Bunun da iyi şans getirdiği söylenir.Il apporte également la bonne fortune.
Getirdiği şarabı içmektelerken ev sahibi Benoit kirayı almak için gelir.Alors qu'ils boivent, le propriétaire, Benoît, fait son apparition avec l'intention de collecter le loyer.
Ancak uluslararası gözlemciler seçimlerle ilgili şüphelerini dile getirdiler.Les observateurs internationaux se sont toutefois montrés critique à l'égard de l'organisation du scrutin.
Pantera, 1988'de Glaze'in yerine Phil Anselmo'yu vokale getirdi.Après plusieurs chanteurs provisoires, Pantera recrute Phil Anselmo pour remplacer Glaze en 1988.
Kömürün yeni yıl için şans getirdiğine inanılır.Ils ont pour but d’apporter plus de chance pour la nouvelle année.
Yerine sezon sonuna kadar yardımcı antrenör Frank Vogel'ı getirdiler.Dès le lendemain de la fin de saison, l'entraîneur Frank Vogel est démis de ses fonctions.
Sultan, haçlılara karşı Aksungur’u kumandanlığa getirdi.Le sultan proclame le jihad contre les croisés.
Sovyetler Birliği, Nazi Almanyası'nı kesin olarak yenince, 1945 ve 1946 yılında konuyu tekrar gündeme getirdi.Après la victoire des Alliés sur l'Allemagne, les Soviétiques reviennent sur la question en 1945 et 1946.
Ott sonra şarkıyı yazar ikili Bennie Benjamin ve Sol Marcus’a tamamlamaları için getirdi.Il en termina ensuite l'écriture à l'aide du partenariat de Bennie Benjamin et Sol Marcus.
Albüm yeniden Demis için başarı getirdi.L'album est une vraie réussite et marque un nouveau départ pour le groupe.
Paris'teki deneyimlerini iki kitap haline getirdi.Elle témoigne de son histoire dans deux livres.
Birçok tarihçi Brejnev ve yönetimine yönelik eleştirilerini dile getirdi.Tant de questions auxquelles Bernier et son équipe vont devoir répondre.
594'te Mauricius, Priscus'u görevden aldı ve yerine deneyimsiz kardeşi Petros'ı getirdi.En 594, Maurice relève Priscus et le remplace par son propre frère, Pierre (en).
Özellikle Benito Mussolini'ye olan hayranlığını dile getirdi.Perón avait de l'admiration pour Benito Mussolini.
4 Ağustos 2001'de Mehmet Özdilek'in jübilesi için Terim takımını Türkiye'ye getirdi.Le 4 août 1996, le corps d'Enver est rapatrié en Turquie depuis le Tadjikistan.
Zerdüşt dinini devletin resmi dini durumuna getirdi.Le retour du religieux dans la sphère publique.
Diğer pek çok önerisinin yanı sıra Devletin de ortadan kaldırılmasını dile getirdi.D'autres hypothèses proposent même de supprimer le Sénat.
1935’te Hitler, Nürnberg Kanunlarını getirdi.1935 : adoption des lois de Nuremberg.
Her ikisi de görevini başarıyla yerine getirdi.Ils étaient tous deux satisfaits de sa performance.
Temmuz 1957 tarihli bir Kanun, beyaz yakalı işçiler için ücretle ilgili bir emeklilik formülü getirdi.Le 13 juillet 1957, la France adopte une loi instituant un congé d'éducation ouvrière pour les salariés.
EON, tüm ekonomik ve sosyal sınıflardaki gençleri bir araya getirdi.Le but est de rassembler en un seul corps les jeunes gens de toutes les couches sociales et économiques.
Avcı'yı da bu yüzden saplantı haline getirdin, değil mi Warren?"On organise de véritables battues. « La chasse aux loups est bien combinée » disait Guyardin.
Dağıldık, toplandık falan çok uzun sürdü." diyerek dile getirdi.On vient juste de se séparer et il faudrait déjà qu'on se réunisse?"
Slavlar tarafından leyleklerin iyi şans getirdiğine ve bir leylek öldürmenin kötü şans getireceğine inanılır.Les slaves voyaient la cigogne comme un porte-bonheur, et tuer l'un de ces oiseaux portait malheur.
Adağını yerine getirdi, isteyerek, ve olması gerektiği gibi.Ce que tu as, tu l’as voulu, alors sois content.
Misyonerlerin dile getirdikleri amaçları tüm Azerbaycan'ın hıristiyanlaşması olmuştur.Les missionnaires voulaient convertir tous les Hawaïens au christianisme.
Gerekçesini de şöyle dile getirdi: ^Selon ses propres mots : « ...
Çocuklara bu hediyeleri Noel Baba'nın getirdiği söylenir.Dans les familles catholiques, les cadeaux sont apportés par l'Enfant Jésus.
McMahon 1984'te Hulk Hogan'ı WWF'e getirdi.Vince McMahon l'engage à la WWF en 1985.
1995 İngiltere okul taşımacılığında kullanılan minibüslerde emniyet kemeri kullanımını zorunlu hale getirdi.En 1976, il devient obligatoire pour les passagers avant d'une voiture de porter la ceinture de sécurité.
Daha genç aktörler ondan etkilendiklerini sık sık dile getirdiler.Néanmoins, il arrive que d'autres comédiens lui prêtent leur voix.
Savaşın getirdiği ağır koşullar yüzünden, János çok küçük yaşlarda çalışmaya başladı.Issu d'un milieu très pauvre, Howard Fast est contraint de travailler dès l'âge de dix ans.
Ülkesini, 1967 yılında resmi olarak dünyadaki ilk ateist devlet haline getirdi.Il proclame en 1967 l'Albanie « premier État athée du monde ».
"RAB'bin yardımıyla bir oğul dünyaya getirdim" dedi.Arrigo en eut un fils qu'il appela Dio t'aiuti (Dieu t'assiste).
Elektrik lambası gerçek bir devrimdi ama bu da kendi sorunlarını getirdi.Bien sûr les radiations allaient leur être fatales, mais en quoi cela nous concernait-il ?
Bu sefer sırasında gayet başarılı görevler yerine getirdi.Cette fois-ci, on leur a confié une mission plutôt bien payée.
1870'in konfederasyon ordusunu gerçek bir Alman ordusu haline getirdi.Après la guerre de 1870, Strasbourg devient en effet une base importante de l'armée allemande.
General Mills, 2001 yılında Pillsbury'yi satın aldı ve ortak girişime olan ilgisini yerine getirdi.En 2001, General Mills fusionne avec Pillsbury.
"Bunları bu hâle kim getirdi?" diye sorar.Ils demandèrent : " Comment est-il arrivé là ? "
O 'nun dayanıklılığı ve inatçı güreşi ona bu başarıyı getirdi.Son habileté technique et sa très forte endurance lui permettent cette performance.
Burada Alaska'dan getirdiği kürkleri satarak ticaret yaptı.Il vend les fourrures achetées en Alaska et partage le profit avec son équipage.
Bu vaat gerçekleşti ve Tarquinius, Latinlerden ve Romalılardan müteşekkil bir ordu meydana getirdi.Cette décision est respectée et Tarquin forme ainsi des unités combinées entre Romains et Latins.
Beth adında bir kız çocuk dünnyaya getirdi.Une autre fille nommée Beth s'avère être une chimère.
Sana küçük bir şey getirdim.Te he traído una cosita.
Kara kedilerin kötü şans getirdiklerine inanmıyorum.No creo que los gatos negros den mala suerte.
Seninkini getirdin mi?¿Trajiste la tuya?
O, bugün onun öğle yemeğini getirdi.Hoy se ha traído su almuerzo.
Beni buraya getirdiğiniz için teşekkürler.Gracias por traerme aquí.
O bana bir bardak çay getirdi.Me trajo un vaso de té.
Biz oturur oturmaz, o bize kahve getirdi.En cuanto nos sentamos, nos trajo café.
Beni evime kadar getirdiğin için teşekkür ederim.Gracias por traerme (en coche) hasta mi casa.
Sana biraz yiyecek getirdim.Te traje comida.
Tom ne getirdi?¿Qué trajo Tom?
Tom kimi getirdi?¿A quién trajo Tom?
Onu geri getirdim.Ya lo traje de vuelta.
Bilgisayarını getirdiğin için teşekkür ederim.Gracias por traer tu ordenador.
Dün gece bana getirdiğin muzların hepsi kötüydü.Los plátanos que me trajiste anoche estaban todos malos.
Tom Mary'yi partimize getirdi.Tom trajo a Mary a nuestra fiesta.
Bizi buraya kim getirdi?¿Quién nos ha traído aquí?
Bana ne getirdin?¿Qué me has traído?