23 Haziran 1942'de Alman Silah Bakanlığı, 1000 tonluk Landkreuzer P. 1000 Ratte önerisini getirdi.Op 23 juni 1942 stelde het Duitse Ministerie van Bewapening een 1.000 ton zware tank voor, de Ratte (P. 1000).
Julius Schreck tarafından kuruldu ve eski Stoßtrupp üyeleri Maurice ve Heiden'ı yeniden bir araya getirdi.Deze werd geformeerd door Julius Schreck en de oud Stoßtrupp-leden Maurice en Heiden.
Ülkesini, 1967 yılında resmi olarak dünyadaki ilk ateist devlet haline getirdi.Deze had in 1967 zijn land officieel tot 'atheïstische staat' uitgeroepen.
Araplar iki yıl bu şehri tahkim edip bir donanma üssü haline getirdiler.In de volgende jaren gebruikten zij de stad als een marinebasis voor hun vloot.
Meksika yazılarını 1888'de kitap haline getirdi.Haar reportages werden in 1888 uitgegeven in boekvorm onder de titel Six Months in Mexico.
Daha sonra SS muhafızları fazla ceset yakmak için ek benzin kutuları getirdi ve cesetler yakıldı.Haastig werden de lijken door de SS-lijfwachten met benzine overgoten en in brand gestoken.
Ülkedeki tüm çocuklar için ücretsiz ve mecburi eğitim sistemi getirdi.Openbare en kosteloze opvoeding van alle kinderen.
Kabileler arası iç mücadelenin kontrolünü ele geçirerek Maskat ve Umman'ı bir araya getirdi.Beide probeerden door gewapende conflicten of intriges het Mogolhof naar hun hand te zetten.
"Bunları bu hâle kim getirdi?" diye sorar.“En wie heeft dat beslist?”, vroeg ik.
Radcliffe-Brown Britanya antropolojisine Fransız sosyolojisini (asıl olarak da Emile Durkheim) getirdi.Radcliffe-Brown gaf als grote inspiratiebron de socioloog Émile Durkheim aan.
Bu başarısı ona SHP'den Bakırköy Belediye Başkanlığını getirdi.De onderscheiding werd hem uitgereikt door de burgemeester van Genk.
Hinokitiol'ün kemirgenlerde hemoglobin üretimini eski haline getirdiği gösterilmiştir.Er is aangetoond dat Hinokitiol de hemoglobine productie bij knaagdieren herstelt.
Ülkesini, 1967 yılında resmi olarak dünyadaki ilk ateist devlet haline getirdi.W roku 1967 władze ogłosiły Albanię pierwszym na świecie państwem całkowicie ateistycznym.
Forum'un sonunda katılımcılar, UEFA Şampiyonlar Ligi Finalini izleme geleneğini yerine getirdi.Na zakończenie forum wszyscy uczestnicy zgodnie z tradycją na żywo obejrzeli Finał Ligi Mistrzów UEFA.
Millikan 1921 ve 1945 yılları arası bu görevi yerine getirdi.Muldoon piastował to stanowisko od 1921 do 1924.
Her ikisi de görevini başarıyla yerine getirdi.Oba zadania zostają pomyślnie zrealizowane.
Britanyalı yorumcu Graham Norton da şakayı komik bulmadığını dile getirdi.Ale jak stwierdził Flapjack, wcale nie jest śmieszny.
Annesi ona kurabiye getirdi.Jego mama przynosi za niego kanapki do szkoły.
Olivier daha sonra bunu kabullendi ve performansı ona ilk Oscar adaylığını getirdi.Kreacja Olivii zdobyła uznanie krytyki i zaowocowała pierwszą nominacją do Oscara, dla aktorki drugoplanowej.
Liderler, ortak basın toplantısında, görüşmelerle ilgili memnuniyetlerini dile getirdiler.Na końcowej konferencji prasowej organizatorzy wyrazili zadowolenie z wyników oglądalności.
1995 İngiltere okul taşımacılığında kullanılan minibüslerde emniyet kemeri kullanımını zorunlu hale getirdi.Storbritannien inför krav på säkerhetsbälten i alla minibussar som används i skoltransporter.
Bu ünlü yapıtını daha sonra oyun haline getirdi.Den sistnämnda gavs så småningom ut som ett eget spel.
Bereket ve uğur getirdiğine inanılır.Den anses ge lycka och välgång. ^
Dott erkenden liderliği aldı, ama O 'Sullivan durumu 8-8'e ikinci seansın bitiminde getirdi.I semifinalen hade Dott slagit O'Sullivan efter att bland annat ha vunnit andra sessionen med 8-0.
Ancak uluslararası gözlemciler seçimlerle ilgili şüphelerini dile getirdiler.Valet kritiserades dock av internationella valobservatörer.
23 Haziran 1942'de Alman Silah Bakanlığı, 1000 tonluk Landkreuzer P. 1000 Ratte önerisini getirdi.23 червня 1942 Німецькому Міністерству з озброєння був запропонований проект Landkreuzer P. 1000 Ratte.
Ordudaki reform ve getirdiği maliyetler Prusya'da bir anayasal krize sebep oldu.Військові реформи (і видатки на їхнє проведення) спричинили конституційну кризу в Пруссії.
Dışişleri Bakanı Lubomír Zaorálek de taziyelerini dile getirdi.Бачте, міністри окремих закордонних справ образилися на мене.
Bu rolü ona bir Altın Küre ödülü getirdi.Тоді цей результат приніс йому срібну нагороду.
Daha sonra Banaz Çayı'nın getirdiği alüvyonlarla dolanarak bugünkü halini almıştır.Для цього Пила залишив їм гостро заточені інструменти.
Rönesans döneminin getirdiği yeni bilgiler, 15. yüzyıldan sonra Oxford'u oldukça etkilemişti.Пізніша інформація про тофу з'являється щойно в X сторіччі.
Ben çiçekler getirdim.Я приніс квіти.
Bir şişe şarap getirdim.Я приніс пляшку вина.
Bir şişe şarap getirdim.Я принесла пляшку вина.
SS muhafızları, cesetleri daha da yakmak için ilave benzin kutuları getirdi.Příslušníci SS přinesli další benzín k dalšímu pálení mrtvol.
Senato, Quintus Fabius Maximus’u diktatör yetkisiyle göreve getirdi.Nato byl Quintus Fabius Maximus zvolen diktátorem.
Her biri şekerleme ve çörekler getirdiler.Co má věděti každý pekař a cukrář.
Atina'yı, Yunanistan'ın en önemli şehri haline getirdi.Athény se staly nejvýstavnějším městem Řecka.
Forum'un sonunda katılımcılar, UEFA Şampiyonlar Ligi Finalini izleme geleneğini yerine getirdi.Na závěr fóra všichni účastníci tradičně navštívili finále Ligy mistrů UEFA.
29 Ekim 1935'te Irma ile dünyaya getirdikleri kızları Ingrid doğmuştur.29. října 1935 se jim narodila první dcera Ingrid.
Duvak sonunda "tahu"lar (davetlilerin getirdikleri hediyeler) toplanır.Němé -e na konci infinitivu se vypouští: like (mít rád) – liked.
Romanya Kupası'nı ise müzeye getirdi.Říha přichází do muzea.
Polisler eve giderek üzerinde hala daha kurumuş kan izleri olan bıçağı getirdiler.Vyšetřovatelé při prohlídce jeho bytu našli i další lidské pozůstatky a vanu plnou krve.
Yeterince tokatladığına inanınca da usturaları bu hale niçin getirdiğimi sordu.Zmučených věřících se vyptával, proč podstupují taková muka.
Rönesans döneminin getirdiği yeni bilgiler, 15. yüzyıldan sonra Oxford'u oldukça etkilemişti.Od konce 15. století byla výuka na Oxfordu značně ovlivněna renesancí.
I. Petro'nun reformları, Rusya'ya Batı Avrupa'nın önemli kültürel etkilerini getirdi.Reformele lui Petru cel Mare(d) au adus considerabile influențe culturale vest-europene în Rusia.
Papa V. Pius, 1596'da yazdığı yazısında, Dominikus'un 1221 yılında Avrupa'ya tespihi getirdiğini yazmıştı.Papa Pius al V-lea consemna în 1596 ca Dominikus ar fi adus mătăniile în Europa, în anul 1221.
1830'da General Pavel Kiseleff, bataklığı boşaltarak, araziyi halka açık bir bahçe haline getirdi.În 1830, generalul Pavel Kiseleff a dispus secarea bălții și transformarea terenului într-o grădină publică.
Galileo yalnızca ikinci isteği yerine getirdi.Doar ultima dintre aceste cereri a fost îndeplinită de Galileo.
Annesi ona kurabiye getirdi.El intenționează să îi gătească într-o plăcintă pentru mama lor.
Telif haklarını da ihlal etmemek adına bu isimdeki bir harfi değiştirerek Susperia haline getirdiler.Pentru a nu crea confuzie și-au schimbat numele în Cascada.
Tuluy orduyu yönetiyordu ve bu görevi yerine getirdi.Chevalier a făcut acest lucru și a obținut rolul.
Bu dizileri o dönemde çok ses getirdi.Prestația ei a fost foarte contestată la acea vreme.
Almanların o güne kadar bir araya getirdiği en büyük güçlerden biri haline gelmişti.Era una dintre cele mai mari concentrări de forțe germane din toate timpurile.
Savaş esirlerine karşı disiplin cezaları uluslararası hukukun getirdiği kısıtlamalara tabi değildi.Legea internațională nu interziceau transferul de prizonieri de război prin apele neutre.
Devrim yeni bir çağ getirdi.Revoluția a dus la o nouă eră.
Tüm katılımcılar daha fazla tartışmaya ihtiyaçları olduğunu dile getirdiler.A résztvevők mind egyetértettek abban, hogy ez további megbeszéléseket igényel.
İnkalar bu isteğini yerine getirdilerse de Pizarro sözünü tutmadı.Bár ígéretét teljesítette, Pizarro nem engedte szabadon.
Müzik Televizyon Ağı (MTV) 1980'lerde terimi popüler hale getirdi (bkz.Az 1980-as években kezdte használni az MTV (Music Television Network).
14 Eylül 2005'te ilk oğlu Sean Preston'ı dünyaya getirdi.2005. szeptember 14-én született meg Britney első fia, Sean Preston Federline.