Sizi tekrar bir araya getirdim arkadaşlar.Ich habe euch wieder zusammengeführt.
Sizi tekrar bir araya getirdim arkadaşlar.Ik heb jullie weer bij elkaar gebracht.
Sizi tekrar bir araya getirdim arkadaşlar."Jak to się stało, że przypadło mi pojednanie ich po długiej rozłące?"
Sizi tekrar bir araya getirdim arkadaşlar.Je vous ai rassemblés de nouveau.
Sizi tekrar bir araya getirdim arkadaşlar.이제 화제를 바꿔보죠.
Sizi tekrar bir araya getirdim arkadaşlar.Los volví a juntar otra vez.
Sizi tekrar bir araya getirdim arkadaşlar.Tôi đem các bạn về lại bên nhau nè.
Sizi tekrar bir araya getirdim arkadaşlar.V-am adus înapoi la un loc băieți.
Sizi tekrar bir araya getirdim arkadaşlar.Vi ho riuniti di nuovo.
Sizi tekrar bir araya getirdim arkadaşlar.Аз ви събрах отново заедно.
Sizi tekrar bir araya getirdim arkadaşlar.Соединяю вас вместе, ребята.
Sizi tekrar bir araya getirdim arkadaşlar.איחדתי אתכם שוב.
Sizi tekrar bir araya getirdim arkadaşlar.أحضرتكم مجددا
Sonra, 17 yaşımda, Kızım Madeline'yi dünyaya getirdim.După aceea, la 17 ani am născut-o pe fiica mea, Madeline.
Sonra, 17 yaşımda, Kızım Madeline'yi dünyaya getirdim.Gdy miałam 17 lat urodziłam moją córkę Madeline.
Sonra, 17 yaşımda, Kızım Madeline'yi dünyaya getirdim.Ich war 17 Jahre alt, als ich Madeline, meine Tochter bekam.
Sonra, 17 yaşımda, Kızım Madeline'yi dünyaya getirdim.Luego, a los 17 años, di a luz a mi hija Madeline.
Sonra, 17 yaşımda, Kızım Madeline'yi dünyaya getirdim.Poi, a diciassette anni, ho partorito mia figlia, Madeline.
Sonra, 17 yaşımda, Kızım Madeline'yi dünyaya getirdim.Puis, quand j'ai eu 17 ans, j'ai donné naissance à ma fille, Madeline.
Sonra, 17 yaşımda, Kızım Madeline'yi dünyaya getirdim.Тогава, когато бях на 17, родих дъщеря си, Маделин.
Sonra o Jake Gyllenhaal piçiyle tanıştım. Ve anında onu takıntı haline getirdim.Pak jsem potkala toho čůráka Jakea Gyllenhaala a byl hned posedlý
Sonra o Jake Gyllenhaal piçiyle tanıştım. Ve anında onu takıntı haline getirdim.Puis j'ai rencontré cet imbécile de Jake Gyllenhaal j'ai été tout de suite accroc
Sonra o Jake Gyllenhaal piçiyle tanıştım. Ve anında onu takıntı haline getirdim.После срещнах този задник - Jake Gyllenhal и бях обсебена на момента
Sonunda bunun bir "şehir efsanesi" olduğuna kanaat getirdim.그건 도시 전설이라고 결론지었습니다.
Sonunda bunun bir "şehir efsanesi" olduğuna kanaat getirdim.והגעתי למסקנה, שזו אגדה עירונית.
Sonunda bunun bir "şehir efsanesi" olduğuna kanaat getirdim.و قد توصلت الى ان واحدة من الاساطير الحضرية
Sonunda bunun bir "şehir efsanesi" olduğuna kanaat getirdim.一度も調査されていないのです
Tacoma şehir merkezinden gençlerle bir araya getirdim.Caution] с группой молодых людей из центра Такомы.
Tacoma şehir merkezinden gençlerle bir araya getirdim.타코마 도심의 빈곤지역의 어린 아이들을 연결해 주었어요
Tacoma şehir merkezinden gençlerle bir araya getirdim.עם קבוצת צעירים משכונות העוני של טאקומה.
Tacoma şehir merkezinden gençlerle bir araya getirdim.مع مجموعة من الشباب من المدينة الداخلية تاكوما.
Tacoma şehir merkezinden gençlerle bir araya getirdim.私達は森へ行き、枝を拾い
-Tamam. Bir misafir getirdim, Binbaşı Miles.-Mukanani on vieras, majuri Miles.
Tamamen durust olmak adina, sizlerle paylasmak icin bazi resimler getirdim.Alors, dans un esprit d'ouverture totale, j'ai amené des images à partager.
Tamamen durust olmak adina, sizlerle paylasmak icin bazi resimler getirdim.Așa că în spiritul deschiderii totale, am adus să vă arăt niște poze.
Tamamen durust olmak adina, sizlerle paylasmak icin bazi resimler getirdim.Así que, con intención de admitirlo todo, he traído algunas fotos para compartir.
Tamamen durust olmak adina, sizlerle paylasmak icin bazi resimler getirdim.Così nello spirito di una totale rivelazione, ho portato delle fotografie da mostrarvi.
Tamamen durust olmak adina, sizlerle paylasmak icin bazi resimler getirdim.Csak hogy érthetőbb legyen, hoztam néhány képet.
Tamamen durust olmak adina, sizlerle paylasmak icin bazi resimler getirdim.Dus in teken van volledige openheid heb ik foto's meegebracht om te delen.
Tamamen durust olmak adina, sizlerle paylasmak icin bazi resimler getirdim.Im Sinne einer kompletten Offenlegung habe ich einige Bilder für Sie mitgebracht.
Tamamen durust olmak adina, sizlerle paylasmak icin bazi resimler getirdim.Jadi dengan semangat untuk membuka rahasia, saya memiliki beberapa gambar untuk dibagikan.
Tamamen durust olmak adina, sizlerle paylasmak icin bazi resimler getirdim.그래서 창피함을 무릅쓰고, 사진 몇 장을 가져왔습니다.
Tamamen durust olmak adina, sizlerle paylasmak icin bazi resimler getirdim.Như vậy, trên tinh thần hoàn toàn cởi mở Tôi mang tới vài bức ảnh cho các bạn xem đây.
Tamamen durust olmak adina, sizlerle paylasmak icin bazi resimler getirdim.Takže s úmyslom priznať sa som priniesla zopár fotiek.
Tamamen durust olmak adina, sizlerle paylasmak icin bazi resimler getirdim.Więc, w duchu pełnego obnażania się, przyniosłam zdjęcia, by je pokazać.
Tamamen durust olmak adina, sizlerle paylasmak icin bazi resimler getirdim.Έτσι, μες στο πνεύμα της πλήρους αποκάλυψης, έφερα για να μοιραστώ μαζί σας μερικές φωτογραφίες.
Tamamen durust olmak adina, sizlerle paylasmak icin bazi resimler getirdim.Будучи в настроении для полного разоблачения, я принесла сюда несколько фотографий.
Tamamen durust olmak adina, sizlerle paylasmak icin bazi resimler getirdim.Така че в духа на пълното разкриване, донесох няколко снимки да споделя с вас.
Tamamen durust olmak adina, sizlerle paylasmak icin bazi resimler getirdim.אז ברוח של שקיפות מלאה, הבאתי כמה תמונות להראות לכם.
Tamamen durust olmak adina, sizlerle paylasmak icin bazi resimler getirdim.ولكي أفضح نفسي أكثر .. قررت ان احضر بعض الصور لكي اتشاركها معكم
Tamamen durust olmak adina, sizlerle paylasmak icin bazi resimler getirdim.数枚写真をお見せします うー
TED'e ilk kez katıldığım için buzları kırmak adına eski bir dostu da yanımda getirdim.Comme c'est ma première fois à TED, j'ai décidé d'amener une vieille amie pour aider à casser un peu la glace.
TED'e ilk kez katıldığım için buzları kırmak adına eski bir dostu da yanımda getirdim.저의 오랜 친구를 데리고 와서 어색한 분위기를 깨보기고자 합니다.
TED'e ilk kez katıldığım için buzları kırmak adına eski bir dostu da yanımda getirdim.Omdat dit mijn eerste keer bij TED is heb ik een oude vriend meegenomen om het ijs een beetje te breken.
TED'e ilk kez katıldığım için buzları kırmak adına eski bir dostu da yanımda getirdim.Pentru că sunt pentru prima dată la TED, am vrut să vin cu un prieten vechi care să poată sparge gheața.
TED'e ilk kez katıldığım için buzları kırmak adına eski bir dostu da yanımda getirdim.החלטתי להביא איתי חברה ותיקה כדי שתעזור לי לשבור קצת את הקרח.
TED'e ilk kez katıldığım için buzları kırmak adına eski bir dostu da yanımda getirdim.قررت أن أحضر معي صديقا قديما ليساعدني في كسر الجمود قليلا.
TED'e ilk kez katıldığım için buzları kırmak adına eski bir dostu da yanımda getirdim.旧友を連れてくることにしました そう バービーです
Tüm bunları gelişen bir metropol olan Brisbane'den getirdim.이것들은 번영하는 거대 도시 브리즈번에서 가지고 왔습니다.
Tüm bunları gelişen bir metropol olan Brisbane'den getirdim.שהבאתי איתי כל הדרך מהכרך הסואן של בריסביין.