Bazı Kokomo şehri sakinleri bu filmin haksız yere yerel halkı genel olarak kötülediğini dile getirdiler.Sommige inwoners van Grimsby waren boos dat de film hun stad voorstelt als totaal verloederd.
Bu da onu İspanyol düşmanı haline getirdi.Dit veranderde hem in Captain Britain.
Bu başarı ona Avrupa Altın Ayakkabı ödülünü de getirdi.Het had hem eerder ook al de Gouden Schoen opgeleverd.
Bu ordu komutanlığına kendine yakın olan general Belisarius'u getirdi.Dit leger werd aangevoerd door generaal Belisarius.
Sonraki yıllar besteciye ün getirdi ama zenginlik getirmedi.De club draaide de volgende jaren bovenaan de rangschikking mee, maar kon geen promotie afdwingen.
Bu başarısı ona SHP'den Bakırköy Belediye Başkanlığını getirdi.De onderscheiding werd hem uitgereikt door de burgemeester van Genk.
Su getirdik.We hebben water meegebracht.
Onu hiç aklına getirdin mi?Heb je dat wel eens bedacht?
Bayan Smith ikinci çocuğunu dünyaya getirdi.Mevrouw Smith heeft haar tweede kindje ter wereld gebracht.
Hinokitiol'ün kemirgenlerde hemoglobin üretimini eski haline getirdiği gösterilmiştir.Er is aangetoond dat Hinokitiol de hemoglobine productie bij knaagdieren herstelt.
López Aguilar ayrıca Katalunya'nın yerel partisi Convergència i Unió'nun iki teklifini de dile getirdi.López Aguilar przedstawił również dwie propozycje regionalnej, katalońskiej partii Konwergencja i Jedność.
Konuşmaktan imtina etmenin kendisine iç huzuru getirdiğine inanıyordu.Wierzył, że powstrzymywanie się od mówienia przynosi mu wewnętrzny spokój.
Bunun da iyi şans getirdiği söylenir.Mówiono, że przynosi pecha.
Getirdiği şarabı içmektelerken ev sahibi Benoit kirayı almak için gelir.Gdy piją, przybywa po czynsz właściciel domu – Benoît.
Bu nedenle manastıra yeni katı kurallar getirdi.Wprowadził w klasztorze wyjątkowo surową regułę.
Ülkesini, 1967 yılında resmi olarak dünyadaki ilk ateist devlet haline getirdi.W roku 1967 władze ogłosiły Albanię pierwszym na świecie państwem całkowicie ateistycznym.
Performansı onu ülke çapında popüler hale getirdi.Dzięki swym występom stał się popularny w całym kraju.
Ekim ayında, Südet Krizi Avrupa'yı savaşın eşiğine getirdi.W październiku My Chem ruszyli na podbój Europy.
Çocuklara bu hediyeleri Noel Baba'nın getirdiği söylenir.Dzieci proszą Świętego Mikołaja o prezenty.
Daha büyük kararlılıklarını dile getirdiler.Podejmowali oni najistotniejsze decyzję.
Gördüğün rüyayı yerine getirdin.Osiągnął wszystko, o czym marzył.
Marlower, modern bilimin getirdiği yeni sınırların karşısında büyülenmiş ve dehşete düşmüştü.Marlowe był zafascynowany nowymi możliwościami, jakie stwarzała nowoczesna nauka, ale i obawiał się ich.
Forum'un sonunda katılımcılar, UEFA Şampiyonlar Ligi Finalini izleme geleneğini yerine getirdi.Na zakończenie forum wszyscy uczestnicy zgodnie z tradycją na żywo obejrzeli Finał Ligi Mistrzów UEFA.
Bu süreç ona Akademi ödülünü getirdi.Stypendium na to przyznał mu DAAD.
Özellikle Benito Mussolini'ye olan hayranlığını dile getirdi.Opowiedział się za Benito Mussolinim.
1993 yılında çıkan Rid of Me albümü PJ Harvey'ye ilk Mercury Ödülleri adaylığını getirdi.Za Rid of Me PJ Harvey zdobyła swoją pierwszą nominację do prestiżowej nagrody Mercury Prize (1993).
Yeterince tokatladığına inanınca da usturaları bu hale niçin getirdiğimi sordu.Na pytanie, dlaczego poćwiartował zwłoki, odpowiadał, że chciał je wynieść w kawałkach.
1918 başlarında, Baküde Bolşevik idarede birçok görev yerine getirdi.Na początku 1918 odbył misję wywiadowczą w szeregach wojsk bolszewickich.
Parçayı daha anlaşılır bir hale getirdik.Przyczynia się to do jaśniejszego obrazu.
Beni tutukladılar ve Osmanlı komutanının yanına getirdiler.Zajęły ją i spotkały się z wojskami osmańskimi.
Getirdikleri bitki örnekleri arasında patates de vardır.Wśród eksponowanych roślin znajdowały się między innymi okazy ziemniaka.
29 Ekim 1935'te Irma ile dünyaya getirdikleri kızları Ingrid doğmuştur.29 października 1935 roku urodziła im się pierwsza córka – Ingrid.
22 Ocak 2009'da bir kız çocuğu dünyaya getirdi.22 grudnia 2015 roku na świat przyszła córka.
Millikan 1921 ve 1945 yılları arası bu görevi yerine getirdi.Muldoon piastował to stanowisko od 1921 do 1924.
"Bunları bu hâle kim getirdi?" diye sorar.Zapytał: „Co oni tam robią?”
Nabucco, Verdi’ye ilk büyük başarısını getirdi.Galileo Galilei dokonał pierwszych obserwacji.
Hâkimse, bunu hükümetin "propaganda mekanizmasına" bağladığını dile getirdi.Kobieta opisała ten wyrok jako element „propagandowej machiny” rządu.
Her ikisi de görevini başarıyla yerine getirdi.Oba zadania zostają pomyślnie zrealizowane.
Bu yasanın getirdiği bir başka sonuç da, "dışarıdan gerilim" yerine "içeriden denetim"in getirilmiş olmasıdır.Jestem świadomy tego niejako z zewnątrz, a zarazem akceptuję ten rodzaj „wglądu” od wewnątrz.
Britanyalı yorumcu Graham Norton da şakayı komik bulmadığını dile getirdi.Ale jak stwierdził Flapjack, wcale nie jest śmieszny.
Bu rüzgarların getirdiği yağmur bulutları yağmura dönmesinde rol oynar.Mają nadzieję, że zbierające się tam chmury przyniosą upragniony deszcz.
Daha sonra SS muhafızları fazla ceset yakmak için ek benzin kutuları getirdi ve cesetler yakıldı.Napastnicy oblali ciała zabitych benzyną i podpalili.
Başı Aişe'nin göğsüne dayalı şekilde kelime-i şehadet getirdi.Niech wejdzie mi do piersi twój dziób jak siekiera.
Annesi ona kurabiye getirdi.Jego mama przynosi za niego kanapki do szkoły.
Bu geziler her ikisini de çok iyi ve yakın dostlar haline getirdi.Tamtej nocy Jeździec i jego towarzyszka podróży zbliżyli się bardzo do siebie stając się dobrymi przyjaciółmi.
Android 8.0 "Oreo" cihaza yeni özellikler getirdi. ^ SitesiAndroid 8.0 Oreo oficjalnie.
Askerlerimiz düşmanı kovaladılar ve avladıklarını ve kadınları ve çocukları, getirdiler.Ci natychmiast ścięli woźnicę, który prosił, żeby oszczędzili kobiety i dzieci.
Yerine Cees Lok'u getirdi.Na jego miejsce przyszedł Cayce Clayton.
Bu başarılar ona 1969'un Doğu Almanya'da Yılın Kadın Sporcusu ödülünü getirdi.Otrzymał za to zwycięstwo tytuł Sportowca Roku RFN w 1964.
Olivier daha sonra bunu kabullendi ve performansı ona ilk Oscar adaylığını getirdi.Kreacja Olivii zdobyła uznanie krytyki i zaowocowała pierwszą nominacją do Oscara, dla aktorki drugoplanowej.
Birçok toplumca şans getirdiğine inanılır.Zyskiwało mu to sporą popularność w społeczeństwie.
Liderler, ortak basın toplantısında, görüşmelerle ilgili memnuniyetlerini dile getirdiler.Na końcowej konferencji prasowej organizatorzy wyrazili zadowolenie z wyników oglądalności.
14 Eylül 2005'te ilk oğlu Sean Preston'ı dünyaya getirdi.14 września 2005 roku urodziła swojego pierwszego syna, Seana Prestona Federline.
Fakat baktılar ki Cumhuriyet idaresi Kürtlere daha ağır baskılar getirdi.Również władze księstwa przeciwne były wzmacnianiu pozycji inkwizytorów.
Heath'ın kendisine selef olarak seçtiği William Whitelaw'ı başkan yardımcılığına getirdi.William Whitelaw objął stanowisko jej zastępcy.
Bana ne getirdin?Co dla mnie przyniosłeś?
O, ailesine utanç getirdi.Przyniósł wstyd swojej rodzinie.
O, ailesine utanç getirdi.Przyniosła wstyd swojej rodzinie.
Arkadaşları onu hastaneye getirdiğinde çok geç oldu.Hennes familj slutade snart att ta henne till sjukhuset.
1995 İngiltere okul taşımacılığında kullanılan minibüslerde emniyet kemeri kullanımını zorunlu hale getirdi.Storbritannien inför krav på säkerhetsbälten i alla minibussar som används i skoltransporter.