Ana içeriğe geç
Sözlük

gerginlik ile cümle

gerginlik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Gerginlikler artıyordu.Tensions were increasing.
Tom ve Mary arasında çok gerginlik vardı.There was a lot of tension between Tom and Mary.
Kardeşler arasında çok gerginlik var.There's a lot of tension among the siblings.
İkimiz arasında büyüyen bir gerginlik hissettim.I felt the tension grow between us.
Tom, John ve Mary arasında bir gerginlik hissetti.Tom sensed a tension between John and Mary.
Tom gerginlik yarattı.Tom made a scene.
Ege'de yeni bir gerginlik sürecine girilecek.In the Aegean, there will be another round of tension.
Bu odada çok gerginlik var.There's a lot of tension in this room.
Havadaki gerginlik hissediliyordu.You could feel the tension in the air.
Sami ve Leyla'nın ilişki sorunları ofiste bir miktar gerginlik yaratmaya başladı.Sami and Layla's relationship problems started to create some tension at the office.
Sami ve Leyla arasındaki gerginlik yatışmaya başlıyor.Tensions are starting to simmer between Sami and Layla.
ABD ve Rusya arasındaki gerginlikler yükselişte.Tensions between the USA and Russia are on the rise.
ABD ve Rusya arasındaki gerginlikler büyüyor.Tensions between the US and Russia are growing.
Cezayir ve Fas arasında gerginlik artıyor.Tension is running high between Algeria and Morocco.
Tom, Mary'nin ilk sevişme öncesi gerginlik ve triplerini aşarken epey zorlandı.Tom had a hard time overcoming Mary's last minute resistance.
Bir yıl sonra, toplumdaki gerginlikler azalmıştır.A year later, tensions in the community have lessened.
Bu olay ailede daha büyük gerginliklere yol açtı ve Beyoncé'nin ebeveynleri ayrıldı.This put further strain on the family, and Beyoncé's parents separated.
Bu durum, onunla Joshua arasında gerginlik yaratır.This creates tension between her and Joshua.
Lorentz 1895 yılında bu gerginliklerin, onun sabit ether kuramında da ortaya çıktığını fark etti.Lorentz recognized in 1895 that those tensions also arise in his theory of the stationary aether.
Gerginlik, NATO ve ABD'nin arabuluculuk çabaları ile giderildi.The tension calmed down later with mediation efforts of NATO and the United States.
Toplumsal gerginlik arttı ve anayasa çatışma potansiyelini en aza indirmek için değiştirilmiştir.Intercommunal tensions rose and the constitution was amended to minimise the potential for conflict.
Bu tur sırasında müzisyenler ve grup yönetimi arasında gerginlik oluştu.During the tour, tension among the musicians and the band's management arose.
Askerlerin ödemesi çok az olmasına rağmen, büyük ordular Bizans üzerinde önemli bir gerginlikti.Even though the soldiers' pay was minimal, large armies were a considerable strain on Byzantium.
1960’ların sonunda, Filistinliler ve Ürdün hükümeti arasında gerginlik arttı.In the late 1960s, tensions between Palestinians and the Jordanian government increased greatly.
Mağrip'teki Yahudiler, artan gerginlik sebebiyle bölgeden ayrılmak zorunda kaldılar.Jews in the Maghreb were compelled to leave due to these increased tensions.
Moğollar ile Jin hanedanı arasındaki gerginlikler tırmanmaya başladı.Tensions between the Mongols and Jin dynasty started to escalate.
Bununla beraber grup içi gerginliklerin artması sonucu 1996 yılında Jawbreaker dağıldı.Internal tensions led to Jawbreaker's dissolution in 1996.
Güreşçiler arasındaki gerginlik spikerlerede sıçradı.Tension grew between the rival groups.
Bunun üzerinde ikisi arasında önce gerginlik oldu ama ardından ikisi kucaklaştı.He enters into combat with the two of them, but is ultimately defeated.
Ancak ülkede gerginlik artmaya başladı.However, tension within the band was beginning to appear.
Ama aynı zamanda nikotinin kendisi de gerginlik yaratmaktadır.Nicotine itself can also irritate the mucosa.
Gerginlik tırmanmış ve çatışmalar şiddetlenmiştir.Union infantry approached and the fighting escalated.
Hamas lideri Halid Maşal’ın resmi Ankara ziyaretinden sonra, aradaki gerginlik yatışmaya başladı .After Hamas leader Khaled Mashal paid an official visit to Turkey, relations began to cool off.
Aralarındaki gerginlik artık sona ermiştir.This did not end the lingering tensions between them.
28 Kasım - Kıbrıs'ta gerginlik yeniden arttı.On May 29, tensions worsened again.
"Hayali adet öncesi gerginlikleri de olur mu?""Do they get phantom PMS?"
Gerginlik zamanlarında, geleceğinizin ortak olduğunu unutmak kolaydır.In times of tension, it's easy to forget that your future is shared.
Ben Maharaji'nin çevresinde hiç gerginlik hissetmedim; o tamamen huzurluydu.I never felt any tension around Maharaji, he was completely at ease.
Yani bu işin içinde her zaman bir gerginlik vardı.So there was always going to be a tension within that.
Özellikle, dikey eksene bakarsanız bu gerginlik.Specifically, if you look on the vertical axis, that's stress.
Çok fazla niyet gerginlik yaratır.Too much intention creates tension.
Bu durum, çok çeşitli gerginliklere, çok çeşitli rahatsız edici dinamiklere sebep oluyor.This is producing all sorts of tensions, all sorts of dynamics that are deeply disturbing.
Gerginlikten mi?From stress?
Gerçek sorun her seviyede gerginlik yaratan eski düşünme şeklidir.The true problem is our old way of thinking, creating tension on every level.
Yaptı ve yine karında sağ alt bölümde gerginlik hissettiği zaman cerrahları aradı.And he did and when he noticed some tenderness in the right lower quadrant, called the surgeons.
Anlayamadığımız şey bu gerginlik altında dağların nasıl bulunduğuydu.We couldn't understand why you had a mountain under tension.
Yani, bir kırılganlık ve gerginlik atmosferi elde etmiş oldunuz.So what you have is an atmosphere of vulnerability and tension.
Sınırlı kaynaklar için rekabet nedeniyle çatışmalar ya da göç nedeniyle gerginlikler olacak mı?Will there be tensions over immigration, or conflicts over competition for limited resources?
Sizin hayatınızda gerginlikle ilgili olan şeylere bakmaya başlarsınız.You begin to look at things having to do with your tensions.
Bu sahte grubun adı İran'da Sünni ve Şii Müslümanlar arasında uzun süredir gerginlik yaratmıştır.The name of this false group draws on long-standing tensions between Sunni and Shia Muslims in Iran.
Kuzey Kosova'da çıkan olayda bir Sırp öldürüldü, sınırdaki gerginlik devam ediyorSerb killed in northern Kosovo incident, tensions at borders remain
Siyasi ve etnik gerginlikler, Sırp din ve kültür varlıklarına tehdit oluşturmaya devam ediyor.Political and ethnic tensions still pose a threat to Serb cultural and religious sites.
Demokratlarla Liberaller arasında devam eden gerginlikler hükümetin işleyişini de zorlaştırdı.Ongoing tensions between the Democrats and Liberals have made the government difficult to run.
Ancak yetkili, bazı gerginlik kaynaklarının üstesinden gelinmesi gerektiğini de belirtti.However, he said, some sources of tension still must be overcome.
Bunu izleyen üç yıl içinde eyalette gerginlik tırmandı.Tension continued to build in the province over the next three years.
Buçi, "Endişe ve gerginlik vardı."There was anxiety and tension.
Yeni hükümet, toplumsal gerginlikler ve halkın yüksek beklentileriyle iktidara geldiThe new government comes to power amid social tensions and high expectations from the population
SETimes: Kuzey Kosova'da yaşanan gerginlik, Belgrad ile olan ilişkileri ne yönde etkileyecek?SETimes: What impact will the unrest in northern Kosovo have on relations with Belgrade?
Suriye güçleri Türkiye sınırına yaklaşırken gerginlik tırmanıyorTensions rise as Syrian forces near Turkish border
O zamandan bu yana ortam sakinleşmesine rağmen gerginlik devam ediyor.Since then, the situation has calmed but remains tense.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
gerginlik ile cümle - gerginlik kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App