד כל כך?"
"Ekmeği özel hale getiren nedir?"الذي يقول " ماهو الشيء المميز في الخبز ؟ "
"Ekmeği özel hale getiren nedir?"そして最大限おいしさを 引き出すという使命の視点で
- en azından iyi getiren işler bulması.lavoro - un buon lavoro con una buona paga.
En basitinden, paranın, "faiz getiren alacak" tanımıyla tedavüle girmesinden dolayı bu böyle.A um nível mais evidente, isso deve-se à forma como o dinheiro é criado, através de dívida com juros.
En basitinden, paranın, "faiz getiren alacak" tanımıyla tedavüle girmesinden dolayı bu böyle.Do peněžního systému je zabudován nedostatek, z naprosto zřejmého důvodu.
En basitinden, paranın, "faiz getiren alacak" tanımıyla tedavüle girmesinden dolayı bu böyle.Knappheit ist ein fester Bestandteil des Geldsystems.
En basitinden, paranın, "faiz getiren alacak" tanımıyla tedavüle girmesinden dolayı bu böyle.la ESCASEZ está diseñada (integrada) dentro del Sistema Monetario
En basitinden, paranın, "faiz getiren alacak" tanımıyla tedavüle girmesinden dolayı bu böyle.Les notions de besoin et de manque font partie du systeme de l' argent.
En basitinden, paranın, "faiz getiren alacak" tanımıyla tedavüle girmesinden dolayı bu böyle.På en högst uppenbar nivå är det på grund av sättet som pengar skapas, som räntebärande skuld.
En basitinden, paranın, "faiz getiren alacak" tanımıyla tedavüle girmesinden dolayı bu böyle.Η έννοια της έλλειψης είναι ενσωματωμένη στο σύστημα του χρήματος.
En basitinden, paranın, "faiz getiren alacak" tanımıyla tedavüle girmesinden dolayı bu böyle.Можете дори да причините мъка на хиляди хора, ако сте един от висшите инициатори на магията на парите.
En basitinden, paranın, "faiz getiren alacak" tanımıyla tedavüle girmesinden dolayı bu böyle.ברמה הכי ברורה,
En basitinden, paranın, "faiz getiren alacak" tanımıyla tedavüle girmesinden dolayı bu böyle.それは、利子付きの借金として
Enzimlerse bileşenleri doğru bir şekilde reaksiyon vermeleri için bir araya getiren proteinlerdir. . .Enzymy jsou bílkoviny, které umožňují reagovat molekulám, které by bez enzymů vůbec nereagovali.
Enzimlerse bileşenleri doğru bir şekilde reaksiyon vermeleri için bir araya getiren proteinlerdir. . .이 효소는 단백질로 되어 있는 데, 반응하는 물질들을 모아서 반응이 빨리 이루어질 수 있도록 도와주는 역할을 합니다.
Enzimlerse bileşenleri doğru bir şekilde reaksiyon vermeleri için bir araya getiren proteinlerdir. . .אנזימים הם חלבונים שמחברים בין מרכיבים, שצריכים להגיב בדרך מסויימת כדי שהם יוכלו לפעול.
Etrafımızdaki dünyayı meydana getiren en basit, temel, parçalanamaz, bölünemez bileşenler nedir?더 이상 쪼개지지 않는 기본적인 구성물이 무엇인지를 설명는 이론입니다.
Etrafımızdaki dünyayı meydana getiren en basit, temel, parçalanamaz, bölünemez bileşenler nedir?To próba odnalezienia podstawowych, niepodzielnych składników otaczającego świata.
Etrafımızdaki dünyayı meydana getiren en basit, temel, parçalanamaz, bölünemez bileşenler nedir?Что же является базовой, фундаментальной, неделимой и неразложимой составляющей всего окружающего нас мира?
Etrafımızdaki dünyayı meydana getiren en basit, temel, parçalanamaz, bölünemez bileşenler nedir?מהם המרכיבים היסודיים בסיסיים הבלתי-נראים ובלתי-גזירים שיוצרים הכל בעולם סביבנו?
Etrafımızdaki dünyayı meydana getiren en basit, temel, parçalanamaz, bölünemez bileşenler nedir?目に見えずそれ以上は分割もできない構成要素は何か? こういうことを考えるのです
Evet... Sizi buraya getiren ne?Igen, nos, miért jöttek?
Evet... Sizi buraya getiren ne?Qu'est-ce qui vous amène tous ici ?
Evrenimizi meydana getiren farklı parçacıkları üretirler.Efektem tego nie są dźwięki, ale cząstki, które tworzą świat.
Evrenimizi meydana getiren farklı parçacıkları üretirler.En revanche, elles produisent les différentes particules qui constituent le monde qui nous entoure.
Evrenimizi meydana getiren farklı parçacıkları üretirler.Inkább különböző részecskéket hoznak létre, melyek a körülöttünk létező világ alapjai.
Evrenimizi meydana getiren farklı parçacıkları üretirler.În schimb ele produc diferitele particule care alcătuiesc lumea din jurul nostru.
Evrenimizi meydana getiren farklı parçacıkları üretirler.I stedet producerer de de forskellige partikler, som verden omkring os er opbygget af.
Evrenimizi meydana getiren farklı parçacıkları üretirler.에너지 실이 만드는 다양한 진동은 우리의 세계를 구성하는 다양한 입자들을 만들죠.
Evrenimizi meydana getiren farklı parçacıkları üretirler.lo que hacen es producir las diferentes partículas que conforman el mundo a nuestro alrededor.
Evrenimizi meydana getiren farklı parçacıkları üretirler.Maar, ze produceren de verschillende deeltjes die de wereld om ons heen vormen.