İşte stüdyomuzdaki ruh hali hep böyle, acayip gergin.[דיאנה] כך זה מרגיש בסטודיו שלי כל הזמן. מאוד לחוץ.
İşte tam o an yeniden gergin ellerimi düşünmeye başladım. "Titremeyi kabullen."A tehdy jsem vzpomínal na své rozklepané ruce. Přijmi třes.
İşte tam o an yeniden gergin ellerimi düşünmeye başladım. "Titremeyi kabullen."Atunci mi-am amintit de mâinile mele tramurânde. "Acceptă-ți tremuratul."
İşte tam o an yeniden gergin ellerimi düşünmeye başladım. "Titremeyi kabullen."C'est alors que j'ai repensé à mes mains tremblotantes. Assume ta tremblote.
İşte tam o an yeniden gergin ellerimi düşünmeye başladım. "Titremeyi kabullen."Dann dachte ich an meine zitternden Hände: die Einschränkung akzeptieren.
İşte tam o an yeniden gergin ellerimi düşünmeye başladım. "Titremeyi kabullen."E allora ripensai alle mie mani agitate. Accetta il tremore.
İşte tam o an yeniden gergin ellerimi düşünmeye başladım. "Titremeyi kabullen."En toen dacht ik terug aan mijn trillende handen. Omarm het getril.
İşte tam o an yeniden gergin ellerimi düşünmeye başladım. "Titremeyi kabullen."Felrémlett a remegő kezem története. Használd a remegést!
İşte tam o an yeniden gergin ellerimi düşünmeye başladım. "Titremeyi kabullen."Foi quando eu voltei a pensar nas minhas mãos trémulas. Aceitar o tremor.
İşte tam o an yeniden gergin ellerimi düşünmeye başladım. "Titremeyi kabullen."그리고 그때 다시 떨리는 손에 대해서 생각하게 되었습니다. 떨리는 손을 받아들이라.
İşte tam o an yeniden gergin ellerimi düşünmeye başladım. "Titremeyi kabullen."Og det var da, at jeg tænkte tilbage på mine rystende hænder. Tag rystelsen til dig.
İşte tam o an yeniden gergin ellerimi düşünmeye başladım. "Titremeyi kabullen."Và đó là khi tôi nghĩ đến đôi bàn tay kinh hoàng, Chiều theo bàn tay run.
İşte tam o an yeniden gergin ellerimi düşünmeye başladım. "Titremeyi kabullen."Y fue entonces que me acordé de mis manos temblorosas. Acoger el temblor.
İşte tam o an yeniden gergin ellerimi düşünmeye başladım. "Titremeyi kabullen."Znowu zacząłem myśleć o roztrzęsionych rękach. Zaakceptuj drżenie.
İşte tam o an yeniden gergin ellerimi düşünmeye başladım. "Titremeyi kabullen."Και τότε ήταν που ξαναθυμήθηκα τα νευρικά μου χέρια. "Αποδέξου το τρέμουλο."
İşte tam o an yeniden gergin ellerimi düşünmeye başladım. "Titremeyi kabullen."И тогда, я снова вспомнил совет врача. "Смирись с тем, что твои руки дрожат".
İşte tam o an yeniden gergin ellerimi düşünmeye başladım. "Titremeyi kabullen."И точно тогава си спомних отново за своите нервни ръце. Прегърни тремора.
İşte tam o an yeniden gergin ellerimi düşünmeye başladım. "Titremeyi kabullen."І саме тоді я згадав про свої тремтячі руки. Скористатися тремтінням.
İşte tam o an yeniden gergin ellerimi düşünmeye başladım. "Titremeyi kabullen."ואז נזכרתי בידיים חסרות המנוחה שלי. אמץ את הרעד.
İşte tam o an yeniden gergin ellerimi düşünmeye başladım. "Titremeyi kabullen."و حينها عدت بالتفكير إلى يدي المرتجفة اعتنق الهزّة.
İşte tam o an yeniden gergin ellerimi düşünmeye başladım. "Titremeyi kabullen."震えを受け入れよう 創造性を取り戻したいなら
Kafasına taktığı için böyle oluyor. Çok gergin bu aralar.Het zit allemaal in zijn hoofd, al die spanning.
Kafasına taktığı için böyle oluyor. Çok gergin bu aralar.إنه متوتر جداً
---(Kahkahalar)--- Hemşire gergin bir şekilde güldü ve kafamı çevirip herkesi görmeye çalıştım.-- (Gelach) -- de verpleegster krijgt een hysterische lachbui.
Meryem'in oğlunun sağ kolunu kavraması, oradaki cildin gerginleştiğini görüyoruz. .Як на мене, найпрекрасніше в цій скульптурі, це те, як вона тримає
Müzakereler çetin, sinirler gergin, ilerleme yavaş, sonra ikiye on kala başbakanlardan biri bağırıyor,협상은 어려웠고, 긴장 상태는 높았으며, 진전은 더디었고, 2시 10분전에, 한 총리가 소리를 질렀죠,
Müzakereler çetin, sinirler gergin, ilerleme yavaş, sonra ikiye on kala başbakanlardan biri bağırıyor,Negocjacje są trudne, napięcie wysokie, a postępy powolne, a o 13:50 jakiś premier krzyczy:
Müzakereler çetin, sinirler gergin, ilerleme yavaş, sonra ikiye on kala başbakanlardan biri bağırıyor,Vyjednávania sú náročné, napätie rastie, pokrok je pomalý a potom, 10 minút pred 14.00, premiér skríkne,
Müzakereler çetin, sinirler gergin, ilerleme yavaş, sonra ikiye on kala başbakanlardan biri bağırıyor,המשא ומתן הוא קשה, המתח בשיאו, ההתקדמות איטית, ואז, 10 דקות לפני השעה 2, ראש ממשלה קורא בקול,
Müzakereler çetin, sinirler gergin, ilerleme yavaş, sonra ikiye on kala başbakanlardan biri bağırıyor,مع صعوبة المفاوضات و الشد المتصاعد و مع التقدم البطئ ، بعدها بعدة دقائق يصرخ رئيس للوزراء:
Müzakereler çetin, sinirler gergin, ilerleme yavaş, sonra ikiye on kala başbakanlardan biri bağırıyor,そして あと10分で2時 という時になって ある首相が声をあげます 「あと10分で結論をださなければ」
Nasıldım? Ne söyleyeceğimi bilmediğim için çok gergindim.Πως ήμουν; Ήμουν τόσο αγχωμένη που δεν ήξερα τι έλεγα.
Nasıldım? Ne söyleyeceğimi bilmediğim için çok gergindim.كيف كنت؟ لقد كنت متوثرة
- Ne olabilir ki? Bilirsin, akşamdan kalmayım. Biraz gerginim.Aku mengaku salah.
- Ne olabilir ki? Bilirsin, akşamdan kalmayım. Biraz gerginim.- Ho sbagliato, sono un coglione.
- Ne olabilir ki? Bilirsin, akşamdan kalmayım. Biraz gerginim.حسناً أنت تعرف لقد أخطأت
Ne soracaklar? Öyle gerginim ki!Τι θα ρωτήσουν; Είμαι τόσο νευρική.
Ne soracaklar? Öyle gerginim ki!ماذا سيسألون؟ انا متوتره جداً
Ne soracaklar? Öyle gerginim ki!緊張する事ないわ
Ne söyleyeceğimi bilmediğim için çok gergindim.Annyira remegtem, hogy azt sem tudom, mit mondtam.
Ne söyleyeceğimi bilmediğim için çok gergindim.Je tremblais tellement que je n'arrivais pas à réfléchir à ce que je disais.
Niyetten boş olduğun zaman her şey seninle olmak ister. Çok fazla niyet gerginlik yaratır.Todo quiere estar contigo, cuando estás vacía de intención; demasiada intención crea tensión (risas)
Niyetten boş olduğun zaman her şey seninle olmak ister. Çok fazla niyet gerginlik yaratır.わかりますか?。必要性、あらゆる必要性なく空っぽであれば、
O gercek anlamda gergindi, cunku babasi, bilirsiniz, Ingilterenin Krali oldugu icin kafasi kesilmisti찰스 2세는 아버지가 왕위시절 참수되었기 때문에 굉장히 불안에 떨었습니다.
O gercek anlamda gergindi, cunku babasi, bilirsiniz, Ingilterenin Krali oldugu icin kafasi kesilmistiBył nerwowy, bo jego ojca ścięto właśnie za to, że był królem Anglii.
O gercek anlamda gergindi, cunku babasi, bilirsiniz, Ingilterenin Krali oldugu icin kafasi kesilmistiEl era foarte neliniștit, deoarece tatălui său i-a fost știți, tăiat capul că era Împăratul Angliei.
O gercek anlamda gergindi, cunku babasi, bilirsiniz, Ingilterenin Krali oldugu icin kafasi kesilmistiEr war furchtbar nervös, weil sein Vater, naja, eben als König von England geköpft worden war.
O gercek anlamda gergindi, cunku babasi, bilirsiniz, Ingilterenin Krali oldugu icin kafasi kesilmistiEstaba realmente nervioso, porque su papá había sido, ustedes saben, decapitado por ser el Rey de Inglaterra
O gercek anlamda gergindi, cunku babasi, bilirsiniz, Ingilterenin Krali oldugu icin kafasi kesilmistiHij was nogal zenuwachtig, want zijn vader was onthoofd omdat hij koning van Engeland was.
O gercek anlamda gergindi, cunku babasi, bilirsiniz, Ingilterenin Krali oldugu icin kafasi kesilmistiБил наистина нервен, защото баща му бил, разбирате ли, обезглавен за това, че е крал на Англия.
O gercek anlamda gergindi, cunku babasi, bilirsiniz, Ingilterenin Krali oldugu icin kafasi kesilmistiУ него было сложное положение, ведь его отец был обезглавлен за то, что он был королём Англии.
O gercek anlamda gergindi, cunku babasi, bilirsiniz, Ingilterenin Krali oldugu icin kafasi kesilmistiהוא נורא התעצבן, כי אבא שלו, ערפו את ראשו בגלל היותו מלך אנגליה
O gercek anlamda gergindi, cunku babasi, bilirsiniz, Ingilterenin Krali oldugu icin kafasi kesilmistiو كان في غاية التوتر، لأن والده تم، تعرفون، قطع رأسه لكونه ملك انجلترا
O gercek anlamda gergindi, cunku babasi, bilirsiniz, Ingilterenin Krali oldugu icin kafasi kesilmisti英国君主であったという理由で 父親が首を切られてますし 彼はパブとかで交わされる
O gün sahnedeyken çok gergindim.An jenem Tag auf der Bühne, war ich so nervös.
O gün sahnedeyken çok gergindim.Aznap a színpadon, nagyon feszült voltam.
O gün sahnedeyken çok gergindim.Ce jour-là sur scène, j"étais si nerveux.
O gün sahnedeyken çok gergindim.Die dag op het podium was ik ongelofelijk nerveus.
O gün sahnedeyken çok gergindim.Di panggung hari itu, saya sungguh gugup.
O gün sahnedeyken çok gergindim.Em palco, nesse dia, eu estava muito nervoso.