Bu arada Hiramın adamlarıyla Süleymanın adamları Ofirden altın, algum kerestesiyle değerli taşlar getirdiler.وكذا عبيد حورام وعبيد سليمان الذين جلبوا ذهبا من اوفير أتوا بخشب الصندل وحجارة كريمة.
Bu arada Hiramın adamlarıyla Süleymanın adamları Ofirden altın, algum kerestesiyle değerli taşlar getirdiler.希 蘭 的 僕 人 、 和 所 羅 門 的 僕 人 、 從 俄 斐 運 了 金 子 來 、 也 運 了 檀 香 木 〔 或 作 烏 木 下 同 〕 和 寶 石 來
Bu arada Hiramın adamlarıyla Süleymanın adamları Ofirden altın, algum kerestesiyle değerli taşlar getirdiler.希蘭 的 僕人 、 和 所羅門 的 僕人 、 從俄 斐運 了 金子來 、 也運 了 檀香木 〔 或 作 烏木 下同 〕 和 寶石來
Bu arada Hiramın gemileri Ofirden altın ve büyük miktarda almug kerestesiyle değerli taşlar getirdiler.Dazu die Schiffe Hirams, die Gold aus Ophir führten, brachten sehr viel Sandelholz und Edelgestein.
Bu arada Hiramın gemileri Ofirden altın ve büyük miktarda almug kerestesiyle değerli taşlar getirdiler.Desuden bragte Hirams Skibe, som hentede Guld i Ofir, Almug gumtræ i store Mængder og Ædel sten fra Ofir,
Bu arada Hiramın gemileri Ofirden altın ve büyük miktarda almug kerestesiyle değerli taşlar getirdiler.Ðoàn tàu Hi-ram chở vàng Ô - phia , cũng chở cây bạch_đàn rất nhiều , và ngọc quí .
Bu arada Hiramın gemileri Ofirden altın ve büyük miktarda almug kerestesiyle değerli taşlar getirdiler.Ðoàn tàu Hi-ram chở vàng Ô-phia, cũng chở cây bạch đàn rất nhiều, và ngọc quí.
Bu arada Hiramın gemileri Ofirden altın ve büyük miktarda almug kerestesiyle değerli taşlar getirdiler.És a Hírám hajója is, mely aranyat hozott Ofirból, ébenfát is hozott Ofirból nagy bõséggel és drágaköveket.
Bu arada Hiramın gemileri Ofirden altın ve büyük miktarda almug kerestesiyle değerli taşlar getirdiler.(오빌에서부터 금을 실어 온 히람의 배들이 오빌에서 많은 백단목과 보석을 운반하여 오매
Bu arada Hiramın gemileri Ofirden altın ve büyük miktarda almug kerestesiyle değerli taşlar getirdiler.Men også Hirams skiber som hentet gull fra Ofir, hadde ført sandeltre i stor mengde og dyre stener med derfra.
Bu arada Hiramın gemileri Ofirden altın ve büyük miktarda almug kerestesiyle değerli taşlar getirdiler.וגם אני חירם אשר נשא זהב מאופיר הביא מאפיר עצי אלמגים הרבה מאד ואבן יקרה׃
Bu arada Hiramın gemileri Ofirden altın ve büyük miktarda almug kerestesiyle değerli taşlar getirdiler.وكذا سفن حيرام التي حملت ذهبا من اوفير اتت من اوفير بخشب الصندل كثيرا جدا وبحجارة كريمة.
Bu arada Hiramın gemileri Ofirden altın ve büyük miktarda almug kerestesiyle değerli taşlar getirdiler.希 蘭 的 船 隻 從 俄 斐 運 了 金 子 來 、 又 從 俄 斐 運 了 許 多 檀 香 木 〔 或 作 烏 木 下 同 〕 和 寶 石 來
Bu arada Hiramın gemileri Ofirden altın ve büyük miktarda almug kerestesiyle değerli taşlar getirdiler.希蘭 的 船隻從 俄 斐運 了 金子來 、 又 從 俄 斐運 了 許多 檀香木 〔 或 作 烏木 下同 〕 和 寶石來
Bu arada Ona dört kişinin taşıdığı felçli bir adamı getirdiler.A prišli k nemu nesúci porazeného, ktorého štyria niesli.
Bu arada Ona dört kişinin taşıdığı felçli bir adamı getirdiler.Au venit la el nişte oameni, cari I-au adus un slăbănog, purtat de patru inşi.
Bu arada Ona dört kişinin taşıdığı felçli bir adamı getirdiler.Bấy giờ có mấy kẻ đem tới cho Ngài một người đau bại, có bốn người khiêng.
Bu arada Ona dört kişinin taşıdığı felçli bir adamı getirdiler.Bấy_giờ có mấy kẻ đem tới cho Ngài một người đau bại , có bốn người khiêng .
Bu arada Ona dört kişinin taşıdığı felçli bir adamı getirdiler.Då kommo de till honom med en lam man, som bars dit av fyra män.
Bu arada Ona dört kişinin taşıdığı felçli bir adamı getirdiler.Des gens vinrent à lui, amenant un paralytique porté par quatre hommes.
Bu arada Ona dört kişinin taşıdığı felçli bir adamı getirdiler.Entonces vinieron a él trayendo a un paralítico cargado por cuatro
Bu arada Ona dört kişinin taşıdığı felçli bir adamı getirdiler.És jövének hozzá egy gutaütöttet hozva, a kit négyen emelnek vala.
Bu arada Ona dört kişinin taşıdığı felçli bir adamı getirdiler.Ja he tulivat tuoden hänen tykönsä halvattua, jota kantamassa oli neljä miestä.
Bu arada Ona dört kişinin taşıdığı felçli bir adamı getirdiler.사람들이 한 중풍병자를 네 사람에게 메워 가지고 예수께로 올새
Bu arada Ona dört kişinin taşıdığı felçli bir adamı getirdiler.Nisso vieram alguns a trazer-lhe um paralítico, carregado por quatro;
Bu arada Ona dört kişinin taşıdığı felçli bir adamı getirdiler.Og de komme og bringe til ham en værkbruden, der blev båren af fire.
Bu arada Ona dört kişinin taşıdığı felçli bir adamı getirdiler.Og de kom til ham med en verkbrudden, som blev båret av fire mann;
Bu arada Ona dört kişinin taşıdığı felçli bir adamı getirdiler.Pa pridejo in prineso k njemu mrtvoudnega, ki so ga štirje nosili.
Bu arada Ona dört kişinin taşıdığı felçli bir adamı getirdiler.Sementara Ia berbicara, empat orang mengusung seorang lumpuh untuk membawanya kepada Yesus
Bu arada Ona dört kişinin taşıdığı felçli bir adamı getirdiler.Si recarono da lui con un paralitico portato da quattro persone
Bu arada Ona dört kişinin taşıdığı felçli bir adamı getirdiler.Tedy přijdou k němu někteří, nesouce šlakem poraženého, kterýžto ode čtyř nesen byl.
Bu arada Ona dört kişinin taşıdığı felçli bir adamı getirdiler.Tedy przyszli do niego niosący powietrzem ruszonego, którego czterej nieśli.
Bu arada Ona dört kişinin taşıdığı felçli bir adamı getirdiler.Und es kamen etliche zu ihm, die brachten einen Gichtbrüchigen, von vieren getragen.
Bu arada Ona dört kişinin taşıdığı felçli bir adamı getirdiler.Vier mannen kwamen met een verlamde op een draagbaar. Zij wilden naar Jezus toe,
Bu arada Ona dört kişinin taşıdığı felçli bir adamı getirdiler.Και ερχονται προς αυτον φεροντες παραλυτικον, βασταζομενον υπο τεσσαρων
Bu arada Ona dört kişinin taşıdığı felçli bir adamı getirdiler.Дохождат и донасят при Него един паралитик. Четирима го носеха.
Bu arada Ona dört kişinin taşıdığı felçli bir adamı getirdiler.И пришли к Нему с расслабленным, которого несли четверо;
Bu arada Ona dört kişinin taşıdığı felçli bir adamı getirdiler.І приходять до Него, несучи розслабленого; несло його четверо.
Bu arada Ona dört kişinin taşıdığı felçli bir adamı getirdiler.ויבאו אליו אנשים נשאים איש נכה אברים וישאהו בארבעה׃
Bu arada Ona dört kişinin taşıdığı felçli bir adamı getirdiler.وجاءوا اليه مقدمين مفلوجا يحمله اربعة.
Bu arada Ona dört kişinin taşıdığı felçli bir adamı getirdiler.有 人 帶 著 一 個 癱 子 來 見 耶 穌 、 是 用 四 個 人 抬 來 的
Bu arada Ona dört kişinin taşıdığı felçli bir adamı getirdiler.有 人 帶 著 一 個癱 子 來見 耶穌 、 是 用 四個人 抬來的
Bunun üzerine Filist beyleri Delilaya kurumamış yedi taze sırım getirdiler. Delila bunlarla Şimşonu bağladı.A kniežatá Filištínov jej doniesli hore sedem surových húžev, ktoré ešte neboly uschly, a poviazala ho nimi.
Bunun üzerine Filist beyleri Delilaya kurumamış yedi taze sırım getirdiler. Delila bunlarla Şimşonu bağladı.Các quan trưởng Phi-li-tin đem cho Ða - li-la bảy sợi dây tươi và còn ướt , nàng lấy trói người .
Bunun üzerine Filist beyleri Delilaya kurumamış yedi taze sırım getirdiler. Delila bunlarla Şimşonu bağladı.Các quan trưởng Phi-li-tin đem cho Ða-li-la bảy sợi dây tươi và còn ướt, nàng lấy trói người.
Bunun üzerine Filist beyleri Delilaya kurumamış yedi taze sırım getirdiler. Delila bunlarla Şimşonu bağladı.Domnitorii Filistenilor au adus Dalilei şapte funii noi, neuscate încă``. Şi ea l -a legat cu funiile acestea.
Bunun üzerine Filist beyleri Delilaya kurumamış yedi taze sırım getirdiler. Delila bunlarla Şimşonu bağladı.Filisternes Fyrster bragte hende da syv friske Strenge, der ikke var blevet tørre, og med dem bandt hun ham;
Bunun üzerine Filist beyleri Delilaya kurumamış yedi taze sırım getirdiler. Delila bunlarla Şimşonu bağladı.I přinesli jí knížata Filistinská sedm houžví surových, kteréž ještě neuschly, a svázala ho jimi.
Bunun üzerine Filist beyleri Delilaya kurumamış yedi taze sırım getirdiler. Delila bunlarla Şimşonu bağladı.블레셋 사람의 방백들이 마르지 아니한 푸른 칡 일곱을 여인에게로 가져오매 그가 그것으로 삼손을 결박하고
Bunun üzerine Filist beyleri Delilaya kurumamış yedi taze sırım getirdiler. Delila bunlarla Şimşonu bağladı.Nato ji prineso knezi Filistejcev sedem novih vrvi, ki se še niso posušile, in ona ga zveže ž njimi.
Bunun üzerine Filist beyleri Delilaya kurumamış yedi taze sırım getirdiler. Delila bunlarla Şimşonu bağladı.Toen brachten de koningen Delila zeven verse pezen en terwijl Simson sliep, bond zij hem vast.
Bunun üzerine Filist beyleri Delilaya kurumamış yedi taze sırım getirdiler. Delila bunlarla Şimşonu bağladı.И принесли ей владельцы Филистимские семь сырых тетив, которые не засохли, и она связала его ими.
Bunun üzerine Filist beyleri Delilaya kurumamış yedi taze sırım getirdiler. Delila bunlarla Şimşonu bağladı.Тогава филистимските началници й донесоха седем пресни тетиви, още не изсъхнали; и тя го върза с тях.
Bunun üzerine Filist beyleri Delilaya kurumamış yedi taze sırım getirdiler. Delila bunlarla Şimşonu bağladı.ויעלו לה סרני פלשתים שבעה יתרים לחים אשר לא חרבו ותאסרהו בהם׃
Bunun üzerine Filist beyleri Delilaya kurumamış yedi taze sırım getirdiler. Delila bunlarla Şimşonu bağladı.فاصعد لها اقطاب الفلسطينيين سبعة اوتار طرية لم تجف فاوثقته بها
Bunun üzerine Filist beyleri Delilaya kurumamış yedi taze sırım getirdiler. Delila bunlarla Şimşonu bağladı.於 是 非 利 士 人 的 首 領 拿 了 七 條 未 乾 的 青 繩 子 來 、 交 給 婦 人 、 他 就 用 繩 子 捆 綁 參 孫
Bunun üzerine Filist beyleri Delilaya kurumamış yedi taze sırım getirdiler. Delila bunlarla Şimşonu bağladı.於是 非利士人 的 首領拿 了 七 條 未 乾 的 青繩 子來 、 交給 婦人 、 他 就 用 繩子 捆綁參孫
Bunun üzerine koşup Saulu oradan getirdiler. Saul halkın arasına geldi. Boyu hepsinden bir baş uzundu.Corsero a prenderlo di là e fu presentato al popolo: egli sopravanzava dalla spalla in su tutto il popolo
Bunun üzerine koşup Saulu oradan getirdiler. Saul halkın arasına geldi. Boyu hepsinden bir baş uzundu.In tečejo tja ter ga pripeljejo. In ko stopi med ljudstvo, je bil za glavo višji nego kdorkoli iz ljudstva.
Bunun üzerine koşup Saulu oradan getirdiler. Saul halkın arasına geldi. Boyu hepsinden bir baş uzundu.그들이 달려가서 거기서 데려오매 그가 백성 중에 서니 다른 사람보다 어깨 위나 더 크더라