Ana içeriğe geç
Sözlük

getirdi ile cümle

getirdi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bu sırada Başbakanlık Müsteşarlığına Turgut Özal'ı getirdi.Pada waktu itu, ia bekerja dekat dengan Perdana Menteri Turgut Özal.
İslâmiyet Kabartaylar ile Karaçaylar ve Balkarlar arasında bir birlik meydana getirdi.Sebab, Islam menjadikan hak pemerintahan dan kekuasaan sebagai milik umat.
Bu söylenti, medyada oldukça ses getirdi.Penangkapan ini menjadi pembicaraan hangat di Twitter.
1579: Hollanda Cumhuriyeti'nin temelini oluşturan Utrecht Birliği kuzey Hollanda'yı bir araya getirdi.1579 - Persetujuan Utrecht ditandatangani, sehingga menyatukan provinsi-provinsi di sebelah utara Belanda.
Bu saldırılar imparatorluğa düzensizlik ve kaos getirdi.Những cuộc tấn công mang lại sự bất ổn và hỗn loạn cho vương quốc.
Uçak ve tankların icadı, kaleler henüz tamamlanmışken, kullanışsız bir hale getirdi.Sự phát minh ra máy bay và xe tăng khiến cho các pháo đài lỗi thời ngay khi chúng vừa được xây xong.
Tony Popovic 17. ve 19. dakikalarda attığı iki golle skoru 6-0'a getirdi.Tony Popovic ghi thêm hai bàn thắng nữa vào phút thứ 17 và 19 để đưa Úc dẫn trước với tỷ số 6–0.
Her ikisi de görevini başarıyla yerine getirdi.Cả hai đều đã hoàn thành mục tiêu của chúng.
Gerekçesini de şöyle dile getirdi: ^Trích dẫn lời nói của ông:
Daha sonra Hartum'u ele geçirerek burasını Sudan'daki İngiliz-Mısır yönetiminin merkezi haline getirdi.Từ đấy Khartoum biến thành thủ phủ xứ Sudan thuộc Anh-Ai Cập.
Ve Rab Tanrı Âdem’den aldığı kaburga kemiğinden bir kadın yaratıp onu Âdem'e getirdi.神である主は東の方エデンに園を設け、そこに主の形造った人を置かれた。
Gerekçesini de şöyle dile getirdi: ^その理由を以下の様に述べている。
Diğer bazı örgütler de, lezbiyen ve gaylerin evlat edinmeleri olasılığıyla ilgili kaygılarını dile getirdi.他の団体はゲイとレズビアンによる養子縁組の可能性について懸念を表明した。
Arkadaşları onu hastaneye getirdiğinde çok geç oldu.その後は仲間達により病院に連れて行かれた。
9 Haziran:Sacramento Kings antrenörlüğe Paul Westphal'ı getirdi.2009年6月9日, サクラメント・キングスがポール・ウェストファルをヘッドコーチに。
Bunun da iyi şans getirdiği söylenir.また、開運のご利益があるという。
Genç nüfus, siyah kaynaklı dansları popüler hale getirdi.黒舞昆- 交配によって甘口の舞茸を栽培した。
Annesi ona kurabiye getirdi.ミオがケーキを作ってあげた。
Burada görev yaparken, birçok yazılım projesinin ertelenmesinden duyduğu üzüntüyü dile getirdi.その夜、あいつが何だか可哀想に思えて、レコードを何枚か持ち込んだんだ。
10 Ağustos:Minnesota Timberwolves Lakers yardımcı antrenörü Kurt Rambisi Baş antrenör olarak getirdi.2009年8月10日, ミネソタ・ティンバーウルブズがロサンゼルス・レイカーズのアシスタントコーチ、カート・ランビスをヘッドコーチに。
1699 yılında imzalan Karlofça Antlaşması, savaşın sonunu getirdi.1699年のカルロヴィッツ条約で大トルコ戦争は終結し、それに伴って同盟は解消された。
2941'de Gandalf; Thorin Meşekalkan, Bilbo Baggins ve beraberlerindeki cüce topluluğunu Ayrıkvadi'ye getirdi.2943年 ガンダルフとビルボ・バギンズがはなれ山からの帰路、裂け谷を訪れた。
Bazı Kamerun kültürlerinde ise iyi şans getirdiği düşünüldüğü için kedi eti yeme törenleri düzenlenmektedir.カメルーンでは、男性限定で特別な祝い事の折に、ネコを食べることで幸運を祈る地域がある。
Yağışlar, yaz mevsimi boyunca giderek yoğunlaşır ve getirdikleri nem, hemen büyük bir buharlaşmaya uğrar.去歲霪雨兼旬,河流狂漲,橫堤決岸,寶坻受害獨深。
Polisler eve giderek üzerinde hala daha kurumuş kan izleri olan bıçağı getirdiler.現場檢獲疑似兇器染血菜刀一把。
Vernon sert fakat teşvik edici bir insandı ve eğitimini bir öncelik haline getirdi.他的叔叔是一个严格但公平的人,让他接受了学习教育。
Ve Rab Tanrı Âdem’den aldığı kaburga kemiğinden bir kadın yaratıp onu Âdem'e getirdi.他的繼承人托勒密二世把亞歷山大的石棺運到亞歷山卓,並安葬於這座以他命名的城市之中。
Bazen ateşi, bazen de ateşi yakmaya yarayacak olan çakmak taşlarını getirdiği söylenir.有时候石头城堡还能提供其他可供点火的东西。
10 talant altın ve 1000 talant gümüş vergi alıp onları Asur'a getirdim.士紳許志遠發心,獻銀貳百元,補成一千元,建成大廟。
Kariyerine İtalya'dan getirdiği aksesuarları satarak başladı.他在義大利本國內取消了物品的拍賣稅。
Kısa zaman içerisinde Frank Kameny, Stonewall ayaklanmalarının getirdiği muazzam değişimi fark etti.프랭크 카메니는 머지않아 스톤월 항쟁이 일으킨 중요한 변화를 깨달았다.
Galileo yalnızca ikinci isteği yerine getirdi.나이지리아가 두 번째 우승을 차지했다.
Genellikle paranın mutluluk getirdiğine inanılır.Багато хто вірить, що гроші приносять щастя.
Pastayı kim getirdi?Хто приніс торт?
Her ikisi de görevini başarıyla yerine getirdi.Oba jsme konali jen svou povinnost.
İstihdam eksikliğinin yanı sıra toplumsal huzursuzluk ve endemik savaş getirdi.Opět přišel mír a s ním i nudný měšťanský život.
22 Ocak 2009'da bir kız çocuğu dünyaya getirdi.Dne 16. srpna 2015 přivedla na svět syna.
Bu durum savaşı kaçınılmaz hale getirdi.Tato skutečnost tak činí následující krizi nevyhnutelnou.
Bu dönemde Fenerbahçe'nin ilk yabancı antrenörünü getirdi.V tento den nedorazil na ranní trénink trenér Müller.
Marlower, modern bilimin getirdiği yeni sınırların karşısında büyülenmiş ve dehşete düşmüştü.Marlowe a fost fascinat și înspăimântat de noile frontiere deschise de știința modernă.
Kiralar devlet hazinesine bir gelir getirdi ve bu da köprünün bakımına yardım etti.Chiriile au adus un venit la Trezoreria Statului, care a contribuit la menținerea podului.
Ordudaki reform ve getirdiği maliyetler Prusya'da bir anayasal krize sebep oldu.Reformele militare (și finanțarea lor) au cauzat o criză constituțională în Prusia.
Annesi ona kurabiye getirdi.El intenționează să îi gătească într-o plăcintă pentru mama lor.
Albüm, grup için o zamana kadarki en büyük ticari başarıyı getirdi.Materialul conține și unele dintre cele mai mari succese comerciale ale grupului până în momentul de față.
Almanların o güne kadar bir araya getirdiği en büyük güçlerden biri haline gelmişti.Era una dintre cele mai mari concentrări de forțe germane din toate timpurile.
Performansı onu ülke çapında popüler hale getirdi.Acesta i-a adus popularitate în rândul țărilor latine.
Hacılar uzak ülkelerden hediyeler getirdiler.Pelerinii au adus daruri din țări îndepărtate.
1935’te Hitler, Nürnberg Kanunlarını getirdi.1935: Hitler kiadja a nürnbergi faji törvényeket.
İnkalar bu isteğini yerine getirdilerse de Pizarro sözünü tutmadı.Bár ígéretét teljesítette, Pizarro nem engedte szabadon.
Einstein on üç yaşındayken, Talmud Immanuel Kant’ın “Saf Aklın Eleştirisi” kitabını getirdi.A 10 éves Einsteinnek ő mutatta meg Eukleidész Elemek, és Immanuel Kant A tiszta ész kritikája című művét.
Mihrinnisa Hanım, ölmeden önce sağlıklı olarak bir erkek çocuğu dünyaya getirdi.Utóhang: Jennifer egy egészséges kisfiúnak adott életet.
Parçayı daha anlaşılır bir hale getirdik.Ez szilárdabbá tette a szerkezetet.
Daha büyük kararlılıklarını dile getirdiler.Nagy elhatározást vettek.
Büyük ihtimalle mülteciler ve gemiler sarıhumma virüsünü ve sivrisinekleri beraberinde getirdiler.Jamgürcsi hadát megfutamították és Asztrahányt bevették a kán muskétásai és tüzérei.
Çartist Hareket'e katılmak, işçi sınıfına kesinlikle bir öz güven duygusu getirdi.Jobs-szal együtt dolgozni igazi érzelmi hullámvasút volt a munkatársak számára.
Sanatçı, kendi yorumuna göre 'Jackson' soyadının getirdiği ağır bir yükü kaldırmak zorunda kaldı.A NME szerint „Jackson alaposan lerázta magáról azt, hogy ő a háttérbe szoruló Jackson gyerek.
López Aguilar ayrıca Katalunya'nın yerel partisi Convergència i Unió'nun iki teklifini de dile getirdi.López Aguilar ilmoitti myös kahdesta Katalonian alueen paikallisen Convergència i Unió -puolueen ehdotuksesta.
2008 yılı LoveX’in 30 Nisan’da Finlandiya’da yayınlanan "Pretend or Surrender" albümünü getirdi.Toisen albuminsa Pretend or Surrender Lovex julkaisi 30. huhtikuuta 2008.
Einstein on üç yaşındayken, Talmud Immanuel Kant’ın “Saf Aklın Eleştirisi” kitabını getirdi.13-vuotiaana Einstein luki Immanuel Kantin teosta Puhtaan järjen kritiikki.
Ülkedeki tüm çocuklar için ücretsiz ve mecburi eğitim sistemi getirdi.Kaikkien lasten yhteiskunnallinen ja maksuton kasvatus.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod