Serbest bırakıyorsun, sonra kuyruğunu gördüğün anda yakalayacaksın, geri getireceksin.Потом отпускаешь, и только он отлетит от тебя, хватаешь за самый кончик, а потом тянешь назад к себе.
Serbest bırakıyorsun, sonra kuyruğunu gördüğün anda yakalayacaksın, geri getireceksin.ואתה משחרר, וברגע שאתה רואה את הזנב אתה תופס את הזנב, ומחזיר את זה פנימה.
Serbest bırakıyorsun, sonra kuyruğunu gördüğün anda yakalayacaksın, geri getireceksin.وتتركها, وبعدها عندما ترى الذيل تمسك به من ذيله, وتحضره للداخل
Serbest bırakıyorsun, sonra kuyruğunu gördüğün anda yakalayacaksın, geri getireceksin.捕まえて 引き戻す そしてこのエネルギーの塊をつかみ
Sizi ulusların çölüne getirecek, orada yüz yüze yargılayacağım.Og jeg vil føre eder til folkenes ørken, og der vil jeg gå i rette med eder, åsyn til åsyn;
Sizi ulusların çölüne getirecek, orada yüz yüze yargılayacağım.A prowadząc was po puszczy tych narodów, tam się z wami twarzą w twarz sądzić będę.
Sizi ulusların çölüne getirecek, orada yüz yüze yargılayacağım.A vodě vás po poušti těch národů, souditi se budu s vámi tam tváří v tvář.
Sizi ulusların çölüne getirecek, orada yüz yüze yargılayacağım.a zavediem vás na púšť národov a tam sa budem s vami súdiť tvárou v tvár;
Sizi ulusların çölüne getirecek, orada yüz yüze yargılayacağım.És vezetlek titeket a népek pusztájára, hol szemtõl-szembe törvénykezem veletek.
Sizi ulusların çölüne getirecek, orada yüz yüze yargılayacağım.e vi condurrò nel deserto dei popoli e lì a faccia a faccia vi giudicherò
Sizi ulusların çölüne getirecek, orada yüz yüze yargılayacağım.e vos levarei ao deserto dos povos; e ali face a face entrarei em juízo convosco;
Sizi ulusların çölüne getirecek, orada yüz yüze yargılayacağım.In pripeljem vas v puščavo ljudstev in tam se bom pravdal z vami od obličja do obličja;
Sizi ulusların çölüne getirecek, orada yüz yüze yargılayacağım.Ja minä tuon teidät kansojen erämaahan, ja siellä minä käyn oikeutta teidän kanssanne kasvoista kasvoihin.
Sizi ulusların çölüne getirecek, orada yüz yüze yargılayacağım.Je vous amènerai dans le désert des peuples, et là je vous jugerai face à face.
Sizi ulusların çölüne getirecek, orada yüz yüze yargılayacağım.너희를 인도하여 열국 광야에 이르러 거기서 너희를 대면하여 국문하되
Sizi ulusların çölüne getirecek, orada yüz yüze yargılayacağım.Lalu kamu akan Kubawa ke 'Gurun Bangsa-bangsa'. Di sana kamu akan Kuhakimi dengan berhadapan muka
Sizi ulusların çölüne getirecek, orada yüz yüze yargılayacağım.Och jag skall föra eder in i Folkens öken, och där skall jag gå till rätta med eder, ansikte mot ansikte.
Sizi ulusların çölüne getirecek, orada yüz yüze yargılayacağım.og bringe eder til Folkeslagenes Ørken, og der vil jeg gå i Rette med eder Ansigt til Ansigt.
Sizi ulusların çölüne getirecek, orada yüz yüze yargılayacağım.Os traeré al desierto de los pueblos, y allí, cara a cara, entraré en juicio contra vosotros
Sizi ulusların çölüne getirecek, orada yüz yüze yargılayacağım.Ta sẽ đem các ngươi vào nơi đồng vắng của các dân , tại đó ta sẽ đối_mặt xét_đoán các ngươi .
Sizi ulusların çölüne getirecek, orada yüz yüze yargılayacağım.Ta sẽ đem các ngươi vào nơi đồng vắng của các dân, tại đó ta sẽ đối mặt xét đoán các ngươi.
Sizi ulusların çölüne getirecek, orada yüz yüze yargılayacağım.und will euch bringen in die Wüste der Völker und daselbst mit euch rechten von Angesicht zu Angesicht.
Sizi ulusların çölüne getirecek, orada yüz yüze yargılayacağım.Vă voi aduce în pustia popoarelor, şi acolo Mă voi judeca faţă în faţă cu voi.
Sizi ulusların çölüne getirecek, orada yüz yüze yargılayacağım.Και θελω σας φερει εις την ερημον των λαων και εκει θελω κριθη με σας προσωπον προς προσωπον
Sizi ulusların çölüne getirecek, orada yüz yüze yargılayacağım.И приведу вас в пустыню народов, и там буду судиться с вами лицом к лицу.
Sizi ulusların çölüne getirecek, orada yüz yüze yargılayacağım.ще ви заведа в пустинята на заточение между племената, и там ще се съдя с вас лице с лице.
Sizi ulusların çölüne getirecek, orada yüz yüze yargılayacağım.והבאתי אתכם אל מדבר העמים ונשפטתי אתכם שם פנים אל פנים׃
Sizi ulusların çölüne getirecek, orada yüz yüze yargılayacağım.وآتي بكم الى برية الشعوب واحاكمكم هناك وجها لوجه.
Sizi ulusların çölüne getirecek, orada yüz yüze yargılayacağım.我 必 帶 你 們 到 外 邦 人 的 曠 野 、 在 那 裡 當 面 刑 罰 你 們
Sizi ulusların çölüne getirecek, orada yüz yüze yargılayacağım.我 必帶 你 們到 外邦人 的 曠野 、 在 那 裡當面 刑罰 你們
Sizi ürküten Mısırın bütün hastalıklarını yeniden başınıza getirecek; size yapışacaklar.A obráti na teba všetky neduhy Egypta, ktorých sa bojíš a budú sa ťa držať.
Sizi ürküten Mısırın bütün hastalıklarını yeniden başınıza getirecek; size yapışacaklar.A obrátí na tebe všecky neduhy Egyptské, jichžs se strašil, a přichytí se tebe.
Sizi ürküten Mısırın bütün hastalıklarını yeniden başınıza getirecek; size yapışacaklar.e fará tornar sobre ti todos os males do Egito, de que tiveste temor; e eles se apegarão a ti.
Sizi ürküten Mısırın bütün hastalıklarını yeniden başınıza getirecek; size yapışacaklar.Él traerá contra ti todas las enfermedades de Egipto, de las cuales tuviste miedo, y se te pegarán
Sizi ürküten Mısırın bütün hastalıklarını yeniden başınıza getirecek; size yapışacaklar.Farà tornare su di te le infermità dell'Egitto, delle quali tu avevi paura, e si attaccheranno a te
Sizi ürküten Mısırın bütün hastalıklarını yeniden başınıza getirecek; size yapışacaklar.Hän kääntää sinua vastaan kaikki Egyptin taudit, joita sinä pelkäät, ja ne tarttuvat sinuun.
Sizi ürküten Mısırın bütün hastalıklarını yeniden başınıza getirecek; size yapışacaklar.Han skal la alle Egyptens sykdommer, som du gruer for, komme over dig, og de skal henge ved dig.
Sizi ürküten Mısırın bütün hastalıklarını yeniden başınıza getirecek; size yapışacaklar.Han skall låta komma över dig alla Egyptens sjukdomar, som du fruktar för, och de skola ansätta dig.
Sizi ürküten Mısırın bütün hastalıklarını yeniden başınıza getirecek; size yapışacaklar.Il amènera sur toi toutes les maladies d`Égypte, devant lesquelles tu tremblais; et elles s`attacheront à toi.
Sizi ürküten Mısırın bütün hastalıklarını yeniden başınıza getirecek; size yapışacaklar.In pošlje nadte zopet vse kužne bolezni egiptovske, katerih si se bal, in te opne ž njimi.
Sizi ürküten Mısırın bütün hastalıklarını yeniden başınıza getirecek; size yapışacaklar.여호와께서 네가 두려워하던 애굽의 모든 질병을 네게로 가져다가 네 몸에 들어붓게 하실 것이며
Sizi ürküten Mısırın bütün hastalıklarını yeniden başınıza getirecek; size yapışacaklar.og lade alle Ægyptens Sygdomme, som du gruer for, komme over dig, og de skal hænge ved dig;
Sizi ürküten Mısırın bütün hastalıklarını yeniden başınıza getirecek; size yapışacaklar.Penyakit-penyakit mengerikan yang kamu saksikan di Mesir akan menimpa kamu, dan kamu tak dapat sembuh
Sizi ürküten Mısırın bütün hastalıklarını yeniden başınıza getirecek; size yapışacaklar.reád fordítja Égyiptomnak minden nyavalyáját, a melyektõl irtóztál vala, és hozzád ragadnak [azok.]
Sizi ürküten Mısırın bütün hastalıklarını yeniden başınıza getirecek; size yapışacaklar.und wird dir zuwenden alle Seuchen Ägyptens, davor du dich fürchtest, und sie werden dir anhangen;
Sizi ürküten Mısırın bütün hastalıklarını yeniden başınıza getirecek; size yapışacaklar.Va aduce peste tine toate bolile Egiptului de cari tremurai, şi ele se vor lipi de tine.
Sizi ürküten Mısırın bütün hastalıklarını yeniden başınıza getirecek; size yapışacaklar.и наведет на тебя все язвы Египетские, которых ты боялся, и они прилипнут к тебе;
Sizi ürküten Mısırın bütün hastalıklarını yeniden başınıza getirecek; size yapışacaklar.И ще навлече върху тебе всичките египетски болести, от които ти се боеше, и те ще се залепят за тебе;
Sizi ürküten Mısırın bütün hastalıklarını yeniden başınıza getirecek; size yapışacaklar.והשיב בך את כל מדוה מצרים אשר יגרת מפניהם ודבקו בך׃
Sizi ürküten Mısırın bütün hastalıklarını yeniden başınıza getirecek; size yapışacaklar.ويرد عليك جميع ادواء مصر التي فزعت منها فتلتصق بك.
Sizi ürküten Mısırın bütün hastalıklarını yeniden başınıza getirecek; size yapışacaklar.也 必 使 你 所 懼 怕 埃 及 人 的 病 、 都 臨 到 你 、 貼 在 你 身 上
Sizi ürküten Mısırın bütün hastalıklarını yeniden başınıza getirecek; size yapışacaklar.也 必 使 你 所 懼怕 埃及人 的 病 、 都 臨 到 你 、 貼 在 你 身上
Sizlere basamaklarında tatmin getirecek bir meslek seçtiniz, sonuçta ise, iyi yaşanmış bir hayatı...Ai ales o chemare care, treptat, te va satisface, iar concluzia -- o viaţă bine trăită.
Sizlere basamaklarında tatmin getirecek bir meslek seçtiniz, sonuçta ise, iyi yaşanmış bir hayatı...Anda telah memilih panggilan yang datang secara bertahap untuk memberikan Anda kepuasan dari hidup.
Sizlere basamaklarında tatmin getirecek bir meslek seçtiniz, sonuçta ise, iyi yaşanmış bir hayatı...Avete scelto una vocazione che procede in fasi, per darvi al termine la soddisfazione di una vita ben vissuta.
Sizlere basamaklarında tatmin getirecek bir meslek seçtiniz, sonuçta ise, iyi yaşanmış bir hayatı...Escolheram uma profissão que vem em degraus que vos darão a satisfação, no final, de uma vida bem vivida.
Sizlere basamaklarında tatmin getirecek bir meslek seçtiniz, sonuçta ise, iyi yaşanmış bir hayatı...Han elegido un llamado que vendrá por etapas para darles al final la satisfacción de una vida bien vivida.
Sizlere basamaklarında tatmin getirecek bir meslek seçtiniz, sonuçta ise, iyi yaşanmış bir hayatı...여러분들은 자신에게 만족감을 주고, 최종적으로는 자신이 살아온 삶에 만족할 수 있는 단계를 맞이할 선택을 하신겁니다.
Sizlere basamaklarında tatmin getirecek bir meslek seçtiniz, sonuçta ise, iyi yaşanmış bir hayatı...Vous avez choisi un métier qui viendra par étapes vous donner la satisfaction d'une vie bien vécue à sa fin.
Sizlere basamaklarında tatmin getirecek bir meslek seçtiniz, sonuçta ise, iyi yaşanmış bir hayatı...Wybraliście powołanie, które zapewni wam satysfakcję, a zatem dobre życie.