Bu durum savaşı kaçınılmaz hale getirdi.Mit diesem Zwischenfall war ein Krieg unvermeidlich geworden.
O bir oğlan çocuğu dünyaya getirdi.Elle a accouché d'un garçon.
Hükümet ajanları gibi giyinmiş olan gangsterlerden ikisi Maranzano'nun adamlarını silahsız hale getirdiler.Déguisés en agents du gouvernement, deux des gangsters désarment les gardes du corps de Maranzano.
Vernon sert fakat teşvik edici bir insandı ve eğitimini bir öncelik haline getirdi.Vernon Winfrey est strict, mais encourageant et fait de son éducation une priorité.
Konuşmaktan imtina etmenin kendisine iç huzuru getirdiğine inanıyordu.Il croyait que s'abstenir de parler lui amenait la paix intérieure.
Arkadaşı Pierre Matisse, bu isteği yerine getirdi.Son ami Pierre Matisse fut son exécuteur testamentaire.
Yoğun kış koşullarının getirdiği tehlikelerle karşı karşıyayız."Nous sommes sur le point d'être confrontés avec les rigueurs de l'hiver ».
Prens Wrede, Palatinate bölgesine zapt etmek için Bavyera ordusunun yarısını buraya getirdi.Le Prince Wrede mena ainsi la moitié de l'armée bavaroise dans le Palatinat pour soumettre la province.
O ise, "Ben aldığım emri yerine getirdim.Alors Allah jura : "Dans mon pouvoir !
Aynı anda yanlarında getirdikleri yerli ölür.Il est alors mis à mort par les indigènes.
Annesi ona kurabiye getirdi.Il présente sa tarte.
Birçok toplumca şans getirdiğine inanılır.Il a apporté du bonheur à beaucoup de gens.
Kayınvalide Hoş geldin, safâ getirdin, hayırlı uğurlu ol inşallah der ve al duvağını açar.Craignez Allah et parlez avec droiture afin qu'il améliore vos actions et vous pardonne vos péchés.
Ancak uluslararası gözlemciler seçimlerle ilgili şüphelerini dile getirdiler.Les observateurs internationaux se sont toutefois montrés critique à l'égard de l'organisation du scrutin.
Sultan, haçlılara karşı Aksungur’u kumandanlığa getirdi.Le sultan proclame le jihad contre les croisés.
Sovyetler Birliği, Nazi Almanyası'nı kesin olarak yenince, 1945 ve 1946 yılında konuyu tekrar gündeme getirdi.Après la victoire des Alliés sur l'Allemagne, les Soviétiques reviennent sur la question en 1945 et 1946.
Birçok tarihçi Brejnev ve yönetimine yönelik eleştirilerini dile getirdi.Tant de questions auxquelles Bernier et son équipe vont devoir répondre.
594'te Mauricius, Priscus'u görevden aldı ve yerine deneyimsiz kardeşi Petros'ı getirdi.En 594, Maurice relève Priscus et le remplace par son propre frère, Pierre (en).
Diğer pek çok önerisinin yanı sıra Devletin de ortadan kaldırılmasını dile getirdi.D'autres hypothèses proposent même de supprimer le Sénat.
Her ikisi de görevini başarıyla yerine getirdi.Ils étaient tous deux satisfaits de sa performance.
Dağıldık, toplandık falan çok uzun sürdü." diyerek dile getirdi.On vient juste de se séparer et il faudrait déjà qu'on se réunisse?"
Slavlar tarafından leyleklerin iyi şans getirdiğine ve bir leylek öldürmenin kötü şans getireceğine inanılır.Les slaves voyaient la cigogne comme un porte-bonheur, et tuer l'un de ces oiseaux portait malheur.
Çocuklara bu hediyeleri Noel Baba'nın getirdiği söylenir.Dans les familles catholiques, les cadeaux sont apportés par l'Enfant Jésus.
1995 İngiltere okul taşımacılığında kullanılan minibüslerde emniyet kemeri kullanımını zorunlu hale getirdi.En 1976, il devient obligatoire pour les passagers avant d'une voiture de porter la ceinture de sécurité.
"RAB'bin yardımıyla bir oğul dünyaya getirdim" dedi.Arrigo en eut un fils qu'il appela Dio t'aiuti (Dieu t'assiste).
Elektrik lambası gerçek bir devrimdi ama bu da kendi sorunlarını getirdi.Bien sûr les radiations allaient leur être fatales, mais en quoi cela nous concernait-il ?
Sana küçük bir şey getirdim.Te he traído una cosita.
Kara kedilerin kötü şans getirdiklerine inanmıyorum.No creo que los gatos negros den mala suerte.
O, bugün onun öğle yemeğini getirdi.Hoy se ha traído su almuerzo.
Beni buraya getirdiğiniz için teşekkürler.Gracias por traerme aquí.
Beni evime kadar getirdiğin için teşekkür ederim.Gracias por traerme (en coche) hasta mi casa.
Tom ne getirdi?¿Qué trajo Tom?
Bilgisayarını getirdiğin için teşekkür ederim.Gracias por traer tu ordenador.
Tom Mary'yi partimize getirdi.Tom trajo a Mary a nuestra fiesta.
Ben de sana bir şey getirdim.Yo también te he traído una cosa.
Şiddetli yağmurlar neredeyse tüm kara ve demiryolu trafiğini durma noktasına getirdi.Las lluvias torrenciales dejaron intransitables casi todas las vías y caminos.
Yoğun kış koşullarının getirdiği tehlikelerle karşı karşıyayız."Estamos al borde de ser confrontados con los peligros del invierno profundo".
Bu arada AGİT'in Sırbistan Heyeti de meseleyle ilgili endişelerini dile getirdi.The OSCE Mission to Serbia, meanwhile, has voiced concern over the matter.
Öte yandan iktidar partileri yeni anayasadan memnuniyetlerini dile getirdiler.The ruling parties, on the other hand, have voiced satisfaction with the new constitution.
Ankete katılanların yüzde 11’i, finansal sorunların tatil planlarını baltaladığını dile getirdi.About 11% said that financial problems have put a damper on their holiday plans.
ABD'nin Makedonya Büyükelçiliği de olaylardan duyduğu ciddi kaygıları dile getirdi.The US Embassy in Macedonia also expressed serious concern over the incidents.
Eurovision Şarkı Yarışması Balkan Ülkelerini Biraraya GetirdiEurovision Song Contest Brings Balkan Countries Together
Makedonya alkol satışlarına kısıtlama getirdiMacedonia restricts alcohol sales
Amerikalıları ülkeye getirdiğimizde, söz kulaktan kulağa yayılacaktır.Once we bring Americans to the country, they will spread the word.
Birinci Dünya Savaşı Trajedisi Gelibolu'ya Dostluk GetirdiWorld War I Tragedy Brings Friendship in Gallipoli
Lajcak, son yaşanan gelişmelerden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.Lajcak expressed satisfaction with recent developments.
On beş "eski" AB ülkesinin (AB15) çoğu kısıtlamalar getirdiler.Most of the 15 "old" EU nations (EU15) have announced restrictions.
Bundan kısa süre sonra da İrlanda benzer kısıtlamalar getirdi.Shortly after that Ireland followed suit with similar restrictions.
BHF Eğitim Bakanlığı sorunla ilgilenmesi için bir çalışma grubu meydana getirdi.The FBiH Ministry of Education has established a working group to deal with the issue.
Bazı Fransız yetkililer de bu tedbire itirazlarını dile getirdiler.Some French officials also have voiced opposition to the measure.
34 yaşındaki Banja Lukalı bir avukat olan Nikola da benzer dile getirdi.Nikola, 34, a Banja Luka lawyer, expressed a common sentiment.
Caviç, Mart ayına kadar anlaşma sağlamanın doğru yol olduğu şeklindeki inancını dile getirdi.Cavic expressed his belief that this was the right way to achieve agreement by March.
Yapılacak bir anlaşmanın metnini Rusya Maliye Bakanlığı ile uyumlu hale getirdik." dedi.We have harmonised the text of an agreement with the Russian Ministry of Finance," said Stavrevski.
Bu ayın başlarında, Avrupa Komisyonu (AK) da anlaşmadan duyduğu kaygıyı dile getirdi.Earlier this month, the European Commission (EC) also voiced concern about the deal.
AB, polis gönderme kararıyla ilgili kaygılarını dile getirdi.The EU has expressed concern about the decision to deploy the police.
BH'li seçmenler 2006 yılında milliyetçilere iktidara getirdiler. [Getty Images]BiH voters brought the nationalists to power in 2006. [Getty Images]
Türkiye'nin üçlü diplomasisi somut sonuçlar getirdi.Turkey's trilateral diplomacy brings tangible results.
Yetkililer, ülkenin AB üyeliği için gereken bir şartı daha yerine getirdiğini söylüyorlar.Officials say the country has cleared another requirement for EU membership.
Film, Marko Todoroviç'e de En İyi Erkek Oyuncu Ödülünü getirdi.The film also garnered a Best Actor for Marko Todorovic.
Yerel Sırplar derhal kaygılarını dile getirdiler.Local Serbs immediately expressed concern.