Sovyet birlikleri geri çekilmeye başladılar.Oddziały polskie zaczęły wycofywać się.
İngilizler geri çekilmeye başladı.Anglicy więc wycofali się.
Bu çatışma, malzeme eksikliği nedeniyle Kuşanların geri çekilmesiyle sonuçladı.Konflikt zakończył się wycofaniem Kuszanów z powodu braków w zaopatrzeniu.
Bu geri çekilme kısa süre sonra bir bozguna dönüşmüştür.W tym momencie niewiele brakowało, aby odwrót zamienił się w klęskę.
Avusturya kuvvetleri arasında kopukluk ve geri çekilme baş gösterdi.Wywołało to w sztabie austriackim zamieszanie i niepokój.
Böylece Türklerin Sakarya Muharebesi’ne kadar sürecek bir geri çekilme süreci başlamış oldu.Umożliwiło to obrońcom wycofanie się, przed nadejściem tureckich posiłków.
Silahlı direniş gösterildi ve Yunanlar geri çekilmek zorunda kaldı.Wywiązała się strzelanina, siły policyjne musiały się wycofać.
Almanlar zamanla geri çekilmeye başladılar.Tyskarna tvingades tillfälligt dra sig tillbaka.
Bu çatışma, malzeme eksikliği nedeniyle Kuşanların geri çekilmesiyle sonuçladı.Konflikten slutade med att kushanerna drog sig tillbaka på grund av brist på proviant.
Yine de Termopylae'deki durumun haberi alınınca Grek müttefik donanması geri çekilme kararı almıştır.Då nyheten om tillbakadragandet från Thermopyle kom lämnade den grekiska flottan i lönndom sina positioner.
Kutuzov, geri çekilme kararı verir.Janowski beslöt därför att dra sig tillbaka.
İngilizler geri çekilmeye başladı.Engelsmännen drog sig då tillbaka.
O zamandan beri buzullar geri çekilmektedir.Strandlinjen har sedan dess dragit sig tillbaka.
Ben, geri çekilme kararı aldım.Slutligen var man tvungen att dra sig tillbaka.
Fakat bir Waffen SS karşı taarruzuyla geri çekilmek zorunda kaldılar.Vissa särpräglade drag fanns dock hos Waffen SS i förhållande till krigsmakten.
Dış politika: Afganistan'daki Fransız askerlerinin 2012'nin sonunda geri çekilmesini destekliyor.Зовнішня політика: підтримує виведення французьких військ з Афганістану до кінця 2012 року.
İngilizler geri çekilmeye başladı.Британці почали відступати.
Rus kuvvetleri geri çekilmek zorunda kaldı.Російської армії довелося відступити.
Fakat bu geri çekilme bir paniğe dönüştü.Поступово відступ перетворився на панічну втечу.
İtalyan Ordusu kargaşa içinde geri çekilmeye başladı.Італійська армія опинилася на межі катастрофи.
General Douglos MacArthur komutasındaki ABD ve Filipin güçleri geri çekilmek zorunda kaldılar.Об'єднаними американськими та філіппінськими військами командував генерал Дуглас Макартур.
Derhal Donanma'nın geri çekilmesine karar verildi.Невдовзі був зарахований до Резерву флоту.
Geriye kalan orklar ve Gothmog geri çekilmek zorunda kaldılar.Після цього Кабуто з Орочімару змушені були відступити.
O aksam Haçlılar geri çekilmek zorunda kalmışlardır.Січові стрільці були змушені відступити.
Artık birlikler geri çekilmektedir.Підрозділи були змушені відступати.
Günün sonunda Alman komutanı Ludendorff geri çekilme emri verdi.Вночі капітан Радзишевський віддав наказ про відступ.
Bu nedenlerden Nisan ayında Mora'ya geri çekilmek zorunda kaldı.В результаті в квітні 2001 року Морі подав у відставку.
Halife geri çekilmek zorunda kaldı.Кільмяк був змушений відступити.
İmzalanan antlaşmayla İsrail’in geri çekilmesi sağlandı.За його врядування було підписано мирний договір з Ізраїлем.
Çartistler bozguna uğrayıp, geri çekilmek zorunda kaldı.Баварці потрапили в засідку і були змушені відступити.
O zamandan beri buzullar geri çekilmektedir.Відтоді їх рід припинився.
Serbest geri çekilme karşılığı mütarekeye zorlandı.Тому для підняття бойового духу потрібен був реванш.
Manastır Redif Tümeni geri çekilmeye başlar.Працею черниць монастир поступово відновлюється.
Ancak saldırıları başarısız olmuş ve geri çekilmek zorunda kalmışlardır.Prorazit však nedokázali a museli se stáhnout zpět.
1. Fallschirmjäger Tümenine geri çekilmelerini emretti.Rozkaz zněl dostat parašutisty živé.
Bu geri çekilme birliklerin dağılmasına yol açmıştır.Byl jsem to já, kdo rozhodl stáhnout naše vojska.
İngilizler geri çekilmeye başladı.Pak se Angličané stáhli.
Kral savaşmak ya da geri çekilmek arasında bir tercih yapmak durumunda kalır.Když mu dá král vybrat mezi popravou a vyhnanstvím.
Her iki kolordu da geri çekilmeye başladılar ama çok kısa sürede bu çekilme bir bozguna dönüştü.Oba dva na poslední chvíli zareagovali, ale už bylo příliš pozdě k odvrácení srážky.
Osmanlı sol kanadının tamamı geri çekilmek zorunda kalır.Levá stěna rámu je odnímatelná.
Japonya'nın geri çekilmesiyle sonuçlandı.Příčinou byla přetrvávající decentralizace Japonska.
Bu zaman R.J., Jason'a "teslim olmak yok, geri çekilmek yok" der.Toto ultimátum vyhrožovalo Japonsku, že pokud se nevzdá, „bude okamžitě a úplně zničeno“.
Bu durum karşısında İtalyan ordusu geri çekilmeye başlar.Po tomto zásahu se španělské síly daly na ústup.
Bu geri çekilme sırasında Aralık 1605'te Diyarbakır civarında öldü.A murit în cursul acestei retrageri, în decembrie 1605.
Birlik Ordusu'nun sol kanadı ezildi ve Bull Run'dan geri çekilmeye başladı.Flancul stâng al Uniunii a fost zdrobit și armata a fost împinsă înapoi pe Bull Run.
Geri çekilmeyen anlatıcı bir süre bekler, ardından elindeki fenerin üzerini açmaya karar verir.Dar naratorul nu se trage înapoi și, după un timp, decide să-și aprindă felinarul.
Bu geri çekilme birliklerin dağılmasına yol açmıştır.Acest lucru a dus la retragerea în dezordine a trupelor.
Almanlar zamanla geri çekilmeye başladılar.E adevărt că, între timp, germanii începuseră să se retragă.
Ardından, Alman orduları doğu cephesinden geri çekilmek zorunda kaldı.În consecință, armata germană a început să se retragă de pe Frontul de Est.
Japonya'nın geri çekilmesiyle sonuçlandı.Unificarea Japoniei este acum înfăptuită.
16 Şubatta Mahmut Kamil Erzurum şehrinden geri çekilmeye başlar.Pe 16 ianuarie, comandantul otoman al Erzurumului, Mahmud Kamil, a ordonat retragerea forțelor sale din oraș.
Fransızlar bölgeden geri çekilmek zorunda kaldı .Francezii au trebuit să se retragă din Spania.
Bu birlikler geri çekilmekte olan Belgalar'a yetişince onlara büyük zayiat verdirdiler.Pe când mergeau unde fuseseră trimiși, aceștia s-au curățat de lepră.
Diğer yandan kuşatılıp tümüyle imha edilmemek için geri çekilmek zorundaydılar.El a fost în cele din urmă obligat să se retragă pentru a evita să fie încercuit.
Alman kuvvetleri 12 Ocak'ta geri çekilmek zorunda kaldı.Armata belgiană a fost obligată să se retragă pe 26 mai.
Diğer bir taktik ise göstermelik bir geri çekilme ve kaçma üzerine kuruluydu.Singurul loc unde el a refuzat să-și facă un tatuaj a fost pe spate.
Esasen bir karış bile geri çekilmeye yanaşmayan Hitler, bu öneriyi geri çevirdi.Hitler și apropiații săi au refuzat chiar și să ia în discuție o astfel de posibilitate.
16 Aralık sabahı saat 09:45'te iki grup tekrar birleşti ve doğuya doğru geri çekilme başladı.December 16-án 09:45-kor a két csoport ismét egyesült és távozott keleti irányban.
Fakat bu geri çekilme bir paniğe dönüştü.Így visszavonulás közben pánik tört ki.
19 Ekim’de Osmanlıların geri çekilmeye zorlanması ile sınır çatışması sonlandı.A határkonfliktus október 19-ig tartott, mikor az oszmánok visszavonulásra kényszerültek.