Ana içeriğe geç
Sözlük

gergi ile cümle

gergi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Dizginler ne gevşek ne de gergin olmalıdır.Roztoky nie sú ani kyslé ani zásadité.
Bu dönemde Almanya ile Polonya arasındaki askerî ve siyasi gerginlik giderek artmaktaydı.Agresívnou politikou územných požiadaviek eskaloval napätie medzi Nemeckom a Poľskom.
Ayrıca mitingde gruplar arasında bazı gerginliklerde yaşandı.V niektorých družstvách existovali aj záhumienky.
Artan gerginlikler Sovyetler Birliği ile Çin arasında nükleer savaş olasılığını ortaya çıkarmıştır.Následne sa konflikt v Kambodži stal príkladom zástupnej vojny medzi Čínou a Sovietskym zväzom.
Bundan dolayı Osmanlı-Karadağ ilişkileri çok gergindi.Odnosi med njimi in osmanskimi gospodarji so bili zato precej napeti.
Kanallar 50 km boyunca gergin bir şekilde dağlardan geçmekteydi.Kanali so se raztezali nad 50 km v gore.
Bu arada İstanbul'daki durum da son derece gergindir.Razmere v Burmi so še danes napete.
1862 yılında politik durumların gerginliği sebebiyle askıya alınmıştır.Oba sta bila zaradi političnih razlogov ukinjena leta 1958, po zamenjavi politične oblasti.
Bu gerginlik dönemine Soğuk Savaş adı verilmektedir.Šis Šaltojo karo periodas vadinamas santykių atšilimu.
Ama sonra aralarındaki gerginlik düzelir.Nepaisant to, įtampa tarp jų augo.
Soğuk Savaş´in gerginliği bu olayla daha da arttı.Incidentas, įvykęs šaltojo karo metu, dar labiau paaštrino šalių santykius.
Bu olay ailede daha büyük gerginliklere yol açtı ve Beyoncé'nin ebeveynleri ayrıldı.Toks Methew ėjimas suskaldė Knowles šeimą, ir dėl įtampos Beyonce tėvai išsiskyrė.
Kuomintang ile komünistler arasındaki gerginlikler sonucu Çin İç Savaşı patlak verdi.Kilęs konfliktas tarp Guomindang vyriausybės ir Kinijos komunistų partijos peraugo į pilietinį karą.
Bir yıl sonra, toplumdaki gerginlikler azalmıştır.Tarybiniu laikotarpiu mažėjo gyventojų sentikių tarpe.
Hemen hemen 2 m kanat gerginliğine sahiptirler.Jie turėjo po du 4,27 m skersmens smagračius.
1862 yılında politik durumların gerginliği sebebiyle askıya alınmıştır.1852 m. iš valstybės tarnybos atleistas dėl politinių motyvų.
Çok gerginsin.Tu per daug įsitempęs.
Aralık 1978'de Arjantin ile Şili arasında neredeyse savaşa yol açacak bir gerginlik oluştu.Aastal 1978 oleks see peaaegu viinud relvastatud konfliktini Tšiili ja Argentina vahel.
Persler ve Yunanlar arasındaki gerginliklerden de söz etmiştir.Probleemid on ilmnenud ka Jõgõperä elanike ja puuraiujate vahel.
20 Aralık akşamı dönüşüyle, durum daha da gerginleşmişti.Kui 22. detsembril 1918 langes Tartu, muutusid Viljandis meeleolud ärevateks.
Hava gerginleşir ve birbirlerine girerler.Tunded pääsevad valla ja nad langevad üksteise embusesse.
Salma mutlaka iple, mümkünse gergin bir lastikle bağlanmalıdır.Et saelint on kitsas, saab lintsaega saagida ka mööda kõverat kontuuri.
Nitekim kısa süre sonra sultan ve ümera arasında gerginlikler ve rahatsızlıklar artmıştır.Ultimaatum kasvatas veelgi pingeid ja kartusi tolleaegses Euroopas.
İki takımın taraftarları arasında gerginlik bulunmaktadır.Mootor paikneb kahe meeskonnaruumi vahel.
İki ülke arasındaki gerginlik Napolyon Savaşları döneminde yükseldi.See lõpetas osapooltevahelise vaenutegevuse Napoleoni sõdade raames.
Filmdeki gergin olaylar Karabağ'da geçer.Matšid peeti kino Ars laval.
Açtı, yılgındı son derece gergindi yaşadığı toplumun haline çocuğunun haline bakıca öfkeleniyordu.그녀는 그녀가 사는 사회와 그녀의 자식들이 사는 환경에 대해 화를내고, 좌절감을 느끼고,
Açtı, yılgındı son derece gergindi yaşadığı toplumun haline çocuğunun haline bakıca öfkeleniyordu.כועסת, מיואשת, ממש מתוסכלת על המצב של החברה שלה
Açtı, yılgındı son derece gergindi yaşadığı toplumun haline çocuğunun haline bakıca öfkeleniyordu.غاضبة ومحبطة ومنزعجة للغاية من الوضع في مجتمعها
Açtı, yılgındı son derece gergindi yaşadığı toplumun haline çocuğunun haline bakıca öfkeleniyordu.また我が子が置かれた状態に対して 怒りに燃え 不満を持ち 憤慨したこの若い女性は
Ama beş hafta önceki kadar gergin değilim.하지만 5주 전만큼은 아니죠.
Ama beş hafta önceki kadar gergin değilim.5週間前、私は人工股関節全置換術を受けました
Ama beş hafta önceki kadar gergin değilim.Aber ich bin nicht so nervös wie vor fünf Wochen.
Ama beş hafta önceki kadar gergin değilim.Ale nejsem tak nervózní, jak jsem byla před pěti týdny.
Ama beş hafta önceki kadar gergin değilim.Ale nie taká nervózna, ako som bola pred piatimi týždňami.
Ama beş hafta önceki kadar gergin değilim. Beş hafta önce kalça protezi ameliyatı geçirdimDe nem annyira mint 5 hete voltam 5 hete volt egy teljes csípőcsere műtétem
Ama beş hafta önceki kadar gergin değilim.Dar nu sunt la fel de emoţionată cum eram acum cinci săptămâni.
Ama beş hafta önceki kadar gergin değilim.Heureusement, je ne suis pas aussi nerveuse qu'il y a 5 semaines.
Ama beş hafta önceki kadar gergin değilim.Jednak nie jestem tak zdenerwowana, jak pięć tygodni temu.
Ama beş hafta önceki kadar gergin değilim.Maar ik ben niet zo zenuwachtig als ik vijf weken geleden was.
Ama beş hafta önceki kadar gergin değilim.Ma non quanto cinque settimane fa, quando mi hanno sostituito l'anca.
Ama beş hafta önceki kadar gergin değilim.Men jag är inte lika nervös som för fem veckor sedan.
Ama beş hafta önceki kadar gergin değilim.Men jeg er ikke så nervøs som jeg var for fem uger siden
Ama beş hafta önceki kadar gergin değilim.Nhưng tôi vẫn chưa lo lắng bằng 5 tuần trước.
Ama beş hafta önceki kadar gergin değilim.Pero no estoy tan nerviosa como hasta hace 5 semanas.
Ama beş hafta önceki kadar gergin değilim.Tapi saya tidak segugup lima minggu yang lalu.
Ama beş hafta önceki kadar gergin değilim.Voltem a pôr os três minutos, assim não é justo. AH:
Ama beş hafta önceki kadar gergin değilim.Αλλά όχι τόσο, όσο ήμουν πριν από πέντε εβδομάδες.
Ama beş hafta önceki kadar gergin değilim.Але вже не так сильно, як п'ять тижнів тому
Ama beş hafta önceki kadar gergin değilim.Но не съм толкова нервна, колкото бях преди пет седмици.
Ama beş hafta önceki kadar gergin değilim.Но уже не так сильно, как пять недель назад.
Ama beş hafta önceki kadar gergin değilim.אבל לא מתרגשת כמו שהייתי לפני חמישה שבועות.
Ama beş hafta önceki kadar gergin değilim.ولكنني لست متوترة مثلما كنت منذ خمسة أسابيع
Ama bunun altında, bu kocaman okyanusta Nemo'yu bulabilecek miyiz gerginliği vardı.Ale pod tím se zároveň skrývalo to celkové napětí, jestli někdy najdeme Nema v tomhle velkém, širém oceánu?
Ama bunun altında, bu kocaman okyanusta Nemo'yu bulabilecek miyiz gerginliği vardı.Ale pod tým bolo toto celkové napätie: či nájde niekedy Nema v tomto obrovskom, šírom oceáne?
Ama bunun altında, bu kocaman okyanusta Nemo'yu bulabilecek miyiz gerginliği vardı.Dar dedesubtul acesteia exista un suspans global legat de găsirea lui Nemo în acest uriaş şi vast ocean.
Ama bunun altında, bu kocaman okyanusta Nemo'yu bulabilecek miyiz gerginliği vardı.De ezalatt volt egy globális feszültség, hogy sosem találjuk meg Némót ebben a tágas, határtalan óceánban.
Ama bunun altında, bu kocaman okyanusta Nemo'yu bulabilecek miyiz gerginliği vardı.하지만 그 이면에는 이 거대하고 방대한 바다에서, 니모를 언젠가는 찾을것인가라는 전체적인 긴장감이 있었습니다
Ama bunun altında, bu kocaman okyanusta Nemo'yu bulabilecek miyiz gerginliği vardı.Ma alla base c'è la tensione generale: riusciremo mai a trovare Nemo in questo vasto, immenso oceano?
Ama bunun altında, bu kocaman okyanusta Nemo'yu bulabilecek miyiz gerginliği vardı.Mas sob isto estava a tensão global: viremos alguma vez a encontrar o Nemo neste enorme, vasto oceano?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod