Ana içeriğe geç
Sözlük

getirdi ile cümle

getirdi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Acil bir telgraf onu Tokyo'ya aceleyle geri getirdi.An urgent telegram brought her hurrying back to Tokyo.
Başkan, danışmanlarını bir konferans için bir araya getirdi.The president assembled his advisers for a conference.
Burs onun eğitimine devam etmesini mümkün hale getirdi.The scholarship made it possible for him to continue his education.
Kısa bir yürüyüş beni göle getirdi.A short walk brought me to the lake.
Kız bana bir kırmızı ve bir beyaz gül getirdi.The girl brought me a red and a white rose.
Kız bana bir kırmızı beyaz gül getirdi.The girl brought me a red and white rose.
Yemeklerden sonra dişlerimi fırçalamayı kural haline getirdim.I make it a rule to brush my teeth after meals.
Yeni patron şirketi daha iyi bir hale getirdi.The new boss has whipped the company into shape.
Birkaç dakikalık yürüyüş bizi parka getirdi.A few minutes' walk brought us to the park.
Birkaç dakikalık yürüyüş beni parka getirdi.A few minutes' walk brought me to the park.
Hükümet azınlık gruba sınırlamalar getirdi.The government clamped down on the minority group.
Onun gençliğindeki azim ve çalışkanlığı onu bugünkü durumuna getirdi.His perseverance and diligence in his youth have made him what he is today.
Geçen ay bizim yirmi yaşındaki kızımız bir kız bebek dünyaya getirdi.Last month our twenty-year-old daughter gave birth to a baby girl.
Savaş kente ölüm ve yıkım getirdi.The war brought about death and destruction in the city.
Savaş ülkeye yıkım getirdi.The war brought ruin to the country.
Şirketi bugünkü durumuna büyükbabam getirdi.My grandfather made the company what it is today.
Beni bugünkü durumuma büyükbabam getirdi.My grandfather has made me what I am.
Şiddetli yağmur sel getirdi, hasara sebep oldu.The heavy rain brought the flood, causing damage.
Büyük bir ateş bütün kasabayı kül haline getirdi.The big fire reduced the whole town to ashes.
Başkan'ın konuşması Amerikan halkında bir değişiklik getirdi.The President's speech brought about a change in the American people.
Birisi bize bir miktar üzüm getirdi.Someone has brought us some grapes.
Seni buraya kim getirdi?Who made you come here?
Telefonun icadı, uzak mesafelerdeki insanlarla haberleşmeyi mümkün hale getirdi.The invention of the telephone made it possible to communicate with people far away.
Japonya'nın nüfusu İngiltere ve Fransa'nın bir araya getirdiği nüfustan daha büyüktür.Japan's population is larger than that of Britain and France put together.
Karısı ikiz erkekler dünyaya getirdi.His wife gave birth to twin boys.
Birkaç dakikalık yürüyüş onu hayvanat bahçesine getirdi.A few minutes' walk brought him to the zoo.
Birkaç turistik eşyayı geri getirdi.He brought back several souvenirs.
O, kazaya ayrıntılı bir açıklama getirdi.He gave a detailed description of the accident.
O, bayana bir bardak su getirdi.He got the lady some water.
Aşırı çalışması ona hastalık getirdi.His overwork brought on an illness.
Bugün öğle yemeğini getirdi.He brought his lunch today.
O, bize üzücü haber getirdi.He brought us sad news.
O bizi her ziyaret etmesinde bize küçük bir hediye getirdi.He brought us a small gift each time he called on us.
Bana takımımızın kazandığı haberini getirdi.He brought me the news that our team had won.
O, arabasında beni geri getirdi.He brought me back in his car.
Newsweek dergisine gönderdiği bir mektupta görüşünü dile getirdi.He voiced his opinion in a letter to the Newsweek magazine.
O bir devlet adamı işlevlerini yerine getirdi.He fulfilled the functions of a statesman.
Onun başını desteklemek için birkaç yastık getirdi.He fetched a few cushions to prop up her head.
O görevini yerine getirdi.He accomplished his mission.
O, onu bizim yerimize getirdi.He brought her to our place.
Hepsi onun ölümünden duyduğu üzüntüyü dile getirdi.They all expressed regret over her death.
Tekrarlanan suçları onu mahkemeye getirdi.His repeated delinquencies brought him to court.
Elmalar, portakalllar, ve benzerlerini getirdi.She brought apples, oranges, and so on.
Elma, portakal falan getirdi.She brought apples, oranges, and so on.
Onun yanında getirdiği çocuk çok yakışıklıydı.The boy who she brought with her was very handsome.
Onun çığlığı polisi getirdi.Her scream brought the police.
Başarısı onu kıskançlık hedefi haline getirdi.Her success made her the target of jealousy.
Onun hikayesi mutlu çocukluğumuzu geri getirdi.Her story brought back our happy childhood.
Çiçekler onun keyfini yerine getirdi.The flowers cheered her up.
O, mutlu şekilde ricamı yerine getirdi.She happily granted my request.
Onun evliliği ailesine mutluluk getirdi.Her marriage brought happiness to her parents.
O, bugün onun öğle yemeğini getirdi.She brought his lunch today.
O bana bir bardak çay getirdi.She brought a cup of tea to me.
O, bana bir fincan çay getirdi.She brought a cup of tea to me.
Babam beni buraya arabayla getirdi.My father brought me here by car.
Babam her sabah yürümeyi bir kural haline getirdiMy father makes it a rule to take a walk every morning.
Avukat yeni bir kanıt gündeme getirdi.The lawyer brought up new evidence.
Yaklaşık bir saatlik yürüyüş bizi göle getirdi.About an hour's walk brought us to the lake.
Beni buraya getirdiğiniz için teşekkürler.Thanks for bringing me here.
Biz oturur oturmaz, o bize kahve getirdi.As soon as we sat down, she brought us coffee.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod