Daha sonra İsaya kör ve dilsiz bir cinli getirdiler. İsa adamı iyileştirdi. Adam konuşmaya, görmeye başladı.當 下 有 人 將 一 個 被 鬼 附 著 、 又 瞎 又 啞 的 人 、 帶 到 耶 穌 那 裡 . 耶 穌 就 醫 治 他 、 甚 至 那 啞 吧 又 能 說 話 、 又 能 看 見
Daha sonra İsaya kör ve dilsiz bir cinli getirdiler. İsa adamı iyileştirdi. Adam konuşmaya, görmeye başladı.當下 有 人 將 一 個 被 鬼 附著 、 又 瞎 又 啞 的 人 、 帶到 耶穌那裡.耶穌 就 醫治 他 、 甚至 那 啞 吧 又 能 說話 、 又 能 看見
Dunedain'in uyanık gözünün keyfini çıkaran bir diyar. ve onu babasına getirdiler , efendi Arador,Zemí, nad kterou stále bděly pozorné zraky Dúnadanú, a přivedli je k jeho otci, pánu Aradorovi.
Dunedain'in uyanık gözünün keyfini çıkaran bir diyar. ve onu babasına getirdiler , efendi Arador,彼の父 族長アラドールの待つ- 隠れ里 タウアダルである
Facebook'un önünde Tahrir Meydanı'na develeri getirdiler.A Facebook szeme láttára behozták a tevéket a Tahrír térre.
Facebook'un önünde Tahrir Meydanı'na develeri getirdiler.Als antwoord op Facebook, brachten ze de kamelen naar het Tahrir-plein.
Facebook'un önünde Tahrir Meydanı'na develeri getirdiler.Cez Facebook priviedli na námestie Tahrír ťavy.
Facebook'un önünde Tahrir Meydanı'na develeri getirdiler.Di fronte a Facebook, hanno portato i cammelli in piazza Tahrir.
Facebook'un önünde Tahrir Meydanı'na develeri getirdiler.Di hadapan Facebook, mereka membawa unta-unta di Tahrir Square.
Facebook'un önünde Tahrir Meydanı'na develeri getirdiler.Face à Facebook, ils ont amené les chameaux sur la place Tahrir.
Facebook'un önünde Tahrir Meydanı'na develeri getirdiler.În faţa Facebook-ului, au adus cămile în Piața Tahrir.
Facebook'un önünde Tahrir Meydanı'na develeri getirdiler.Perante o Facebook, eles trouxeram os camelos para a Praça Tahrir.
Facebook'un önünde Tahrir Meydanı'na develeri getirdiler.Přes Facebook přivedli na náměstí Tahrir velbloudy.
Facebook'un önünde Tahrir Meydanı'na develeri getirdiler.Skonfrontowana z Facebookiem, poprowadziła wielbłądy na Plac Tahrir.
Facebook'un önünde Tahrir Meydanı'na develeri getirdiler.Trước Facebook, họ đem những con lạc đà vào quảng trường Tahrir Square
Facebook'un önünde Tahrir Meydanı'na develeri getirdiler.Vor den Augen von Facebook benutzten sie Kamele auf dem Tahrir Platz.
Facebook'un önünde Tahrir Meydanı'na develeri getirdiler.Απέναντι στο Facebook αντιπαρέταξαν τις καμήλες στην πλατεία Ταχρίρ.
Facebook'un önünde Tahrir Meydanı'na develeri getirdiler.На противагу Фейсбук вони привели верблюдів на площу Тахрір.
Facebook'un önünde Tahrir Meydanı'na develeri getirdiler.Пред Фейсбук те доведоха камилите на площад Тахрир.
Facebook'un önünde Tahrir Meydanı'na develeri getirdiler.Против Facebook они выставили верблюдов на площадь Тахрир.
Fakat geldiklerinde, yiyeceklerini de getirdiler.E quando sono arrivati, hanno portato con loro il proprio cibo.
Fakat geldiklerinde, yiyeceklerini de getirdiler.Toen ze aankwamen, brachten ze ook hun voedsel met zich mee.
Fakat geldiklerinde, yiyeceklerini de getirdiler.Und als sie hier ankamen, brachten sie auch ihr Essen mit.
Fakat geldiklerinde, yiyeceklerini de getirdiler.Y cuando llegaron, trajeron con ellos su comida.
Filistliler onu görünce ona eşlik etmek üzere otuz genç getirdiler.A gdy go ujrzeli Filistyni, wzięli trzydzieści towarzyszów, aby byli przy nim.
Filistliler onu görünce ona eşlik etmek üzere otuz genç getirdiler.A stalo sa, keď ho uvideli, že vzali tridsiatich z priateľov, aby boli s ním.
Filistliler onu görünce ona eşlik etmek üzere otuz genç getirdiler.Cum l-au văzut, au poftit treizeci de tovarăşi, cari au stat împreună cu el.
Filistliler onu görünce ona eşlik etmek üzere otuz genç getirdiler.Da de så ham, udvalgte de tredive Brudesvende til at ledsage ham.
Filistliler onu görünce ona eşlik etmek üzere otuz genç getirdiler.Dès qu`on le vit, on invita trente compagnons qui se tinrent avec lui.
Filistliler onu görünce ona eşlik etmek üzere otuz genç getirdiler.E sucedeu que, quando os habitantes do lugar o viram, trouxeram trinta companheiros para estarem com ele.
Filistliler onu görünce ona eşlik etmek üzere otuz genç getirdiler.In ko ga Filistejci ugledajo, mu pridružijo trideset tovarišev, da bodo pri njem.
Filistliler onu görünce ona eşlik etmek üzere otuz genç getirdiler.Když pak jej viděli tam, vybrali z sebe třidceti tovaryšů, aby byli při něm.
Filistliler onu görünce ona eşlik etmek üzere otuz genç getirdiler.Ketika orang Filistin melihat dia, mereka memilih tiga puluh pemuda untuk menemani dia
Filistliler onu görünce ona eşlik etmek üzere otuz genç getirdiler.무리가 삼손을 보고 삼십 명을 데려다가 동무를 삼아 그와 함께 하게 한지라
Filistliler onu görünce ona eşlik etmek üzere otuz genç getirdiler.kor pedig meglátták õt a [Filiszteusok,] harmincz társat adtak mellé, hogy legyenek õ vele.
Filistliler onu görünce ona eşlik etmek üzere otuz genç getirdiler.Mutta kun he näkivät hänet, valitsivat he kolmekymmentä sulhaspoikaa olemaan hänen kanssaan.
Filistliler onu görünce ona eşlik etmek üzere otuz genç getirdiler.Och när de fingo se honom, skaffade de trettio bröllopssvenner, som skulle vara hos honom.
Filistliler onu görünce ona eşlik etmek üzere otuz genç getirdiler.Og så snart de så ham, hentet de tretti brudesvenner; de var stadig om ham.
Filistliler onu görünce ona eşlik etmek üzere otuz genç getirdiler.Quando lo ebbero visto, presero trenta compagni perché stessero con lui
Filistliler onu görünce ona eşlik etmek üzere otuz genç getirdiler.Und da sie ihn sahen, gaben sie ihm dreißig Gesellen zu, die bei ihm sein sollten.
Filistliler onu görünce ona eşlik etmek üzere otuz genç getirdiler.Vừa thấy chàng , người_ta bèn mời ba_mươi gã thanh_niên để kết_bạn cùng chàng .
Filistliler onu görünce ona eşlik etmek üzere otuz genç getirdiler.Vừa thấy chàng, người ta bèn mời ba mươi gã thanh niên để kết bạn cùng chàng.
Filistliler onu görünce ona eşlik etmek üzere otuz genç getirdiler.Y sucedió que cuando le vieron, trajeron a treinta compañeros para que estuviesen con él
Filistliler onu görünce ona eşlik etmek üzere otuz genç getirdiler.Και οτε ειδον αυτον, ελαβον τριακοντα συντροφους δια να ηναι μετ' αυτου.
Filistliler onu görünce ona eşlik etmek üzere otuz genç getirdiler.И как там увидели его, выбрали тридцать брачных друзей, которые были бы при нем.
Filistliler onu görünce ona eşlik etmek üzere otuz genç getirdiler.И като го видяха филистимците доведоха тридесет другари, за да бъдат с него.
Filistliler onu görünce ona eşlik etmek üzere otuz genç getirdiler.ויהי כראותם אותו ויקחו שלשים מרעים ויהיו אתו׃
Filistliler onu görünce ona eşlik etmek üzere otuz genç getirdiler.فلما رأوه احضروا ثلاثين من الاصحاب فكانوا معه.
Filistliler onu görünce ona eşlik etmek üzere otuz genç getirdiler.眾 人 看 見 參 孫 、 就 請 了 三 十 個 人 陪 伴 他
Filistliler onu görünce ona eşlik etmek üzere otuz genç getirdiler.眾人 看 見參 孫 、 就 請 了 三十 個 人 陪伴 他
Görevliler bütün İsraili aradılar; sonunda Şunemli Avişak adında genç ve güzel bir kız bulup krala getirdiler.A tak hľadali krásnu devu po všetkých krajoch Izraelových a našli Abizagu Sunamitskú a doviedli ju ku kráľovi.
Görevliler bütün İsraili aradılar; sonunda Şunemli Avişak adında genç ve güzel bir kız bulup krala getirdiler.이스라엘 사방 경내에 아리따운 동녀를 구하다가 수넴 여자 아비삭을 얻어 왕께 데려 왔으니
Görevliler bütün İsraili aradılar; sonunda Şunemli Avişak adında genç ve güzel bir kız bulup krala getirdiler.Så lette de i hele Israels land efter en vakker pike, og de fant Abisag fra Sunem og førte henne til kongen.
Görevliler bütün İsraili aradılar; sonunda Şunemli Avişak adında genç ve güzel bir kız bulup krala getirdiler.Så søgte de efter en smuk ung Pige i hele Israels Land og fandt Abisjag fra Sjunem og bragte hende til Kongen.
Görevliler bütün İsraili aradılar; sonunda Şunemli Avişak adında genç ve güzel bir kız bulup krala getirdiler.Si cercò in tutto il territorio d'Israele una giovane bella e si trovò Abisag da Sunem e la condussero al re
Görevliler bütün İsraili aradılar; sonunda Şunemli Avişak adında genç ve güzel bir kız bulup krala getirdiler.И искали красивой девицы во всех пределах Израильских, и нашлиАвисагу Сунамитянку, и привели ее к царю.
Görevliler bütün İsraili aradılar; sonunda Şunemli Avişak adında genç ve güzel bir kız bulup krala getirdiler.ויבקשו נערה יפה בכל גבול ישראל וימצאו את אבישג השונמית ויבאו אתה למלך׃
Görevliler bütün İsraili aradılar; sonunda Şunemli Avişak adında genç ve güzel bir kız bulup krala getirdiler.ففتشوا على فتاة جميلة في جميع تخوم اسرائيل فوجدوا ابيشج الشونمية فجاءوا بها الى الملك.
Görevliler bütün İsraili aradılar; sonunda Şunemli Avişak adında genç ve güzel bir kız bulup krala getirdiler.於 是 在 以 色 列 全 境 尋 找 美 貌 的 童 女 、 尋 得 書 念 的 一 個 童 女 亞 比 煞 、 就 帶 到 王 那 裡
Görevliler bütün İsraili aradılar; sonunda Şunemli Avişak adında genç ve güzel bir kız bulup krala getirdiler.於是 在 以色列 全境 尋 找 美貌 的 童女 、 尋得書 念 的 一 個 童女 亞比煞 、 就 帶到 王那裡