Ana içeriğe geç
Sözlük

getirdiler ile cümle

getirdiler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
11
ORT. KELİME
Mühendisler uçakla geldiler ve tasarımcılar onlarla buluştu, ve sunumlarını bir araya getirdiler.Inginerii veniseră cu avionul, iar designerii li s-au alăturat și și-au aranjat prezentarea împreună.
Mühendisler uçakla geldiler ve tasarımcılar onlarla buluştu, ve sunumlarını bir araya getirdiler.Inżynierowie przylecieli i projektanci spotkali się z nimi, razem przygotowali prezentację.
Mühendisler uçakla geldiler ve tasarımcılar onlarla buluştu, ve sunumlarını bir araya getirdiler.엔지니어들도 그 곳에 와서 디자이너들이 그들을 만났고, 그리고 함께 보고를 진행했습니다.
Mühendisler uçakla geldiler ve tasarımcılar onlarla buluştu, ve sunumlarını bir araya getirdiler.Los ingenieros volaron allí, y los diseñadores se reunieron con ellos, y juntos prepararon su presentación.
Mühendisler uçakla geldiler ve tasarımcılar onlarla buluştu, ve sunumlarını bir araya getirdiler.Os engenheiros foram de avião, os "designers" reuniram-se com eles e fizeram a apresentação em conjunto.
Mühendisler uçakla geldiler ve tasarımcılar onlarla buluştu, ve sunumlarını bir araya getirdiler.Prileteli inžinieri, stretli sa s dizajnérmi, a dali dokopy prezentáciu.
Mühendisler uçakla geldiler ve tasarımcılar onlarla buluştu, ve sunumlarını bir araya getirdiler.Инженерите долетяха и дизайнерите се бяха събрали с тях и съставяха презентацията си заедно.
Mühendisler uçakla geldiler ve tasarımcılar onlarla buluştu, ve sunumlarını bir araya getirdiler.Инженеры прилетели туда, там к ним присоединились дизайнеры, и они скомпоновали свою презентацию.
Mühendisler uçakla geldiler ve tasarımcılar onlarla buluştu, ve sunumlarını bir araya getirdiler.המהנדסים טסו לשם, והמעצבים נפגשו איתם, והם הכינו את המצגת שלהם ביחד.
Mühendisler uçakla geldiler ve tasarımcılar onlarla buluştu, ve sunumlarını bir araya getirdiler.طار المهندسون إلى المكان, و اجتمع معهم المصممون, و قاموا بوضع عروضهم.
Mühendisler uçakla geldiler ve tasarımcılar onlarla buluştu, ve sunumlarını bir araya getirdiler.そして双方のプレゼンを合体させたのです それでですね 技術者は何もしていないことがわかったんです
Müslümanlar bunu benimsediler ve dinlerinin bir parçası hâline getirdiler.A to je jen jeden příklad mnohem většího fenoménu.
Müslümanlar bunu benimsediler ve dinlerinin bir parçası hâline getirdiler.Đạo Hồi đã chọn và thu nạp phong tục đó thành một phần trong đạo của mình.
Müslümanlar bunu benimsediler ve dinlerinin bir parçası hâline getirdiler.그리고 이슬람교도가 이를 받아들이고 그들 종교의 일부로 만들 것이지요.
Müslümanlar bunu benimsediler ve dinlerinin bir parçası hâline getirdiler.los musulmanes la adoptaron, haciéndola parte de su religión.
Müslümanlar bunu benimsediler ve dinlerinin bir parçası hâline getirdiler.Na verdade, este é só um exemplo de um fenómeno muito mais alargado.
Müslümanlar bunu benimsediler ve dinlerinin bir parçası hâline getirdiler.ומוסלמים אימצו את זה והפכו את זה לחלק מהדת.
Müslümanlar bunu benimsediler ve dinlerinin bir parçası hâline getirdiler.وقد تبنى المسلمون هذه السلوكيات وجعلوها جزءاً من دينهم
Müslümanlar bunu benimsediler ve dinlerinin bir parçası hâline getirdiler.自らの宗教の一部へとしてしまいました。 ただ、それはより大きな問題に対する
Ofir'e giden bu gemiciler, Kral Süleyman'a 420 talant altın getirdiler.저희가 오빌에 이르러 거기서 금 사백 이십 달란트를 얻고 솔로몬 왕에게로 가져왔더라
Ofir'e giden bu gemiciler, Kral Süleyman'a 420 talant altın getirdiler.Kteříž přeplavivše se do Ofir, nabrali tam zlata čtyři sta a dvadceti centnéřů, a přivezli králi Šalomounovi.
O da uyuşturucu çalarken suç üstü yakalandı. Ve ikisini ayrı ayrı karakola getirdiler.והם הביאו אותם באופן נפרד לתחנת המשטרה.
O da uyuşturucu çalarken suç üstü yakalandı. Ve ikisini ayrı ayrı karakola getirdiler.وتم احضارهما منفصلين للاستجواب
Odun toplarken adamı bulanlar onu Musayla Harunun ve bütün topluluğun önüne getirdiler.A ti, kteříž ho nalezli sbírajícího dříví, přivedli jej k Mojžíšovi a k Aronovi i ke všemu množství.
Odun toplarken adamı bulanlar onu Musayla Harunun ve bütün topluluğun önüne getirdiler.A tí, ktorí ho našli sbierať drevo, priviedli ho k Mojžišovi a k Áronovi a k celej obci.
Odun toplarken adamı bulanlar onu Musayla Harunun ve bütün topluluğun önüne getirdiler.Cei ce -l găsiseră strîngînd lemne, l-au adus la Moise, la Aaron şi la toată adunarea.
Odun toplarken adamı bulanlar onu Musayla Harunun ve bütün topluluğun önüne getirdiler.Ceux qui l`avaient trouvé ramassant du bois l`amenèrent à Moïse, à Aaron, et à toute l`assemblée.
Odun toplarken adamı bulanlar onu Musayla Harunun ve bütün topluluğun önüne getirdiler.De, der traf ham i Færd med at sanke Brænde, bragte ham til Moses, Aron og hele Menigheden,
Odun toplarken adamı bulanlar onu Musayla Harunun ve bütün topluluğun önüne getirdiler.E os que o acharam apanhando lenha trouxeram-no a Moisés e a Arão, e a toda a congregação.
Odun toplarken adamı bulanlar onu Musayla Harunun ve bütün topluluğun önüne getirdiler.És elvivék azt, a kik találták vala azt fát szedegetni, Mózeshez és Áronhoz és az egész gyülekezethez.
Odun toplarken adamı bulanlar onu Musayla Harunun ve bütün topluluğun önüne getirdiler.Hij werd voor Mozes, Aäron en de andere rechters gebracht.
Odun toplarken adamı bulanlar onu Musayla Harunun ve bütün topluluğun önüne getirdiler.In tisti, ki so ga zasačili, ko je nabiral drva, ga privedejo k Mojzesu in Aronu in k vsej občini.
Odun toplarken adamı bulanlar onu Musayla Harunun ve bütün topluluğun önüne getirdiler.그 나무하는 자를 발견한 자들이 그를 모세와 아론과 온 회중의 앞으로 끌어 왔으나
Odun toplarken adamı bulanlar onu Musayla Harunun ve bütün topluluğun önüne getirdiler.Los que lo encontraron recogiendo leña lo llevaron ante Moisés, Aarón y toda la congregación
Odun toplarken adamı bulanlar onu Musayla Harunun ve bütün topluluğun önüne getirdiler.những kẻ gặp người đương lượm củi dẫn người đến Môi-se , A-rôn , và cả hội chúng .
Odun toplarken adamı bulanlar onu Musayla Harunun ve bütün topluluğun önüne getirdiler.những kẻ gặp người đương lượm củi dẫn người đến Môi-se, A-rôn, và cả hội chúng.
Odun toplarken adamı bulanlar onu Musayla Harunun ve bütün topluluğun önüne getirdiler.Niin ne, jotka hänet tapasivat puita kokoamasta, toivat hänet Mooseksen ja Aaronin ja koko seurakunnan eteen.
Odun toplarken adamı bulanlar onu Musayla Harunun ve bütün topluluğun önüne getirdiler.Och de som ertappade honom med att samla ihop ved förde honom fram inför Mose och Aron och hela menigheten.
Odun toplarken adamı bulanlar onu Musayla Harunun ve bütün topluluğun önüne getirdiler.Og de som traff på ham da han sanket ved, førte ham frem for Moses og Aron og for hele menigheten.
Odun toplarken adamı bulanlar onu Musayla Harunun ve bütün topluluğun önüne getirdiler.Orang itu dibawa menghadap Musa, Harun dan seluruh umat
Odun toplarken adamı bulanlar onu Musayla Harunun ve bütün topluluğun önüne getirdiler.Quelli che l'avevano trovato a raccogliere legna, lo condussero a Mosè, ad Aronne e a tutta la comunità
Odun toplarken adamı bulanlar onu Musayla Harunun ve bütün topluluğun önüne getirdiler.Και οι ευροντες αυτον συλλεγοντα ξυλα εφεραν αυτον προς τον Μωυσην και τον Ααρων και προς πασαν την συναγωγην
Odun toplarken adamı bulanlar onu Musayla Harunun ve bütün topluluğun önüne getirdiler.И ония, които го намериха като събираше дърва, доведоха го при Моисея и Аарона и при цялото общество.
Odun toplarken adamı bulanlar onu Musayla Harunun ve bütün topluluğun önüne getirdiler.и привели его нашедшие его собирающим дрова к Моисею и Аарону и ко всему обществу;
Odun toplarken adamı bulanlar onu Musayla Harunun ve bütün topluluğun önüne getirdiler.ויקריבו אתו המצאים אתו מקשש עצים אל משה ואל אהרן ואל כל העדה׃
Odun toplarken adamı bulanlar onu Musayla Harunun ve bütün topluluğun önüne getirdiler.فقدمه الذين وجدوه يحتطب حطبا الى موسى وهرون وكل الجماعة.
Odun toplarken adamı bulanlar onu Musayla Harunun ve bütün topluluğun önüne getirdiler.遇 見 他 撿 柴 的 人 、 就 把 他 帶 到 摩 西 、 亞 倫 並 全 會 眾 那 裡
Odun toplarken adamı bulanlar onu Musayla Harunun ve bütün topluluğun önüne getirdiler.遇見 他 撿柴 的 人 、 就 把 他 帶到 摩西 、 亞倫並 全 會眾 那 裡
Ofir'e giden bu gemiciler, Kral Süleyman'a 420 talant altın getirdiler.os quais foram a Ofir, e tomaram de lá quatrocentos e vinte talentos de ouro, que trouxeram ao rei Salomão.
Ofir'e giden bu gemiciler, Kral Süleyman'a 420 talant altın getirdiler.Pernah mereka berlayar ke negeri Ofir untuk mengambil 14.000 kilogram emas dan membawanya kepada Salomo
Ofir'e giden bu gemiciler, Kral Süleyman'a 420 talant altın getirdiler.Andarono in Ofir, ove presero oro - quattrocentoventi talenti - e lo portarono al re Salomone
Ofir'e giden bu gemiciler, Kral Süleyman'a 420 talant altın getirdiler.A prišli do Ofíra a vzali odtiaľ zlata štyristo dvadsať hrivien a dopravili ho ku kráľovi Šalamúnovi.
Ofir'e giden bu gemiciler, Kral Süleyman'a 420 talant altın getirdiler.De foro till Ofir och hämtade därifrån guld, fyra hundra tjugu talenter, som de förde till konung Salomo.
Ofir'e giden bu gemiciler, Kral Süleyman'a 420 talant altın getirdiler.De kom til Ofir og hentet gull derfra, fire hundre og tyve talenter, og førte det hjem til kong Salomo.
Ofir'e giden bu gemiciler, Kral Süleyman'a 420 talant altın getirdiler.De sejlede til Ofir, hvor de hen tede 420 Talenter Guld, som de bragte Kong Salomo.
Ofir'e giden bu gemiciler, Kral Süleyman'a 420 talant altın getirdiler.És egész Ofirig menének, és hozának onnét négyszázhúsz tálentom aranyat, és vivék azt Salamon királyhoz.
Ofir'e giden bu gemiciler, Kral Süleyman'a 420 talant altın getirdiler.Éstos fueron a Ofir y tomaron de allí 420 talentos de oro, y los llevaron al rey Salomón
Ofir'e giden bu gemiciler, Kral Süleyman'a 420 talant altın getirdiler.Họ đi Ô - phia đem về cho Sa-lô-môn bốn_trăm hai_mươi ta lâng vàng .
Ofir'e giden bu gemiciler, Kral Süleyman'a 420 talant altın getirdiler.Họ đi Ô-phia đem về cho Sa-lô-môn bốn trăm hai mươi ta lâng vàng.
Ofir'e giden bu gemiciler, Kral Süleyman'a 420 talant altın getirdiler.Ils allèrent à Ophir, et ils y prirent de l`or, quatre cent vingt talents, qu`ils apportèrent au roi Salomon.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
getirdiler ile cümle - Sayfa 16 - getirdiler kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App