Dul eşi, koleksiyonunu Aachen'a getirdi ve Meigen'in düzenlemesine bıraktı.His widow brought his collection to Aachen and got Meigen to determine it.
Erlewine ayrıca No. 4'ün "tüm [STP'nin] güçlü yanlarını bir araya getirdiğini" yorumladı.[1]Erlewine also commented that No.4 "consolidates all [of STP's] strengths."[1]
2013 yılında Nissan Latio’yu Filipinlerde ve Malezya’da Almera’ya getirdi.Im Jahr 2013 führte Nissan den Latio als Almera auf den Philippinen und in Malaysia ein.
Fakat, modern astronotlar bu çıkmaza cevap olabilecek bir açıklama getirdiler.Astronomen haben mittlerweile eine mögliche Erklärung dafür gefunden.
Bu evlillikten daha sonra Engincan ve Melisa adından iki çocuk dünyaya getirdi.Aus dieser Ehe gingen ihre beiden Kinder Engincan und Melisa hervor.
1965-1967 yılları arasında askerlik görevini yerine getirdi.Er absolvierte von 1965 bis 1967 seinen Militärdienst.
Bunun da iyi şans getirdiği söylenir.Zudem gilt er als Glücksbringer.
Kömürün yeni yıl için şans getirdiğine inanılır.Man glaubt, dass der Finder der Münze im folgenden Jahr Glück haben wird.
Bu nedenle manastıra yeni katı kurallar getirdi.Dadurch kamen auch neue Besitzungen an das Kloster.
Born’u yarı resmi asistan pozisyonuna getirdi.Für Übersetzungsaufgaben erhielt Aubin eine halbe Assistentenstelle.
Ambiorix'in ortadan kaldırılmasıyla Sezar artık Galya'nın tamamen kontrol altına alındığına kanaat getirdi.Kleopatra schien nun durch Caesars Unterstützung die gesamte Macht in den Händen zu halten.
8 Nisan 2006'da Chris Martin'den ikinci çocuğu, Moses Bruce Anthony Martin'i New York'ta dünyaya getirdi.Außerdem haben sie zusammen einen am 9. April 2006 in New York geborenen Sohn namens Moses Bruce Anthony.
Ancak prodüksiyon sözleşmenin getirdiği kısıtlamalar nedeniyle ertelendi.Weiter sind der Miniaturisierung aufgrund dieses Herstellungsverfahrens Grenzen gesetzt.
Getirdiği yeni bir şey yok.Er beinhalte nichts Neues.
Bu gelişmeyi getirdi.Durch diesen erfolgte der Ausbau.
1935’te Hitler, Nürnberg Kanunlarını getirdi.1935 traten die „Nürnberger Gesetze“ in Kraft.
Su getirdik.Nous avons apporté de l’eau.
Performansı onu ülke çapında popüler hale getirdi.Sa performance l'a rendue populaire dans tout le pays.
Konuşmaktan imtina etmenin kendisine iç huzuru getirdiğine inanıyordu.Il croyait que s'abstenir de parler lui amenait la paix intérieure.
Aynı anda yanlarında getirdikleri yerli ölür.Il est alors mis à mort par les indigènes.
Birçok toplumca şans getirdiğine inanılır.Il a apporté du bonheur à beaucoup de gens.
Getirdiği şarabı içmektelerken ev sahibi Benoit kirayı almak için gelir.Alors qu'ils boivent, le propriétaire, Benoît, fait son apparition avec l'intention de collecter le loyer.
Yerine sezon sonuna kadar yardımcı antrenör Frank Vogel'ı getirdiler.Dès le lendemain de la fin de saison, l'entraîneur Frank Vogel est démis de ses fonctions.
Ott sonra şarkıyı yazar ikili Bennie Benjamin ve Sol Marcus’a tamamlamaları için getirdi.Il en termina ensuite l'écriture à l'aide du partenariat de Bennie Benjamin et Sol Marcus.
Özellikle Benito Mussolini'ye olan hayranlığını dile getirdi.Perón avait de l'admiration pour Benito Mussolini.
Her ikisi de görevini başarıyla yerine getirdi.Ils étaient tous deux satisfaits de sa performance.
Slavlar tarafından leyleklerin iyi şans getirdiğine ve bir leylek öldürmenin kötü şans getireceğine inanılır.Les slaves voyaient la cigogne comme un porte-bonheur, et tuer l'un de ces oiseaux portait malheur.
Çocuklara bu hediyeleri Noel Baba'nın getirdiği söylenir.Dans les familles catholiques, les cadeaux sont apportés par l'Enfant Jésus.
Bu sefer sırasında gayet başarılı görevler yerine getirdi.Cette fois-ci, on leur a confié une mission plutôt bien payée.
O 'nun dayanıklılığı ve inatçı güreşi ona bu başarıyı getirdi.Son habileté technique et sa très forte endurance lui permettent cette performance.
Bu vaat gerçekleşti ve Tarquinius, Latinlerden ve Romalılardan müteşekkil bir ordu meydana getirdi.Cette décision est respectée et Tarquin forme ainsi des unités combinées entre Romains et Latins.
Sana biraz yiyecek getirdim.Te traje comida.
Bilgisayarını getirdiğin için teşekkür ederim.Gracias por traer tu ordenador.
Bizi buraya kim getirdi?¿Quién nos ha traído aquí?
Bana ne getirdin?¿Qué me has traído?
Tom'u eve getirdiğin için teşekkürler.Gracias por haber traído a Tom a casa.
Şiddetli yağmurlar neredeyse tüm kara ve demiryolu trafiğini durma noktasına getirdi.Las lluvias torrenciales dejaron intransitables casi todas las vías y caminos.
Antlaşma genel olarak iki ülke arasındaki ilişkileri status quo ante bellum durumuna getirdi.El tratado restauró en mayor parte las relaciones entre los dos países al statu quo ante bellum.
1973 Formula 1 sezonu için, Ecclestone Gordon Murray’i şef tasarımcılığa getirdi.Para la temporada de 1973, Ecclestone promovió al ingeniero Gordon Murray a jefe de diseño.
Bu saldırılar imparatorluğa düzensizlik ve kaos getirdi.Los ataques hunos trajeron inestabilidad y caos al reino.
Hugh geldi ve karakterde ne varsa onu getirdi; huysuzluk, siyaseten yanlışlık.Y Hugh llegó e incorporó todo al personaje, lo que no era políticamente correcto, lo rudo.
Bu deneylerin yürütülmesinde ve sonuçların yorumlanmasında yeni zorluklar getirdi.Esto presentó nuevos retos en el desarrollo de experimentos y en la interpretación de resultados.
Ülkesini, 1967 yılında resmi olarak dünyadaki ilk ateist devlet haline getirdi.El país fue declarado oficialmente como el primer estado ateo del mundo.
14 Eylül 2005'te ilk oğlu Sean Preston'ı dünyaya getirdi.El 14 de septiembre de 2005, la cantante dio a luz a su primer hijo, Sean Preston.
Gerekçesini de şöyle dile getirdi: ^Él explicó su conducta diciendo: ".
Şarkının beraberinde getirdiği müzik videosunu Roman White yönetmiştir.El video musical de la canción fue dirigido por Roman White.
Yapıtın ilk gösterimi 1937’de gerçekleşti ve Orff’a büyük ün getirdi.La primera representación, en 1937, fue un gran adelanto estilístico que trajo rápidamente fama a Orff.
Getirdiği yeni bir şey yok.No he traído nada...
Ordusunu Goryeo'ya karşı çevirmeden önce Kral Gyeongsun'u kukla hükümdar olarak başa getirdi.Luego nombró al rey Gyeongsun como su monarca títere antes de dirigir su ejército hacia Goryeo.
Toplam doğurganlık hızı, nüfus başına bir kadının yaşamı boyunca dünyaya getirdiği ortalama çocuk sayısıdır.La Tasa total de fecundidad es el número promedio de hijos nacidos por cada mujer.
Aynı zamanda süper ölçekliydi, fakat getirdiği asıl yenilik sıra dışı işleyişindeydi.Era también superescalar, pero su gran innovación fue ser "out-of-order".
Pantera, 1988'de Glaze'in yerine Phil Anselmo'yu vokale getirdi.Pantera reclutó al vocalista Phil Anselmo para reemplazar a Glaze en 1987.
Bu ünlü yapıtını daha sonra oyun haline getirdi.Pronto destacó como virtuoso de este instrumento.
Bu, kariyerinde önemli gelişmeler getirdi.Esto desarrolló enormemente su carrera.
Bu sefer sırasında gayet başarılı görevler yerine getirdi.Durante ese período realizó una fructífera labor.
Annesi ona kurabiye getirdi.He hecho una tarta para ti.
Konsorsiyum, George Burley'i hızla takımın teknik direktörlüğüne getirdi.En este equipo se ha reencontrado con George Burley como manager.
40 saniye kala Murat Evliyaoğlu'nun üçlüğü skoru 84-83'e getirdi.Fortuna anotó el tiro libre que puso el marcador 84 a 83 a favor de los Constituyentes.
Evlendikten altı yıl sonra, Aydın isimli ikinci çocuğunu dünyaya getirdi.Tres años después daría a luz a su segundo hijo.
"Bunları bu hâle kim getirdi?" diye sorar.¿Me pregunto quién empezó eso?'