‹‹Buyruklarıma uyacak, onları yerine getireceksiniz. RAB benim.Guardareis os meus mandamentos, e os cumprireis. Eu sou o Senhor.
‹‹Buyruklarıma uyacak, onları yerine getireceksiniz. RAB benim.I skal holde mine Bud og handle efter dem. Jeg er HERREN!
‹‹Buyruklarıma uyacak, onları yerine getireceksiniz. RAB benim.I skal ta vare på mine bud og holde dem; jeg er Herren.
‹‹Buyruklarıma uyacak, onları yerine getireceksiniz. RAB benim.I skolen hålla mina bud och göra efter dem. Jag är HERREN.
‹‹Buyruklarıma uyacak, onları yerine getireceksiniz. RAB benim.너희는 나의 계명을 지키며 행하라 나는 여호와니라
‹‹Buyruklarıma uyacak, onları yerine getireceksiniz. RAB benim.Noudattakaa siis minun käskyjäni ja pitäkää ne. Minä olen Herra.
‹‹Buyruklarıma uyacak, onları yerine getireceksiniz. RAB benim.Osserverete dunque i miei comandi e li metterete in pratica. Io sono il Signore
‹‹Buyruklarıma uyacak, onları yerine getireceksiniz. RAB benim.Pazite torej na moje zapovedi in jih izpolnjujte. Jaz sem GOSPOD.
‹‹Buyruklarıma uyacak, onları yerine getireceksiniz. RAB benim.Protož ostříhejte přikázaní mých a čiňte je: Já jsem Hospodin.
‹‹Buyruklarıma uyacak, onları yerine getireceksiniz. RAB benim.Să păziţi poruncile Mele, şi să le împliniţi. Eu sînt Domnul.
‹‹Buyruklarıma uyacak, onları yerine getireceksiniz. RAB benim.Tartsátok meg azért az én parancsolataimat, és azokat cselekedjétek. Én vagyok az Úr.
‹‹Buyruklarıma uyacak, onları yerine getireceksiniz. RAB benim.TUHAN berkata, "Taatilah perintah-perintah-Ku; Akulah TUHAN
‹‹Buyruklarıma uyacak, onları yerine getireceksiniz. RAB benim.U moet al mijn wetten gehoorzamen en naleven, want Ik ben de HERE.
‹‹Buyruklarıma uyacak, onları yerine getireceksiniz. RAB benim.Vậy , hãy giữ làm theo các điều răn ta : Ta là Ðức_Giê - hô-va .
‹‹Buyruklarıma uyacak, onları yerine getireceksiniz. RAB benim.Vậy, hãy giữ làm theo các điều răn ta: Ta là Ðức Giê-hô-va.
‹‹Buyruklarıma uyacak, onları yerine getireceksiniz. RAB benim.Vous observerez mes commandements, et vous les mettrez en pratique. Je suis l`Éternel.
‹‹Buyruklarıma uyacak, onları yerine getireceksiniz. RAB benim.Żadnej roboty nie czyńcie; ustawa to będzie wieczna w narodziech waszych.
‹‹Buyruklarıma uyacak, onları yerine getireceksiniz. RAB benim.Θελετε λοιπον φυλαττει τας εντολας μου και θελετε εκτελει αυτας. Εγω ειμαι ο Κυριος.
‹‹Buyruklarıma uyacak, onları yerine getireceksiniz. RAB benim.И соблюдайте заповеди Мои и исполняйте их. Я Господь.
‹‹Buyruklarıma uyacak, onları yerine getireceksiniz. RAB benim.И тъй, да пазите заповедите Ми и да ги вършите. Аз съм Господ.
‹‹Buyruklarıma uyacak, onları yerine getireceksiniz. RAB benim.ושמרתם מצותי ועשיתם אתם אני יהוה׃
‹‹Buyruklarıma uyacak, onları yerine getireceksiniz. RAB benim.فتحفظون وصاياي وتعملونها. انا الرب.
‹‹Buyruklarıma uyacak, onları yerine getireceksiniz. RAB benim.你 們 要 謹 守 遵 行 我 的 誡 命 . 我 是 耶 和 華
‹‹Buyruklarıma uyacak, onları yerine getireceksiniz. RAB benim.你 們要 謹守 遵行 我 的 誡命 . 我 是 耶和華
Bu yüzden, birbirine uygun hale getirecek bir işbirliği yolu olarak rekabet fikrini ele almaya başladık.Așa că noi ne-am uitat la ideea de competiție ca un mod de cooperare pentru a ajunge împreună în formă.
Bu yüzden, birbirine uygun hale getirecek bir işbirliği yolu olarak rekabet fikrini ele almaya başladık.Donc nous considérons la compétition comme une manière de coopérer pour s'améliorer ensemble.
Bu yüzden, birbirine uygun hale getirecek bir işbirliği yolu olarak rekabet fikrini ele almaya başladık.저희는 경쟁에 대한 생각을 함께 맞추기 위해 협력하는 방식으로 생각해 오고 있습니다.
Bu yüzden, birbirine uygun hale getirecek bir işbirliği yolu olarak rekabet fikrini ele almaya başladık.Quindi abbiamo guardato all'idea della competizione come un modo per cooperare ed allenarci insieme.
Bu yüzden, birbirine uygun hale getirecek bir işbirliği yolu olarak rekabet fikrini ele almaya başladık.Tak więc patrzymy na pojęcie konkurencji jako na sposób współpracy w celu wspólnego zdobywania sił.
Bu yüzden, birbirine uygun hale getirecek bir işbirliği yolu olarak rekabet fikrini ele almaya başladık.Takže jsem se díval na myšlenku soutěže jako na způsob spolupráce, společného posilování.
Bu yüzden, birbirine uygun hale getirecek bir işbirliği yolu olarak rekabet fikrini ele almaya başladık.Vi har altså set på begrebet om konkurrence som en måde at samarbejde, for at komme i form sammen.
Bu yüzden, birbirine uygun hale getirecek bir işbirliği yolu olarak rekabet fikrini ele almaya başladık.We onderzochten het idee van competitie als een manier van samenwerken om samen fit te worden.
Bu yüzden, birbirine uygun hale getirecek bir işbirliği yolu olarak rekabet fikrini ele almaya başladık.Οπότε εξετάζαμε την ιδέα του ανταγωνισμού σαν τρόπο συνεργασίας για να γυμναστούμε μαζί.
Bu yüzden, birbirine uygun hale getirecek bir işbirliği yolu olarak rekabet fikrini ele almaya başladık.И така разгледахме идеята за съревнованието като начин за сътрудничество, за да постигнем добра форма заедно.
Bu yüzden, birbirine uygun hale getirecek bir işbirliği yolu olarak rekabet fikrini ele almaya başladık.Так что нас увлекла идея соревнования как сотрудничества, нацеленного на совместный успех.
Bu yüzden, birbirine uygun hale getirecek bir işbirliği yolu olarak rekabet fikrini ele almaya başladık.אנחנו מסתכלים על הרעיון של תחרותיות כדרך ליצור שיתוף פעולה בכדי להתאים יחד.
Bu yüzden, birbirine uygun hale getirecek bir işbirliği yolu olarak rekabet fikrini ele almaya başladık.لذا كنا نبحث في فكرة المنافسة باعتبارها وسيلة للتعاون من أجل الإستعداد سوياً.
Bu yüzden, birbirine uygun hale getirecek bir işbirliği yolu olarak rekabet fikrini ele almaya başladık.共に鍛え 協力し合うための手段なのです そして中国政府は今—
Çünkü onlar ansızın felakete uğrar, İnsanın başına ne belalar getireceklerini kim bilir?thi brat kommer Ulykke fra dem, uventet Fordærv fra begge.
Çünkü onlar ansızın felakete uğrar, İnsanın başına ne belalar getireceklerini kim bilir?Boć znagła powstanie zginienie ich, a upadek obydwóch któż wie?
Çünkü onlar ansızın felakete uğrar, İnsanın başına ne belalar getireceklerini kim bilir?Căci deodată le va veni pieirea, şi cine poate şti sfîrşitul amîndorora! -
Çünkü onlar ansızın felakete uğrar, İnsanın başına ne belalar getireceklerini kim bilir?Car soudain leur ruine surgira, Et qui connaît les châtiments des uns et des autres?
Çünkü onlar ansızın felakete uğrar, İnsanın başına ne belalar getireceklerini kim bilir?Denn ihr Verderben wird plötzlich entstehen; und wer weiß, wann beider Unglück kommt?
Çünkü onlar ansızın felakete uğrar, İnsanın başına ne belalar getireceklerini kim bilir?for ulykken kommer brått over dem, og ødeleggelsen fra dem begge [Gud og kongen.] -- hvem kjenner den?
Çünkü onlar ansızın felakete uğrar, İnsanın başına ne belalar getireceklerini kim bilir?kajti hipoma vstane njih nesreča, in kdo ve, kakšen bode konec njih let?
Çünkü onlar ansızın felakete uğrar, İnsanın başına ne belalar getireceklerini kim bilir?대저 그들의 재앙은 속히 임하리니 이 두 자의 멸망을 누가 알랴
Çünkü onlar ansızın felakete uğrar, İnsanın başına ne belalar getireceklerini kim bilir?Lebo náhle povstane ich zkaza, a pomsta ich oboch, kedy dohrmí, kto zná?!
Çünkü onlar ansızın felakete uğrar, İnsanın başına ne belalar getireceklerini kim bilir?Mert hirtelenséggel feltámad az õ nyomorúságok, és e két rendbeliek büntetését ki tudja?
Çünkü onlar ansızın felakete uğrar, İnsanın başına ne belalar getireceklerini kim bilir?Nebo v náhle nastane bída jejich, a pomstu obou těch kdo zná?
Çünkü onlar ansızın felakete uğrar, İnsanın başına ne belalar getireceklerini kim bilir?perché improvvisa sorgerà la loro vendetta e chi sa quale scempio faranno l'uno e l'altro
Çünkü onlar ansızın felakete uğrar, İnsanın başına ne belalar getireceklerini kim bilir?Porque de repente se levantará a sua calamidade; e a ruína deles, quem a conhecerá?
Çünkü onlar ansızın felakete uğrar, İnsanın başına ne belalar getireceklerini kim bilir?Porque su calamidad surgirá de repente, y el castigo que procede de ambos, ¡quién lo puede saber
Çünkü onlar ansızın felakete uğrar, İnsanın başına ne belalar getireceklerini kim bilir?Sillä yhtäkkiä tulee heille onnettomuus, tuomio - kuka tietää milloin - toisille niinkuin toisillekin.
Çünkü onlar ansızın felakete uğrar, İnsanın başına ne belalar getireceklerini kim bilir?Ty plötsligt skall ofärd komma över dem, och vem vet när deras år få en olycklig ände? ----
Çünkü onlar ansızın felakete uğrar, İnsanın başına ne belalar getireceklerini kim bilir?Vì sự tai họa của chúng xảy đến thình lình; Và ai biết sự phá hại của người nầy người kia?
Çünkü onlar ansızın felakete uğrar, İnsanın başına ne belalar getireceklerini kim bilir?Vì sự tai_họa của chúng xảy đến thình_lình ; Và ai biết sự phá_hại của người nầy người kia ?
Çünkü onlar ansızın felakete uğrar, İnsanın başına ne belalar getireceklerini kim bilir?Want zij zullen onverwacht vernietigd worden en wie weet welke straf hun wacht?
Çünkü onlar ansızın felakete uğrar, İnsanın başına ne belalar getireceklerini kim bilir?διοτι η συμφορα αυτων θελει επελθει εξαιφνης και τις γνωριζει αμφοτερων τας τιμωριας;
Çünkü onlar ansızın felakete uğrar, İnsanın başına ne belalar getireceklerini kim bilir?Защото бедствие ще се издигне против тях внезапно, И кой знае какво наказание ще им се наложи и от двамата?
Çünkü onlar ansızın felakete uğrar, İnsanın başına ne belalar getireceklerini kim bilir?потому что внезапно придет погибель от них, и беду от них обоих кто предузнает?