Bir taraflılık getirdi de.Han tillförde även ett innertak.
Özellikle Benito Mussolini'ye olan hayranlığını dile getirdi.Hans farfar är en stor beundrare av Benito Mussolini.
Bereket ve uğur getirdiğine inanılır.Den anses ge lycka och välgång. ^
Dott erkenden liderliği aldı, ama O 'Sullivan durumu 8-8'e ikinci seansın bitiminde getirdi.I semifinalen hade Dott slagit O'Sullivan efter att bland annat ha vunnit andra sessionen med 8-0.
1 Eylül 2001 günü kameraman Coley Laffoon'la evlendi ve 6 ay sonra oğlu Homer'ı dünyaya getirdi.Hon gifte sig med kameramannen Coley Laffoon 1 september 2001.
Ancak uluslararası gözlemciler seçimlerle ilgili şüphelerini dile getirdiler.Valet kritiserades dock av internationella valobservatörer.
Ona popülerlik getirdi.Це принесло йому популярність.
Her ikisi de görevini başarıyla yerine getirdi.Обоє успішно виконали завдання.
Atina'yı, Yunanistan'ın en önemli şehri haline getirdi.Athény se staly nejvýstavnějším městem Řecka.
İstihdam eksikliğinin yanı sıra toplumsal huzursuzluk ve endemik savaş getirdi.Opět přišel mír a s ním i nudný měšťanský život.
Duvak sonunda "tahu"lar (davetlilerin getirdikleri hediyeler) toplanır.Němé -e na konci infinitivu se vypouští: like (mít rád) – liked.
Özellikle atlı heykellerdeki ustalığı ona ün getirdi.Zvláště hodnotné jsou v tomto směru jeho snahy o zaznamenání krajových pověstí.
Bu durum savaşı kaçınılmaz hale getirdi.Tato skutečnost tak činí následující krizi nevyhnutelnou.
Yeterince tokatladığına inanınca da usturaları bu hale niçin getirdiğimi sordu.Zmučených věřících se vyptával, proč podstupují taková muka.
23 Haziran 1942'de Alman Silah Bakanlığı, 1000 tonluk Landkreuzer P. 1000 Ratte önerisini getirdi.Pe 23 iunie 1942 Ministrul German al Armamentului a propus un tanc de 1000 tone – Landkreuzer P. 1000 Ratte.
Çok sayıdaki Filistinli can kayıpları uluslararası kınamalar getirdi.Numărul mare al victimelor palestiniene a provocat condamnarea internațională.
1909'daki Morley-Minto reformları Hint Müslümanlarına ayrı seçim hakkı getirdi.Totuși, reformele Morley-Minto au fost un jalon pe drumul independenței.
14 Eylül 2005'te ilk oğlu Sean Preston'ı dünyaya getirdi.Pe 14 septembrie 2005, Spears a dat naștere primului ei fiu, Sean Preston.
İki gün süren tartışmanın ardından Kongre'ye rapor verdi ve birlik teklifi getirdi.Am avut dispute două jumătăți de zile cu colectivul care a elaborat planul.
Babam ağabeyimi getirdi ve şehre girdik.Vine fratele lui și îl aduce pe Kafka în oraș.
Mısır'ın ABD temsilcisi bu protestoları dile getirdi.Capitalele lumii privesc la demonstrațiile egipteane și solicită intervenție.
Hacılar uzak ülkelerden hediyeler getirdiler.Pelerinii au adus daruri din țări îndepărtate.
Ancak uluslararası gözlemciler seçimlerle ilgili şüphelerini dile getirdiler.YK on toistaiseksi vaiennut omista epäilyksistään.
Sonunda çok büyük başarı kazanan film, onu aranan bir yıldız haline getirdi.Tieteiselokuva Fantastinen matka nosti hänet lopulta tähdeksi.
Beyaz Saray Başstratejisti Steve Bannon'ın verdiği mülakat da kitapta yer aldı ve oldukça ses getirdi.Valkoisen talon neuvonantaja Steve Bannon on viitannut useasti puheissaan teokseen.
Ülkedeki tüm çocuklar için ücretsiz ve mecburi eğitim sistemi getirdi.Kaikkien lasten yhteiskunnallinen ja maksuton kasvatus.
Ancak Vajpayee'nin ilerleyen yaşı beraberinde önemli sağlık sorunları getirdi.Winehousella oli koko aikuisikänsä ajan terveysongelmia.
Şarkıları, Türkiye dışında da ses getirdi.Hän teki Turkin kanssa myös muita lauluja.
Makyaj, aracı Ford'un 'Kinetic Design' tasarım çizgisiyle uyumlu hale getirdi.Auton ulkoasu noudattelee Kinetic Design -muotokieltä.
Albümün ilk single'ı, Oskar adayı olmuş "Happy", dünya çapında büyük ses getirdi.Sen ensimmäinen single, ”Apologize”, saavutti suuren suosion ympäri maailmaa.
Savaştan ve önceki birkaç düşükten sonra Irina 1946 Mart'ında kızları Mary Moore'u dünyaya getirdi.Sodan jälkeen perheeseen syntyi tytär Mary Moore vuonna 1946.
Bunun da iyi şans getirdiği söylenir.Και έτσι φανήκαμε τυχεροί.
Aynı zamanda, Josef Stalin'in yükselen figürü farklı bir gündem getirdi.Ταυτόχρονα η ανερχόμενη μορφή του Ιωσήφ Στάλιν ακολουθούσε διαφορετική ατζέντα.
Ancak kitabın getirdiği maddi başarı sonucunda Doré başka İngiliz yayıncılardan da teklifler aldı.Παρά τις αρνητικές κριτικές, ο Ντορέ έλαβε αναθέσεις και από άλλους Βρετανούς εκδότες.
Özellikle Benito Mussolini'ye olan hayranlığını dile getirdi.Έτσι πήρε συνέντευξη από τον Μπενίτο Μουσολίνι.
İstihdam eksikliğinin yanı sıra toplumsal huzursuzluk ve endemik savaş getirdi.Μαζί με την πληθυσμιακή συρρίκνωση επήλθε κοινωνική αναταραχή και ενδημικοί πόλεμοι.
Bu durum halkın devlete katılımını olanaksız hale getirdi.Με το μέτρο αυτό διεύρυνε τη δυνατότητα συμμετοχής του λαού στα κοινά.
Annesi ona kurabiye getirdi.Έδρα του είναι ο Γαλατάς.
Hinokitiol'ün kemirgenlerde hemoglobin üretimini eski haline getirdiği gösterilmiştir.Έχει παρατηρηθεί ότι η ινοκιτιόλη αποκαθιστά την παραγωγή αιμοσφαιρίνης στα τρωκτικά.
Antlaşma genel olarak iki ülke arasındaki ilişkileri status quo ante bellum durumuna getirdi.Traktaten genoprettede forholdet mellem de to lande til status quo ante bellum.
Bu gelişmeyi getirdi.Dette medførte en udvikling.
Yoğun kış koşullarının getirdiği tehlikelerle karşı karşıyayız."Vi står over for at blive konfronteret med farerne ved midvinteren".
Ona popülerlik getirdi.Det gjorde ham meget populær.
8 Nisan 2006'da Chris Martin'den ikinci çocuğu, Moses Bruce Anthony Martin'i New York'ta dünyaya getirdi.Deres andet barn, Moses Bruce Anthony Martin, blev født den 8 april 2006 i New York City.
Ayrıca kuzgunun getirdiği mesajda kral ve maiyetinin Winterfell'a doğru yola çıktığı da yazmaktadır.En yderligere meddelelse, anlagt af en ravn, rapporterer, at kongen selv kommer til Winterfell.
Sürgünden dönüşü ona devlet başkanlığını getirdi.Efter sin tilbagetræden blev han rådgiver for landets præsident.
Özellikle Benito Mussolini'ye olan hayranlığını dile getirdi.Benito Mussolini var hans forbillede.
Yapımcılar, ana karakterin yeniden düzenlenmesi için rejenerasyon kavramını getirdi.Producere introducerede konceptet regeneration for at tillade en omcastingning af hovedkarakteren.
Sabinus, Ambiorix'e güvendi ve onun söylediklerini yapmanın doğru olacağına kanaat getirdi.Sabinus stolte på Ambiorix og mente det var klokt å gjøre som han rådet dem.
Yeni Zelanda bunu tamamen sihirli bir yer haline getirdi.Han forvandlet området til et eventyrrike.
Getirdiği yeni bir şey yok.Noe nytt embete fikk han ikke.
Her ikisi de bu kişisel rekabeti savaş meydanına getirdi.De to sønnene slo også inn på den militære løpebane.
2015 yılı yeni değişiklikleri beraberinde getirdi.Programmet gjennomgikk betydelige endringer i 2015.
Gişede pek başarılı olamayan film ABD'ye toplam $10.6 milyon dolar getirdi .Publikum Filmen ble ingen stor publikumssuksess i USA, hvor den innbrakte $10,6 millioner.
22 Ocak 2009'da bir kız çocuğu dünyaya getirdi.22. juni 2005 inngikk han registrert partnerskap med en mann.
Bunun da iyi şans getirdiği söylenir.Også denne fikk gode omtaler.
Ferdinand, 1916'da bu istekleri yerine getirdi.Fabritius oppnådde dette ønsket i 1860.
(Seneca) Timeo Danaos et dona ferentes Yunanlar'dan korkuyorum, özellikle hediye getirdikleri zaman.Timeo Danaos et dona ferentes Kutakut akan orang-orang Yunani dan hadiah yang mereka bawa.
Ancak kitabın getirdiği maddi başarı sonucunda Doré başka İngiliz yayıncılardan da teklifler aldı.Bukunya juga menjadi sebuah finansial sukses, dan Doré menerima komisi dari penerbit Inggris lainnya.
Bu sırada Başbakanlık Müsteşarlığına Turgut Özal'ı getirdi.Pada waktu itu, ia bekerja dekat dengan Perdana Menteri Turgut Özal.