Ana içeriğe geç
Sözlük

getirdi ile cümle

getirdi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bunun yanında eğitim yenilikleri getirdi.Mas a parceria trouxe mais novidades.
Bir gün Kayin toprağın ürünlerinden RAB'be sunu getirdi.God schept de dag en moeder de soep.
Parçayı daha anlaşılır bir hale getirdik.Dit maakte deel uit van Plan Claribel.
Erkek öğrencilerin de okula alınacak olması lisenin isminin değiştirilmesini gündeme getirdi.De ouders eisten dat de naam van de school veranderd zou worden.
1896'da ortaya çıkan bir olay Dreyfus davasını yeniden gündeme getirdi.In 1899 werd de zaak heropend en werd Dreyfus opnieuw schuldig bevonden.
Bu insanların şans getirdiğine ve iyileştirici güçleri olduğuna inanılmıştır.De mensen denken dat de baby hierdoor genezende krachten heeft.
"Kudretli Oğuz beylerini hep çağırdılar evlerine getirdiler.Hij stuurde boodschappers naar de kinderen om ze naar zijn woning te ontbieden.
Su getirdik.We hebben water meegebracht.
Bunun da iyi şans getirdiği söylenir.Mówiono, że przynosi pecha.
Performansı onu ülke çapında popüler hale getirdi.Dzięki swym występom stał się popularny w całym kraju.
Forum'un sonunda katılımcılar, UEFA Şampiyonlar Ligi Finalini izleme geleneğini yerine getirdi.Na zakończenie forum wszyscy uczestnicy zgodnie z tradycją na żywo obejrzeli Finał Ligi Mistrzów UEFA.
Parçayı daha anlaşılır bir hale getirdik.Przyczynia się to do jaśniejszego obrazu.
Bu yasanın getirdiği bir başka sonuç da, "dışarıdan gerilim" yerine "içeriden denetim"in getirilmiş olmasıdır.Jestem świadomy tego niejako z zewnątrz, a zarazem akceptuję ten rodzaj „wglądu” od wewnątrz.
Bu geziler her ikisini de çok iyi ve yakın dostlar haline getirdi.Tamtej nocy Jeździec i jego towarzyszka podróży zbliżyli się bardzo do siebie stając się dobrymi przyjaciółmi.
Liderler, ortak basın toplantısında, görüşmelerle ilgili memnuniyetlerini dile getirdiler.Na końcowej konferencji prasowej organizatorzy wyrazili zadowolenie z wyników oglądalności.
Bana ne getirdin?Co dla mnie przyniosłeś?
Maria Teresa 1777’de şehri piskoposluk merkezi haline getirdi.Maria Teresia gjorde staden till ett episkopalsäte år 1777.
Senato, Quintus Fabius Maximus’u diktatör yetkisiyle göreve getirdi.Senaten utnämner Quintus Fabius Maximus Verrucosus till diktator.
Albümün ilk single'ı "I Need a Dollar", sanatçısına Avrupa ve ABD'de büyük başarı getirdi.Även albumets andra singel "I Want Your Love" blev framgångsrik både i USA och Europa.
22 Ocak 2009'da bir kız çocuğu dünyaya getirdi.En natt omkring den 22 januari skrev de ned ett förslag.
23 Haziran 1942'de Alman Silah Bakanlığı, 1000 tonluk Landkreuzer P. 1000 Ratte önerisini getirdi.23 червня 1942 Німецькому Міністерству з озброєння був запропонований проект Landkreuzer P. 1000 Ratte.
Dışişleri Bakanı Lubomír Zaorálek de taziyelerini dile getirdi.Бачте, міністри окремих закордонних справ образилися на мене.
Biɾ kadın, biɾi beyaz, diğeɾi siyah olan iki domuz getirdi.Свекруха принесла з собою два посоха, чорний і коричневий.
Rönesans döneminin getirdiği yeni bilgiler, 15. yüzyıldan sonra Oxford'u oldukça etkilemişti.Пізніша інформація про тофу з'являється щойно в X сторіччі.
Ben çiçekler getirdim.Я приніс квіти.
Bir şişe şarap getirdim.Я приніс пляшку вина.
Bir şişe şarap getirdim.Я принесла пляшку вина.
Ülkesini, 1967 yılında resmi olarak dünyadaki ilk ateist devlet haline getirdi.Např. v roce 1967 byla Albánie vyhlášena prvním ateistickým státem na světě.
Her biri şekerleme ve çörekler getirdiler.Co má věděti každý pekař a cukrář.
8 Nisan 2006'da Chris Martin'den ikinci çocuğu, Moses Bruce Anthony Martin'i New York'ta dünyaya getirdi.Jejich druhé dítě, Moses Bruce Anthony Martin, se narodil 8. dubna 2006 v New Yorku.
Gençler garsonun getirdiği kokainli limonatalardan içerler.Muži pijí z číší víno, které jim dolévají sluhové.
Ama şimdi dizi onu bir hayalet formunda iki kez geri getirdi.Během doby byl zámek několikrát přestavěn do dnešní podoby dvoupatrové rezidence.
Ancak şarkı beraberinde çeşitli tartışmalar getirdi.Píseň svou tematikou vzbudila velké kontroverze.
Antlaşma genel olarak iki ülke arasındaki ilişkileri status quo ante bellum durumuna getirdi.Tratatul a restaurat în mare parte relațiile dintre cele două țări la status quo ante bellum.
1830'da General Pavel Kiseleff, bataklığı boşaltarak, araziyi halka açık bir bahçe haline getirdi.În 1830, generalul Pavel Kiseleff a dispus secarea bălții și transformarea terenului într-o grădină publică.
1909'daki Morley-Minto reformları Hint Müslümanlarına ayrı seçim hakkı getirdi.Totuși, reformele Morley-Minto au fost un jalon pe drumul independenței.
Daha büyük kararlılıklarını dile getirdiler.Ei erau hotărâți să găsească ceva mai bun.
İki gün süren tartışmanın ardından Kongre'ye rapor verdi ve birlik teklifi getirdi.Am avut dispute două jumătăți de zile cu colectivul care a elaborat planul.
Performansı onu ülke çapında popüler hale getirdi.Acesta i-a adus popularitate în rândul țărilor latine.
Hinokitiol'ün kemirgenlerde hemoglobin üretimini eski haline getirdiği gösterilmiştir.Hinokitiol-ul sa dovedit a restabili producția de hemoglobină la rozătoare.
2015 yılı yeni değişiklikleri beraberinde getirdi.A 2015-ös év több változást is hozott.
Albüm, "Wild World" teklisiyle birlikte, Stevens'a dünya çapında bir şöhret getirdi.A Wild World kislemeznek köszönhetően az album meghozta Stevens számára a világsikert.
14 Eylül 2005'te ilk oğlu Sean Preston'ı dünyaya getirdi.2005. szeptember 14-én született meg Britney első fia, Sean Preston Federline.
Ancak uluslararası gözlemciler seçimlerle ilgili şüphelerini dile getirdiler.A nemzetközi megfigyelők visszaéléseket tapasztaltak a választás során.
Forum'un sonunda katılımcılar, UEFA Şampiyonlar Ligi Finalini izleme geleneğini yerine getirdi.A fórum zárásaként a résztvevők - a hagyományt követve - ellátogattak az UEFA Bajnokok Ligája döntőjére .
Daha büyük kararlılıklarını dile getirdiler.Nagy elhatározást vettek.
Özellikle Eduard Bernstein'in düşüncelerine getirdiği eleştiriler ile öne çıkıyordu.Vele együtt támadta Eduard Bernstein revizionista nézeteit.
Ülkedeki tüm çocuklar için ücretsiz ve mecburi eğitim sistemi getirdi.10. Minden gyermek nyilvános és ingyenes nevelése.
Lig finalleri 76ers ile Boston Celtics'i tekrar karşı karşıya getirdi.A rájátszásban a Philadelphia 76ers ellen kezdtek, majd a Boston Celtics-et fogadták.
Bu girişim çok başarılı oldu ve sergilenen 150 yapıt ona uluslararası bir ün getirdi.A siker hírére a módszer nagy érdeklődést váltott ki, és közel száz tudományos publikációban elemezték.
Bunun da iyi şans getirdiği söylenir.Tämän sanotaan myös tuottavan onnea.
2000 yılında Jane, bir erkek çocuk dünyaya getirdi.Vuonna 2000 Jane synnytti pojan.
Ancak uluslararası gözlemciler seçimlerle ilgili şüphelerini dile getirdiler.YK on toistaiseksi vaiennut omista epäilyksistään.
Ülkedeki tüm çocuklar için ücretsiz ve mecburi eğitim sistemi getirdi.Kaikkien lasten yhteiskunnallinen ja maksuton kasvatus.
Ancak Vajpayee'nin ilerleyen yaşı beraberinde önemli sağlık sorunları getirdi.Winehousella oli koko aikuisikänsä ajan terveysongelmia.
Andrew Mangan 77. dakikada skora dengeyi getirdi.Nazarov voitti liigan jäähypörssin 173 minuutillaan.
Savaştan ve önceki birkaç düşükten sonra Irina 1946 Mart'ında kızları Mary Moore'u dünyaya getirdi.Sodan jälkeen perheeseen syntyi tytär Mary Moore vuonna 1946.
Bu saldırılar imparatorluğa düzensizlik ve kaos getirdi.Οι επιθέσεις αυτές επέφεραν αναρχία και χάος στην αυτοκρατορία.
1938 yılında Yeni Yıl Arifesinde Naziler, yerel Sinagogları yaktı ve bir et fabrikası haline getirdiler.Το 1938 η οικογένεια δώρισε το εργοστάσιο στους Ναζί, μετατρέποντάς το σε εργοστάσιο κατασκευής πυρομαχικών.
“Güzel yararlı olmalıdır” düşüncesinden hareketle “Yazmacılık” geleneğine yeni bir yorum getirdi.Ήθελε να είναι ορατή μια "σαφής γραμμή" στα δημιουργήματά του.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod