Ana içeriğe geç
Sözlük

getirecek ile cümle

getirecek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Sizlere basamaklarında tatmin getirecek bir meslek seçtiniz, sonuçta ise, iyi yaşanmış bir hayatı...Вы выбрали призвание, которое шаг за шагом принесёт вам в результате удовлетворение хорошо прожитой жизни.
Sizlere basamaklarında tatmin getirecek bir meslek seçtiniz, sonuçta ise, iyi yaşanmış bir hayatı...Избрали сте призвание, което с времето ще ви даде удволетворение, и ще имате хубав живот.
Sizlere basamaklarında tatmin getirecek bir meslek seçtiniz, sonuçta ise, iyi yaşanmış bir hayatı...בחרתם בייעוד שיגיע בשלבים ויתן לכם סיפוק, בסופו של דבר, של חיים שנחיו היטב.
Sizlere basamaklarında tatmin getirecek bir meslek seçtiniz, sonuçta ise, iyi yaşanmış bir hayatı...لقد اخترتم نداءً سيأتي على خطوات ليعطيكم الرضى في خلاصته، لحياة عشتموها جيدا.
Sizlere basamaklarında tatmin getirecek bir meslek seçtiniz, sonuçta ise, iyi yaşanmış bir hayatı...人の役にたてる満足感をもたらします 今夜は ご招待いただいたことに感謝します
Sonradan yanıma gelen bir kadın beni gaza getirecek şekildeA po té hodině ke mně přispěchala žena, v podstatě, a zeptala se:
Sonradan yanıma gelen bir kadın beni gaza getirecek şekildeDanach stürmte eine Frau auf mich zu, buchstäblich, und sie fragte:
Sonradan yanıma gelen bir kadın beni gaza getirecek şekilde갑자기 한 여자분이 제게 황급히 뛰어와서는 정말로 급하게 달려왔죠,
Sonradan yanıma gelen bir kadın beni gaza getirecek şekildeNa afloop stormde er een vrouw op me af, dat deed ze eigenlijk, en zij zei:
Sonradan yanıma gelen bir kadın beni gaza getirecek şekildeולאחר מכן אישה אחת רצה אלי, ממש רצה,
Sonradan yanıma gelen bir kadın beni gaza getirecek şekildeو بعدها أسرعت إحدى السيدات ناحيتي، هرولت بالفعل،
Sonradan yanıma gelen bir kadın beni gaza getirecek şekilde文字通り 駆けて来ると 言いました 「どちらで医学を勉強されたのですか?」
Strunk şimdi silahları bu tarafa getirecek.De Strunk hozza ide az összes lehetséges fegyvert.
Strunk şimdi silahları bu tarafa getirecek.Maar laat Strunk alle mogelijke wapens naar ons toe brengen.
Strunk şimdi silahları bu tarafa getirecek.Men bed Strunk bære alle potentielle våben herover.
Strunk şimdi silahları bu tarafa getirecek.Men be Strunk bära över alla potentiella vapen hit.
Strunk şimdi silahları bu tarafa getirecek.Pero, por favor Strunk pongan todas las armas de este lado
Strunk şimdi silahları bu tarafa getirecek.Tapi biarkan Strunk memuat semua senjata potensial di atas.
Strunk şimdi silahları bu tarafa getirecek.Αλλά προσευχόμαστε ο Στρούνκ να μας βοηθήσει...
Strunk şimdi silahları bu tarafa getirecek.Нека Щтрънк донесе всичко, което е използваемо за оръжие при нас.
Strunk şimdi silahları bu tarafa getirecek.Но моля Strunk носят всички потенциални оръжия по-горе.
Strunk şimdi silahları bu tarafa getirecek.ששטרונק יעביר את כל .מה שיהיה נשק לצד שלנו
Strunk şimdi silahları bu tarafa getirecek.إجعل (ستروك) يحمل ما يمكن حمله من الأسلحة للخارج
Sur halkı armağan getirecek, Halkın zenginleri lütfunu kazanmak isteyecek.al re piacerà la tua bellezza. Egli è il tuo Signore: pròstrati a lui
Sur halkı armağan getirecek, Halkın zenginleri lütfunu kazanmak isteyecek.(44:13) И дочь Тира с дарами, и богатейшие из народа будут умолять лице Твое.
Sur halkı armağan getirecek, Halkın zenginleri lütfunu kazanmak isteyecek.(45:13) Et, avec des présents, la fille de Tyr, Les plus riches du peuple rechercheront ta faveur.
Sur halkı armağan getirecek, Halkın zenginleri lütfunu kazanmak isteyecek.A filha de Tiro estará ali com presentes; os ricos do povo suplicarão o teu favor.
Sur halkı armağan getirecek, Halkın zenginleri lütfunu kazanmak isteyecek.A zakocha się król w piękności twojej, albowiem on jest Panem twoim; przetoż kłaniaj się przed nim.
Sur halkı armağan getirecek, Halkın zenginleri lütfunu kazanmak isteyecek.A zatúži kráľ po tvojej kráse, lebo on je tvojím pánom, a klaňaj sa mu!
Sur halkı armağan getirecek, Halkın zenginleri lütfunu kazanmak isteyecek.Con gái Ty-rơ sẽ đem lễ vật đến, Và những người giàu sang hơn hết trong dân sẽ đến cầu ơn con.
Sur halkı armağan getirecek, Halkın zenginleri lütfunu kazanmak isteyecek.Con_gái Ty-rơ sẽ đem lễ_vật đến , Và những người giàu_sang hơn hết trong dân sẽ đến cầu ơn con .
Sur halkı armağan getirecek, Halkın zenginleri lütfunu kazanmak isteyecek.Die Tochter Tyrus wird mit Geschenk dasein; die Reichen im Volk werden vor dir flehen.
Sur halkı armağan getirecek, Halkın zenginleri lütfunu kazanmak isteyecek.In hči tirska pride z darilom, bogatini izmed ljudstev bodo prosili blagovoljnosti tvoje.
Sur halkı armağan getirecek, Halkın zenginleri lütfunu kazanmak isteyecek.I zalíbí se králi tvá krása; onť jest zajisté Pán tvůj, protož skláněj se před ním.
Sur halkı armağan getirecek, Halkın zenginleri lütfunu kazanmak isteyecek.ja saakoon kuningas halun sinun kauneuteesi, sillä hän on sinun herrasi. Kumarra häntä.
Sur halkı armağan getirecek, Halkın zenginleri lütfunu kazanmak isteyecek.두로의 딸이 예물을 드리고 백성 중 부한 자도 네 은혜를 구하리로다
Sur halkı armağan getirecek, Halkın zenginleri lütfunu kazanmak isteyecek.Laat het verlangen van de koning naar u uitgaan; hij is uw meester; voeg u naar hem.
Sur halkı armağan getirecek, Halkın zenginleri lütfunu kazanmak isteyecek.Las hijas de Tiro vienen con presentes, y los ricos del pueblo imploran tu favor
Sur halkı armağan getirecek, Halkın zenginleri lütfunu kazanmak isteyecek.och må konungen få hava sin lust i din skönhet; ty han är din herre, och för honom skall du falla ned.
Sur halkı armağan getirecek, Halkın zenginleri lütfunu kazanmak isteyecek.og la kongen ha sin lyst i din skjønnhet! For han er din herre, og du skal falle ned for ham.
Sur halkı armağan getirecek, Halkın zenginleri lütfunu kazanmak isteyecek.Penduduk Tirus membawa persembahan bagimu; orang kaya berusaha mengambil hatimu
Sur halkı armağan getirecek, Halkın zenginleri lütfunu kazanmak isteyecek.Şi fiica Tirului, şi cele mai bogate din popor vor umbla cu daruri ca să capete bunăvoinţa ta.
Sur halkı armağan getirecek, Halkın zenginleri lütfunu kazanmak isteyecek.Szépségedet a király kivánja; hiszen urad õ, hódolj hát néki!
Sur halkı armağan getirecek, Halkın zenginleri lütfunu kazanmak isteyecek.Tyrus's Datter skal hylde dig med Gaver, Folkets Rigmænd bejle til din Yndest.
Sur halkı armağan getirecek, Halkın zenginleri lütfunu kazanmak isteyecek.Και η θυγατηρ της Τυρου θελει παρασταθη με δωρα το προσωπον σου θελουσιν ικετευσει οι πλουσιοι του λαου.
Sur halkı armağan getirecek, Halkın zenginleri lütfunu kazanmak isteyecek.И тирската дъщеря, даже и богатите измежду народа й. Ще търсят благоволението ти с подаръци.
Sur halkı armağan getirecek, Halkın zenginleri lütfunu kazanmak isteyecek.ובת צר במנחה פניך יחלו עשירי עם׃
Sur halkı armağan getirecek, Halkın zenginleri lütfunu kazanmak isteyecek.‎وبنت صور اغنى الشعوب تترضى وجهك بهدية
Sur halkı armağan getirecek, Halkın zenginleri lütfunu kazanmak isteyecek.推 羅 的 民 、 〔 民 原 文 作 女 子 〕 必 來 送 禮 . 民 中 的 富 足 人 、 也 必 向 你 求 恩
Sur halkı armağan getirecek, Halkın zenginleri lütfunu kazanmak isteyecek.推羅 的 民 、 〔 民 原文 作 女子 〕 必來送禮 . 民 中的 富足 人 、 也 必 向 你 求恩
Tanrının vaadini yerine getirecek güçte olduğuna tümüyle güvendi.a súc cele istý toho, že to, čo zasľúbil, je mocný aj učiniť,
Tanrının vaadini yerine getirecek güçte olduğuna tümüyle güvendi.Będąc też tego pewien, że cokolwiek on obiecał, mocen jest i uczynić.
Tanrının vaadini yerine getirecek güçte olduğuna tümüyle güvendi.deplin încredinţat că El ce făgăduieşte, poate să şi împlinească.
Tanrının vaadini yerine getirecek güçte olduğuna tümüyle güvendi.e estando certíssimo de que o que Deus tinha prometido, também era poderoso para o fazer.
Tanrının vaadini yerine getirecek güçte olduğuna tümüyle güvendi.És teljesen elhitte, hogy a mit õ ígért, meg is cselekedheti.
Tanrının vaadini yerine getirecek güçte olduğuna tümüyle güvendi.et ayant la pleine conviction que ce qu`il promet il peut aussi l`accomplir.
Tanrının vaadini yerine getirecek güçte olduğuna tümüyle güvendi.Hij was er absoluut van overtuigd dat God kon doen wat Hij beloofd had.
Tanrının vaadini yerine getirecek güçte olduğuna tümüyle güvendi.Ia percaya sekali bahwa Allah dapat melakukan apa yang sudah dijanjikan-Nya
Tanrının vaadini yerine getirecek güçte olduğuna tümüyle güvendi.ja oli täysin varma siitä, että minkä Jumala on luvannut, sen hän voi myös täyttää.
Tanrının vaadini yerine getirecek güçte olduğuna tümüyle güvendi.je bil popolnoma prepričan, da ima moč tudi storiti, kar je obljubil.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
getirecek ile cümle - Sayfa 22 - getirecek kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App